21 Şubat 2010 Pazar

Türkçe Olimpiyatları'na Yarışmacı Aranıyor!


Kabil - AA

26 Mayıs - 10 Haziran 2010 tarihleri arasında yapılacak Türkçe Olimpiyatlarının en elzem iki yarışmacısıının eksik olduğu, bunun için tüm Türkî Cumhuriyetler'in bu iki cevheri bulmak için canla başla çalışması gerektiği Olimpiyat Komitesi tarafından yapılan basın toplantısında belirtildi.

Toplantıda Bülent Arınç da şu açıklamayı yaptı: "Arkadaşlar biliyorsunuz her sene bir tane, Bir Başkadır Benim Memleketim şarkısını söyleyecek, bir de Anne şiiriyle bizi ağlamalı fotoğraf çektirtecek slotlarımız var. Bunlar olmayınca Dışişleri Bakanlığı malesef bu Olimpiyatları düzenlememize izin vermiyor. Hiç mi yok aranızda bir Firuz, bir Abdoulwahab çocuklar? Bakıyorum şimdilerde siz de popülere abandınız Kayahan falan, tamam onları da söyleyin ama Memleketim söylenecek bu yarışmada arkadaşım.

Bu arada olimpiyat dedim de, olimpiyatlarımız en sık düzenlenen olimpiyat seçildi, zira biliyorsunuz 4 yılda bir yapılıyor diğerleri, hesaplarımıza göre nicelik olarak çok yakın zamanda yetişeceğiz diğerlerine.

Ayrıca, Anne şiirini söyleyecek genç arkadaşımız mutlaka kız olmalı ve ağlamalı. Malesef bu konuda çok sıkı kurallar konmuş durumda bizim elimizden bir şey gelmiyor. Bir de benim Moğolistan ve Kazakistan'dan gelen arkadaşlardan bir isteğim olacak, lütfen şapka getirmesinler. Elimde yeterince var. Üzülerek söylüyorum ama bu sene de şapka verirlerse artık Eminönü'nde turistlere otantik eşya satan dükkanlara vermek zorunda kalacağım." diye sözlerini sonlandırdı.


P.S: İskender Pala geçenlerde "Sağdan neden aydın çıkmıyor yhaaa:((((" diye isyan ediyordu. İşte bu yüzden çıkmıyor amınakoyıyım. Öyle dandik ki Türkçe Olimpiyatları denilen olay, bütün bir kültür kongre salonunu Zambak Ünite Dergileri gibi tasarlayınca kültüre +rep getireceği mi sanılıyor, yoksa benim çözemeyeceğim çok derin siyasi mesajlar mı veriliyor anlamıyorum. Bu durum var ya ne biliyor musunuz; çocuğuna karşı olan sorumluluğunu üç beş Beyzbol maçına giderek kanıtlamaya çalışan Amerikan Ebeveyni gerizekalılığının, farklı bir düzlemde olanı.

P.S2: Hasan Pulur yazısına dönüyormuş az kalsın, son cümleden sonra iyi ki devam etmemişim. Alın bunlar da duygusal anlar

P.S3: Az önce fotoğrafına baktım, Simon de Beauvoir'la kavgaya girsek, çok kötü dövermiş beni. Ama böyle dişlerimi döker yani, hani American History X'deki kafayı asfalta gömme sahnesini bana uygular biliyorum. Bu yüzden kendisine bir adet akrostiş şiir yazdım. Posta'ya göndermeyi de düşünüyorum.

Senin adını duyduğumda telaffuz edemedim
İnan bana bebeğim!
Malesef sonradan öğrendim ki onun kadınıymışsın
Onun kadını da değilmişsin aslında, orada biraz feminist gibi bi durum da var
Nasıl, ne oldu bilmiyorum tam olarak
Elime geçen resimlerini lcd ekrandan kokladım

Doğrudan söylemek isterdim sana
En güzel yeri isminin, şu an bir dantel gibi işlediğim kısmı

Biliyorum şimdi başlasam, senin okuduğun kitap sayısına
En erken 55 yaşımda ulaşabilirim
Ama, sence de aşk sadece okumak mı iki gözüm!
Unutma ki kavgada alabileceğini bildiğim
Ve tipinde hafiften bir femme fatale'lik olduğu için yazıyorum bunları
O yüzden tanışsak eminim senin da bana gönlün olurdu
İnanmıyorum öldüğüne yoo yoo(bilirim Blue Jean şarkı sözü çevirilerini sevmezsin)
Rahat et şimdi o şaşıyla beraber kaltak!

3 yorum:

Adsız dedi ki...

Yazılarınızı her okuduğumda kendimi yazara yakalanmış hissediyorum. Büyük bir beğeniyle bloğunuzu takip ediyorum. Kimliğinizi merak ediyorum, verdiğiniz linkteki kimliğiniz siz misiniz? Başarılar dilerim...

es_RA dedi ki...

bu yorumu kendin yazdın değil mi monteyn:D

monteyn dedi ki...

Yaaa di mi? İlk okuduğumda bana da, kendim yazmışım gibi geldi. Ama değil, çünkü sarhoşken yazsam da hatırlardım bi şekilde. Zaten ondan sonra da google hesabı isteme kararı aldım. Buradan Adsız isimli arkadaşa da sesleniyorum:" Resmen, pek saygıdeğer okurlarımın önünde beni töhmet altında bırakıyorsun. Gel şu yorumunu sahiplen. Analar üzülmesin!"

Yorum Gönder

 
Copyright © 2010 MONTEYN