31 Mart 2010 Çarşamba

Ter Kokusunu Deodorantla Kapatmaya Çalışan Üzerine

Onlar aramızda yaşıyorlar. Bilimi ve koca bir deodorant endüstrisini kendi şark kurnazlıklarına alet edebileceklerini düşünüyrolar ve, Rexona amblemi şeklinde sıktığı kısım 15 km de koşsa terlemeyecek sanıyorlar! Hayır insandır terler, çok normal. Fakat terledikten sonra deodorant sıkan insan varsa aranızda ben direkt nasıl koktuğunu söyleyeyim. Eğer erkekse ve ağaçlı, ormanlı ,dağlı koku kullanıyorsa, kocaman bir korunun istisnasız tüm ağaçlarına 20.000 kişilik orta nüfuslu kasabanın sıçması gibi kokuyor. Kadınsa karamelli çiçekli bir şey kullanıyorsa da sirkeden hallice kokmuyor zaten.

Zaten, bunu yapan insanlar genelde üstlerine kazak giymeyi tercih ederek kokuyu blokaj çabalarına da giriyorlar. Yapmasınlar yalvarıyorum. Tek bir mantıklı sebebini bulabiliyorum bunun. Nasıl, erkek tavuskuşunun renkli kanatları, hatun tavuskuşlarına bir çiftleşme çağrısı olması gibi terde bulunan feromonlar da birer çiftleşme çağrısı. Tabii insan iğrenç bir yaratık olduğu için terle falan yapabilecek düzeyde bunu, daha götünden renkli tüy çıkartanı görmedim zaten. Aslında, şimdilerde pek izlemiyorum ama eskiden Brainiac'da bunun üzerine bir deney yapılmıştı. 3 tane abiye ayrı ayrı deodorant ve feromon sürülüyor, üçüncüye ter sürülmüyor zaten onu bıraktılar kendince terledi. Neyse sonra hanım ablalara teker teker hangisinin daha etkileyici olduğu sorulmuştu. Onlar da her aklı başında insan gibi deodorantı tercih etmişler, üstüne üstlük feromonu zaten terden ayıramamışlardı. Ha, bilinçaltına belki etki eden bir durum olabilir ama onu da sallayın zaten. Çünkü zamanında Lyceé de Bordeaux'da okuduğum zamanlarda 6 kişilik erkekli yatakhane odalarında bulunmuşluğum oldu. Bir kız arkadaşımız kapıyı biz uyurken açmaış ve yüzüne çarpan sıcak hava dalgası vesilesiyle 2 yıl boyunca uyuyan insan erkeği kapısı açılmaması gerektiğine dair misyonerlik faaliyetlerinde bulundmuş ve el ilanları dağıtmıştı. Gerçekten böyle kötü bir deneyimi anlatmak istemezdim ,ay şekerim biz çok çılgındık nasıl da pistik bilemezsin 3 ay aynı donu giyen vardı ya hu! demiyorum. Burada bir insanlık dramından bahsediyorum. Sonuç olarak o kadar feromon şoku yedikten sonra insan zaten hayattan tiksinir.

Neyse, bunu yapan arkadaş hem feromon hem de deodorant kullanarak ikili bir komboya girişiyor galiba. Ama muhteşem bir başarısızlık adeta internet alemlerinde epic fail denilen bir durumla karşılaşılıyor bu gavat yüzünden. Çevrenizde bunu yapan dostlarınız varsa uyarmaktan çekinmeyin lütfen, dünyanın daha güzel bir yere dönüşmesi için siz de elinizden geleni yapın.

Ha bir de dün Casablanca'yı izledim. Normalde film-noir ve Humphrey Bogart'lı film izlememe kararı almıştım; gerek Humphrey Bogart'ın bana kalırsa çok abartılan balta gibi oyunculuğu, gerekse film-noir'ların iç bayıcı ama çok abartılmış, beğenilmiş senaryoları sebebiyle. Ama geçen senenin Ekim Ayı'nın 13'ü civarında başlamıştım Casablanca'ya 15'inci dakikada sıkılıp bırakmıştım. Dün tamamını baştan sona izlemek durumunda kaldım. Sanırım overrated kelimesi müzik aleminde U2 için neyse, film alemi için de Casablanca odur. En az 40 yıl önce yaşamış olsaydım bir ihtimal beğenebilirdim. Ama birçok listede hep ön sıralarda olması, "Oğlum dinle buraya!" diye bağırırken boynunda damarları çıkan okul müdürü kadar sinirlenmeme sebep oluyor. Ya hu, Bisiklet Hırsızları, Kazo'yu sulu götürür susuz getirir, keza Citizen Kane, yahu yine bu Humphrey'nin oynadığı Maltese Falcon bile, Casablanca'dan kat kat üstün yahu. Umarım aranızda bu filmin neden bu kadar beğenildiğine dair bana mail atacak bir insan evladı vardır. (Tarihsel muhabbet olmayacak yalnız. Kurgu ve teknik açısından olacak.) Humphrey Bogart'ın tipi muhabbet kuşuna benziyor ya valla sevemiyorum adamı. Aklıma "babacık, babacık" diyen bir surat geliyor adamı gördükçe. Hay allahım o ses tonuyla da şimdi, Hampo beni de güldürdü yemin ederim. Cennetten şu an bakıyorsan sana kızıştırıcı yem yollamak istediğimi de belirtirim. Öyle yem var, biliyorsunuz onun da içinde feromon falan var. Aslında yazının son cümleleri bunlar, yani aşağıdaki paragrafı biraz daha önce yazmıştım ama, kızıştırıcı yemle terleyip deodorant süren adamı bağdaştırdığım için artık bundan sonrasıı okumasanız da fark etmez. Bakın, "okumayın" baltalığına düşmüyorum, sadece o biraz daha alakasız kaçtı. Aman ne yaparsanız yapın, zaten pek de bir olay yok. Çocukluğuma indim vesaire, anı anlatıp "ha evet ya arımayalı silgi" diyen adam olmak istemezdim. Artık okuyunca karar verirsiniz.

Diğer bir konu da az önce yanlışlıkla teşbihimi hatasızca yaparken "Oğlum dinle buraya!" diyen müdür insanıdır. Dilbilgisinin bozuk olmasının yanında gereksiz yere sinir yapması, ev arkadaşlarının bir süre sonra birbirlerinden tiksinmeye başlaması, en ufak kusurlarını bulması gibi bir saplantıyı ortaya çıkarıyor. Tabii müdürün de çoluk çocuğu var, ama ortaokulda hatırlarım herkesin önünde bir kızı dövmüştü, "İŞTE O AN ALLAHIN VAR OLMADIĞINA İNANDIM." demem! Bu ne lan, Ancela'nın Küllerini mi yazıyorum burada? Hayır semavi hiçbir şeyle bağdaştırmadım ama hayatımda ilk defa "orospu çocuğu" kelimesinin tam olarak yakıştığı bir insan görmüş oldum.

Bir ara Fever Ray'in, Stranger Than Kindness'ini gömmeyi planlıyorum, ama şimdi Little Boots

Little Boots - REMEDY - The best video clips are here

0 yorum:

Yorum Gönder

 
Copyright © 2010 MONTEYN