
Masalın nerede bittiğini, hayatın nerede başladığını farkedemiyorum. Bazen, suratıma garip bakıyorlar; o zaman uyanır gibi oluyorum. (Cin Ali ve Berber Fil, 370.sayfa)
16 Ocak 2010 Cumartesi
Facebook'ta Devrim!!!

Histoire de Melody Nelson Üzerine

Vatandaşım Serge Gainsbourg, 60'ların, 70'lerin French Pop olayının en büyük isimlerinden biri. Bugünlerde, satış listelerine baktığımız zaman Fransa'da çok rezil sonuçlarla karşılaşıyoruz genellikle, en azından D&R bültenlerindeki "Bu haftanın en çok satan 10 yabancı albümü"bültenleri kadar rezil. Türkiye'de de mesela 10 yabancı albümden 8'i "Televole 4", "Summer Hits 97" ayarında şeyler oluyor. Belki toplama albüme abanılmıyor Fransa'da, ama İngiltere listelerine bakınca, "Hey yavrum Ada kültürünüzü yiyim sizin be!!" diyesi geliyor insanın. Bir de tabii, Dünya'daki tekno müzik olayının bir şekilde alttan alttan kontrol edenler bu abilerimiz, bir de Benelux civarlarından çıkan insanlar olduğu için listelere çoklukla elektronik müzik giriyor, ama onları kötülemiyorum, onlar dışındaki insanlardan bahsediyorum.
13 Ocak 2010 Çarşamba
Yataklar Üzerine
12 Ocak 2010 Salı
Kitabı Mahvedenler v2.0
Laboratuarlarda sabahlayın kahvelerde değil
Bilim ağartsın saçlarınızı, kitaplar
Ancak böyle aydınlanır o sonsuz karanlıklar
Mustafa Kemal'i anlamak ağlamak değil
Mustafa Kemal ülküsü sadece söz değil!"
9 Ocak 2010 Cumartesi
Bugün Cemal Süreya'nın Ölüm Yıldönümü

Evet dostlar, blog son bir aydır adeta taziye evine döndü, ama boru değil Cemal Süreya'dan bahsediyoruz burada. Ölümüne sebep olan etkenlerden biri de oğlu Memo'nun, Cemal Süreya'yı çok kötü dövmesidir, bunu da belirteyim. Bir yıl sonra da kazara kendini silahla vurarak Memo da ölüyor. Biyografisini internette bulursunuz, tatava yapmaya gerek yok. Şimdi esrik duyguların insanı olduğum için, ezbere bildiğim tek şiirini aşağı yazıyorum. Ayrıca eğer hava yağışlıysa, trençkotumu iliklemeden evden çıkıp rüzgara karşı yürüyüp esrikliğimi pekiştirmeyi de asla ihmal etmem. Her ne kadar bu hareket Humphrey Bogart'a yakışan bir şeymiş gibi dursa da, Humphrey Bogart'ı da hiç sevmediğim için, bu konuda ideal olarak Jeff Bridges'in The Fisher King'dekini halini kabul ederim.
7 Ocak 2010 Perşembe
Şile Bezi Gibi İnsanlar ya da "Okuğudumuzu Anladık mı? Cevap Verelim" Üzerine

6 Ocak 2010 Çarşamba
Ucuz CD'lerde şok gelişme!

İstanbul - AA
4 Ocak 2010 Pazartesi
Önemli Olan Bu Ödülü Almak Değil Elinden Yitirmemek Ühü

İlkokulda -ve hatta ortaokulda da olabilir- en temiz sınıfa haftasonları bayrak verilirdi. O bayrak bir hafta boyunca sınıfın köşesinde tozlanır, eğer yine aynı sınıf temiz olmuşsa orada kalırdı vesaire. Eğitim sisteminin ceza/ödül yönetmeliğinin ödülü bu, bir de ortaokuldan mezun olurken birinciye küçük altın. Ayrıca olimpiyat öğrencilerine müdürden bedava köfte, dinciyle cumaya gidene de çıkışta lokum(bunu yaptı ayrıca, fotoğraflarla kanıtlayabilirim.) Bunlar doğal olarak Tebliğler Dergisi'nde yayımlanıyor, hepsinin detayına giriliyor. Mesela o lokum güllü mü olmalı, yoksa vay efendim alınan lokumu yemeyip iki petit beurre arasına koymak caiz midir, gibisinden sorular yanıtsız kalmıyor. Siz tebliğler dergisi gördünüz mü bilmiyorum ama benim gördüklerim, bazı sünnetçilerin hala kullandıkları ve kesinlikle tıbben çok yanlış bulduğum Yara Tozu dediğimiz ilacın sarı rengindeydi. Ancak Devlet Malzeme Ofisi'nde üretilen çirkin metal dolaplarda saklanabilir. Öteki türlü kendi kendine havaya karışıp yok oluyor.
Neyse, efendim Victor Bey şurada , blog'u yaratıcı seçmiş ödül vermiş. İlkokul birdeyken bize temiz olduğumuz için bayrak verilmişti, o haftanın sonunda da bayrağı yitirmiştik. Sınıf başkanı olduğum için bayrağı geri verirken müdürün elinden mikrofonu kapıp "Önemli olan bayrağı almak değil koruyabilmekti!!!" diye bağırıp ağlamaya başladım, takribi 10 dakikalık ev mesafesine ağlayarak gittim. Sonra evde biraz daha ağladım, herhalde neden ağladığımı unuttuğum için zırlamam kesildi bir süre sonra. İşte bu olayda da onu hissettim. Bana böyle şeyler yapınca hemen saçmalamaya başlıyorum, az önce en son ne yazdığıma baktım. Ulan burada da iyice Haçienda'dan girmiş Factory'den çıkıp adeta şerefsizlik yapmışım dedim. Hemen alakasız bir şeyler yazayım da göz boyayayım, hemen kendim değilmiş gibi davranayım da böylece karaktersizliğimi ortaya koymuş olurum diye düşündüm. Sonuncuyu düşünmedim ama yaptığım hareketler hala bunu destekler nitelikte.
Çok teşekkür ediyorum kendisine. Ancak, ödül verebilir miyim bilmiyorum. Zaten böyle sen ona yedi ödül ver, sonra o da 7 ödül versin diye diye Titan Saadet Zincirine dönüşür bu ortam. Titan Saadet Zinciri dendiğinde de o grubun artık lideri midir bilmiyorum, işte o arkadaşın araba şeklindeki pastayı kestiğini hatırlıyorum. Hemen onun da fotoğrafını koyalım
Hastasıyım o kırmızı arabanın ve ceketin. Öyle bir ceket ki, Batman'in ezeli düşmanlarından Two-Face için dikilmiş de sonradan çakmaları piyasaya düşünce tezgahtan satın alınmış gibi.
Neyse, demem odur ki,teşekkürler Viktor, ayrıca verdiğin ödülün yanına çok benzettiğim bir albümün kapağını koydum. Aynı zamanda seviyorum da o albümü galiba, (Tonight) Are You Trying to Fall in Love Again zamanında birçok gencin üzüntüden ölmesine sebep olan bir şarkıyı içermekte..
Bu blog işine Bakanel, Sezyum, ve Dejeneratör'ü okuduktan sonra gaza gelip başladım. Sürekli takip edip beğendiğim Entel-Dantel'in blog'u, bir de Uçan Kamon var. Bunun dışında bir de bigumigu'yu takip ediyorum. Ödül versem bunlara verirdim.
Ha bir de Etrafta vardı da şimdilerde tadilatta galiba.
1 Ocak 2010 Cuma
Nimilletimin ve Cakobe Dış Mihraklardır Üzerine(Şaka lan Değil!)(Yapmam zaten öyle bir şey)
