29 Ekim 2010 Cuma

Keytar Üzerine

Bu aletin adını henüz öğrenebildim, peymacun gibi ismi var. Keytar ismi, Babil Kulesi'nde tuğla yerleştirenlere kap kap su taşıyan bir adam gibi bir şey. Keytar vesilesiyle Gülpembe'yi de tekrar dinlemiş oluyorum. O klipte de dağda bayırda keytarla gezen Barış Manço, sanırım Do the Right Thing'deki Radio Raheem gibi bu aletin pil emeceğini tahmin edememiş olsa gerek. En az 12 adet büyük pillerden gerekiyordur mutlaka, onun yerine, git motosiklet aküsü bağla daha iyi. Şatoda bembeyaz bir org var bizim, o da öyle çünkü. Öyle çirkin bir beyaz ki, sanki Spandau Ballet son provasını yapıp evden çıkıp gitmiş kimse bir daha dokunmamış gibi. Bizi Miller sessiz. Ahanda buldum keytar pil sokamacını, tahmin ettiğim gibi 12 pil gerekiyor, hayır Sony yapsa belki az giderdi de, Yamaha'ya bu konuda güvenmem. Hem motoksiklet hem de piyano yapan bir firma sonuç olarak.
Neyse, efendim az önce klibi izleyip moda girerken aklıma şu geldi. Sağda gördüğünüz resim bana kalırsa Rocky IV'ten sonra dünyanın en güzel filmi olan Baba Bizi Eversene'ye ait. Şu Creedence Clearwater Revival, albüm kapağına denk geldikçe, filmin bu kısmını açıp Dere Boyu Kavakları izliyorum. Soldaki, İngiliz muadiliyle aynı stüdyoda kaydedilmiş gibiler. Tipler birebir aynı zaten. 70'ler salaş rock'çısı. O dönem fotoğraflarında sanırım, kültür bakanlığının bütün fotoğraf stüdyolarına dağıttığı ortak bir kimyasal kullanılıyor; ne zaman bir evde eski fotoğraflar çıksa, zamanın herhangi bir siyahbeyaz fotoğrafına şüpheyle yaklaşıp "aha şu çimlerin arkasındaki sakallı peder manuel mi!", ya da "abaovv şu geniş şapka takan suratı belli olmayan valide josephine değil mi, şu en arkada soldan üçüncü" deyu şüpheleniyorum.Pek değerli arkadaşım Coleridge, geçenlerde Mosfilm ve Toho'dan bahsederek artistlik yaptığımı, halktan koptuğumu ima etti, işte ona tokat gibi cevabım. Ulan tabii halktan kopacağım, açıp bakıyor musun bi bakalım Denemeler'i adam nerede yazmış diye, bir kulenin ikinci katında duvara çatır çatır Heraclitus, Seneca ve Tutunamayanlar'dan sevdiğim sözleri işledikten sonra(hmm böyle olunca unforgiven klibi gibi oldu çok özür dilerim siz pek değerli okurlar) tuğla gibi kitap yazdım. Sonra gitti Sabahattin Eyüboğlu seçmece yapıp kesti biçti. Aferin Sabo, tümünün yayınlanması için yıllar geçti Türkçe'de, halbuki bir sayfayla belki bir kişiyi daha kurtarabilirdim(oscar schindler kafası)! Bu yüzüğü de alın, bu monokl'u da alın, lütfen dünyanın tüm çiçekleri diyorum.



P.S: Ayrıca, "lalalala" diyerek gelen abi cidden sinir bozucu hiç düşünmeden bacaklarını kırarım onun. SUS KIRARIM BOYNUZUNU İBLİS! Lala çeken, klibin başında Burhan Çaçan'ın ezan okuması gibi elini kulağına götürüyor!

P.S2: Sanırım bir Muz Cumhuriyeti'nde içki fiyatları zamlanmış, vay be, torbacılar lobi mi yapıyor ne yapıyorsa artık. Ha bunu yapanın taallukatını sikeyim o ayrı bir konu. Devlet eliyle uyuşturucuya yöneltiliyor insanlar. Ne garip.

P.S3: Birileri Gogol'da "bülent ersoy'un götten yiyişi" diye arayarak siteye ulaşmış. "ismail türüt'e doğuda yapılan şaka"dan daha kötüsü ne olabilir diye merak ederken bununla karşılaşmam hevesimi kırdı.

25 Ekim 2010 Pazartesi

Metal Yorgunluğu Üzerine


Dün akşam şu yazıyı yayınladım: "Umarım bu yazı böyle rezil kalmaz ama Blondie'yi Sarı Çıyan olarak çevirme kararı aldım. Kendi kendime de gülüyorum hala. Neyse, yazarım yazı diye umuyorum. Niye utanmadan buraya yazdığımın bile farkında değilim. Ama görsem "seni sarı çıyan seniii" diye kızar küfür bile ederim belki. yazıklar olsun." Bunu yazarken sarhoş değildim, çok garip, hala da neden yazdığımı anlayamıyorum. Halbuki her şey Atomic'i(Harika Pazar soundtrack vol.1 - track 01) dinlememle başladı. Kendimi devcileyin bir, küçük şeylerden mutlu olmasını bilen insan olarak buldum, hatta bir an en sevdiğim filme Amelie yazmayı düşündüm, derhal gidip ellerimi bulaşık deterjanıyla yıkamak için lavabo başına gidip, tam şişesini elime alınca "ptpffff" diye her yeri köpük saçışıyla neşelenip el çırptım, sonra şatonun önüne bağladığım midillileri rengarenk boyayıp doğaya bıraktım. Doğada o renkle hayatta kalmaları mümkün olmadığı için, çoğu şatodan ayrılışının 12nci dakikasında, etoburlara kurban oldu.

Evet, dünün saçmalığını aştıktan sonra bugün, metal yorgunluğundan bahsedeceğim. Bu olay, bir adet atacın,ya da yeni çorapları birlikte tutmaya yarayan metal zımbırtı da olabilir, bızıklana bızıklana bir süre sonra kırılması olayıdır. Hani önce rengi değişir, siz içinizden "aha kafası yarıldı" dersiniz ve ataç veya metal zımbırtı kırılır. O metal zımbırtı da bana, her zaman çok daha önemli işler için kullanabilecek bir şey gibi gelmişti. Belki MacGyver için hala öyledir bilmiyorum ya da David Hasselhoff için, kim bilebilir ki? Kimbilir nasıl da şaşıracak çarıklılar!!!
-Bana bak çarıklı sensin!
-Bana mı dedin?
-Evet, sana, sana, sana, hepinize be. Rezil iğrenç yaratıklar. Hiç mi ,insanlık yok sizde ha? Nedir bunlar ha, nedir!!! Nasıl yollarsınız bu pislikleri o tertemiz insanlara? Onlar kitap istiyor, okul istiyor, okumak istiyor. Onlara yardım elinizi uzatacağınıza bir de utanmadan, sıkılmadan alay ediyor, küçük görüyorsunuz!!! Aslında alay edilecek küçük görülecek birileri varsa o da sizlersiniz. Hiçbir işe yaramayan asalak gibi yaşayan sizler!!!! Utanacağınızı bilsem yüzünüze tükürmek isterdim ama ondan da anlamazsınız ki siz!!!!

Efendim, sinirlendim ve Çalışkan Ahmet cinneti geçirdim. Hala David Hasselhoff'la dalga geçen insanlar var. Zizek diyor ki, gidip de Stephen King'le dalga geçen insanın Freud'u anlaması mümkün değildir. İşte bu şekilde, bir MacGyver, bir David Hasselhoff ve 80lerde kuzeni(sonradan değil, benzerlikleri -aynı zamanda göğüs kılları da- azalıyor) olduğu bariz olduğu belli olan George Michael'la dalga geçenlerin de, 80ler partisi düzenleyenlerin de, bu insanlarla adeta alttan alta dalga geçenlerin de careless whisper'ı anlaması mümkün değildir. Part-time lover, ve easy lover'dan sonra yeryüzündeki en iyi şarkı Careless Whisper değilse nedir? Sorarım size? Ayrıca, başındaki şu klasik gitar girişli olanı asıl yüreğimizi parçalayan yeri ban... tonight the music seems so louud..... but now who's gonna dance with meeee!!! Şarkı devam ederken en gaz yeri geldiği anda Faulkner olsam, yine de gelip o kısmını yazmam lazım. Neyse, işte metal yorgunluğu bunun gibi bir şey, içten içe dalga geçilen 80lerle bir sorunu olan varsa konuşabiliriz . Ha modası yarak gibiydi onu herkes biliyor, ama bir dönemin de bu kadar üstüne gidilmez ki! Neyse, zaten Blondie'de çok az da olsa 80ler sayılır. Böylece konuyu bağlamış olduk. Abuşların 80ler partilerine de kafam girsin.

P.S: Fotoğraf açılacak mı bilmiyorum, ancak bu insan bitirdiği okulu "Hogwarts School of Witchcraft and Wizardy" - Gryffindor olarak yazmış, ve 12 yaşından çok daha büyük, sadece haber vermek istedim. Bunu ironik olarak yapmıyor, ciddi ciddi yazmış. Ha benim facebook hesabım yok, ama geçen hafta kapadım, baktım duvarımda kedili video, uyuyakalan bebek videosu ve eski filmlerden sahneler paylaşılmıyor, vurdum kilidi hesaba.

P.S2: Meursault diye bir topluluk var. Arcade Fire sevenlerin, bu grubu seveceğinden şüpheleniyorum. En azından adı için bir şans verebilirsiniz. Ama çok da yüksek bir beklentiniz olmasın. Gerçi banane ya, blog'a koyduğum dalga 12 kere indirilmiş. Meursault'yu da siktiredin anasını satıyım.

24 Ekim 2010 Pazar

Oasis Üzerine



"İstesem bir tane daha Live Forever yazabilirim." Noel Gallagher

"He benim Noel'im, he benim gözüm" Monteyn

"İnan sana değil kastım cahille sohbeti kestim." Hüseyin Karakuş

"Abi biraz ayıp olmuyor mu sence?" Monteyn

Oasis gibi, unuttuğum ve sinirlenmemem gereken bir grup hakkında neden yazıyorum? Çünkü Oasis'in Grooveshark'ta şarkısı yok. The Beatles'ın itunes'da bulunmaması gibi bir şey. "Bizim şarkılarımız 1 dolardan daha değerlidir" gibi bir mantık var. Vay canına! Bir saniye hemen Amazon'dan Sgt.Peppers'ın normal fiyatına bakıyorum....(yine birkaç yazı önceki laylalaayay diye marketten cips çalan martı gif'ini burada kafanızda oynatabilirsiniz.) 12 dolar. Yani şarkı başına 0.92 sent düşüyor! Gerizekalı götü kalkıklık prensibi deniliyor sanırım buna. Az çok Grup Beatles'la ilgilenmiş biri olarak, böyle bir kararı alan insanın ekonomik zekasının Family guy'da Peter'ın şirketinde çalışan Opie abimiz kadar olduğuna inanıyorum. Oasis ya, bildiğiniz Wonderwall'u yapan insanlar. Şu aşağıdaki videonun varlığına sebep olan insanlar!



Bildiğim kadarıyla Grup Beatles'ın telif hakları Jikael Mackson(Persepolis)daydı, artık Thriller'ı kaydederken P.Y.T'nin kayıtları sırasında Paul McCartney'yi apladı mı, kokainledi mi ne yaptı bilmiyorum. Neyse, şimdi ölünce kime geçti o haklar? Şurada 54 kişilik dev bir topluluğuz, herkes 1,000'er avro atsa, kafadan Strawberry Fields Forever'ı satın alırız, gerekirse Tuzla'da yayın yapan garip radyolarda çaldırtırız. Düşünsenize ya, nerede çalınsa doğrudan hakları elimizde, istersek çaldırmayabiliriz. Çalan olursa "Olm seni enişteme siktirticem" diye gözdağı verebiliriz. 54 kişi bir odada toplanıp "Strawberryfieldsforeverperverler Derneği" olarak Strawberry Fields Forever dinleyip Sek Pamukşekerli Süt içebiliriz! Ve, son zamanlarda halam sayın Jacqueline Monteyn'e giderek benzeyen Paul McCartney gelse, ona bile dinletmeyebiliriz. Belki Ringo Starr'a olabilir. Grup Beatles'ın en kötü şaka yapan adamına üzülüyorum. Tam bu British Invasion dönemindeki röportajlarını izledikçe şaka anlayışlarının çok afedersiniz ama yarak gibi olduğunu görüyorum. Aynı dönemden Bob Dylan'ı bunun tam tersi olarak örnek vermeme bile gerek yok gerçekten. Bu yazıda adı geçsin diye sadece Bob Dylan'ın adını yazdım. Belki birkaç kere daha yazarım, yakınlarda yeni bir bootleg çıkardı zaten, iki gözüm.

P.S: Bu yukarıdaki videoyu bana ilk gösteren kadim dostum Adam Smith'e teşekkür ederim.

22 Ekim 2010 Cuma

Mosfilm ve Toho Üzerine

Bu iki logoyu buraya, içinizden "Ulan 3 saat 17 dakika nasıl geçer şimdi", "Adam resmen dikkatle filmi izliyor, ben de izleyeyim bari", ve sonunda dışınızdan "Boşver ya, uyuyalım artık, yarın devam ederiz filme" deyişleriniz gelsin diye koyuyorum. Sonradan Toho Godzilla'yı falan çekti ama, Mosfilm asla taviz vermedi. Bana kalırsa, özellikle Mosfilm'de çalışan, yapımcısından ışıkçısına, çaycısından kostüm sorumlusuna kadar herkesin günlük konuşmalarının sadece "Hmm evet Heidegger konusunda haklısın, ama bir de şöyle düşün istersen.", ya da "Bilmiyorum Shichinin no Samurai biraz kısa olmuş sanırım, bence en az 1 saat daha uzun olmalı, daha derin açıklamalıydı ilişkilerini." şeklinde geçtiğine inanıyorum.
P.S: Uzun film olarak da yeryüzünde içimi bayan tek film Apocalypse Now galiba. Redux'ını izlemiştim filmin, ve insanlara Wagner sevgisi aşılaması dışında pek bir numarası olmadığına inanıyorum "Çok çirkinsin keşke ölsen" diyorum Apocalypse Now'a. Bir de Martin Sheen'in, en çok Charlie Sheen'e benzediği filmi olabilir bilmiyorum. Zaten Charlie Sheen evlat olsa sevilmeyecek bir insan benim gözümde. Ha bir de ineği kesme olayı vardı, aklımda kalmış, bir de Laurence Fishburne'ün sübyan hali. Büyük bütçeli Vietnam filmlerinde şu sıralamayı tercih ederim Platoon(cCc Willem Dafoe cCc) > Full Metal Jacket > The Deer Hunter > Apocalypse Now(allah belasını versin, filmin bütün kopyalarının yeryüzünden kaybolması için her gece buda heykelinin önünde mum yakıyorum.)

Size, kaset çeker gibi, kendi elcağızlarımla karışık albüm hazırladım. Gerçi kasede heavy metal çekmişliğim de var, fakat bunlar heavy metal değil. Son zamanlarda dinlediğim bazı insanlar falan var. Bugün sanırım yazı da yazarım. Ayrıca albümdeki şarkıları birbirlerine uyumlu olacak şekilde sıraladım, tamamını tersten dinleyince "satan is my lord" diye bilinçaltına mesaj veriyor.

http://www.mediafire.com/?bgz9aot0583wm7k

20 Ekim 2010 Çarşamba

Paris Komünü, Lenin ve Lady Gaga Üzerine


O zamanlar daha Stalin yoktu. Aaaa olur mu efendimiz...

Hasss, pardon şeyi karıştırdım, evet ne diyordum bugün Paris Komünü'nden, o grup seksin şişelerden çılgınca aktığı, ahlaksızlık dolu gecelerimizden bahsedeceğim. Ahlaksızlık olan tabii ki grup seks değil çok sevgili okur, ahlaksızlık olan grup seksin bade olup şişelerden akması, aklıma youtube'da izlediğim pseudo-lsd triplerini getiriyor böyle saçmasapan imgeler simgeler. Adeta bir Hunter S.Thompson kafası, bir gonzo habercilik tirpleri, ne oluyor böyle.

O zamanlar komün bir şekilde yaşıyoruz biz, Ursula K. LeGuin bir yandan not tutuyor, biz de diyoruz ki ona, yazar olamazsın demedim, bak yine olursun ama hobi olarak olursun. Aslında dedim ki gelin iki ay değil de, bu Komün'ü üç aylar kafasında yaşayalım, fakat bir allahın kulu dinlemedi, o zamanlar ağır allahsız olduğumuz için bunu önceden hesap edemedim.(Bu şakayı şu anda Muş Bulanık'ta vatani görevini yapmakta olan bacanağıma yolluyorum) Bir yandan da bir yüzyıl kadar önce Bastille'e insanlar akın ettiğinde içerisinde Leonardo DiCaprio'nun maske takan versiyonundan başka kimseyi bulamamışlardı deyu deyu ağlıyorum. Eğer iki hafta önce gitselerdi Rabelais oradaymış ancak onu da salıvermişler iyi huydan. Bu iki ay içerisinde şunu diyebilirim ki, çok bol yeşil erik yemiştim diye hatırlıyorum. Haşır huşur, şöyle tuza bana bana ağızdan suları aka aka. Evet, şu iki paragraflık anlamsız girizgah'tan sonra mevzuuya giriyorum.

Derler ki, Ekim Devrimi'nin altmışikinci veyahut altmışüçüncü günü, Lenin, Bergama'dan çalgıcı grubu çağırtıp "benim agam yanlış yapmaz" diye diye oynamış. Ey sevgili okur bu eğer gerçekten olduysa, şu andan itibaren hayatımdaki tek amacım Moskova'ya gidip Lenin'in mumyalanmış kel alnına "htp pükh" diye 10 avro yapıştırmak olacak. Ya hu böyle saçma bir şeye asla inanamıyorum ve dahi inanmak istemiyorum. Hayır kendisi hakkında pek bilgim yok, iyi giyiniyor, sanırım biraz solculuk durumları var asla converse giymiyor falan ama adam devrim yapmış ya hu! Çıkıp da "Ohh be Paris Komününe nasıl da geçirdik ama!" diye kutlama yapar mı sizce? Halk yapar, o ayrı, şimdi burada kitlenin nasıl kendi aklı olduğundan falan bahsedip ortama bir Birikim kokusu yaymak istemiyorum, ne güzel eyleniyoruz şurada.(evet eyleniyoruz, ne oldu yalnış mı? bence deyil çünkü)

Bu konuyu burada bitirirken ikinci çok önemli bir konudan bahsetmek istiyorum. Aylardır zor tutuyorum kendimi, ama artık Lady Gaga'dan bahsetmemin zamanı geldi. Hepiniz biliyorsunuz ki, gerizekalı tanımına tam anlamıyla oturan davranışlara sahip. O da ekmeğini kazanmak için kendi çapında her klibinde softcore porno çekiyor ne yapsın. Fakat, kendisine kıyafet önerim var, "lady gagacığım lütfen ölü köpek yavrusu ve kayıp ruhlardan dikilmiş bir kıyafet giy lütfen" çünkü, dikkat çekmemek için yapmadığı bir bu kaldı sanırım.

P.S: Bu yazının tamamını Dark City soundtrack'inde Anita Kelsey'nin söylediği "The Night has a Thousand Eyes"ı dinleyerek yazdım. Peki bundan bana ne? diyecek olan okurlara şunu demek isterim ki, filmin directors cut'ında Jennifer Connelly'nin kendi sesinden dinliyoruz, ve sanmıyorum ki bir insan Anita Kelsey'nin sesinden tercih etsin o şarkıyı Jennifercığımdan dinledikten sonra. Mal yönetmenin neden filmi sinemalara o şekilde yolladığını anlamak mümkün değil. Ayrıca Matrix'le beraber çıktığı için yalan olmuş güzelim film. Halbuki Kiefer Sutherland yine dünyayı kurtarıyor anasını satıyım. 24 hala devam ediyor mu ya? Kurtlar Vadisi oldu o da iyice.

P.S2: Az önce istatistiklerden gördüğüm kadarıyla bloga iki kişi Gogol'dan, "ismail türüte doğuda yapılan kamera şakası" kelimelerini aratıp girmiş. Onlar bana bir mail atarlarsa, çıkışta bir şey konuşacağım onlarla. Sinirim bozuldu şimdi demek "bülent ersoy'un galatasaray'ın yeni stadına vinçlerini kiralaması" yazılsa da gelecek blog. Bu arada gerçekten vinçlerini kiralamış o ayrı konu tabii. Ben isterim ki, mesela korelasyon, ya da entropi kelimeleri aratılınca gelsin blog, ama malesef sonuç olarak aldığım şey "ismail türüte doğuda yapılan kamera şakası" oluyor.

P.S3: Moskova falan demişken, bir iki kişi mail atsın trans-siberian ekspres yapacağız onlarla. Bilet ücretlerini herkes kendisi ödüyor, bende tarhana çorbası falan var. 3 hafta boyunca 60 yıllık tren koltuğunda basur olacağız, Dersu Uzala'nın torunlarına Kapitaaaağınn Kapitağııın uyursan ölürsün diye camdan bağıracağız ve çişimiz gelince yarım litrelik şişenin içine işeyip camdan sallayacağız. Öyle, "Vay ben Interrail yaptım, Roma çok güzel, gittim ispanyada Manu Chao'yla haplanıp ev soydum. Yok efendim Cypress Hill elemanlarıyla esrar içip güldüm, vay efendim Prag'da Bally çekip Kafka'nın evini yaktım" muhabbetleri bitsin. Maçası yiyen, transsiberian ekspres yapacak.

13 Ekim 2010 Çarşamba

Pınar Krem Peynir'i Boykot Üzerine


Monteyn, 499 yaşında, mağdur...

Osman, 23 yaşında, gençliğini krem peynir yiyemeden geçiriyor...

Putin, 58 yaşında, ömrünü KGB'de Yaşar Holding'i çökertebilmek için geçirdi, şimdi Rusya Başkanı

Pınar Krem Peynir'i boykot ediyorum, şu memlekette malzemeden çalmak durumuyla en çok karşılaşılan durum Pınar Krem Peynir vesilesiyle oluşuyor, Alman kruvasanlarındaki dolgu malzemelerinden bile bu kadar çalınmıyor! Yazıklar olsun! Öyle demeyin dostlar bu bir zihniyetin bu Ye Ha PE(Yaşar Holding Partisi) zihniyetinin bir göstergesidir, sanıyor musunuz ki "pınar köfteleeeeeer" diye detone sürtone ya da neyse kafamızı siken bu kuruluş köftelerdeki baharattan çalmayacak? O köftede tüyü bitmemiş yetimin hakkı var sayın Yaşar Holdingoğlu!!!

Peynirin yarısı hava be Yaşar Holdingoğlu!!! Çaldığın peynirlerle üniversite bile açtın! Yazıklar olsun! IMKB'de hisse senedinin değeri düşsün! Hani mesela eskiden oyun makinalarının kutularının üstüne mükemmel grafikli görseller yerleştirirlerdi ve biz de çocuk aklımızla buna kanarak makinayı alıp dikdörtgenler prizması oyunlar oynardık ya, işte krem peynir olsun, labne peyniri olsun, beyaz peynir olsun yapılan bu çakallığa katlanamıyorum! Olm ben peynirin anavatanından geliyorum, o kocaman yuvarlak ve delikli çizgi film peynirlerinin içinde büyüdüm lan! Ama işte sıla hasretiyle yaşıyoruz, arada Valide Hanım, Pierre Cargo'yla düzgün peynir yolluyor da yiyebiliyoruz. Başlatıığm bu boykot çağrısını listedeki herkese yollayın diye aşağıya bir adet tweety kuşu koyuyorum.

_________________ ,,:cc,,,;.
________________cc$$$$$$$$$$$$$cc
______________ cc$$$$$$$$$$$$$$$$$$cc
_____________c$$$$$$$$$$$$$$$$$$$$$$$$c
___________,c$$$$$$$$$$$$$$$$$$$$$$$$$$$$$
__________,c$$$$$$$$$$$$$$$$$$$$$$$$$$$$$$$
_________,d$$$$$$$$$$$$$$$$$$$$$$$$$$$$$$$$$$,
________,$$$$$$$$$$$$$$$$$$$$$$$$$$$$$$$$h$$$?
_______,$$$$$u$$$$$$$$$$$$$$$$$$$$$$$$$$$$$$$$
_______j$$$$$$$$$$$$$$$$$$$$$$$$$$$$$$$$$$$$b$
______ $$$$$$$$$$$$$$$$$$$$$$$$$$$$$$$$$$$$$$$
_______$$$$$$$$$$$$$$$$$$$$$$$$$$$$$$$$$$$$$$$
_______?$$$$$$$$$$$$$$$$$$$$$$$$$$$$$$$$$$$$$$?
________?$$$$$$mmmmm?$$$$$$$$mmmmm?$$$$$$$$$$?
_________?$$$$$$mmmm.$$$$$$$$,mmmm$$$$$$$$$$$?
__________$$$,m?;;;?$$$$$$$$$$?m?,,??,$$$$$$$?
_________ ?$$$$,<( ?) $$$$$$$$$$(?>)>$$$$$?
__________?$$$, <( ) $$$$$$$$$$(> )>$$$$?
___________?$$$$$.?-?$$$$$$$$$$$,?-?,$$$?
_____________$$$$$$$$$$$????$$$$$$$$$?
___________$$$$$$$$$ $$$$$$$$$$b
____________$$$$$$$$$$$c,,,,c$$$$$$$$$$$$
____________??$$$$p?? ?$$$$$$???$$$$???
___________________$$$$$
__________________$$$$$$c
________________,$$$$$$$?c
_______________?l$$$$$$$$$$$:$
_______________?$$$$$$$$$$$d?
________________?$$$$$$$$$$f
________________??$c???3$f
________________ccc ccc
________________,,,,,. ..,,,,,.-

Artık tweety kuşu sizi gördü, bu yazıyı mailinizdeki on kişiye yollamazsanız ömrünüz boyunca, aldığınız peynirlerin yarısı boş çıkacak. Yok, siz de boykota katılırsanız Yaşar Holding'i çökerteceğiz, %100 çalışıyor!

P.S: O değil de "tweety kuşu" nedir?
 
Copyright © 2010 MONTEYN