<?xml version='1.0' encoding='UTF-8'?><?xml-stylesheet href="http://www.blogger.com/styles/atom.css" type="text/css"?><feed xmlns='http://www.w3.org/2005/Atom' xmlns:openSearch='http://a9.com/-/spec/opensearchrss/1.0/' xmlns:georss='http://www.georss.org/georss' xmlns:gd='http://schemas.google.com/g/2005' xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'><id>tag:blogger.com,1999:blog-7998559722419790733</id><updated>2012-02-06T15:04:07.968+01:00</updated><category term='öyle'/><category term='sinir krizi'/><category term='uhrevi'/><category term='inceleme'/><category term='anan zaaa XD'/><category term='hezeyan'/><category term='haftanın modern talking klibi'/><category term='öykü'/><category term='saçma'/><title type='text'>MONTEYN</title><subtitle type='html'>Masalın nerede bittiğini, hayatın nerede başladığını farkedemiyorum.

Bazen, suratıma garip bakıyorlar; o zaman uyanır gibi oluyorum. (Cin Ali ve Berber Fil, 370.sayfa)</subtitle><link rel='http://schemas.google.com/g/2005#feed' type='application/atom+xml' href='http://monteyn.blogspot.com/feeds/posts/default'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7998559722419790733/posts/default?max-results=100'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://monteyn.blogspot.com/'/><link rel='hub' href='http://pubsubhubbub.appspot.com/'/><link rel='next' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7998559722419790733/posts/default?start-index=101&amp;max-results=100'/><author><name>monteyn</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03187474600345714216</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='28' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_hPtIqgS_Scs/SceXiLqsYJI/AAAAAAAAAAw/jXlO3WnbDVw/S220/montaigne.jpg'/></author><generator version='7.00' uri='http://www.blogger.com'>Blogger</generator><openSearch:totalResults>238</openSearch:totalResults><openSearch:startIndex>1</openSearch:startIndex><openSearch:itemsPerPage>100</openSearch:itemsPerPage><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7998559722419790733.post-8754608248614794010</id><published>2012-01-06T14:16:00.005+01:00</published><updated>2012-01-06T14:53:35.278+01:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='öyle'/><title type='text'>Hayat Mecmuası Üzerine</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/-Xpfa1tTmHF0/Twb0m74-YNI/AAAAAAAAAxw/MrObezBG74w/s1600/11215.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 300px; height: 297px;" src="http://2.bp.blogspot.com/-Xpfa1tTmHF0/Twb0m74-YNI/AAAAAAAAAxw/MrObezBG74w/s400/11215.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5694507728605438162" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;"Bu yazıyı ilkokul 5'ten beri tavana boşboş bakarken beni hiç yalnız bırakmayıp sürekli oradan oraya kayan, sağ gözümün sol alt kısımlarındaki siyah noktalar kümesine ithaf ediyorum. Siz olmasaydınız tavana bakarken duvardaki kabartıların üzerinden, yollardaki babaların üzerinden kimi atlatacaktım? Teşekkürler siyah nokta kümesi."&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şevket Rado'nun çıkardığı Hayat Mecmuasının ciltlerine ulaşmıştım bundan yaklaşık 5 yıl kadar önce, boş kaldıkça okuyordum. Muhabbetler genelde İstanbul Cemiyet hayatı, Ajda Pekkan ne yaptı, Sultanahmet'teki hippiler falan, mesela Giulietta Degli Spiriti'yi çekmekte olan Fellini'den bahsediyordu onu çok iyi hatırlıyorum. Demek ki okuduğum sayı 1965 öncesi bir döneme ait. Yani sanıyorum ki ciltler 58-70 arasını kapsıyordu eksik sayılar olduğunu göz önünde bulundursam da. Neyse olaya böyle nostaljik yaklaşmanın anlamı yok, oradan çok net hatırladığım bir haberi anlatıp, niyetimi açıklayacağım yazının devamında.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1959'da Louis Armstrong İstanbul'a konser vermeye geliyor, hem de üç gün yani biletler Vergi Daireleri'nden satın alınabiliyor, sonradan Vergi Daireleri biletix'e devrediliyor filan bu konulara girmeyeceğim. Neyse konserlerin ilk iki günü başarılı geçiyor, Louis Armstrong'a soruyorlar İstanbul'u nasıl bulduğunu, o da "Türk insanı çok sıcak. Burada muhteşem bir misafirperverlikle karşılaştım. İstanbul çok egzotik." geyiklerini yapıyor. Ben önceden bir Fransız olarak bile utanırdım bu muhabbetlerin hep aynı olmasına sonradan fark ettim ki mesela ben Prag'a gittiğimde yine gazeteciler sormuştu. "Prag çok güzel, medeniyetlerin buluştuğu yer, bilhassa Çek İnsanı çok canayakın, umarım tekrar Prag'a gelebilirim. Çek Birası ve svickova'ya bayıldım:)))" demiştim o yüzden artık herhangi bir şehir hakkındaki bu tip yorumları kabulleniyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hikâyemize geri dönüyoruz, Louis Armstrong üçüncü konserini İstanbul Hilton'da verecektir, fakat o da nesi, adam konsere başladığı zaman ana yemekler de gelmeye başlamıştır!! Tabiî sonradan görmüş société durur mu, yapıştırmış cevabı, yani cevabı yapıştırmamış da adamın konserine gelmediği net olan görgüsüzlerden oluştuğu için hapur hupur yemeğe gömülmüşler. Louis Armstrong beyninden vurulmuşa dönüyor, kafasına su şişesini yiyen Morrissey gibi müziği kesip odasına çıkıp terlemeye ve beziyle silmeye devam ediyor. Bu sırada Karadenizli bir otel görevlisiyle girdiği ilişki sonucu İsmail Türüt'ün doğduğu rivayet edenler de vardır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/-FziqNV-bLps/Twb6HtaPtoI/AAAAAAAAAx8/Lzs4RVT0-hU/s1600/ma%25C5%259Fallah.bmp"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 312px; height: 400px;" src="http://2.bp.blogspot.com/-FziqNV-bLps/Twb6HtaPtoI/AAAAAAAAAx8/Lzs4RVT0-hU/s400/ma%25C5%259Fallah.bmp" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5694513789212276354" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;Efendim, güç bela ikna edilir Armstrong konsere devam eder falan ama bu sefer işler değişmiş sosyeteyi köpeği yapmıştır, ayaklarının dibinde oturup dinler alkışlar ederler, helal olsun Louis aga falan derler. Bir de buna benzer bir durum geçen sene İstanbul'da Tindersticks Konseri'nde olmuş sanırım, abimiz mırıl mırıl halini arz ederken, millet muhabbete dalmış, neden? Çünkü ayı oldukları için. Lyceé ya da ondan önceki eğitim kurumlarında biraz sessiz bir öğretmen varsa hemen boku çıkarılıp sömürülür ya, onun gibi bir şey. Hayır söyleyin komik bir şey varsa biz de gülelim yani!!!!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İşte bu iki durumun bir benzerini yine geçenlerde rahmetli oroyinman Bill Evans'ın Waltz for Debby albümünü dinlerken fark ettim, alkışları fark ediyordum şarkı bitişlerinde fakat parçalar çalınırken de arkada muhabbet döndüğünü kulaklıktan dinlerken fark ettim. Abi hakikatten bir böyle Büyük Ev Ablukada gibi yavşak gruplar bulunuyor hem grup elemanları hem de izleyici kitlesi hemen muhabbete sarıyor, bir de böyle adam gibi takım elbisesini çıkıp işini yapan müzik insanları oluyor mesela Kraftwerk!!! Bu garip neon lambalı elbise dışında Autobahn döneminden beri takım elbiseden ödün vermemeleriyle saygımı kazanmış bir grup. BEA'dan bahsetmek istemiyorum hakikatten dayaklıklar çünkü onu geçiyorum ama bu izleyicinin sinir bozuculuğu nedir arkadaşım. Şampanya içiyorsun diye çotank diye kafamda patlatmalı mısın şampanya bardağını, bir yandan da yanındaki adama flört eder ses tonuyla "mösamdömsd" diyerek. Bunların bir kaç tanesini Arc de Triomphe du Carrousel'de  sallandıracaksın bir daha yapıyorlar mı bakalım!!!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Neyse size birkaç sene geç kalmış da olsam Erdjan'dan Viski Coca Cola'yı, ve götü kurtlu klavyecisini takdim etmekten onur duyarım:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;iframe src="http://www.youtube.com/embed/8gP4Ih58Yzg" allowfullscreen="" frameborder="0" height="315" width="420"&gt;&lt;/iframe&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7998559722419790733-8754608248614794010?l=monteyn.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://monteyn.blogspot.com/feeds/8754608248614794010/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://monteyn.blogspot.com/2012/01/hayat-mecmuas-uzerine.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7998559722419790733/posts/default/8754608248614794010'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7998559722419790733/posts/default/8754608248614794010'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://monteyn.blogspot.com/2012/01/hayat-mecmuas-uzerine.html' title='Hayat Mecmuası Üzerine'/><author><name>monteyn</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03187474600345714216</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='28' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_hPtIqgS_Scs/SceXiLqsYJI/AAAAAAAAAAw/jXlO3WnbDVw/S220/montaigne.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/-Xpfa1tTmHF0/Twb0m74-YNI/AAAAAAAAAxw/MrObezBG74w/s72-c/11215.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7998559722419790733.post-2988044283661362952</id><published>2011-12-31T01:33:00.006+01:00</published><updated>2011-12-31T02:22:42.634+01:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='hezeyan'/><title type='text'>Besarabya Üzerine</title><content type='html'>&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/-pSrTdsPLNA0/Tv5ZcCZeYkI/AAAAAAAAAxY/A1pOFHt3hFs/s1600/bessarabien_heute.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 373px; height: 336px;" src="http://3.bp.blogspot.com/-pSrTdsPLNA0/Tv5ZcCZeYkI/AAAAAAAAAxY/A1pOFHt3hFs/s400/bessarabien_heute.jpg" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5692085317257814594" /&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;/a&gt;He canım besarabyan hoyte, sen de haklısın. Değerli okurlar iki hafta önce kadar yatağımda yatmış kafamdan yine buraya aktarmayacağım bir bulok yazmış kendimce eğleniyordum. Eğleniyordum derken, tam işte yazının sonundaki videoda ileri almaya kalkışınca youtube sıçtı doğal olarak, sinir oldum ve aklımdan o an şu düşünceler geçti "Ya hu Besarabya'yı Fatih mi almıştı?" Size yalan atmayacağım ama Besarabya lafını duymayalı yaklaşık 12 sene oluyor diyebilirim. O anda telefonumun şarjı da az olduğu için mobaylbrovzırımı açmıyordu, çıldıracaktım  Eflak Boğdan ananı sikeyim, Besarabya neredeydi falan diye çıldırıyorum. Öyle öyle zaten rüyaya dalmışım, rüyamda canlı canlı gömülmüş insanlar gördüm, bu Besarabya meselesi hakikatten de bilinçaltı canımı bile sıkmıştı.&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Sabah uyanıp derhal araştırmaya koyuldum, günümüzde işte Moldova'nın bulunduğu yer oluyor. Bu arada bir nevi Moldovalı'ya önyargılı yaklaşımı tespit için kişinin "Moldovya" diyip demediğini daha ilk dinleyişte kontrol ediyorum, eğer "Moldovya" diyorsa kesinlikle aklında oluşan tek şey beyaz kadın ticareti falan oluyordur diye kanaat getiriyorum. Efendim Moldova çok cefakar bir ülke, yani çok da sikimde değil açıkçası cefakar(şapkaları yapamıyorum bir sorundan ötürü özür dilerim) olup olmaması ama bir gün yine fildişi kulemdeki yatağımda yatarken dank diye kalkıp Moldova'nın sınırlarını dikkatle inceledim ve denize tam yaklaştığı andaki toprakların Ukrayna 'ya ait olduğunu fark ettim.&lt;img src="http://2.bp.blogspot.com/-dOEE_heTCCU/Tv5bvwi6cUI/AAAAAAAAAxk/WtzTelTX8f0/s400/moldova_pol01.jpg" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5692087855086203202" style="display: block; margin-top: 0px; margin-right: auto; margin-bottom: 10px; margin-left: auto; text-align: center; cursor: pointer; width: 337px; height: 400px; " /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Şimdi google'ın kendi tarayıcısı chrome'u ve yine kendi servisi blogger'ı kullanmama rağmen bu gerizekalılar fotoğrafı büyütmek için bile bana firefox'u açtırmak durumunda bırakıyor ama dokunmayacağım. Tam o kırmızı okun olduğu yerde Moldova denizle birleşemiyor arkadaşım. Ülke sanki yeteri kadar fakir değilmiş gibi bir de lank diye ticaret yolunu kesiyorsun, Ukrayna'nın yaptığı şimdi orospu çocukluğu değildir de nedir sizce? Bence kesif orospu çocukluğu, ancak şimdi biraz detaya girip bu konu hakkında neden aktif davranıp Ukrayna'yı işgal etmediğimi de anlatayım.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;O dönemde uluslararası bir şirkette entelektüel olarak çalışıyordum. Moldovalı bir arkadaş vardı, yani arkadaş dediğim adamı ayda bir falan görüyorum öyle çok sık bir muhabbetim de yok. Şimdi buraya kadar inanmayabilirsiniz ama hakikatten ben böyle bir adamı tanıyorum adı İgor(ya İgor diyince de hakikatten götümden uydurmuşum gibi oldu ama samimi söylüyorum yani napalım adamlar da paso igor koyuyor isim ben ne yapayım) ve bir gün biz bununla yemek yerken karşılaştık hemen yanıma oturdu, sıcak kanlı olduğu için zerre muhabbetim olmamasına rağmen yanıma oturması durumunda hemen sinirimden Demolition Man'de(Rocky 4'ten sonraki en iyi film doğal olarak) Wesley Snipes'ın laboratuvara girmek için yetkililerden birinin gözünü kalemle çıkarıp dijital okuma zımbırtısına okutma hareketine hazırlandım, fakat o sırada ağzıma attığım bir adet soğuk soğan halkası sayesinde öfkemi başka bir yöne yönelttim. O soğan halkalarını soğuk satan adama da umarım bayatlamış ve soğuk arnavut ciğeri yedirilip iki gün susuz bırakılır ne diyeyim. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Neyse biz İgor'a dönelim. Bu yanıma oturdu falan, ben de işte bu harita mevzularına bakmıştım o sıralar. "Ya hu" dedim "İgor Gardaşşşşşş" ben haritadan baktım ama tam anlayamadım Moldova'nın denize kıyısını Ukrayna mı kesiyor ne?&lt;/div&gt;&lt;div&gt;İgor'un yüzü ekşidi ve "Evet!" dedi, o sırada Beypazar Maden Sodası'ndan bir yudum alıp sessizce geğirdi, ve aynen şu cümleyi sarf etti "İşte bunlar hep kurulmuş oyunlar" ya samimi söylüyorum orada ben sanırım biraz altıma kaçırdım içeri doğru gülmekten ötürü, adamın Siyaset Bilimi ve İktisat dabılmeycırı yapmış olduğunu biliyordum, adam bana emekli olup Ege'ye yerleşmiş hiçbir şeyden memnun olmayan rakıcı amcanın "Sata sata bitiremediler azizim" muhabbetini oracıkta yapmıştı. İşte o an Ukraynalılar'ı düşünüp şöyle hafiften "iyi yapmışsınız lan!" dedim sinirimden. Abi "bunlar hep oyunlar işte" ne demek, ne yaptın sen ya. Ne bileyim orada işte bir arkadaşınızın arkadaşıyla yeni tanışıp da muhabbet müzikten açılınca "Pink Floyd'un üzerine grup tanımıyorum abi" demesi hissine benzer bir his yaşadım. Yani ne bileyim benim küstahlığımdan kaynalanıyor belki. Neyse yarın seneyi bitiren yazımı yazacağım.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;iframe width="560" height="315" src="http://www.youtube.com/embed/VmYaMaEm3Ng" frameborder="0" allowfullscreen=""&gt;&lt;/iframe&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;P.S: "Dertler Benim Olsun"da obua var ya ne zaman dinlesem "oha lan obua var" diyorum. Şimdiye kadar şarkıyı 300 kere dinlemişsem 4'ünde falan "oha obua var" dememişimdir.&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7998559722419790733-2988044283661362952?l=monteyn.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://monteyn.blogspot.com/feeds/2988044283661362952/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://monteyn.blogspot.com/2011/12/besarabya-uzerine.html#comment-form' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7998559722419790733/posts/default/2988044283661362952'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7998559722419790733/posts/default/2988044283661362952'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://monteyn.blogspot.com/2011/12/besarabya-uzerine.html' title='Besarabya Üzerine'/><author><name>monteyn</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03187474600345714216</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='28' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_hPtIqgS_Scs/SceXiLqsYJI/AAAAAAAAAAw/jXlO3WnbDVw/S220/montaigne.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/-pSrTdsPLNA0/Tv5ZcCZeYkI/AAAAAAAAAxY/A1pOFHt3hFs/s72-c/bessarabien_heute.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7998559722419790733.post-6065498602326070361</id><published>2011-12-22T19:55:00.010+01:00</published><updated>2011-12-22T20:48:22.468+01:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sinir krizi'/><title type='text'>Le Samourai'daki Alain Delonluk Üzerine</title><content type='html'>&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/-3LZM8dt1KjQ/TvN9ydI0sOI/AAAAAAAAAw0/5OZ9mNoODZQ/s1600/rc%2BJean-Pierre%2BMelville%2BLe%2BSamoura%25C3%25AF%2BDVD%2BReview%2BAlain%2BDelon%2B2527.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 239px;" src="http://3.bp.blogspot.com/-3LZM8dt1KjQ/TvN9ydI0sOI/AAAAAAAAAw0/5OZ9mNoODZQ/s400/rc%2BJean-Pierre%2BMelville%2BLe%2BSamoura%25C3%25AF%2BDVD%2BReview%2BAlain%2BDelon%2B2527.jpg" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5689029060067635426" /&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;/a&gt;Bir süre önce Le Samourai'yı izlemiştim. Yukarıdaki fotoğrafta da görebildiğimiz gibi Alain Delon'un, Eric Cantona gibi yakaları dikerek karizma yaptığı dönemler. Dün gece yatarken biraz da kıkırdayarak "alengirli delongirli bir ismi var adamın" diye şaka yapıp bunu bûloğa yazmamalıyım diye düşündüğüm için yazıyorum bu yazıyı. Le Samourai'daki Alain Delon'la sevişmek istemeyecek bir tane bile insanevladı varsa şu bûloğu okuyan, İtalyan Mafyası arkadaşlarımla beraber memnuniyetsiz ifade takınarak parmaklarını kırdırtacağım. Arkadaşım benim de benzer bir paltom var, biraz İskandinav Satanist Kült liderlerine benzese bile yine de aynı yaka kalkma hareketi yapılabiliyor, ancak ben giyince 4 gün önce grip olmuşum da gırtlağım üşümesin diye önünü kapıyormuşum gibi duruyor kapadığım zaman düğmeleri, bu adamda nasıl böyle duruyor hiçbir fikrim yok. Bence göt büyüklüğüyle de alakalı olabilir, çünkü götüm çok büyük olduğu için, arka taraftan rüzgar geldiği zaman stadyumlarda dalgalanan dev takım bayraklarının dalgalanması gibi dalgalanması gereken kısmı, götüm biraz zorladığı için sıkışıp kalıyor. Filmde baktım şimdi adamın en az 1.87(Emperyal Sistemi kullanan okurlar için not:6.2 feet'e yaklaşık bir şey)(neden bunu kullandığıma dair bir fikrim yok. Amerika'da ESANP devrimini gerçekleştirdiğimiz zaman da tekke ve zaviyeleri kapattıktan sonra bu gerizekalı ayak, arşın, okka, kulaç, endazeyi falan ilk olarak kaldırmayı planlıyorum.) kendisinden oldukça kısa kaldığım için de bu olabilir. Hayır dostlarım yalan atmaacağım, Alain Delon'u kıskanıyorum:( Kendisini çekemediğim için, aşağı yaşlılık resmini bulmaca karalarcasına karalayıp koydum zaten. Yapacak bir şey yok, kendisi hakkında bir karalama kampanyası başlatmış oldum böylece. Gördüğünüz gibi Vedat Özdemiroğlu kelime esprileri yapmaktan çekinmiyorum, çünkü moralim bozuldu ve belki ilgi çekerim diye efsanevi mesajı tekrar okurlara atmak istiyorum "Meşgulsn sanırım, ben yatıyorm ii eğlenceler sna..."&lt;div&gt;&lt;img src="http://4.bp.blogspot.com/-g4xCnmJ4cmk/TvOB_8hbPdI/AAAAAAAAAxA/bWNu1qncLaY/s400/5013.jpg" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5689033689877134802" style="display: block; margin-top: 0px; margin-right: auto; margin-bottom: 10px; margin-left: auto; text-align: center; cursor: pointer; width: 278px; height: 400px; " /&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Evet dostlarım, gün gelecek kıskançlıktan Alain Delon'a da laf edecek kadar küçülecekmişim demek ki, ama yine de bunca zaman güldük eğlendik, ol sebepten bugün size aylardır üzerinde çalıştığım girişimcilik fikrimi açıklıyorum:"bebek aspirini aromalı dondurma" Ya bir saniye buna döneceğim, siz de bilinçaltında bir süre bunu düşünedurun ancak bir şey demek istiyorum. Mesela youtube'da atıyorum "aphex twin"i aratıyorum, sonra da en çok izlenen videosu ne diye merak ettiğim için izlenmeye göre sıralamasını izlemek istiyorum, fakat bu babadan oğula nesil youtube bir kere adam gibi bana bunu göstermedi, ya da bilhassa Boris'i ararken mutlaka Lady Gaga'yı falan tepeye oturtuyor, ya da işte kedi videosu falan. Ciddi anlamda bir kedi videosu tutkunuyum ancak youtube'da Lavrenti Beria'yı aratsam neredeyse kedi videosundan çıkacağından emin gibiyim. Aha buyrun Joseph Stalin diye aratıp izlenme sayısına göre listeledim N.W.A'nın "Fuck da Police" şarkısı çıktı. Sözlere bakıyorum şimdi, işte buyrun Stalin bile geçmiyor. Ya, youtube'da akıllı arama özelliği var ve diktatörlük ve polis devleti karşılaştırıp kullanıcı için bilinçlendirici sonuçlar veriyor, ya da anasına bacısına sövmelik bir sistemleri var. ŞU an N.W.A elemanlarının hayat hikayelerini de kontrol ettim, hiçbirinin Stalin'le bireysel bir sorunu olmamış, bilemiyorum.&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Neyse, bu bebe aspirini aromalı dondurmaya gelince, bir miktar sermayeye ihtiyacım var onu da artık aranızda toplarsınız. Canım ilaç, papatya aromalıymış. Papatya aromalı dondurma yapsam, sadece "sağlıklı beslenip, natürellllll sabun kullanıyorum kaliteli yaşıyorum" insanlarına satacağımdan şüphem olmadığı için bu dondurmanın isim haklarını Bayer'den satın aldım "bebe aspirini aromalı dondurma" şeklinde satılacak, buzlu dondurma satmaya çalışanlara akrabalarının bir dönem nasıl da külahtan böcek çıkmalı durumlar yaşadıkları öyküsü her gün zorla dinletilecek, Maraş Dondurmacılarında satılması yasaklanacak, çünkü DONDURMACILIK CİDDİ BİR İŞTİR.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;img src="http://1.bp.blogspot.com/-0Tplzskzmwg/TvOGzDEzpuI/AAAAAAAAAxM/cJe_LRhFDPo/s400/KIT_01.jpg" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5689038965855987426" style="display: block; margin-top: 0px; margin-right: auto; margin-bottom: 10px; margin-left: auto; text-align: center; cursor: pointer; width: 400px; height: 300px; " /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Günümüzde artık Maraş Dondurmasını elindeki demir çubukla oynatmaya kalkışan kişiler TRT Okul'daki Dedemin Oyuncağı programında yapılan o oyuncaklar çocuklar tarafından o program dışında bir daha nasıl asla kullanılmayacaksa, kendileri de bu şekilde göstermelik bir kişi bırakmalılar ve bir daha bu mesleği yapmamalılar. Nazarımda arkadaşına kompresörle şaka yaparken bağırsaklarını patlatan adamdan bile dünyaya daha zararlılar ve antipatikler. Bir Fransız olarak söylüyorum bunu eğer Türkler'in hala deveye binip fes taktıklarını sanıyorsak Camel sigarasıyla alakası yok bunun, bir bu dondurmacıların, bir de şerbetçilerin geleneksel kıyafet giymelerinden ötürüdür değerli okurlar. Sadece uyarmak istedim. Bugün değerli vatandaşım Emilie Simon'dan oldukça güzel bir parçayla bu yazıyı sonlandırıyorum:&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;iframe width="420" height="315" src="http://www.youtube.com/embed/GAGlkhujVAU" frameborder="0" allowfullscreen=""&gt;&lt;/iframe&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7998559722419790733-6065498602326070361?l=monteyn.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://monteyn.blogspot.com/feeds/6065498602326070361/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://monteyn.blogspot.com/2011/12/le-samouraidaki-alain-delonluk-uzerine.html#comment-form' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7998559722419790733/posts/default/6065498602326070361'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7998559722419790733/posts/default/6065498602326070361'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://monteyn.blogspot.com/2011/12/le-samouraidaki-alain-delonluk-uzerine.html' title='Le Samourai&apos;daki Alain Delonluk Üzerine'/><author><name>monteyn</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03187474600345714216</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='28' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_hPtIqgS_Scs/SceXiLqsYJI/AAAAAAAAAAw/jXlO3WnbDVw/S220/montaigne.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/-3LZM8dt1KjQ/TvN9ydI0sOI/AAAAAAAAAw0/5OZ9mNoODZQ/s72-c/rc%2BJean-Pierre%2BMelville%2BLe%2BSamoura%25C3%25AF%2BDVD%2BReview%2BAlain%2BDelon%2B2527.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7998559722419790733.post-186033259172967468</id><published>2011-11-24T22:26:00.005+01:00</published><updated>2011-11-28T02:16:54.741+01:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='saçma'/><title type='text'>Kelimelerin Kullanımındaki Kaltaklık Üzerine</title><content type='html'>&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/-x_-f051BZlQ/Ts63TZwxUWI/AAAAAAAAAwQ/w6xMxkU7I7E/s1600/Nowa-Aleksandria_Siekiera%252Cimages_big%252C26%252CMTJCD10251.jpg" onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 399px;" src="http://3.bp.blogspot.com/-x_-f051BZlQ/Ts63TZwxUWI/AAAAAAAAAwQ/w6xMxkU7I7E/s400/Nowa-Aleksandria_Siekiera%252Cimages_big%252C26%252CMTJCD10251.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5678677724121616738" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;"...Saul da mı peygamber oldu?..." 1 Samuel 10:11&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Ne sandın yarraaam!" Saul'un Tevrat'a Cevabı (Gençliğin Ata'ya Cevabı gibi düşünün)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Fotoğrafı "kelimeleri kullanarak beynimizi kontrol ediyorlar" gibi, değil gibi amaçla yemin ederim ki kullanmadım, sevdiğim bir albümdür. Biraz öyle durduğu gerçeğini inkâr etmeyeceğim tabiî ki. Geçen gün Erkan-ı Harbiye~Savunma Bakanlığı olayları üzerine biraz düşünüyordum. Birçok ülke Savaş Bakanlığı kullanımını İkinci Dünya Savaşı'nın ardından değiştirerek Savunma Bakanlığı haline çekiyor. Hatta şu an bu şekilde kullanımı olan ülke var mı diye biraz araştırdım ama bulamadım. Çok çok önceden belki iki yıl kadar önce Susan Sontag'ın hastalık isimlerinin kullanımı üzerindeki fikirlerinden bahsetmiştim, mesela Kanserin ;Yengeçle benzerliği falan. Sonra da Türkler'in biz Fransızlar'ın hepsini ahlaksızlık ve fuhuşçuluk, eroinmanlık, ve atayizlikle itham ettiği Frengi'nin nasıl da kalbimizi kırdığını ve aslında aramızdaki diplomatik sorunların bu yüzden kaynaklandığını, bu yüzden Avrupa Birliğine girmemesini istediğinden falan bahsetmiştim. Bunlardan bahsetmemiştim ama Frengi ve Fransızlık olayından bahsettiğimden eminim. Savunma Bakanlığı kullanımı ne kadar da "ben yapmadım kedi yaptı" veyahut da "biz aslında masumuz ne suç varsa az sonra yumruğumuzun tadına bakacak olan lanet olasıca beyaz kıçlıların" içerikli bir kullanım.&lt;br /&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/-kfPjgV5lp6w/Ts69A-4XKRI/AAAAAAAAAwc/lVj3ZSP3NyM/s1600/chocolate-eclair.jpg" onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 268px;" src="http://3.bp.blogspot.com/-kfPjgV5lp6w/Ts69A-4XKRI/AAAAAAAAAwc/lVj3ZSP3NyM/s400/chocolate-eclair.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5678684004737820946" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Şimdi bunu düşünürken aklıma şu geldi küçükken bazı zamanalar aileyle tartışmaya girilir, haklı olduğunuz ortadadır. Küçük dediğim 10 yaş civarı mesela. Haklı olmanıza rağmen tartışma birden yukarıdan gelen bir elle sonlandırılır ve ebeveynin şartsız gücü bu tartışmaya darbe(coup d'etat olan yalnız, tokat atmalı olan değil)indirip bitirir ya da, tamam tartışmıyorum şeklinde bitirilir. İşte ciddi bir tespit olmasından çekiniyorum ama devlet bence biraz böyle bir şey. Arkadaşım haksızsan haksız olduğunu kabul et, anamızı niye sikiyorsun? Peki ben ne yapıyorum dostlarım? Eklerperver Solipsist Anarko Nihilizm Partisini kuruyorum!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bilen bilir, eskiden bu bûloğu 2007'de birkaç idealist arkadaşımla  birlikte kurduğumuz parti EHKP-C'nin(Ezilen Halkın Kurtuluşu Partisi-  Cephesi) propagandasını yapmak için, yani Anarko Nihilizmi yaymak için  kullanıyordum. Genç dimağlara kirli düşünceler empoze ediyordum. Eğer  merak ederseniz "anarko nihilizm" diye aratıp bu ideoloji hakkında  bûloktaki tek yazıdan öğrenebilirsiniz, az önce arama yapıp yazıyı  buldum ama okumaya çekindim çünkü oldukça uzundu ve resimleri de güzel  değildi, ama belki okursunız diye yine de bilgilendireyim istedim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.blogger.com/Voluntary%20Human%20Extinction%20Movement"&gt;Voluntary Human Extinction Movement&lt;/a&gt;  bu hususta gerçekten ortak paydada buluştuğumuz bir ekip olduğu için  onları şimdiden destekliyorum, çünkü dünyanın en çok anasını siken  varlık insan olduğu için bugün kendi inisiyatifimle vasektomi yaptırarak  bu harekete ortak oldum. EHKP-C'yi fesh ettik çünkü, kurumun kitab-ı  kebir'ini kaybettiğimiz için bu duruma düştük.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ekler biliyorsunuz ki bir halkın vicdanıdır. "Ekler sevmeyen insan da sevmez!" partimizin sloganıdır. Solipsizm ise, hem karizmatik durduğu hem de benim köksüz bakışaçımdan pek de anlamlı bir şey olmadığı için parti programına dahil edildi. Neden anlamlı olmadığını kimseye açıklamak durumunda değilim. Ve iktidara geldiğimiz gün hepimiz diğer ülkelere "Savaş Bakanlığı" vesilesiyle savaş açıp, hepsini öldürüp ardından da intihar edeceğiz. Tek amacımız budur. Bu da parti marşımız alın değerli okurlar&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;iframe src="http://www.youtube.com/embed/ZSS5dEeMX64" allowfullscreen="" frameborder="0" height="315" width="420"&gt;&lt;/iframe&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7998559722419790733-186033259172967468?l=monteyn.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://monteyn.blogspot.com/feeds/186033259172967468/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://monteyn.blogspot.com/2011/11/kelimelerin-kullanmndaki-kaltaklk.html#comment-form' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7998559722419790733/posts/default/186033259172967468'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7998559722419790733/posts/default/186033259172967468'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://monteyn.blogspot.com/2011/11/kelimelerin-kullanmndaki-kaltaklk.html' title='Kelimelerin Kullanımındaki Kaltaklık Üzerine'/><author><name>monteyn</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03187474600345714216</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='28' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_hPtIqgS_Scs/SceXiLqsYJI/AAAAAAAAAAw/jXlO3WnbDVw/S220/montaigne.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/-x_-f051BZlQ/Ts63TZwxUWI/AAAAAAAAAwQ/w6xMxkU7I7E/s72-c/Nowa-Aleksandria_Siekiera%252Cimages_big%252C26%252CMTJCD10251.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7998559722419790733.post-5608021137501352514</id><published>2011-11-16T12:53:00.005+01:00</published><updated>2011-11-16T13:53:12.307+01:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='öyle'/><title type='text'>Dünyanın En Güzel Müziği Üzerine</title><content type='html'>&lt;iframe src="http://www.youtube.com/embed/jkIq5hmEdIU" allowfullscreen="" frameborder="0" height="315" width="420"&gt;&lt;/iframe&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sanıyorum ki, yaptıkları testlerle Kibariye'nin sesini kusursuz bulan Japon Bilimadamı arkadaşlarımla en iyi parçayı 7 yıldır arıyoruz. Gerek metalikacılık olsun, gerek radioheadçilik ve dahi gerek bantdergisiliseliandırgrauntçuluğu gerek wirebizdenbaşkakimsedinlemesinciliği tarzları olsun, bir çok müzik araştırdık. Şahsen benim sıralamamı önceden de okuyanlar bilir; Easy Lover,Part Time Lover,Cheri Cheri Lady en iyi üç şarkıydı, ancak Japon Bilimadamları'nın yaptığı testler fikirlerimin hiç de doğru olmadığını kanıtlarcasına yüzüme çarpıyor. Ya hu Monteyn, bu ne böyle Rüştü Asyalı'nın sunduğu Bilimin Serüveni programının müziği gibi diyenin kafasına Moog Synthesizer düşer umarım çünkü onun da müziği Aphex Twin'indi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ambient çoğu durumda karşılaştırma kriterlerimin yetersiz kaldığı bir genre. Mesela Robert Rich diye bir herif var, 160 dakikalık ambient parçaları var ve konserlerinde uyuma seansları düzenliyor(ki yaptığı tabiî ki aşağılamaktan çekinmediğim new age siki olduğu için ambient'ın adını kirletiyor. "Robert Rich'in elleri kurusun, kurudu da") . Aşağıdaki 4 Brian Eno albümünden en çok 1'inciyi ve 4'üncüyü seviyorum fakat neden onları sevdiğime dair yapacağım açıklama verdikleri estetik hissiyat gibi dravdan bir açıklama olacaktır. &lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/-LwxZIzVGyRs/TsOowb0BrtI/AAAAAAAAAv4/Pxw5fUawvDE/s1600/ambient%2Bhepsi.JPG"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 378px;" src="http://4.bp.blogspot.com/-LwxZIzVGyRs/TsOowb0BrtI/AAAAAAAAAv4/Pxw5fUawvDE/s400/ambient%2Bhepsi.JPG" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5675565505470115538" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;Fakat dün bu şarkıyı dinlerken çok net bir şekilde "Sanırım biraz kassam hayatın anlamını bulacağım." diye düşünürken uykuya dalmışım. Rüyamda bizzat dönemin başkanı David Lloyd George'la konuşuyorduk aynen şöyle dedi: "Arkadaşlar yüzyıllar nadir olarak dâhi yetiştirir. Şu talihsizliğimize bakın ki o büyük dâhi çağımızda İrlanda Milletine nasip oldu. Aphex Twin'in zekasına karşı elden ne gelir." dedi. Uyandığımda avuçlarımın içne küçük stigmatalar oluşmuştu. Hemen bunu gerçeğe yorup bûlokta paylaşma kararı aldım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu arada yukarı gömdüğüm(kalbime eheh) videodaki fotoğrafa bir açıklama getirilmemiş ancak yine internetin %40'ındaki komikli kedi videosu izlemekten zamanım kaldıkça oraya buraya bakıyorum, bu fotoğraf bildiğim kadarıyla Mars'ta güneşin batışı fotoğrafıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ben, Aphex Twin mahlasını kullanan Richard David James'i, Isle of Man'li sanıyordum geçen güne kadar. David Lloyd George sağolsun dün gece hatamı düzeltti rüyamda.&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/-QssoC4s7QZ8/TsOvWUJagjI/AAAAAAAAAwE/aq9sbbjTWrM/s1600/Flag_of_the_Isle_of_Man.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 200px;" src="http://1.bp.blogspot.com/-QssoC4s7QZ8/TsOvWUJagjI/AAAAAAAAAwE/aq9sbbjTWrM/s400/Flag_of_the_Isle_of_Man.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5675572753317134898" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;Isle of Man'de tankla gezdiğini duymuştum o yüzden kafam karışmış. Bu arada Isle of Man ne Büyük Britanya'ya ne de Avrupa Birliği'ne tam anlamıyla dahil. Zaten şu an bence kapatsalar mekanı kimsenin umrunda olmaz. Belki de yeni duyanlar olmuştur adını. Koyunları falan güzel öyle yani bir numarası yok. Bayrağı havalı bir de.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7998559722419790733-5608021137501352514?l=monteyn.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://monteyn.blogspot.com/feeds/5608021137501352514/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://monteyn.blogspot.com/2011/11/dunyann-en-guzel-muzigi-uzerine.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7998559722419790733/posts/default/5608021137501352514'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7998559722419790733/posts/default/5608021137501352514'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://monteyn.blogspot.com/2011/11/dunyann-en-guzel-muzigi-uzerine.html' title='Dünyanın En Güzel Müziği Üzerine'/><author><name>monteyn</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03187474600345714216</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='28' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_hPtIqgS_Scs/SceXiLqsYJI/AAAAAAAAAAw/jXlO3WnbDVw/S220/montaigne.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://img.youtube.com/vi/jkIq5hmEdIU/default.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7998559722419790733.post-2791659086148792860</id><published>2011-11-01T16:30:00.006+01:00</published><updated>2011-11-01T17:40:55.169+01:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='öyle'/><title type='text'>Otoriter Köpek Sahiplerinin Sefilliği Üzerine</title><content type='html'>&lt;iframe width="560" height="315" src="http://www.youtube.com/embed/4uh5MB17v9A" frameborder="0" allowfullscreen=""&gt;&lt;/iframe&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;"Bir dolmuşçunun kötü kalpli biri olup olmadığını anlamak için, ön koltuktaki kapı kolunu söküp sökmediğine bakarım."&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;Oscar Wilde&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;Ne kadar da güzel söylemiş değerli dostum değil mi muhterem okuyucular? Ben de, kendisiyle çeşitli fikir teatisinde bulunurken bunu onaylamıştım. Artık elektronik pencerelere geçildiği için pencere kolunu sökmüyorlar. Gerçi şimdilerde de o tuşu söküp üstüne koli bandı yapıştırmaya başlamışlar sanırım, geçenlerde Montmarte Montparnasse hattındaki yeşil dolmuşlarda gördüm. Ancak, yolcunun o kapıdan inmemesi için doğrudan kapıyı açan aparatın hunharca sökülmesi doğal olarak ancak bir dolmuşçu kötü kalpliliğine sahip insana yakışır. Gerçekten de, müşterilerle girdikleri tartışmalarda ergen kız arkadaş tribinden daha beter tripleri atmaktan çekinmemeleri kalbimi çok kırıyor. Misal adama "Beyefendi, bu Bastil'den geçiyor mu?" cümlesini tamamlamadan "psssssssssssssssss(burada tuşa tehditkâr basışla kapının açılması) binmeseydin kardeşim o zaman." diye sizi indiriyor.  Hatta bir seferinde dolmuşta telefonla konuşup kapadıktan sonra bir mesaj aldım, bilmediğim numara tabii, ama bunun dolmuşçu olduğunu anlamıştım çünkü telefonla konuşurken numaramı bir firmaya verirken beni dinlemişti. Mesajda aynen şöyle yazıyordu:"Meşgulsün sanırım Monteyn. Neyse, ben yatıyorum sana iyi eğlenceler." O an beynimden vurulmuşa döndüm. Derhal "müsait bir yerde inebilir miyim!" diyip indim ve bana para üstü olarak verdiği 14 tane 10 cent'i 8 tane de 25 cent'i cebimde çıngırdatarak varacağım noktaya yürüyerek gittim. 10 dakika sonra da bir tane boş mesaj attı ama ciddiye almadım bu sefer. Neyse dostlarım dolmuşçuluk müessesi, taksiciler kadar olmasa da ruhumu derinden yaralayan bir durum. Sosyal yönden gelişmiş olmadığım için taksicilerle muhabbete girdiğim an sadece "Abi bu bina yoktu sanki önceden" "Vardı vardı." seviyesinde kalıyorum. Sanki konuşma zorunluluğu var anasını satayım. Annemin çok uzak bir yerden gelen çok uzak bir akrabasına, arkadaşına duyduğum çirkin sorumluluğu ben taksiciye hissetmek zorunda mıyım arkadaşım. Böyle bir gelenek mi var? Mahallede her türlü piçlik yapmasına rağmen sevilen çocuk değil, sessiz sakin olmasına rağmen kendinden 3 yaş büyüklerin bile uyuz olduğu ve oyunlarında oynatmadığı çocuğum ben.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;P.S: İnadına Kusturitza diyenleri yumruklama isteğim gibi Slavoj Zizek telaffuzunu birebir yapmayıp da artist artist Jijek diyip en doğrusunu ben söylüyorum kafasındakiler için yukarı video koydum. Bundan sonra aynı bu şekilde duymazsam ve biri "Jijek" derse çevremde, ağzını kanatana kadar yumruklama kararı aldım. Adam dümdüz okunmasından rahatsız olmuyor da, öyle okuyup sen mi düzelteceksin milleti it. al bakalım klaket gibi bir şekilde oku bundan sonra çünkü en doğrusu bu.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7998559722419790733-2791659086148792860?l=monteyn.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://monteyn.blogspot.com/feeds/2791659086148792860/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://monteyn.blogspot.com/2011/11/otoriter-kopek-sahiplerinin-sefilligi.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7998559722419790733/posts/default/2791659086148792860'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7998559722419790733/posts/default/2791659086148792860'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://monteyn.blogspot.com/2011/11/otoriter-kopek-sahiplerinin-sefilligi.html' title='Otoriter Köpek Sahiplerinin Sefilliği Üzerine'/><author><name>monteyn</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03187474600345714216</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='28' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_hPtIqgS_Scs/SceXiLqsYJI/AAAAAAAAAAw/jXlO3WnbDVw/S220/montaigne.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://img.youtube.com/vi/4uh5MB17v9A/default.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7998559722419790733.post-6078139803205475337</id><published>2011-10-21T12:28:00.016+02:00</published><updated>2011-10-21T16:33:23.449+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sinir krizi'/><title type='text'>The Tree of Life Üzerine</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/-ZgZHQ8bYjlI/TqFJusAYwHI/AAAAAAAAAu8/6cWdTGLc-8Q/s1600/tree-of-life-poster-2011-a-p_0.jpg"&gt;&lt;img style="display: block; margin: 0px auto 10px; text-align: center; cursor: pointer; width: 254px; height: 400px;" src="http://2.bp.blogspot.com/-ZgZHQ8bYjlI/TqFJusAYwHI/AAAAAAAAAu8/6cWdTGLc-8Q/s400/tree-of-life-poster-2011-a-p_0.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5665890872644386930" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;"Benim için bir sanat eseri, kabaca "estetik mutluluk" diyebileceğim şeyi sağladığı sürece var olur."&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: right;"&gt;Vladimir Nabokov, Lolita Adlı Bir Kitap Üzerine, 1956&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;Tabiî burada Nabokov'un "estetik mutluluktan" kastının güzel kozmik görüntüler, yavaş çekimde koşan çocuklar olmadığını tahmin edebiliyorum. Ayrıca Nabokov'un bu anlayışının basit okuyucu için eksik kaldığını Richard Rorty sanırım Olumsallık, İroni ve Dayanışma kitabında bahsediyordu. Burayı bir süredir takip eden herhangi birinin de anlayabileceği gibi ben sanat denilen olaydan kesinlikle anlamayan , sadece sevmediğim şeyleri buraya gelip nefret dolu bir şekilde öfkeyle açıklayan biriyim. En son bir film hakkında bunu Rosemary's Baby'de yapmıştım sanırım tam emin değilim. Mesela resim hususunda hiçbir şey bilmiyorum en sevdiğim ressam Hieronymus Bosch onun da cehennem tasvirlerinden çok korktuğum için kan işiyorum 5 dakika resmi inceledikten sonra, siz varın öyle düşünün.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdi filme geliyorum, fragmanını izlediğimde bir yıl kadar önce "ooo büyük sıçış geliyor eğlence var" demiştim. Bu filmi izlerken sıklıkla "Lütfen Yahweh, bu film vesilesiyle zihniyetini siktiğim New Age olayı tekrar hortlamasın, amen" diye dualar ettim, felsefi yanını geçip müzik olayında da New Age saçmalığının tek işe yarayan yanı Yanni'yi çıkarmış olmasını söylemek isterim. Çünkü adım kadar eminim, Yanni'yle tanışsak birbirimizle çok iyi dost oluruz, inanılmaz sempatik geliyor adam bana. Bu New Age düşünce yapısının ne kadar gerizekalıca bir şey olduğunu ben değil yine sevgili dostum Wikipedia'nın İngilizce &lt;a href="http://en.wikipedia.org/wiki/New_Age"&gt;makalesi&lt;/a&gt;ndeki ilk fotoğraf söylesin&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/-jRHHy62ynS0/TqFO6eycPoI/AAAAAAAAAvI/tApvOt37jl0/s1600/Top_of_Atmosphere.jpg"&gt;&lt;img style="display: block; margin: 0px auto 10px; text-align: center; cursor: pointer; width: 400px; height: 266px;" src="http://1.bp.blogspot.com/-jRHHy62ynS0/TqFO6eycPoI/AAAAAAAAAvI/tApvOt37jl0/s400/Top_of_Atmosphere.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5665896572812803714" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;Fotoğrafı gördüğünüze göre tüm filmin de genel olarak bu kafada geçtiğini söylemekten çekinmeyeceğim. Bilhassa işte dünyanın oluşumu hayatın anlamı muhabbetine CGI dinozorlar var, biliyorum Jurassic Park'daki dinozorların tamamı CGI kullanılarak yapılmamıştı ama onların yanında resmen Toy Story'nin ilk filmindeki Woody kadar komik duruyorlar, bir arkadaşımla izliyorduk filmi ben filmin tam bu sahnesinde "Eğer, Brad Pitt olsaydım böyle bir prodüksiyonda bulunmaktan utanç duyardım." dedim, ve bunu şaka olarak falan değil, yüreğimden kopan kelimelerle söyledim. Tabii bu dinozoru ilk gördüğüm an "Allah kahrbela" diyerek Zagor'a göz kırptım, Teksas'a öpücük yolladım ve Tommiks'e de yarım kilo sütünü hazır ettim. (Bu arada en çok Teksas'ı seviyordum hayvan gibi cilt cilt okumuştum ortaokuldayken, Zagor'u pek sevmezdim, ama Tommiks okumaktan da çok hoşlanırdım. Ancak Zagor'un "ahyakk" diye savaş çığlığına anlam hala veremiyorum. Belki de devamını okumadığım için belki bir yerlerde açıklanıyordur, bilemiyorum. )&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Benim, bu film hakkındaki en büyük endişelerimden biri, filmi anlamadığım ve bu hususta "hey adamım, sen o olgunluğa ulaşamadığın için tam olarak ne anlatmak istediğini anlayamıyor ve filmin içine giremiyorsun." gibi bir yaklaşımda bulunulması olacak ki onlara 16 yaşımda olduğumu ve bu film için "Obü nöyünü onluycom üştö, möğörsö Bruce Willis ölüymüş." demek istediğimi belirtirim. Gerçekten, filmi hakkıyla her yönüyle anlayıp, her saniyesinden tiksindiğimi belirtmekten onur duyarım burada. Bu filmi seven insanların düşünce yapısını anladığım için beğenen kişinin zaten beğenecek yaşa bu zihniyetle gelmiş olmasından ötürü gidip de kişiliğini değiştirmeye kalkışacak değilim. Bu arada Roger Ebert'le genellikle film husundaki fikirlerimiz uyuşur, ailecek de birbirimize gidip gelir, yatıya kalırız, bilhassa bu kanser olayından sonra desteğimi hiç eksik etmedim ama bu filme "Varoluşun tüm yükünü üzerimize vuran ve 2001: A Space Odyssey'in taşağına sahip tek film." demesi beni yüreğimden yaraladı. Hadi beni yüreğimden yaraladı o pek önemli değil, ya peki Kubrick'in şu an mezarında kemiklerinin ters dönmüş olması. Çok açık ve net söylüyorum, bu filmi kozmik görüntüler, sözde varoluşsal simgeler vesilesiyle 2001: A Space Odyssey'le karşılaştıran ahmaktır, bundan da başka bir şey diyemem.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu arada simgelerden de bahsetmeden geçmek istemiyorum filmde, çünkü o kadar çiğ simgeler var ki, resmen ergen biri için The Wall filmindeki duvarın yıkılması nasıl bir rahatlama yaşatacaksa, eminim bunu "hmm sinemada bir çığır, kendi başına akıl almaz bir deneyim bu çünkü film diyemiyorum adeta varoluş deneyimini üzerimize yıkan bir şaheser" diyebilecekler için Sean Penn'in bomboş bir arazide bir kapı eşiğinde durması ve o kapı eşiğinin ardında çocukluğunu görmesi o kadar çiğ bir simge ki ben orada resmen kahkahalarıma engel olamadım. Bilhassa kumsalda teatral yürüyüş sahnesi var çok samimi söylüyorum Terrence Mallick'in orayı nasıl çektiğini az çok düşünebiliyorum:"Evet arkadaşlar, şimdi hafif uzağa bakmalı teatral yürüyoruz, evet çarpmadan birbirimize, güzeeel yavaş yavaş. Gri gömlekli kameraya bakma lütfen! Evet şimdi tekrar yavaş yavaş kadraja giriyorsun Sean ve denize doğru yürüyoruz arkadaşlar hep birlikte yavaş yavaş, evet anlamlı ve derin bir şekilde uzağa bakarak." Bu kadar komik simgelerle dolu sinsi bir film izlememiştim hiç. Filmden adeta bu filmi çok sevecek olan zihniyetinin bayağılığı ve sinsi sakinliği akıyor, çok az filmden böyle tiksindim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Diğer bir olay da Bir Zamanlar Anadoluda'nın bu siktiriboktan filme Altın Palmıye'yi kaptırması, ama artık, Cannes Jürisi yerine ben utanıyorum böyle bir ahmaklık yaptıklarından ötürü. Bir Zamanlar Anadoluda hakkında başka bir yorum yapmayacağım, çünkü saygı duyuyorum bu mağrur ve hakkı yenmiş filme.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Neyse, Yanni Başkan'dan bahsetmişken Star Güzellik yarışması müziğini buraya koyayım da biraz neşemiz yerine gelsin. Ulan şu 7/8'lik mi ne sikse hakkıyla kullanılınca normalde Britanya'lı dostlarımın "cheesy" diyebileceği bir şarkı bile kendini dinletip bacakla ritm tutturuyor ya helal olsun Yanni Başkan.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;iframe src="http://www.youtube.com/embed/By26V_HPwGI" allowfullscreen="" frameborder="0" height="315" width="560"&gt;&lt;/iframe&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;P.S: Bu filmin nerede oynatılabileceğini buldum, hani yazlık bar gibi yerlerde arkada bir dj varsa dj, ya da nr1 tv çalarken projeksiyon cihazından fashion tv gibi kanallar yayınlanır ya, işte onun yerine bu film de çok rahat yayınlanıp arka plan görüntü gürültüsü olarak kullanılabilir. ama bence onun yerine Baraka'yı göstersinler yani.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;P.S2: Bu hususta benzer fikirleri paylaştığım değerli arkadaşım Stephanie Zacharek'in de film hakkındaki yazısını isterseniz şimdi "buradan" yazacağım yere tıklayarak okuyabilirsiniz, &lt;a href="http://www.movieline.com/2011/05/cannes-review-tree-of-life-is-all-about-life-but-does-malick-care-much-for-people.php?page=1"&gt;buradan&lt;/a&gt;.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7998559722419790733-6078139803205475337?l=monteyn.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://monteyn.blogspot.com/feeds/6078139803205475337/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://monteyn.blogspot.com/2011/10/tree-of-life-uzerine.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7998559722419790733/posts/default/6078139803205475337'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7998559722419790733/posts/default/6078139803205475337'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://monteyn.blogspot.com/2011/10/tree-of-life-uzerine.html' title='The Tree of Life Üzerine'/><author><name>monteyn</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03187474600345714216</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='28' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_hPtIqgS_Scs/SceXiLqsYJI/AAAAAAAAAAw/jXlO3WnbDVw/S220/montaigne.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/-ZgZHQ8bYjlI/TqFJusAYwHI/AAAAAAAAAu8/6cWdTGLc-8Q/s72-c/tree-of-life-poster-2011-a-p_0.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7998559722419790733.post-6004682595807085217</id><published>2011-10-11T01:26:00.004+02:00</published><updated>2011-10-11T02:16:53.717+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='haftanın modern talking klibi'/><title type='text'>Britpop Üzerine</title><content type='html'>&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/-46LEzoNgE-Q/TpOClGcsXGI/AAAAAAAAAuo/POiiFbM4vaI/s1600/11.jpg" onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 400px;" src="http://2.bp.blogspot.com/-46LEzoNgE-Q/TpOClGcsXGI/AAAAAAAAAuo/POiiFbM4vaI/s400/11.jpg" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5662012730432576610" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;En son ne zaman bir Pulp, Suede, Oasis, Blur, The Stone Roses'ın The Stone Roses'ını(burada bilhassa değinme isteğiyle doldum.) baştan sona dinlediniz? Umarım yakın zamanda dinlersiniz, çünkü bu heves dolu yazıyı (What's the Story) Morning Glory ve biraz da sarhoşluk eşliğinde yazıyorum. Çok uzun süredir dinlememiştim, CD'yi bilgisayara taktıktan sonra neşe ve doritos taco doldum Liam Gallagher'ın sesi sayesinde. CD derken yalan attım, kendisini eskitmeyip, torunumun yeğenine parçalanmadığı sürece çeşitli sitelerde satması için oriinalini bırakacağım kasediyle beraber. CD'lerin 14 yıla kadar ömrü olduğunu duymuştum onu bilemem, taş plaklar gibi rezil ve nostaljik arasında gidip gelecek kadar fiziksel bir format olmadığı için önümüzdeki on yıl içinde bir adet torun ve yeğen edinmeliyim sanırım. Veri yitirilmezse oldukça güzel bir şey elimde diyebilirim. Ama elimde 1985 basımı bir The Best of The Alan Parsons Project var. Tabii, Diamond, Price gibi porno için üretilmiş CD'lere çekilmediği için günümüze kadar atlamadan You Don't Believe'i çaldırabiliyorsa sanırım torunumun yeğeninin eline de güzel bir şeyler geçecek ben mortu çektiğim zaman. Yazının özel amacı aslında "mortu çekmek" kullanımı olabilirdi. Çünkü hiçbir zaman bunu kulanacağımı düşünmemiştim ama işte kelebek etkisi falan bu olaya sebep olabiliyor? Ne?&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Şimdi bu Liam Gallagher abimiz yakın zamanda Beady Eye diye ekiple bir şeyler yapmaya başladı, başını almıştır muhtemelen hiç araştırmaya niyetim yok. Ancak Noel Gallagher'ın yakında "Noel Gallagher's High Flying Birds" mevzusundan çok güzel şeyler çıkacak. Zaten yazıyı buraya kadar okuyyanlar muhtemelen Britpop olayıyla alakalı olduğu için Noel'in(Sertap, Teo, Okan, Sezen gibi bir yakınlık var dikkat!!!) bir zamanlar "Aga vallahi istesem Definitely Maybe veyahut da Morning Glory standartlarında şarkı çıkarırım ama yapmıyorum çünkü kendimi müziksel mevzularda geliştirmek istiyorum" demişliği var. Bunu böyle dememiştir muhtemelen ama öncelikle 1.Kokaini bıraktığın için yapabileceğin en iyi şarkı Fucking in the Bushes'ı aşmayacak 2. Bunu da düşünmüştüm ama alkol vesilesiyle unuttum. hah hah, durun bir saniye buldum lütfen bunu samimiyetimin yıkılması olarak algılamayın 35 yaş üzerindeki bir müzik insanının insanları çok etkileyebileceği yüreğinden vurabileceği bir iş yapması hemen hemen imkansız bilhassa müzik hayatını ahlaksızlık, oroyinmanlık üzerine kurmuş biri için. Yoksa ben de biliyorum[bunu "biz de biliyoruz" diye yazmıştım ama yazının çok şımarık ve "pretentious"(bak halâ) tonunun biraz azalabilmesi amacıyla 1. tekil şahısa çevirdim] Leonard Cohen'in kaç yaşında müzik yapmaya başladığını, Tom Waits'in en iyi işlerinin ne zaman çıktığını, Satie'nin Gymnopédies'yi ne zaman yazmaya başladığını falan(bu normal gerçi ama araştırmayacağınızı varsayıp kadim dostum Satie'yi de araya sokuşturmak istedim bu arada Ekesikli nasılsın?) lütfen şımarmayalım.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Buraya kadar okuyan var mı ya hu? Çünkü ben yazarken bile kendimce eğlendiğim için, başkasının bu noktaya kadar okumasını beklemiyorum o yüzden onlara son zamanda oldukça sık Déja Vu yaşadığımı anlatacağım. Benim Eton'ın ortaokul bölümünde bir adet Teoloji Öğretmenim vardı. Yalan atmayacağım Eton'da da "Din Kültürü ve Ahlâk Bilgisi" vardı. Kendisi Malatyalı'ydı ve bağırınca beni en çok korkutan insanlardan biridir, birkaç teenage slasher filmi hariç. İşte normal 11 yaş soruları "ne zaman gusül abdestlkişlkfddislkfişksdjf  gibi şeylerden sonra bir gün biz "Öğretmenim(eğitim hayatım boyunca hocam demekten tiksindim, hiçbir osuruk amacı olmadan Hocam kelimesi bana sadece "baca" kelimesini hatırlattığı için) bu Déja Vu nasıl oluyor?" diye sorduğumuzda bizi şöyle yanıtlamıştı: "Gençler size Levh-i Mahfûz'u anlatmıştım, buraları dikkatli dinleyin çünkü aranızda Büyülü Gerçekçilik tarzında kitap yazacak olan varsa bunun ekmeğini çok güzel yiyebilir. İnsanların ruhları doğmadan önce bir yerde bulunuyor(işte buranın adını hatırlasam ben de bir adet böyle kitap çıkarabilirdim, malesef bu yüzden Kayıp Zamanın İzinde 2'yi yazmak durumunda kalıyorum.) burada Levh-i Mahfûz açık ve sırası gelen ruh doğmadan önce kendi kaderlerinden birkaç sayfayı okuyabiliyor. İşte doğduktan sonra yaşadıklarımızı tekrar yaşamış olduğumuz hissi sadece, oradan hatırladığımız sayfalardan ibarettir."&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Tam o an aramızda 131 Marquez ve 647 Fuentes isimli arkadaşlarımız çıkıp gittiler ve bir daha dönmediler. Yıllarca Fuentes'i Fante isim benzerliğiyle karıştırıp kitaplarını okumadım ve böyle ergence şeyleri sen yazmış olamazsın dostum dedim, ta ki Artemio Cruz'un Ölümü'nü yine Fante önyargısıyla okumaya kalkışıp eşekiğimi anlayana kadar.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;iframe width="420" height="315" src="http://www.youtube.com/embed/dHE82LifB9g" frameborder="0" allowfullscreen=""&gt;&lt;/iframe&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7998559722419790733-6004682595807085217?l=monteyn.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://monteyn.blogspot.com/feeds/6004682595807085217/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://monteyn.blogspot.com/2011/10/britpop-uzerine.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7998559722419790733/posts/default/6004682595807085217'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7998559722419790733/posts/default/6004682595807085217'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://monteyn.blogspot.com/2011/10/britpop-uzerine.html' title='Britpop Üzerine'/><author><name>monteyn</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03187474600345714216</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='28' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_hPtIqgS_Scs/SceXiLqsYJI/AAAAAAAAAAw/jXlO3WnbDVw/S220/montaigne.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/-46LEzoNgE-Q/TpOClGcsXGI/AAAAAAAAAuo/POiiFbM4vaI/s72-c/11.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7998559722419790733.post-5821918905072594614</id><published>2011-10-09T23:07:00.005+02:00</published><updated>2011-10-09T23:55:58.193+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='saçma'/><title type='text'>Yerde Yatan Çiçekli Adam Üzerine</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/-BIdS1aHPVIM/TpIO6QJ9YwI/AAAAAAAAAuY/M9iwHgBeXgk/s1600/jesus-illusion.gif"&gt;&lt;img style="display: block; margin: 0px auto 10px; text-align: center; cursor: pointer; width: 319px; height: 298px;" src="http://3.bp.blogspot.com/-BIdS1aHPVIM/TpIO6QJ9YwI/AAAAAAAAAuY/M9iwHgBeXgk/s400/jesus-illusion.gif" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5661604075490075394" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Kimse bana Samsun'un 2010'dan beri Bordeaux'nun kardeş şehri olduğunu söylemedi, şimdi öğrendim. Gitmedim bilmiyorum, güzel bir yer olduğuna eminim Samsun'un anlatacağım olay da yaklaşık 1 bilemediniz 2 ay önce gözde tatil mekanlarımızdan Nice'in yaklaşık 635 kilometre uzağındaki Bordeaux'da Mme. Monteyn'le gezerken başımıza geldi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İnsan, bazı güzel filmlerden çıktığı zaman kısa süreli olarak sokakta da sinematik hissiyatlar içerisinde yürüyebiliyor. Mesela bu fotoğrafa çok uzun süre baktığımız zaman beynimizde İsa resminin(bence Hz.Ali'ye daha çok benziyor)  göz yorgunluğu vesilesiyle oluşması gibi bir şey. Bu benzetmeyi o kadar kısa sürede buldum ki, şimdiden "teşbihte hata olmaz" lafının başlamasını/yaygınlaşmasını sağlayan kişinin adına ayazmalarda mumlar yakıp damlalarının suya düştükçe katılaşmasını izlemeyi planlıyorum. Yalan değil, hala yanan muma parmaklarımı sokup mumdan parmak izlerimin kopyasının heyecanı içerisinde yakınımdaki en yakın arkadaşıma hediye edip, ilişkimize küçük sürprizlerle heyecan katarım. Mumun parmaklarda ani donuşu sırasında ısı transferi ancak çok uzun süre çişi tuttuktan sonra işemeye başlarken gelen ürpermeyle denk tutabilirim. İşte anlatacağım olay da tam olarak bununla alakasız.&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/-TuEUmZRHA9M/TpIRIo1LGLI/AAAAAAAAAug/JfRmMsxKAow/s1600/sleep-drunk-1.jpg"&gt;&lt;img style="display: block; margin: 0px auto 10px; text-align: center; cursor: pointer; width: 400px; height: 276px;" src="http://2.bp.blogspot.com/-TuEUmZRHA9M/TpIRIo1LGLI/AAAAAAAAAug/JfRmMsxKAow/s400/sleep-drunk-1.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5661606521655204018" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Sokakta Mme. Monteyn'le yürürken bir marketin önünde(çok afedersiniz ama televizyonlardaki "özel bir şirkette çalışıyorum" saçmalığı gibi oldu biraz)yukarıdaki fotoğrafa benzemeyen ancak ona tekme atıp devirseniz aynı gördüğümüz halde olacak bir adam sızmıştı. Buraya kadar her şey normal, bugün ben sızarım yarın siz sızarsınız, sarhoşken Araf'a düşmüşlüğüm de oldu o yüzden sorun yok.(gerçekten, ciddiyim. ayrıca şu anda imleç kayboldu o yüzden bazı cümlelerin içinden sürpriz cümleler çıkarak sizi şaşırtabilir. bu da mum izi olayının yazı dünyasına tezahürü olsun!) Ancak adamın elinde bir çiçek buketi de vardı. İşte başta bahsettiğim hayattaki ani sinema hissiyatı burada geçerli oluyor, çünkü aslında şimdi okurken size daha çok Ferhat Göçer/Gece Yolcuları klibinden bir parçaymış gibi gelse de, aslında insan  sarhoşken insanları aramanın totemi haline gelebilecek birini görüyor. Oraya bir heykeli yığılsa iyi olur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bugün bahsedeceğim diğer bir konu ise, bugün Kayıp Zamanın İzinde 2'yi yazarken aklıma geldi. Ecole Normale Supérieure'ün Süper kısmında okurken olsun, gerek Créche of Türk Telekom'da okurken olsun okullarda şimdiye dek hiç sıçmadığımı fark ettim. Daha kibar bir yoldan anlatmak isterdim ama geçenlerdeki "Requiem for a Dream'de Jennifer Connelly'nin ağzına veren zenci dayı" olayından sonra eminim birçoğunuzun benden bu hususta bir beklentisi kalmamıştır, bu yüzden söylemek istedim. Yalnız olmadığımı tahmin ettiğim için yazdım, sonuç olarak bu internet günlüğü denen olayda hem üzüldük, hem güldük. Bugün de içine kapanık, şair ruhlu, çevik, şahin bakışlı ve ahlaklı biri olmamı kesinlikle şimdiye kadar okul tuvaletlerine sıçmamış olmamdan kaynaklandığına inandığımı anlatmak istedim sadece. Pis lokantardan bile daha beter olan bu mikrop yuvalarına da asla "eğitim sisteminden kıyma makinesine girip tek tip bireyler olarak çıkıyoruz lanet olsun dostum bilirsin ya, isyan benim ruhumda var." diyip dışkılama olayına sembolik bir anlam yüklemeden sadece hijyen vesilesiyle yaptığımı söylemekten gurur duyarım. Bugün blog'u bitirirken son zamanlarda dinlemekten keyif aldığım ve arkadaki orkestranın nereden sample'landığını soracak olan olursa William Sheller'ın Lux &lt;i&gt;&lt;b&gt;æ&lt;/b&gt;&lt;/i&gt;terna albümünün ilk parçası Introit'den alındığını belirteceğim bir Deltron 3030 şarkısıyla bitiryorum. Ruh-ül Kudüs ve Bakire Meryem sizinle olsun.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;iframe src="http://www.youtube.com/embed/Q7_jbluF0qo" allowfullscreen="" frameborder="0" height="315" width="420"&gt;&lt;/iframe&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7998559722419790733-5821918905072594614?l=monteyn.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://monteyn.blogspot.com/feeds/5821918905072594614/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://monteyn.blogspot.com/2011/10/yerde-yatan-cicekli-adam-uzerine.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7998559722419790733/posts/default/5821918905072594614'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7998559722419790733/posts/default/5821918905072594614'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://monteyn.blogspot.com/2011/10/yerde-yatan-cicekli-adam-uzerine.html' title='Yerde Yatan Çiçekli Adam Üzerine'/><author><name>monteyn</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03187474600345714216</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='28' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_hPtIqgS_Scs/SceXiLqsYJI/AAAAAAAAAAw/jXlO3WnbDVw/S220/montaigne.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/-BIdS1aHPVIM/TpIO6QJ9YwI/AAAAAAAAAuY/M9iwHgBeXgk/s72-c/jesus-illusion.gif' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7998559722419790733.post-1432825826830209566</id><published>2011-10-04T11:55:00.004+02:00</published><updated>2011-10-04T12:57:41.261+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='inceleme'/><title type='text'>George Brassens ve Fabrizio de André Üzerine</title><content type='html'>&lt;iframe src="http://www.youtube.com/embed/JDL9bXlwbM4" allowfullscreen="" frameborder="0" height="315" width="560"&gt;&lt;/iframe&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bugün asıl konuya gelmeden önce size biraz Roscoe'dan bahsetmek istiyorum. Öncelikle hemen kendimi özgüvensiz bir şekilde kanıtlama isteği içerisinde bulunduğum için tabii ki "Grup Midlake'i daha ilk albümlerinden beri takip edip, dinliyorum çokta beyeniyorum yaua?" diyip, zihinsiz bir sidik yarışında kendimce eğlenmiş olayım. Bir de bir şey söylemem lazım halihazırda burada "beyeniyorum" falan yazmışken. İnternetlerde, "bebeyim" yazıp çeşitli cümle bitişlerinde sanırım sarkastik olmaya çalışanlar var. Ancak, nasıl desem bilemiyorum bu yüzden canım anadilim Fransızca'dan bir kelime aktarıp buraya &lt;span style="font-style: italic;"&gt;pathétique&lt;/span&gt; demek istiyorum. Hayır hayır bu yeterli değil, öfkemi dindiremedi, bunu yapanların hepsinin Bakire Meryem ve Ruh-ül Kudüs belasını versin. Cogito'nun İroni sayısı da götlerine girsin. Oh rahatladım, şimdi şarkıdan bahsedeceğim. Zaten, okuyucu kitlemin çoğunun bu şarkıyı bildiğini tahmin ediyorum. Yani 153 kişiden, rahat bir 60'ı falan biliyordu bence. Şimdi anket yapıp "Roscoe'yu biliyor musunuz?" diye yazmak isterdim ama hem 14 tane falan oyu farklı bilgisayarlardan ben vereceğim hem de şımarıp "Peki nasıl bilirdiniz?" diye şaka yapmaktan korktuğum için böyle bir girişimde bulunmuyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Roscoe'yu dinlerken merak ediyorum size de oluyor mu, sanki önceden bir hayatım varmış ancak bu Borges'in Öteki Soruşturmaları'nda paso bahsettiği gibi 5 saniye önce farklı bir evrenin kurulması gibi ardımda kalmış gibi geliyor. Yani, şarkı bende tam olarak melankolik bir his tetikleyemiyor. Roscoe'yu dinlerken sürekli ahşap bir evde sütlaç ya da keşkül yapıyorum gibi geliyor. Bilhassa Keşkül diyebilirim bu hisse, renk bakımından Roscoe keşkül rengi bir şarkı çünkü. Böyle muhallebi kıvamında. Zaten, Midlake'in bu şarkıyı yaptıklarında ne hissettiklerini kestiremiyorum. Hiç şarkı yapmadım ama, bazı grupların mesela efsane  değerine oluşacak bir şarkı yaptıkları zaman nasıl bir şey hissettiklerini anlayamıyorum. Hayır bu Oliver Stone'un The Doors filminde gibi ona buna oral seks yaptırmakla da oluşan bir şey olmasa gerek. Yani mesela değerli okuyucular, (burada efsanevi olan ve düzgün  bir şarkı düşünme süresi giriyor aslında U2'yu falan baştan eledim ha. Daha havalı bir şeyler arıyorum, dostum bilirsin ya, o beyaz kıçı ısırmak için sabırsızlanıyorum ha!) There is a Light, That never Goes out yazıldığında zaten kabarmış tavuk gibi egolu Morrissey ve Johnny Marr ne hissetmişlerdir. İngilizce ne demişlerdir bilmiyorum, ama Türkçe şöyle bir şey olsa gerek "Abi, şu an mükemmel bir ana tanıklık ediyoruz, jangle pop, indie rock denen olayın resmen temeline kazığı çakıyoruz. Bence hemen lanet olasıca bir aseksüellikle kutlamalıyız bunu." gibi bir şey olurdu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdi başlıktaki konudan bahsetmek istiyorum. Öncelikle ben değil, George Brassens'in Türkçe Vikipedi'deki &lt;a href="http://tr.wikipedia.org/wiki/Georges_Brassens"&gt;başlığı&lt;/a&gt; bu konu hakkında biraz bilgilendirsin sizi: "Sadece gitar çalarak söylediği şarkıları aşk ile özgürlüğü övüyor, burjuvalar,  papazlar ve geleneklerle alay ediyor. Diğer Fransız şarkıcılarını çok  etkiledi." Sanırım, daha fazla bilgiye ihtiyacınız olmayacaktır, bilhassa makale bütünlüğü ve anlatımın akıcılığı açısından çok tatmin edici ama ben biraz daha kendisinden bahsedeyim. Kendisi çok yakın bir tanıdığım ve üvey dedem olurdu. Zaten şimdi fotoğrafından da anlayabileceğiniz gibi, müzisyenlik ve dedelikten para kazanmıştı kendisi profesyonel olarak.&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/-hkEf_HHMTAU/TorhrKsYGvI/AAAAAAAAAuI/qGTGajlIwz8/s1600/3-photo-brassens2.JPG"&gt;&lt;img style="display: block; margin: 0px auto 10px; text-align: center; cursor: pointer; width: 281px; height: 400px;" src="http://1.bp.blogspot.com/-hkEf_HHMTAU/TorhrKsYGvI/AAAAAAAAAuI/qGTGajlIwz8/s400/3-photo-brassens2.JPG" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5659584013465557746" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;Kendisini dinleseniz solcu bıyığının yanısıra(Vikipedi'de de bahsedildiği gibi papazlara dine allaha küfretmesi falan filan) inanılmaz "mihmih" diye gülen insan ses tonuna sahip bir insandı kendisi. Jacques Brel gibi, titililikten, tek bağırsaklılıktan, akciğer sönmesinden ölmemişti. Bu arada Jacques Brel denince de, aklıma Hansel'in çikolatadan evi kemirmeye başlamadan önce, hastalıklı, zayıf hali geliyor ve az çok kendinden tiksiniyorum bu yüzden Jacqes Brel'in. Tabiî biraz Kemalettin Tuğcu'nun Mercan Kolye'sindeki üvey anne gibi davrandığımın farkındayım, ama yapılacak bir şey yok, birkaç şarkısı hariç kendini de pek sevmem.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Fabirizo de André'yi ise yaklaşık 3 aydır dinliyorum. O da yine, fahişeleri, papazları, fakirleri allahı falan anlatan biri. Yani Türkçe Vikipedi sayfası olmadığı için tam olarak ne anlattığını çeviri halinde size sunuyorum ama gençliğinde bir orospu çocuğu olduğu kesin gibi, hemen fotoğrafına bakıp bu önyargıyı perçinlemeyi size de öneriyorum.&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/-EJdNyyPqX-I/TorkcSP7QcI/AAAAAAAAAuQ/sMCd4nQtuew/s1600/fabriziodeandre_2.jpg"&gt;&lt;img style="display: block; margin: 0px auto 10px; text-align: center; cursor: pointer; width: 243px; height: 320px;" src="http://1.bp.blogspot.com/-EJdNyyPqX-I/TorkcSP7QcI/AAAAAAAAAuQ/sMCd4nQtuew/s400/fabriziodeandre_2.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5659587056330555842" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;Yaşlanınca, sonradan toparlanıyor, adama benziyor da, bu tip fotoğrafların daha o zamandan modası geçmiştir de, işte sosyal paylaşım siteleri daha yoktu o dönem.&lt;i&gt;&lt;b&gt; Non al denaro non all'amore né al cielo&lt;/b&gt;&lt;/i&gt; isimli albümünü dinlemeyi buradaki tüm okurlarıma önerirken niye bu ikilden bahsedip sizin içinizi baydığımı sorabilirsiniz. Çünkü Brassens sadece gitarla şarkılarını söylese de, bu ikilinin şarkılarında bir ortaklık seziyorum, bazen Fabrizio de André'yi dinlerken gözümden bir damla yaş geliyor, ve Brassens'i  hatırlayıp anıyorum, ve diyorum ki iyi ki müzik var.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;iframe src="http://www.youtube.com/embed/l4Q7urIVYAE" allowfullscreen="" frameborder="0" height="315" width="420"&gt;&lt;/iframe&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;iframe src="http://www.youtube.com/embed/za4Ntj-Vn0k" allowfullscreen="" frameborder="0" height="315" width="420"&gt;&lt;/iframe&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;P.S: Bu blog tarihinin en bayağı bitirişini de yaptım ya, şu günden sonra iflah olmam artık. Bu arada şarkıları dinlemenize gerek yok öylesine koydum.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7998559722419790733-1432825826830209566?l=monteyn.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://monteyn.blogspot.com/feeds/1432825826830209566/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://monteyn.blogspot.com/2011/10/george-brassens-ve-fabrizio-de-andre.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7998559722419790733/posts/default/1432825826830209566'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7998559722419790733/posts/default/1432825826830209566'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://monteyn.blogspot.com/2011/10/george-brassens-ve-fabrizio-de-andre.html' title='George Brassens ve Fabrizio de André Üzerine'/><author><name>monteyn</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03187474600345714216</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='28' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_hPtIqgS_Scs/SceXiLqsYJI/AAAAAAAAAAw/jXlO3WnbDVw/S220/montaigne.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://img.youtube.com/vi/JDL9bXlwbM4/default.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7998559722419790733.post-7280293000674311408</id><published>2011-09-28T14:48:00.007+02:00</published><updated>2011-09-28T18:47:43.089+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='öyle'/><title type='text'>Kovboy Şapkası ve Moda Üzerine</title><content type='html'>&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/-f3jDsGpTt9k/ToMYmCs6zwI/AAAAAAAAAt4/BEuWdhOYThE/s1600/94401_700b.jpg" onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 233px;" src="http://4.bp.blogspot.com/-f3jDsGpTt9k/ToMYmCs6zwI/AAAAAAAAAt4/BEuWdhOYThE/s400/94401_700b.jpg" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5657392598746844930" /&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Mesela kovboy şapkasını gerçek anlamda(nasıl gerçek anlamda? lütfen üniversite adayları şuradan biyrooon) son kullanan kişinin son gününü düşünüyordum geçen gün. Rodeocular gibi değil, mesela o modanın geçmesi, mesela 90ların çok yüksek belli dar kot pantolonlarını kullanan 1 adet insan tanımama rağmen onun neredeyse &lt;a href="http://en.wikipedia.org/wiki/Camp_(style)"&gt;camp&lt;/a&gt; vesilesiyle öyle giyindiğini düşüneceğim.&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Bu şapkanın giyildiği son gün, bu adama eğer "Hey dostum kafanda o Sivil Savaş döneminden kalma şapkayla ne yapıyorsun öyle?" denmediyse Amerikan Kültürü, tarihinin en büyük darbesini almış ve 20 yıl içerisinde çekilecek filmleri Türkiye'ye yollarken "Eğer böyle çevirmezseniz, firmamızla ilişiğimiz kesilecektir" denmesi engellenmiş olacaktı. İyi ki öyle bir şey yapmamış. Bu arada kelimeler hususunda gezerken bugün sizinle bir cümle hakkında da konuşmak isterim. Gazeteleri, öfke dolu bir şekilde, anlatım bozukluğu uğruna kesip biçen idealist ortaokul Türkçe Öğretmeni gibi, geçenlerde Radikal Gazetesi'nin kitap ekini okurken denk geldiğim bir cümleyi sizinle paylaşmak isterim.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;"Ancak bu Zizek'in kendini tekrar etmesinden farklı bir anlama, Zizek'in kitap yazma/yapma biçiminin organik ve şizofrenik yapısına işaret ediyor: Zizek ideolojinin topyekûn, her yerde nazır varoluşuna karşılık olarak her yerde beklenmedik anlarda beliriveren, ideoloji ve kültür nesnesinin yeri sabit kalırken izleyicinin bakış açısının hafifçe değiştirdiği ve bu sayede nesneyi hafifçe ama hayati bir farkla yeniden gördüğü topyekûn bir paralaks saldırısını örgütlüyor."&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Bu cümleyi aşağılamadan önce benim ne 1.Kara Kitap'ı çocukça savlarla aşağılamaya uğraşan Tahsin Yücel kötükalpliliğinde olduğumu ne de 2. cahilliği yücelten bir zihniyete sahip olduğumu bilmenizi isterim. Şimdi bu cümleyi yazan kişinin bir yerlerdeki hocası yanında olsa burada müsaadenizle bir alıntı yapacağım "HAMİYETTEN GÖZÜNÜN YAŞINI TUTAMAZDI!" Bu gerçekten de anlaşılmayacak yanı olmayan düz çirkin akademik cümle, bir kitap incelerken kendini bilhassa geniş zaman kullanımı ve devrik cümleyle karışınca değmeyin inceleyenin keyfine. Ben bunları her gördüğümde her sayfasını arşivleyip kış gelince üzerlerine gaz yağı döküp soba tutuşturuyorum. İşin raconu böyle tabii yapacak bir şey de yok. Ey Akademik anlatım! "Gömelim Gel Seni Tarihe" desem sığmazsın. Öncelikle şunu söylemem gerekiyor, anlayabileceğiniz gibi Felsefeyle "Sende bir para bende bir para değişirsek yine bir para, sende bir bilgi bende bir bilgi değişirsek iki bilgi" sığlığını çok az aşmış olmama rağmen misal Nietzsche'nin bu tip yazan adamları bıyıklarıyla çok sert bir şekilde dövmek istediğini tahmin edebiliyorum. Neyse efendim, isteyen istediği gibi yazsın, bu gün ikinci bahsetmek istediği konu Requiem for a Dream'de Jennifer Connely'nin ağzına veren zenci dayı. Öncelikle böyle cinsiyetçi, ırkçı iğrenç bir kullanımda bulunduğum için özür dilerim onu şimdi açıklayacağım.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Geçen gün bir arkadaşım aradı(diyelim ki adı Fatih olsun) "Abi The Thing'i izledim yine, çok güzel" falan filan bir şeyler saçmaladı. Ben de, "Fatih arkadaşım, sanırım "Requiem for a Dream'de Jennifer Connely'nin ağzına veren zenci dayının oynadığı filmden bahsediyorsun." diye bir çıkışta bulundum. Biz böyle Requiem for a Dream'de Jennifer Connely'nin ağzına veren zenci dayı yukarı, Requiem for a Dream'de Jennifer Connely'nin ağzına veren zenci dayı aşağı bir konuşmaya girdik. Sonra dedim ki "Sevgili değerli arkadaşım biz böyle konuşarak biraz ayıp etmiyor muyuz?" o da onaylayınca hemen cümlelerimizi sonlandırdık ve ardından adamın adını(aliterasyon) öğrendim Keith David, bugün kendisinden ve Jennifer Connely'den bu kullanımımızdan ötürü 70 milyonun önünde özür dilemek isterim.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Saygılarımızla&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Monteyn ve Avukatı&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;img src="http://4.bp.blogspot.com/-C9wuB79Vi5o/ToMgKTLZ8AI/AAAAAAAAAuA/SBE4lhdkhuM/s400/000RQD_Keith_David_002.jpg" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5657400918226366466" style="display: block; margin-top: 0px; margin-right: auto; margin-bottom: 10px; margin-left: auto; text-align: center; cursor: pointer; width: 400px; height: 225px; " /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;iframe width="420" height="315" src="http://www.youtube.com/embed/MYUMs68JvBE" frameborder="0" allowfullscreen=""&gt;&lt;/iframe&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7998559722419790733-7280293000674311408?l=monteyn.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://monteyn.blogspot.com/feeds/7280293000674311408/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://monteyn.blogspot.com/2011/09/kovboy-sapkas-ve-moda-uzerine.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7998559722419790733/posts/default/7280293000674311408'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7998559722419790733/posts/default/7280293000674311408'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://monteyn.blogspot.com/2011/09/kovboy-sapkas-ve-moda-uzerine.html' title='Kovboy Şapkası ve Moda Üzerine'/><author><name>monteyn</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03187474600345714216</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='28' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_hPtIqgS_Scs/SceXiLqsYJI/AAAAAAAAAAw/jXlO3WnbDVw/S220/montaigne.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/-f3jDsGpTt9k/ToMYmCs6zwI/AAAAAAAAAt4/BEuWdhOYThE/s72-c/94401_700b.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7998559722419790733.post-3926989108296706662</id><published>2011-08-26T15:24:00.004+02:00</published><updated>2011-08-26T16:02:19.384+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='öyle'/><title type='text'>Phil Collins Tipi Saç Dökülmesi Üzerine</title><content type='html'>&lt;img src="http://2.bp.blogspot.com/-9rOzbDOFKoU/TlefUxl11AI/AAAAAAAAAto/XncJoPkjuDk/s400/600full-phil-collins.jpg" style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 400px;" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5645155837190460418" /&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;Dermatoloji stajını yapanlar, ve çeşitli durumlardan muzdarip olanlar erkek tipi saç dökülmesini bilirler, fakat Phil Collins tipi saç dökülmesi sadece uzmanlığı tamamladıktan sonra Dermatoloji bölümündeki en başarılı 3 doktora açıklanan bir vaka, aka illet. Ben inanmıyorum ki saçı herhangi bir dönem dökülmüş olsun, çünkü motown klasiklerini seslendirdiği son albümündeki çocukluk fotoğrafında da yine aynı kelin kapatılmış olduğunu görüyorum. Gerçekten de dünyadaki en güzel ikinci şarkıyı yapan Phil Collins'in böyle bir durumdan muzdar&lt;br /&gt;ip olmasından ötürü, Genesi elemanları 90'larda yardım konserleri düzenlemişler ancak tıp ilminin bu konuda başarıl olmasını yine de sağlayamamışlardır. Siz değerli okurlarımı sadece bu konuda bilgilendirmek istedim, çünkü nasıl desem bilmiyorum ama Phil Collins bu yüzden, saçlarını siyaha boyasa ince telli yağlı saçlarıyla biraz Snape olurmuş gibi geliyor. Tabii ki Snape'i oynayan abi konuşurken sürekli futbolcu sümkürmesine kurban gideceğimi hissettiğim için de olabilir bu. Şimdi hangi kitapta filmdeydi hatırlamıyorum ancak şimdi wikipedia sayesinde hatırladığımn Ateş Kadehi'ndeki The Weird Sisters'da Jarvis Cocker ve Jonny Greenwood'un yanına çıkıp iki şarkı söylese ben gerçekten de çok sevinirdim. Burada hiç izlemediğim bir dizi olan 30 Rock'dan bir alıntı yapmak istiyorum derken, bazen fark ediyorum ki, yazının tam bu noktasına vardım gerçi ama bu yazıyı uzattıkça içiniz bayılacak çünkü; gece yatmadan önce çok iyi bir fikirmiş gelen bu fikri bilgisayar başına oturunca oldukça sıvadım o yüzden siktiredin. O değil de Metallica'yla Lou Reed albüm yapıyormuş ya la? Asıl o konu ne olacak hiçbir fikrim yok, gerçi albümün adı hafif yumuşak şeker çağrışımı yapacak şekilde Lulu seçilmiş, beni tanıyanlar bilir 35 yaşın üzerindeki müzisyenlerinj genellikle müzik hususunda sıçışının şehadet şerbetinden tattığım için pek bir şey beklemem. O yüzden bu albüm hakkında yapılan "herhangi biri tarafından yapılmış en iyi süper ayı güzel" yorumunun biraz çocukca kaçtığına inanıyorum. Oha yalnız birlikte çektikleri videoyu izledim de kanım çekildi, Lou Reed resmen benim eniştemmiş! Biz de neden sürekli Bulgaristan'a gidiyor diye şüpheleniyorduk, meğerse çift kimlikli bir hayat yaşıyormuş. Gülmeyin değerli okuyucular, zaten bu kadar bayat bir espriye gülmemenizden ötürü sizi çok seviyorum. Ancak ben küçükken babam Fatih Kısaparmak'a benzediği için televizyonlarda gördüğüm zaman ağlamış biriyim. İyi ki şimdilerde &lt;a href="http://www.dailymotion.com/video/xfaoj3_hakan-tayyyan-alkolu-tayyyamayynca_fun"&gt;iki elmanın bir yarısı&lt;/a&gt; gibi sürekli ekranlardalar da ben de babamın Fatih Kısaparmak olmadığından emin olabiliyorum. Ayrıca şu altı çizilmiş videoyu izlediğiniz zaman gördüğünüz tepkilerin aynısını ben de sarhoşken veriyorum. Yapacak bir şey yok, özellikle sabah uyandığım zaman sarhoşken yazdıklarımı görünce gerçekten o videonun etkisini yaşıyorum. Bu yüzden Mark Twain'in "Sarhoşken yazın, ayıkken düzeltin" yorumuna "yarramiyyeaao" diye cevap vermek isterim. Gerçekten de içki işe yarayabilir belki ama Deakadan yazarlar için tutan bir meseleymiş sanırım özellikle 1870-1950 arası dediğimi şey yapıyor yazı bitti de son zamanlarda Kanye West çok dinliyorum, lütfen şu şarkıyı dinler misiniz?&lt;div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;img src="http://1.bp.blogspot.com/-4NKDfrk-X1g/TlejkNunTdI/AAAAAAAAAtw/OEKJlor4tvM/s400/WeirdSisters.jpg" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5645160500487998930" style="display: block; margin-top: 0px; margin-right: auto; margin-bottom: 10px; margin-left: auto; text-align: center; cursor: pointer; width: 400px; height: 264px; " /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;iframe width="420" height="345" src="http://www.youtube.com/embed/JgtZHXEmvFQ" frameborder="0" allowfullscreen=""&gt;&lt;/iframe&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Çok afedersiniz ama Jay-Z şarkının başında "Rap şarkılarındaki onaylayan zenci"lik yapıyor onu mazur gürünüz lütfen. Şimdi gıybet yapmak gibi olmasın, ya da Jay-Z'den "Yoo Monteyn Mofo" diye diss yemek istemem ama Jay-Z'nin kafası biraz büyük bence, bunu aşağılamak için söylemiyorum benim de götüm büyük ama Jay-Z'nin kafası biraz garip büyük. Nasıl desem biraz tuğla kafa bence.&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7998559722419790733-3926989108296706662?l=monteyn.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://monteyn.blogspot.com/feeds/3926989108296706662/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://monteyn.blogspot.com/2011/08/phil-collins-tipi-sac-dokulmesi-uzerine.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7998559722419790733/posts/default/3926989108296706662'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7998559722419790733/posts/default/3926989108296706662'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://monteyn.blogspot.com/2011/08/phil-collins-tipi-sac-dokulmesi-uzerine.html' title='Phil Collins Tipi Saç Dökülmesi Üzerine'/><author><name>monteyn</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03187474600345714216</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='28' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_hPtIqgS_Scs/SceXiLqsYJI/AAAAAAAAAAw/jXlO3WnbDVw/S220/montaigne.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/-9rOzbDOFKoU/TlefUxl11AI/AAAAAAAAAto/XncJoPkjuDk/s72-c/600full-phil-collins.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7998559722419790733.post-5084808012163887682</id><published>2011-08-16T16:32:00.005+02:00</published><updated>2011-08-16T16:54:39.855+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='inceleme'/><title type='text'>Saklambaç Üzerine</title><content type='html'>&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/-enrspqPBcY0/Tkp7camohHI/AAAAAAAAAtg/WWueUxOeVJk/s1600/deniro.jpg" onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 200px; height: 231px;" src="http://2.bp.blogspot.com/-enrspqPBcY0/Tkp7camohHI/AAAAAAAAAtg/WWueUxOeVJk/s400/deniro.jpg" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5641457211342881906" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"&gt;Bi siki de beğen be De Niro, hep tatminsizsin.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"&gt;"Saklambaçta iki kişiyi sobeledikten sonra, çay yerine topal tilki verenler; hepinizin amına koyayım. Lafım özellikle sana Aytuğ Piçi."&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"&gt;&lt;span class="Apple-tab-span" style="white-space:pre"&gt;											&lt;/span&gt;Adorno, Minima Moralia&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"&gt;Evet, değerli okuyucular ben de Adorno'yla aynı fikri paylaşıyorum, madem iki kişiyi sobeledin ve götün başkalarını aramaya yemiyor ya da çömlek patlayacak diye korkuyorsun, adam gibi çay ver amına koduğum ebesi. Topal tilki verip de milleti seksek getirip düşene parmak çektirtmeye çalışan ebenin durumunu, özgüven eksikliğinden başka nasıl açıklayabiliriz ki? Bir de parmak çektirmeden önce noterle(Oyuncuların güvenoyuyla seçilmiş hepsinin güvenini yed-i emin gibi kendinde saklaması gereken ama çoğunlukla öyle olmayan. Bu arada unutmadan yed-i eminlik de en karizmatik meslek isimlerinden biri olabilir. Gerçi normalde tam meslek değil ya, ne bileyim otoparkları da oluyor o yüzden söyledim. Bu arada gerçekten tatilimi Türkiye'de geçirdiğim için, internet kafeden yazıyorum bazen şu an yukarıda Almancı bir gencin kafamı sikmesi vesilesiyle ona bir şarkı yollamak istiyorum:&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"&gt;&lt;iframe width="425" height="349" src="http://www.youtube.com/embed/bzi20HKZj1M" frameborder="0" allowfullscreen=""&gt;&lt;/iframe&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"&gt;)oraya gidip noterle "Abi Merve şunu çekerse Ayberk'le Mustafa bunlardı diyeceğiz, bunu çekerse de bunlardı diyeceğiz" diyen içten pazarlıklı Soroscu yavşaklar da var ama ben onlara hiçbir şey demek istemiyorum. Eminim şu anda hepsi günde 6 saatini facebook'da zaman yitiren insanlar olmuşlardır. Sayın değerli okurlar siz bilmiyorum biliyor musunuz ama, Céline ve Ayberk saklanırken çok afedersiniz ama genital organına dokundu diye Céline'le beraber bir bölük erkeğin(yaş 11) saklandığını çok iyi bilirim. Biliyorsunuz çömlek patlatıp ebeyi şaşırtmak için tişört değiştirenler falan oluyor, ben hiç yapmadım çünkü yeni ergenliğe giren erkek kokusu esansını başta belediye otobüsleri olmak üzere her yerde alınırken bir de başkasınınkini çekemezdim. Ama eminim Céline'e bunu teklif edenler olmuştur, işte vay onların haline(Ramazan neşvesiyle hafif Ayet esintilerini cümleye doldurmak) Aslında bu saklambaç oyunu tamamen ahlaksızlık ve pislik dolu şeyler öüretiyor çocuklara, o yüzden ya Evlenme Programlarının spin-off'u olarak televizyona girmesini öneriyorum buradan eminim beni dinleyenler çıkacaktır.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Çok değerli okurlar sanırım güzel müzik yapan birini buldum şu an, şuna bir bakar mısınız? Teraziye tıklayalım, emeğe saygı.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;iframe width="560" height="349" src="http://www.youtube.com/embed/b7tnkgLu5_Q" frameborder="0" allowfullscreen=""&gt;&lt;/iframe&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;P.S: Zu Spat'ı oynatmadan önce Çetin Çetinkaya'nın yüzündeki ifadeye "gang-bang" "bukkake" "facial" porno izleyenler aşinadır. Ben de şimdi fark ettim, hemen siz okurlara da aktarayım istedim. Saygılar.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;P.S2: Çok önemli bir tespit de paylaşmak isterim değerli okurlar, "Saklambaç oynayanlar kaleye mum diksin" diyince kaleye mum dikince babanız ölmüyor. Öyle yapınca baban ölüyormuş diyenlere hemen "Aynaya bak aynaya, sensin o" demeniz dileklerimle bu yazıyı da sonlandırıyorum.&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7998559722419790733-5084808012163887682?l=monteyn.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://monteyn.blogspot.com/feeds/5084808012163887682/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://monteyn.blogspot.com/2011/08/saklambac-uzerine.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7998559722419790733/posts/default/5084808012163887682'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7998559722419790733/posts/default/5084808012163887682'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://monteyn.blogspot.com/2011/08/saklambac-uzerine.html' title='Saklambaç Üzerine'/><author><name>monteyn</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03187474600345714216</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='28' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_hPtIqgS_Scs/SceXiLqsYJI/AAAAAAAAAAw/jXlO3WnbDVw/S220/montaigne.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/-enrspqPBcY0/Tkp7camohHI/AAAAAAAAAtg/WWueUxOeVJk/s72-c/deniro.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7998559722419790733.post-868038826510377343</id><published>2011-08-15T12:43:00.005+02:00</published><updated>2011-08-15T13:20:18.668+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='inceleme'/><title type='text'>The Middle East Üzerine</title><content type='html'>&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;iframe width="425" height="349" src="http://www.youtube.com/embed/tiyek3Mbz00" frameborder="0" allowfullscreen=""&gt;&lt;/iframe&gt;&lt;div&gt;Değerli okurlar, 15 gün önce dağılmış olan bu grubun yasını tuttuğum için dışarılara çıkamıyordum. Hiç iddialı bir topluluk değiller, kendi çaplarında folk(aka halk müziği, ya da halk oyununa folklor oynamak demek gibi çılgınca terimler) yapıyorlar. Fotoğrafta da gördüğünüz gibi ağırbaşlı insanlar şu ortadaki hippi tipli hariç. Hippilik mi kaldı abi, Devendra Banhart mısın sen? Natalie Portman( &amp;lt;3 ) bile orman adamı tipli olduğu için postayı koydu, Black Swan'daki balerin tipli Oz'daki Chris Keller tipli bir adamla yeni bir ilişkiye yelken açtı. Fakat neden Los Angeles'da magazin blog'u yazan bir insan gibi böyle saçmalıyorum hiçbir fikrim yok. Bana ne kim ne yaparsa yapsın. Albümlerinin adı biraz Emmocu gibi duruyor "I want that you are always happy" fakat ön yargıyla yaklaşmazsanız gerçekten çok tatlı bir birlikteliğe yelken açılabilecek bir albüm. Bu arada Emmocular demişken American Football diye bir grup var tek albümleri var, onlar da Emmocu ama serserilik itlik kopukluk yapmıyorlar. Eğer beni hala böyle konularda ciddiye alan birileri varsa istiyorlarsa dinleyebilir.&lt;img src="http://2.bp.blogspot.com/-qvoIHbl3Ye8/Tkj41NtrVII/AAAAAAAAAtQ/p0uIDiKDnyU/s400/themiddleeast_normal.jpg" style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 221px;" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5641032126379545730" /&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;İkinci bir husus ise Chris Keller demişken The Best Page in The Universe'ün yazarı George Ouzunian Chris Keller'ı oynayan abimize çok benziyor. Şimdi fotoğrafını koyacaktım ancak, karşılaştırmanın hiçbir getirisi olmayacak, o yüzden geçiyorum bu meseleyi.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Geçen gün Ulysses'le sinek öldürmeye çalışırken kas yaptım dostlarım, peki bunu neden diyorum, iki yılı aşkın süredir bu blogu yazmama rağmen bu kitabın gösterisini yapmamışım, yoksa ondan bahsetmeyeceğim bile, hava atacak olsam 10 yaşında okuduğum Sağlık Ansiklopedisi'nin Cinsel Yaşam bölümünün benim kişilik oluşumuma nasıl zarar verdi&lt;/div&gt;&lt;div&gt;ğiyle hava atardım. Gerçi bununla neden hava atılıyor bilmiyorum, ama genital siğilleri ve servikal enfeksiyonları illüstrasyonlarla gördüğüm andan beri bazı geceler Everything You AlwaysWanted Knnow About Sex*(*But Afraid to Ask)teki dev meme sahnesindeki gibi kovalandığımı görüyorum.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Bugün asıl bahsetmek istediğim şeylerden biri, Mehter Takımı'ndaki Zincirli abiler, bunlara Zırhçı deniliyormuş, ben de geçenlerde bu kıyafetleri tedarik eden bir firmanın sitesine girmeden önce kendilerine Kasap Eldiveni diye sesleniyordum.&lt;/div&gt;&lt;img src="http://4.bp.blogspot.com/-GO9dfo0levI/Tkj-CZQU1II/AAAAAAAAAtY/95wAwhhy3gM/s400/zirh.jpg" style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 322px; height: 400px;" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5641037850374100098" /&gt;&lt;div&gt;Şu evrende 1.zengin çocuğu ve 2.belgesel gezeni olmaktan sonraki en kıyak meslek bu yüzden kasap eldivenliğidir. Koca grupta enstrümanla zerre ilgin yok, üstüne sana küçük ilçelerin kurtuluşunda, meydanlarda Macar Kralı Yanoş saldıracak değil. Yanlarında yürüyüp gidiyorsun. Bu adama mesela "Abi işler nasıl?" diye sorulduğunda "Buna şükür, bu sene bıyık mahsulu pek iyi" falan mı diyor ne diyor hiç bilmiyorum. Muhtemelen Mehter Takımı'ndaki elemanlar en çok Zırhçı'ya ayar oluyordur, tek meziyeti şövalye zırhının vücut çorabı versiyonunu taşımak adamın. Bu arada değerli dostlarım eğer okurlardan herhangi birinin babası Zırhçılık yapıyorsa ondan özür dilemek isterim, muhtemelen gerçek bir mesleği de vardır, bir gazetenin insan kaynaklarından "Askerlikle ilişiği kesilmiş, bıyıklı, yolculuk sorunu olmayan Zırhçılar part-time alınacaktır yemek+yol+ssk" ilanıyla bu işi yapmıyorsa gerçi. Ya da ne bileyim ya hu, zaten artık mehter takımlarındaki insanların Levent Kırca makyajı takma bıyığı taktıklarını gözlemliyorum son zamanlarda Paris'te, onlara yazıklar olsun.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;  &lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7998559722419790733-868038826510377343?l=monteyn.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://monteyn.blogspot.com/feeds/868038826510377343/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://monteyn.blogspot.com/2011/08/middle-east-uzerine.html#comment-form' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7998559722419790733/posts/default/868038826510377343'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7998559722419790733/posts/default/868038826510377343'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://monteyn.blogspot.com/2011/08/middle-east-uzerine.html' title='The Middle East Üzerine'/><author><name>monteyn</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03187474600345714216</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='28' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_hPtIqgS_Scs/SceXiLqsYJI/AAAAAAAAAAw/jXlO3WnbDVw/S220/montaigne.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://img.youtube.com/vi/tiyek3Mbz00/default.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7998559722419790733.post-7804945161270121988</id><published>2011-07-31T22:16:00.002+02:00</published><updated>2011-07-31T22:26:20.846+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='hezeyan'/><title type='text'>Calvino Üzerine</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/-3slIDlt9FiU/TjW4jEyYNlI/AAAAAAAAAtI/WZ19KDKZJ04/s1600/Calvino-italo.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 269px; height: 400px;" src="http://4.bp.blogspot.com/-3slIDlt9FiU/TjW4jEyYNlI/AAAAAAAAAtI/WZ19KDKZJ04/s400/Calvino-italo.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5635613421444019794" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Doğrudan wikipedia'daki fotoğrafını yüklediğim için bu heyecanı nasıl paylaşmak istediğimi anlayabilirsiniz, Marcus Aurelius'un Meditations'ındaki sakinlik şeyini bozacağım. Dinleyin, kısa olacak&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Calvino'yu biliyorsunuz, post modern bir abimiz, ekmeğini solculuktan postmodernlikten itlikten kopukluktan kazanıyor. Bu abimizin yayıncılığını bir dönemin İtalyan Başkanı Luigi Einaudi'nin oğlu Giulio Einaudi yapıyor. Peki o kim? Ludovico Einaudi'nin babası!!! Evet, bildiğiniz minimalistlik piyanistlik falan filan işinden para kazanan adamın babası. Adeta Norah Joınes'un babasının Ravi Shankar olduğunu öğrenmek anındaki hezeyanı yaşadığım için buraya bu hezeyanı aktaran bir şarkı koyuyorum.&lt;br /&gt;&lt;iframe src="http://www.youtube.com/embed/WQPfQvLIseA" allowfullscreen="" frameborder="0" height="349" width="560"&gt;&lt;/iframe&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7998559722419790733-7804945161270121988?l=monteyn.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://monteyn.blogspot.com/feeds/7804945161270121988/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://monteyn.blogspot.com/2011/07/calvino-uzerine.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7998559722419790733/posts/default/7804945161270121988'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7998559722419790733/posts/default/7804945161270121988'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://monteyn.blogspot.com/2011/07/calvino-uzerine.html' title='Calvino Üzerine'/><author><name>monteyn</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03187474600345714216</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='28' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_hPtIqgS_Scs/SceXiLqsYJI/AAAAAAAAAAw/jXlO3WnbDVw/S220/montaigne.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/-3slIDlt9FiU/TjW4jEyYNlI/AAAAAAAAAtI/WZ19KDKZJ04/s72-c/Calvino-italo.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7998559722419790733.post-4589751034048122401</id><published>2011-07-28T21:14:00.005+02:00</published><updated>2011-07-28T21:54:12.792+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='öyle'/><title type='text'>Falım Fallarının Tutarsızlığı Üzerine</title><content type='html'>&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/-kLqEe8sLSLM/TjG3zfRpeyI/AAAAAAAAAtA/DduCI_6Tc-I/s1600/Ankaral%25C4%25B1-I%25C5%259F%25C4%25B1l.jpg" onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 400px;" src="http://2.bp.blogspot.com/-kLqEe8sLSLM/TjG3zfRpeyI/AAAAAAAAAtA/DduCI_6Tc-I/s400/Ankaral%25C4%25B1-I%25C5%259F%25C4%25B1l.jpg" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5634486704013933346" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Merhaba okuyucular, bu yazıyı er(und das erbaş) sidiği kokulu bir internet kafeden yazıyorum, gerçekten bu sıcakta bulunduğum yerde Emrah Ablak'ın çizimlerindeki arap taşakları gibi sarkıyor sıcaktan[yani taşaklar değil bildiğiniz tüm vücut şu Dali'nin &lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: 13px; line-height: 19px; font-family: sans-serif; "&gt;&lt;i&gt;La persistencia de la memoria&lt;/i&gt;&lt;/span&gt; (net kopi peyst I kalp yu wikipedia) resmindeki gibi akıyor. Ayrıca Ren and Stimpy'nin bir bölümünde de başka bir boyuta geçince böyle oluyordu ancak hiç arayabileceğimi sanmıyorum)], birkaç serseri "hey dostum hadi şu ahbapla biraz eğlenelim ne dersiniz ha!" der gibi birbirlerine bakıyor, ben de "Adamım İkinci Dünya Savaşı'ndan beri birinin suratını yumruklamamıştım, eğer bu yaşlı yumrukları tatmak istemiyorsanız hemen o sidik kokulu koltuklarınıza oturursunuz!" diyince "Abi sonuç olarak varoş gençliğiz neden bizi Kirli Gerçekçilik Romanları'ndaki gibi çeviri serserisi konuşturuyorsun, şurada bir sidik kokusunu seninle paylaşıyoruz, hepimiz aynı acının çocuklarıyız ayrıca KEMAÇ" diyip bitirdiler cümlelerini. Tabii tüm bu sohbet meğer zihnimde gerçekleşmiş, amonyak'ın bu antiseptik etkisiyle kendimden geçmişim, Amonyaklı Cif kafası bir nevi.&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Bu albümü nerede gördüğüme dair hiçbir fikrim yok ancak aranızda Posta Gazetesini takip eden var mı bilmiyorum(ben enternasyonal dağıtımda "La Gazette de 5(beş) Posta" şeklinde alıyorum) ama oradaki Posta Şairlerinin hani kelime oyunları oluyor mesela, Ö(püş)lüm gibi, anladığınızı tahmin ediyorum işte "Evire Çevire Sev Beni" de sanıyorum ki bu zihniyetin ürünü, tüm Ankara Pavyon dünyası şol sebepten geceleri PAvyon için çalışırken, gündüzleri Posta Şairlerine yarı zamanlı editörlük yapıyorlar, Doğan Medya Grubu'nun 3'üncü katında bir yerlerde.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Size bir zamanlar FAlım Fallarının Tutarsızlığından bahsetmek üzere aristokrat sözü vermiştim. Tahmin edebileceğiniz gibi, bu sözü bir aristokrat olarak tutmadım. Yazmayacağım zaten, burada karşılaştırmalı edebiyattan ekmek yiyen birkaç insanın da tadını kaçırmak istemiyorum. Çok özür dilerim sayın okuyucular ancak yukarı fotoğrafını koyduğum Ankaralı Işıl'ın albümünü yazıya uygun bir arka plan olarak düşünüp çalmaya başladım, ancak nasıl desem bilmiyorum ama "Elektro Bağlamayı yapmayı düşünen zihniyeti sikeyim" bunu bize yapan Erkin Koray olamaz a benim sırma saçlı badem gözlü okurlarım, belki de o yaptı bilmiyorum, ancak bağlamaya cry baby pedalı takarak benim gerçekten şu canım kalbimi kırıyorlar.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Amonyak kokusuna dayanamıyorum değerli okurlar, belki yeni bir yazı yazarım belki ben de bir Cif olurum, umarım yakında yazı yazabilirim. Son zamanlarda 15 Steps'i çok dinliyorum, alın değerli okurlar siz de dinleyin:&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;iframe width="560" height="349" src="http://www.youtube.com/embed/lIAJAS5cJ54" frameborder="0" allowfullscreen=""&gt;&lt;/iframe&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;P.S: Beirut'un yeni albümü sik gibi olmuş, ha Coldplay tadı yakalayıp hep aynı şarkıyı dinlemek isteyen olursa alsın dinlesin, uyarayım dedim sadece. Saygılar.&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7998559722419790733-4589751034048122401?l=monteyn.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://monteyn.blogspot.com/feeds/4589751034048122401/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://monteyn.blogspot.com/2011/07/falm-fallarnn-tutarszlg-uzerine.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7998559722419790733/posts/default/4589751034048122401'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7998559722419790733/posts/default/4589751034048122401'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://monteyn.blogspot.com/2011/07/falm-fallarnn-tutarszlg-uzerine.html' title='Falım Fallarının Tutarsızlığı Üzerine'/><author><name>monteyn</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03187474600345714216</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='28' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_hPtIqgS_Scs/SceXiLqsYJI/AAAAAAAAAAw/jXlO3WnbDVw/S220/montaigne.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/-kLqEe8sLSLM/TjG3zfRpeyI/AAAAAAAAAtA/DduCI_6Tc-I/s72-c/Ankaral%25C4%25B1-I%25C5%259F%25C4%25B1l.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7998559722419790733.post-1351316855277636227</id><published>2011-07-10T14:09:00.002+02:00</published><updated>2011-07-10T14:44:31.440+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='öyle'/><title type='text'>Büyük Kapama Üzerine</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/-tfUI_rZHrsA/ThmWsdXLF9I/AAAAAAAAAs4/AN6Zf0OwO4Q/s1600/kapama3.JPG"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 300px;" src="http://4.bp.blogspot.com/-tfUI_rZHrsA/ThmWsdXLF9I/AAAAAAAAAs4/AN6Zf0OwO4Q/s400/kapama3.JPG" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5627694899916380114" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Merhaba sayımdeğerli okuyucular, bazılarınız neden yazmadığımı soruyor, bunun çok basit bir cevabı var. Çünkü bilgisayar sahibi değilim, gizli servis tarafından takip edilmemek için bu blogları şimdiye kadar şatom haricinde hücre evlerinden falan yazdım. Hepsinin adresleri farklı yerlerdeydi. Neyse, gördüğünüz gibi zaten başlıktaki felsefi içeriği yine kelime komikli fotoğrafla birleştirip hep aynı hikayeye devam ediyorum. Asıl derdim şu sayın değerli okuyucular, google bloglara aylık karne yollamaya başladığı için ölçülmeye katlanamıyorum, üstüne bir kelime koyasım gelmiyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bugün, önceden benim de birçok kez bahsetmiş olduğum bir konuya geri dönüyorum. Yalnız hafiften As I Lay Dying tadı yakalayıp bu sefer anne baba bakış açısında anlatacağım, ancak ondan önce de geçenlerde yaptığım 4 saatlik yolculuk hakkında kısaca bir bilgi vermek isterim. Otobüsün orta kapısının ardındaki koltuğu tercih ediyorum, en öndekiler Yeni Hayat'daki gibi camdan uçmaya elverişli olduğu için ve önüme kimse koltuğunu eğemeyeceği için. Neyse hikaye bu değil, yaptığım yolculukta çevremdeki 6 koltukta 7 taneçocuk ve bebek eşrafı vardı. Gerçekten de cebirsel olarak sığmaması lazım, mesela 6'ncı sınıftayken negatif sayıları anlatırkenki o boş plastik su bardağıiçime doğdu bu olayı gördüğümde. Hiç bilmezdim, 7 yaşında birinin çenesini kırma isteğinin insanda oluşabileceğini arkamda oturan jöleli saçlı kot yelekli(yeryüzündeki en çirkin 3üncü kıyafet kot yelek. Sadece barlarda fedailik yapan dayılara üniforma olarak devlet eliyle dağıtıldığı için hala çevremizde görüyoruz sanıyordum jölelinin üzerinde görene kadar) çocuğu görene kadar. Dramatik tatlar yakalamak için devrik cümleler kurmaya başladığımda umarım dikkatinizden kaçmamıştır, sayın elma yanaklı okuyucularım. Annesiyle oturan bu çocuk sürekli koltuğumun arkasına ayağıyla vuruyordu. Böyle durumlarda biraz sessiz, hadi şuna sessiz messiz demeyelim ezik insanların arkaya bakma refleksini çevrenizde görmüşsünüzdür. Hafif hayıflanıp hmıfsslayarak ben de aynı şekilde arkaya baktım, ancak Akrebin Gözleri öyle yaman ki, akrebin gözleri akrebin akreppp!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hainlikle dolup boşalan bakışları&lt;br /&gt;Sanki bitmez bir kin nefret soluyor&lt;br /&gt;Yavaş yavaş yandan yaklaşışları&lt;br /&gt;Belli ki küçük bir fırsat kolluyor&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;iframe src="http://www.youtube.com/embed/8LS5Mldz1OQ" allowfullscreen="" frameborder="0" height="349" width="425"&gt;&lt;/iframe&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu sözleri o kot yelekli 7 yaşındaki Kayra isimli gence yolluyorum. Neyse değerli okuyucular, bu benim koltuğuma vurdukça benim kin levelim Kratos'un komboları gibi artıp duruyor. Koltuğu da arkaya yatırma alışkanlığım hiç olmamasına rağmen "Lütfen Bakire Meryem'in oğlu Nasıralı Bebek Cizııs şu koltuğu yatırırken çocuğun çenesi kırılsın" diye dua ettim desem yalan olmaz. Bu arada ben bilmiyorum, ancak Hristiyanlık hakkında bilgisi olan bir kişi eğer Bakire Meryem'in İsa'yı doğrunca da bu husustaki görevine devam edip etmediğini bana bildirirse sevinirim. Şu an öğrenmemin anlamsız olacağı böyle boş olacağı konuyu, Acaba Adem'in göbek deliği var mıydı? tadında merak eder gibi oldum biraz. Ama çok değil.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Neyse, geçenlerde Michael Winterbottom'un bir filmini izliyorum, distopyalı falan filan. Bir saniye adına bakayım. Code 46'miş, bir yaz akşamüstü televizyonda denk gelince izlenebilecek bir film diyebilirim kendisi için. İşte orada baş kadın karakter şöyle bir şey diyor "Bütün insanların çocukları çok özeldir. İnsan bu kadar çok vasat yetişkinin nasıl ortaya çıktığına şaşırıyor"&lt;br /&gt;İşte ailelerin kendi 3 yaşındaki çocukları için dahi muamelesi yaparken 2 yıl sonra hala bir numarası olmadığını fark ettiklerinde hayal kırıklığına uğruyorlar mı merak ediyorum. Mesela benim ailem daha 6 yaşında klasikleri bitirmiş ve Sartre adına iki tane makale yazmış olduğum için bu kadar çok hayal kırıklığına uğramamışlardı, ancak diğer aileler çocuklarının mesela Ben 10 izlediğini gördüğü zaman yürekleri sızlamıyor mu acaba?dırırırırrı buraya bir asansör müziği giriyor&lt;br /&gt;-----Monteyn'le Atasözlerimizi ve Deyimlerimizi Öğrenelim---&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dün Peder Monteyn'le şatonun şöminesi önünde takılırken(keza içerisi serin oluyor) kendisinden bir kişi hakkında "sikmeyeceği eşeğe heybe asmaz" sözünü duydum. Siz değerli okurlarla paylaşmak istedim bu lafı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;---Monteyn'le Atasözlerimizi ve Deyimlerimizi Öğrenelim----&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Özellikle Falım sakızlarının fallarının tutarsızlığı hakkında yazı yazmak istiyorum. Burada Aristokrat yemini ediyorum ki, yarın gelip bu konuda yazacağım. Saygılar&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7998559722419790733-1351316855277636227?l=monteyn.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://monteyn.blogspot.com/feeds/1351316855277636227/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://monteyn.blogspot.com/2011/07/buyuk-kapama-uzerine.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7998559722419790733/posts/default/1351316855277636227'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7998559722419790733/posts/default/1351316855277636227'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://monteyn.blogspot.com/2011/07/buyuk-kapama-uzerine.html' title='Büyük Kapama Üzerine'/><author><name>monteyn</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03187474600345714216</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='28' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_hPtIqgS_Scs/SceXiLqsYJI/AAAAAAAAAAw/jXlO3WnbDVw/S220/montaigne.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/-tfUI_rZHrsA/ThmWsdXLF9I/AAAAAAAAAs4/AN6Zf0OwO4Q/s72-c/kapama3.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7998559722419790733.post-4432516848212151447</id><published>2011-06-10T04:29:00.006+02:00</published><updated>2011-06-10T07:50:33.480+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='öyle'/><title type='text'>Incognito Adamı Üzerine</title><content type='html'>&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/-g81G8NH5PN0/TfGCQVjnOCI/AAAAAAAAAsw/cIdQinwDGWs/s1600/incognito-window-google-chrome.jpg" onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 250px;" src="http://4.bp.blogspot.com/-g81G8NH5PN0/TfGCQVjnOCI/AAAAAAAAAsw/cIdQinwDGWs/s400/incognito-window-google-chrome.jpg" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5616413427483752482" /&gt;&lt;/a&gt;Yeryüzünde en çok porno izlemiş kişi ünvanını şu an yukarıdaki abimiz elinde tutuyor. Larry Larry lema şevaktani, diyordur içinden Google'ın kurucularından Larry Page için. "Görevim tamamlandı" diyip aramızdan ayrılıyor bu abimiz. İkinci gelişini kendi ikinci gelişimize kadar göremiyoruz pek.&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Böyle net bir şekilde hangi amaçla kulanılacağı belli olan bir mevzu için yaratılabilecek en uygun logo bu olabilir. Hafif torbacı tipiyle "abi hayvanlı var , cüceli var" diyen korsan VCD'ci tipini en iyi yansıtan bu adamın bir ailesi olduğunu bilmek ise eminim benim gibi, siz birçok okuru üzecektir. Aslında tek adam değil, Doctor Who'nun farklı bünyelerde dünyaya gelmesi gibi, kendisinden yaklaşık  3 tane var 8'er saatlik mesailerle bu ağır koşullarda çalışıyor. Mesleğe ilk başlayan B.O o sırada ücretin dolgun olması sebebiyle Google'ı tercih ediyor, ancak K.T ve Y.A önceden de Google'da çalışan vatandaşlar, sadece iş kolunu değiştiriyorlar.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Dostlarım, B.O'nun İpek ve Sevgi isminde iki tane kızı var. Ancak babalarını bu işe başladığından beri görmüyorlar. Her ayın 17'sinde kapılarının altından Maaş çeki atılıyor diyecektim, ki şimdi çok abuk durduğunu fark ettim. Bankalar var ayol, daha Paris Texas'da bile Kim Basinger çocuğu için parayı bankadan yatırıyordu. O yüzden evet, kesinlikle her ayın 17'sinde bankaya yüklü bir miktar Güler Hanım'ın hesabına yatıyor.  O da artık kocasını pek görmüyor. Belki yılda 3 ya da 4 kere, zira baş gösteren saykolocikıl prablımsları vesilesiyle, sadece eski günleri yad edebiliyorlar. B.O karısına "Ya hu geçen gün yine Hot Teen Blonde Masturbates Through Nylons'u izliyorum." gibi muhabbetler açmaya asla kalkışmıyor. Belki de kalkışıyordur da ardından da hayvan gibi sevişiyorlardır, nereden bileyim sayın değerli okurlar. Ben milletin pornosuna karışacak kadar hayvan mıyım, ya da yasaklayacak kadar orospu çocuğu muyum? Fransız Aydını düz bir insanevladıyım. Alın James Blake, &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;iframe width="560" height="349" src="http://www.youtube.com/embed/MVgEaDemxjc" frameborder="0" allowfullscreen=""&gt;&lt;/iframe&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;P.S: Uzun zamandır böyle hayırlı bir alıntıyla karşılaşmamıştım:&lt;span class="Apple-style-span"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="border-collapse: collapse; "&gt;"I'm forever near a stereo saying, 'What the fuck is this GARBAGE?' And the answer is always the Red Hot Chili Peppers."&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="border-collapse: collapse; "&gt;Nick Cave&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="border-collapse: collapse; "&gt; &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="border-collapse: collapse; "&gt;Bu adamı daha çok sever oldum dün bunu okuyunca.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7998559722419790733-4432516848212151447?l=monteyn.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://monteyn.blogspot.com/feeds/4432516848212151447/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://monteyn.blogspot.com/2011/06/incognito-adam-uzerine.html#comment-form' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7998559722419790733/posts/default/4432516848212151447'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7998559722419790733/posts/default/4432516848212151447'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://monteyn.blogspot.com/2011/06/incognito-adam-uzerine.html' title='Incognito Adamı Üzerine'/><author><name>monteyn</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03187474600345714216</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='28' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_hPtIqgS_Scs/SceXiLqsYJI/AAAAAAAAAAw/jXlO3WnbDVw/S220/montaigne.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/-g81G8NH5PN0/TfGCQVjnOCI/AAAAAAAAAsw/cIdQinwDGWs/s72-c/incognito-window-google-chrome.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7998559722419790733.post-5033299913612224976</id><published>2011-06-08T13:52:00.004+02:00</published><updated>2011-06-08T14:58:42.227+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sinir krizi'/><title type='text'>Deli Selim Üzerine</title><content type='html'>&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;img src="http://4.bp.blogspot.com/-qoX8mFd87Uw/Te9iw8uLTvI/AAAAAAAAAsg/0BoDkOoSHkg/s400/deliselim11cover.jpg" style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 366px; height: 400px;" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5615815853427347186" /&gt;"Gogocular gogo yapar&lt;div&gt;Aç karnına çalım satar&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Çalımına kimler bakar&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Akşam olur, abazan yatar&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Aman Gogocu Gogocu&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Çalımına dayanayım Gogocu&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Kiremitten baca olmaz&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Şoförlerden koca olmaz&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Seveceksen Gogocu sev&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Sever sever kalbini kırmaz"&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Deli Selim, Gogocular, 1989&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Sayın değerli okuyucular, bugün size çok önemli bir müzisyen olan Deli Selim'den bahsedeceğim. Şarkılarını doğru düzgün bulmakta zorlanıyordum ki yeryüzündeki en&lt;/div&gt;&lt;div&gt; gereksiz servislerden biri olan ttnet müzikte buldum. Gadjo Dilo'daki vatandaş nasıl Romanya'ya gidip Nora Luca'yı arayıp, güzel çingene kızıyla tükürüklü falan öpüştüyse, ben de Deli Selim'i Trakya'da 1993 yılında  o şekilde buldum. Hatta Tony Gatlif benim hikâyemi çaldı. Bu arada ben hiç oynayamam, ama öyle "ay biz biliyoruz da mı oynuyoruz" dahi denemeyecek kadar oynayamam, ancak bu Deli Selim denen adam yüzünden şu an yazıyı yazamıyorum sayın değerli okuyucular. Son zamanlarda hayvan gibi göbeğim olduğu için, düğünlerde çok içip gecenin bir yarısında çalgı takımını salmayıp 3'e kadar oynayan rakıcı amca göbeğim oldu. Az önce Deli Selim'in &lt;a href="http://www.ttnetmuzik.com.tr/ss/24042/327079"&gt;Uzunköprü Keşan&lt;/a&gt; şarkısını dinlerken de göbek atışımın videosunu çektim. Ancak bu ekssssklûziv videoyu şuraya koysam, 123 kişi olan siz değerli olan okuyucularımın yarısından çoğu malesef bir daha asla şu bûloğu okumaya tenezzül etmeyecektir. Hatta onu geçtim, bûloğum kapattırılabilir bile. Şimdi izledim ve ben de tiksindim cidden. BANA CEKET VERİN! ADNAN ŞENSES CEKETİ İSTİYORUM ULAN!&lt;/div&gt;&lt;img src="http://2.bp.blogspot.com/-1-Srcmz2eAA/Te9nWi_iX4I/AAAAAAAAAso/8vlBZqg_Yrw/s400/images.jpg" style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 206px; height: 144px;" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5615820897402380162" /&gt;&lt;div&gt;İnternet bir derya sayın değerli okuyucular, ancak Adnan Şenses'in oynarken pantolonuna soktuğu ceketin sadece bir tane fotoğrafı var. Onu da çok gizli arşivlerden bulabildim. Neyse, efendim bu konuda yazdığım "Deli Selim, Bohemlik ya da Klarnet Teorisi" doktora tezimi Harvard Journal of Law &amp;amp; Technology'nin 1998 Güz dönemi sayısında bulabilirsiniz. Şimdi şöyle bir durum var, Trakya genelinde düğünlerdeki çalgı grupları değişiyor. Mesela ilçeden ilçeye çok değişiyor. Kimi ilçelerde çalgı takımında Cümbüş varken, kimisinde olmuyor. Bana sorsanız "sikerler cümbüşü" derim. Cümbüşü düğünlerde çalan dayı, ortaokul bando takımlarındaki zilci gibi bir şeydir neredeyse, kendinden başka kimseye duyuramaz sesini. Çevrede hayvan gibi klarnet ve davul sesi içinde, cümbüşcü 4 saat boyunca "lingidi lingidi" uğraşıp durur. Benim anlayamadığım konu neden bunu Sunay Akın'ın anılarını anlatması gibi sürekli geniş zamanda yazdığım aslında. Biraz daha toparlanıyorum. Harbiden bu adamlar bütün gece bir yandan piizlenip bir yandan kolları kopana kadar cümbüş çalıyor, ama kendine çalıyor adeta. Bu vesileyle cümbüşçülerin benimsediği "sanat kişiseldir" anlayışından, hepsinin Servet-i Fünun akımına dahil olduğunu var sayarsak yanlış olmaz[1] (Siz de niliyorsunuz ki o [1] aşağıda bir kaynağa dönüşmeyecek, sadece "var sayma" "serveti fünun" falan dediğim için, şartlı refleks olarak kaynak veresim geldi.) Deli Selim 1995 yılında öldü. Bu kadar erken ölmesi gerçekten çok hüzün vericiyken, Babylon ve benzeri mekanlarda falan sirk maymunu gibi çıkartılamamış olmasına çok seviniyorum. Kendi başına travma yaratacak bir durum zaten; mesela diyelim ki rahmetli Deli Selim 1983yılında sünnetimde çaldı, sonra büyüyorum, yuppie gibi bir şey oluyorum, Babylon'a gidiyorum bir bakıyorum sünnetimde çalan adamı dar kot pantolonlu wayfarer'lı insanlar izliyor. E bu Babylon'a giden adamın anası babası zaten sürekli bu yavşağı düğünlere çağırırken Deli Selim'i dinlemeye gitmiyor ezik buluyor da Babylon'da çıkınca mı cacık oluyor? Aga işte, benim adım Frankofon Monteyn, ben bu oyunu bozarım. Kafasını sikeyim böyle insanların, amınakoyduğum dejenereleri. Eminim büyük çoğunluğu Flying Spaghetti Monster'a inanıyordur falan iyice sinirlendim. Ha çok komik amınakoyayım Flying Spaghetti Monster'mış.  Madem taşak geçeceksin, adam gibi 30$ öde de Subgenius Kilisesinin bir üyesi ol. Belki aranızda bilmeyen vardır diye hakkında bir link koyayım: &lt;a href="http://en.wikipedia.org/wiki/Church_of_the_SubGenius"&gt;Church of the Subgenius&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Samimi söylüyorum, Pastafaryan bilmemne yazanlar yüzünden 3 kişiyi çapayla yaraladım. Buyrun &lt;a href="http://www.interpol.int/public/Data/Wanted/Notices/Data/2005/95/2005_47995.asp"&gt;bakın&lt;/a&gt;.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;iframe width="425" height="349" src="http://www.youtube.com/embed/gcm3eJP8CIw" frameborder="0" allowfullscreen=""&gt;&lt;/iframe&gt;&lt;/div&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;sup&gt;&lt;span style="mso-ansi-language:TR"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/sup&gt;&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7998559722419790733-5033299913612224976?l=monteyn.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://monteyn.blogspot.com/feeds/5033299913612224976/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://monteyn.blogspot.com/2011/06/deli-selim-uzerine.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7998559722419790733/posts/default/5033299913612224976'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7998559722419790733/posts/default/5033299913612224976'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://monteyn.blogspot.com/2011/06/deli-selim-uzerine.html' title='Deli Selim Üzerine'/><author><name>monteyn</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03187474600345714216</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='28' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_hPtIqgS_Scs/SceXiLqsYJI/AAAAAAAAAAw/jXlO3WnbDVw/S220/montaigne.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/-qoX8mFd87Uw/Te9iw8uLTvI/AAAAAAAAAsg/0BoDkOoSHkg/s72-c/deliselim11cover.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7998559722419790733.post-319852292583491840</id><published>2011-06-05T02:43:00.012+02:00</published><updated>2011-06-05T11:21:24.009+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='inceleme'/><title type='text'>Müziksel Mevzular Üzerine</title><content type='html'>&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/-AiI5usNfEAQ/TerRqoQsxdI/AAAAAAAAAsI/dblECRApxCM/s1600/740676783_1184026.gif" onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 400px;" src="http://3.bp.blogspot.com/-AiI5usNfEAQ/TerRqoQsxdI/AAAAAAAAAsI/dblECRApxCM/s400/740676783_1184026.gif" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5614530415762916818" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Talk Talk, sanıyorum ki şöyle dolu dolu alışabilmem için en çok zaman harcadığım gruptur. Hatta ilk dinlediğimde net bir şekilde "ulan ben tek elimle yaparım be bu müziği yarısı sessizlik zaten" diyordum. Post-Rock müessesinin temellerini atan bu abilerimiz kariyerlerinin başında Duran Duran, gibi - durun inanılmaz bir şaka geliyor- biz durmuyoruz! konuşuyoruz! sisteme karşıyız! diyerek gruplarına ismini vermişler. Şu şakayı yaparken nasıl hissettim biliyor musunuz? Hani Efes Pilsen denilen bira müsveddesinden 4 tane içtikten sonra bu glukoz şurubu yüzünden gırtlağınız sikilir ve adeta kalitesiz meyve suyu içmişcesine damağınızda ekşi balgam gibi bir tat kalır ya, işte karnıma, o tada akşamdan yatırılmış bir kemerle vuruyorlarmış gibi geldi. Çok üzgünüm değerli dostlarım. Tahmin edersiniz ki, baba olduğum için kelime oyunlu çok çirkin baba şakaları yapma hakkım ve üstüne de gülme hakkım var. Efendim hatırlıyorum da, lyceé müdürümüz de bir babaydı ve derslerimize girdiği zaman yaptığı şakalar yüzünden, otoritesine saygı duyayım diyerek gülümsemeye çalışan bir arkadaşımızın zorlamaktan çenesi çıkmıştı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Talk Talk'ın synth pop/new romantics çizgisinden uzaklaşması The Colour of Spring'le oluyor, burada geçiş şarkıları var zaten, Lifes What You Make It, I Don't Believe in You gibi daha post-rock'la bağdaştırmanın çok zor olacağı şarkıları var. Ardından gelen eşeksel albüm Spirit of Eden'la kazma Amerikan dinleyicisi için albümün A yüzündeki tek şarkıyı 3'e bölmek durumunda kalmışlar, ancak kesintisiz dinlenince şarkıların nerede başlayıp, nerede bittiği pek de anlaşılmıyor. Yani anlaşılıyor da, yarın öbürgün bu yazıyı okuyup "hmm Monteyn sen anlayamadın ama ben anladım." diyen olursa diye söylüyorum, ben de anlayabiliyorum canım hangisinin nerede bittiğini, akış olarak söyledim. Hem niye sidik yarıştırıyorsun? 13 yaşında mısın? Ve ardından gelen Laughing Stock albümüyle kariyerlerine noktayı koyuyorlar. Açıkçası Laughing Stock harika bir albüm olmasına rağmen Spirit of Eden'dan daha başarılı olduğunu düşünmüyorum. Bu arada grubun vokali, şarkı yazarı Mark Hollis 1998'de bu kafada bir solo albüm çıkarıp piyasadan kayboluyor. Şu anda Essex'de kayınbiraderiyle açtığı iddaa bayiini çalıştırıyor diye biliyorum. Ha bu solo albüm geyiği de kesinlikle "para kazanayım" diye değil , adamın Talk Talk döneminden anlaşması var, ona mahsuben.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdi bir de Bark Psychosis'e değinmeden geçmek istemiyorum burada. Bir grup için ilk defa "post-rock" lafı Simon Reynolds tarafından bu abilerimize kullanılıyor. Buraya ilk albümleri Hex'in kapağını koymadan geçmek istemiyorum, çok sevdiğim bir albüm kapağı, biraz 90'lar kokuyor ama başarısız Sega Genesis oyunlarındaki çirkin 3 boyutluluk gibi bir şey de yok.&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/-NFq_Qnjj8qs/TerX_pv-WDI/AAAAAAAAAsQ/ehLTiMLLbKM/s1600/Bark%2BPsychosis%2B-%2BHex%2BF%252B.jpg" onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 396px;" src="http://1.bp.blogspot.com/-NFq_Qnjj8qs/TerX_pv-WDI/AAAAAAAAAsQ/ehLTiMLLbKM/s400/Bark%2BPsychosis%2B-%2BHex%2BF%252B.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5614537374009546802" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Şimdi, müzik dünyasındaki bu ortaklık meselesine geliyorum. Bark Psychosis'in 2004 yılında çıkardığı ikinci albümde Talk Talk'ın davulcusu bunlara katılıyor. Katılıyor derken Happy Mondays'in Bez'i gibi stüdyoda amelelik yapmıyor, davul çalıyor. Zaten bu Bez gibi grupta şebeklik yapacak adamım olsa düşünmeden Maracas'la burnuna pıtpıt vururum. Sanki kedi ulan adam, ne garip oldu birden. pıt pıt diyince de sanki adamı seviyormuşum gibi görünüyor. Hayır son zamanlarda çok ayıplı laflar kullanıyorum sayın değerli okurlar, yoksa o marakası Bez'in götüne sokmayı da bilirim. Neyse, diğer bir Talk Talk üyesi, basçısı olan Paul Webb de, Portishead'in vokali Beth Gibbons'la beraber çok güzel Out of Season isimli bir albümde ortaklaşa çıkarmıştır. Kendimi adeta müzik tarihinin karanlık dehlizlerinde gezip bunları keşfederken düşünüyorum, böye tozlu ansiklopedileri pfft diye üfleyip, ancak hiçbir sikim olmuyor 30 saniyede wikipedia'da bu bilgilerin hepsine ulaşılabiliyor zaten.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yani demem o ki, bu Talk Talk üyeleri boş tipler değil. Böyle diyerek kendilerini, kavga için kıraathaneden çağırma hakkını size sunmuş oluyorum. Çünkü 30 yıldır müzik yapan insanları "boş adam değil la bunlar" diyerek tanımlamak büyük bir bayağılık gerektiriyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Talk Talk'la ilgili fikirlerim bu kadar değil, ancak bir tane kişiyi Talk Talk dinletebilsem derim ki, işte sahile vurmuş denizyıldızlarından bir tanesini daha kurtardım. Ahahaha, bayılıyorum bu öyküye sayın değerli okurlar, bazen denizyıldızı bazen de kaplumbağa oluyor bu arada. İsterseniz sizlere test kitaplarının, dergilerinin rehberlik bölümlerindeki "afrika düzlüklerinde her sabah bir aslan uyanır ve avını takip etmek için dünden daha hızlı olmak zorundadır"  taşaklarını ayrı ayrı anlatırdım ancak bana müsade gidiyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gitmeden önce şu hep aynı film müziğini yapan Danny Elfman diye bir abimiz var biliyorsunuz, bu abimiz "bombombombombom bombombombombom" müziği yapmadan önce, gayet güzel bir New Wave grubu olan Oingo Boingo'nun(ki Fearless Iranians from Hell'den sonra en sevdiğim grup ismi, hatırlatırsanız bir ara o abilerden de bahsederim "Make our way to the U.S., nothing left to do.  We fucked with all our neighbors, now  we'll  fuck with you." gibi komik şarkı sözleri var.) vokalliğini ve şarkı sözü yazarlığıı üstleniyor, Devo'dan daha çok sevdiğim bu Oingo Boingo isimli topluluğun güzel şarkılarından birini aşağı koyuyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;iframe src="http://www.youtube.com/embed/utD0Ow_44gw" allowfullscreen="" width="425" frameborder="0" height="349"&gt;&lt;/iframe&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;P.S: Dylan'a tıklarsanız gif olarak açılabilir de, ama açılmayabilir de. Gulyabani diye bir şey yoktur zaten.(amaağ olabilir değğğ)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;PPS: Sayın değerli okuyucular, bu mediafire'dan vesaireden albüm indirip, bir şarkının bozuk olduğunu görünce çıldırıyorum. Resmen o an ekranı yumruklamak istiyorum. Para bile vermediğim müziğe neden böyle hırçın yaklaşıyorum bilmiyorum, ama o winrar kitaplarını teker teker yakmak istiyorum sinirimden. Al işte yine aynı albümü farklı linkten ikinci kez indirme durumunda kaldım. Evet, kendim kablolarla indirmiyorum, ama yine de sinir bozucu bir durum. Sanki çok çalışmışım da karşılığını alamamışım, haksızlığa uğramışım gibi hissediyor ve sinirden saçlarımın kırıklarını yoluyorum, Ali Kırca'nın sevişme görüntülerini aklıma getiriyorum işkence olsun diye.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;PPPS: Danny Elfman ve neydi lan adamın adı, tony curtis miydi, sabaha karşı yazıyorum kafam basmıyor şimdi, Hah buldum Tim Burton sevenlere neşeli bir bilgi vereyim. The Nightmare Before Christmas'da Jack the Skeleton'ın şarkılarını da Danny Elfman söylüyor. Tony Curtis kim lan? Vay canına sayın değerli okurlarım, götümden uydurduğum adam Jamie Lee Curtis'in babası çıktı. Kariyerinden sadece 3 film izlemişim bu abimizin, Some Like it Hot(1990-2000 arası trt 2'nin her yıl ortalama 6 kere gösterdiğini hepimiz biliyoruz)(Sadri Alışık ve İzzet Günay'lı yeniden çekimi vardı. Fıstık Gibi Maşallah diye. Başarılı bir uyarlamadır nazarımda.) Sweet Smell of Success'i de izlemedim, hasiktir metascore'u 100'müş.(Fathullah Hocaefendi bi ara Sweet Smell of Success'i izleyelim lan!)(Ya da izlemeyelim film-noir'mış amınakoyayım) Rosemary's Baby(zaten bunu izlediğimde bir yazı yazmıştım. Durun bulup hyperlink yerleştireyim &lt;a href="http://monteyn.blogspot.com/2010/03/rosemarys-baby-uzerine.html"&gt;şuraya&lt;/a&gt;) Yalnız kendisini Rosemary's Baby'de gördüğümü hiç hatırlamıyorum, bebeğin de suratını göstermedikleri için, Tony Curtis'in bebeği oynadığını var sayıyorum.(Bu arada Rosemary's Baby'li yazıda da "denyo Amerikalı" lafını kullanmışım. Adamlar Gizli Servisi üzerime salsa, döner bıçağıyla kıçımı kesecekler.) Bir de Spartacus'de izlemişim. Birileri sürekli beni dürtmese ben bunu hiç Kubrick filmi sayamam öyle bir fim yani. Neyse seksli falan Spartacus çıktı da, evlerimiz neşe, endokrin sistemimiz, testosteron/östrojen türevleri doldu. Aşağı da ilk eşi, Jamie Lee Curtis'in anası Janet Leigh'le beraber bir fotoğraflarını koyayım. Houdini'nin çekimlerinden bir fotoğraf. Bu fotoğrafı koymamın tek sebebi ise Janet Leigh'in fileli çorapla taçlandırılmış güzide bacakları.&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/-wqaQe9vydOM/TesCZ9inlgI/AAAAAAAAAsY/DLHeRVdRkoo/s1600/Tony_Curtis_as_Houdini.jpg" onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 333px; height: 400px;" src="http://4.bp.blogspot.com/-wqaQe9vydOM/TesCZ9inlgI/AAAAAAAAAsY/DLHeRVdRkoo/s400/Tony_Curtis_as_Houdini.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5614584005487203842" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7998559722419790733-319852292583491840?l=monteyn.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://monteyn.blogspot.com/feeds/319852292583491840/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://monteyn.blogspot.com/2011/06/muziksel-mevzular-uzerine.html#comment-form' title='5 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7998559722419790733/posts/default/319852292583491840'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7998559722419790733/posts/default/319852292583491840'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://monteyn.blogspot.com/2011/06/muziksel-mevzular-uzerine.html' title='Müziksel Mevzular Üzerine'/><author><name>monteyn</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03187474600345714216</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='28' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_hPtIqgS_Scs/SceXiLqsYJI/AAAAAAAAAAw/jXlO3WnbDVw/S220/montaigne.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/-AiI5usNfEAQ/TerRqoQsxdI/AAAAAAAAAsI/dblECRApxCM/s72-c/740676783_1184026.gif' height='72' width='72'/><thr:total>5</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7998559722419790733.post-4927824097642219537</id><published>2011-06-02T08:23:00.004+02:00</published><updated>2011-06-02T09:11:50.040+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='öyle'/><title type='text'>Nilgün Belgün Rumluğu Üzerine</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/-J4DLOFsBhKA/Tecyh2zmbYI/AAAAAAAAAr8/35aRjSHyHcI/s1600/ICIMDEKI-KADIN-NILGUN-BELGUN__37069615_0.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 300px; height: 400px;" src="http://3.bp.blogspot.com/-J4DLOFsBhKA/Tecyh2zmbYI/AAAAAAAAAr8/35aRjSHyHcI/s400/ICIMDEKI-KADIN-NILGUN-BELGUN__37069615_0.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5613511017769627010" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Hayatımın belli döneminde ben de Rum oldum değerli dostlarım. Fakat, "ahh pasemu neden gelmüyorşun" gibi hiç konuşmadım. Doğrudan Rumca konuştum. Bizim komşumuz vardı, harbici Yunanistan insanı, onlar da böyle konuşmuyorlardı. Övünmek gibi olmasın ben "Ölürüm Sana"daki gitarı gırtlağımla çok iyi yapabilen bir insanım sayın değerli okurlar, fakat her söylendiğinde bunu yapmıyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Her söylendiğinde bunu yapmış olsaydım, şimdi çoktan bu yeteneğim dejenere olmuştu, belki de beatbox yapmaya kalkışıp iyice sokak rapçilerine dönmüştüm. Sokak repçisi dediğim olay tabii ki "yo ghetto madafaka, the dope is tight my nigga" değil, bu müziğin içine Murat Göğebakan sample'ları koyanlar oluyor. İşte Nilgün Belgün bence arkadaş çevresinin bu şekilde kurbanı olmuş bir insan. Belki bundan 17 sene önce iyi yapıyordu, ama bir çok parfümü karıştırdığımız zaman ümitlenip, überparfüme ulaşacağımızı sanarken taşak kokusu gibi bir şey ortaya çıkartmamız gibi; burada da aynı şekilde aksan süslendikçe abartıldıkça Bülent Ersoy'un swarowskiyle kaplanmış mikrofonlarına dönmüş. Belki de hiç iyi değildi, tamamen yalan da atıyoru olabilirim. Ya da şöyle diyelim, ben bazı bloglarda görüyorum "üstat yine döktürmüşsün kitap ne zaman çıkıyor" falan diye yorumlar yazılıyor, benim okur kitlem bana sadık öyle eşeklik yapmıyor asla, hepinizi çok seviyorum, hatta siz bunu bir adım daha ileri götürüp genellikle hiç yorum yapmıyorsunuz, müstehaktır. Neyse mesele o değil de, işte şimdi eleman şöyle bir öykü yazmış:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Evet bu kan neydi? Ve Ben kimdim? Ve Nereden geliyordum? Ve birden güneş çöktü, ve birden gözlerinle karşılaştım."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Öncelikle bu insanı, cümlelerini bu kadar "ve"ye boğduğu için Nurullah Ataç'a vermek gerekiyor, kanırta kanırta götünü siksin diye. Ama işte kaybettik kendisini çok uzun süre önce, bu herifin kızının Küçükhanım Meralika diye bir kitabı var bende, niye var hala anlamadım. Ömrümün sonuna kadar okumayacağım kitaplardan biri. Bir diğeri de Gülün Adı. Evet utanmıyorum. Gülün Adı'yla ilgili bir sendrom olmalı. Şimdiye kadar bizzat 14 kere başlayıp bıraktım. Çevremde de görüyorum. Halbuki kitap da akıyor, neden hala okuyamıyorum bu pis kitabı. Ha Umberto Eco dallamasının, Güzelliğin Tarihi ve Çirkinliğin Tarihi mi ne öyle iki tane güzel resimli kitabı var, mesela Gülün Adı'nda da bölümlerin başlarına iki üç tane gravür koyacağına bol bol resim doldursaymış onu da okurdum, neden okumayayım ki? Yalnız Gülün Adı demişken birkaç manitasal mevzularda kullandığım son cümlesini buraya koyayım da, bir daha böyle bir durum olursa tekrar tekrar yazmayayım insanlara, hatırlamış olurum: "Stat rosa pristina nomine, nomina nuda tenemus" Çok doğal olarak bunu çevirmeyeceğim havalı ve gizemli dursun diye. Siz hiç Denemeler'imde alıntı yaparken çevirdiğimi gördünüz mü? Sağolsun Herakles ve Diderot'nun çok sağlam ekmeğini yedim. Hayır, yine Latince'yi olduğu gibi bırakıyorum ki havalı dursun, yoksa ben de biliyorum parantez içine anlamını yazmayı, sayemde Francis Bacon da kendi Denemelerinde bu "Gizemli ama romantik gibiyim" numarasından çok ekmek yemiştir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yukarıdaki fotoğrafı, Tobias Fünke(analrapist)'nin "The Man in Me" kitabına bir nazire olarak koyuyorum.&lt;br /&gt;&lt;iframe src="http://www.youtube.com/embed/c2GFGsFdURU" allowfullscreen="" width="425" frameborder="0" height="349"&gt;&lt;/iframe&gt;&lt;br /&gt;P.S: geçenlerde anlattığım Pamuk Prensesli aile masalımızı, Donald Barthelme diye postmodern bir orospu çocuğu 1967 yılında farklı bir şekilde kaleme almış. Dün akşam yine, çeşitli aydınlarla mynet'in sohbet odalarında "fireboy" nickiyle tartışmaya girmişken öğrendim bunu. Hemen çıkıp nick'imi firegirl olarak değiştirip bu çeşitli aydınlara kız numarası yapıp hayallerini yıktım.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7998559722419790733-4927824097642219537?l=monteyn.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://monteyn.blogspot.com/feeds/4927824097642219537/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://monteyn.blogspot.com/2011/06/nilgun-belgun-rumlugu-uzerine.html#comment-form' title='4 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7998559722419790733/posts/default/4927824097642219537'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7998559722419790733/posts/default/4927824097642219537'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://monteyn.blogspot.com/2011/06/nilgun-belgun-rumlugu-uzerine.html' title='Nilgün Belgün Rumluğu Üzerine'/><author><name>monteyn</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03187474600345714216</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='28' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_hPtIqgS_Scs/SceXiLqsYJI/AAAAAAAAAAw/jXlO3WnbDVw/S220/montaigne.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/-J4DLOFsBhKA/Tecyh2zmbYI/AAAAAAAAAr8/35aRjSHyHcI/s72-c/ICIMDEKI-KADIN-NILGUN-BELGUN__37069615_0.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>4</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7998559722419790733.post-170605784744174882</id><published>2011-05-30T17:35:00.006+02:00</published><updated>2011-05-30T18:11:17.788+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='uhrevi'/><title type='text'>Sasha Grey Üzerine</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/--SS1qFvZl-w/TeO9IERQv3I/AAAAAAAAAr0/JiHZxmMc5ts/s1600/untitled.bmp"&gt;&lt;img style="display: block; margin: 0px auto 10px; text-align: center; cursor: pointer; width: 294px; height: 400px;" src="http://2.bp.blogspot.com/--SS1qFvZl-w/TeO9IERQv3I/AAAAAAAAAr0/JiHZxmMc5ts/s400/untitled.bmp" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5612537506916515698" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Pornoyu bırakalı neredeyse iki ay olmuş.&lt;br /&gt;Yeni haberim oluyor.&lt;br /&gt;Bu acı kaybı anlatmak için uygun kelimeleri bulamıyorum.(ve giderek Yılmaz Özdil gibi yazıyorum onu da fark ettim. Ama üzüntümden "SATA SATA BİTİREMEDİLER AZİZİM!!!!")&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Harakiri, Seppuku muhabbetlerinde, vatandaşlar kendilerini öldürmeden önce bir tane Ölüm Şiiri yazıp ondan sonra aksiyona girerlermiş. Zaten bu işi de en başarılı muhtemelen İmparatorluğu diriltmeye kalkışıp sıçıp batıran edebiyatçı Yukio Mishima(arkadaşları Badi Mişima derler) yapmıştır diye düşünüyorum, şiirini okuma fırsatı bulamadım. Ayrıca şimdiye kadar gördüğüm en başarılı ikinci intihar notu yazma yöntemi bu sanırım. Birincisi tabii ki Crimes and Misedemanours'daki profesörün intihar notu olan "camdan atlıyorum"&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Neyse, Mishima'nınkini de buldum, bunun aynı zamanda Porno Endüstrisi için de bir Ölüm Şiiri olduğunu söylemek istiyorum:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"A small night storm blows&lt;br /&gt;Saying ‘falling is the essence of a flower’.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Then those who hesitate arrived."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;—Yukio Mishima&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ah be Sashacığım, her yılın 14 Mart'ında senin pornolarınla, -Teoman'ın da dediği gibi- milyonlarca doğmayacak çocuklarımızı yitirerek doğumgününü kutluyorduk. Bu yaptığına şantaj denir, böyle aşka montaj denir! Yüreğim kan ağlıyor, kan ağlıyor derken zaten yürek denen organın mesleği o, bozulana kadar kan ağlıyor sürekli. Böyle de arabeskselsel çıkışlar yapıp sizi de üzerim böyle. Efendim sizde oluyor mu bilmiyorum(az kalsın "de"yi ayrı yazıyordum, şimdiye kadar ayrı yazılması gereken "de"lerin birleşik yazıldığını youtube yorumlarında, bitişik yazılması gerekenlerin ayrı yazıldığını da eskort sitelerinde olduğunu gözlemledim. Sektörü yarı yarıya paylaşmışlar demek.) ben bazen kalbimin üstüne elimi koyuyorum, nasıl ki adımızı çok söyleyince yabancılaşıyorsak, ben de korkuyorum aha şimdi bozulacak kesin, diye diye. Çok saçma aga, sürekli çalışıyor lan, mesela uyurken çalışmıyor gibi geliyor ama çalışıyor. Ne diyorum ben ya hu, üzgünüm aklım başımda değil, yas tutuyorum da. Bu yasa uygun olarak ağlak bir Radiohead şarkısı koyardım aşağı, ancak bunun yerine Sasha'yla ilgili diyebileceğim daha hüzünlü bir şarkı koyacağım:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;object height="40" width="250"&gt;&lt;param name="movie" value="http://grooveshark.com/songWidget.swf"&gt;&lt;param name="wmode" value="window"&gt;&lt;param name="allowScriptAccess" value="always"&gt;&lt;br /&gt;&lt;param name="flashvars" value="hostname=cowbell.grooveshark.com&amp;amp;songIDs=67604&amp;amp;style=metal&amp;amp;p=0"&gt;&lt;br /&gt;&lt;embed src="http://grooveshark.com/songWidget.swf" type="application/x-shockwave-flash" flashvars="hostname=cowbell.grooveshark.com&amp;amp;songIDs=67604&amp;amp;style=metal&amp;amp;p=0" allowscriptaccess="always" wmode="window" height="40" width="250"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;/object&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;P.S2: Kedi konuyla alakasız da, sevdiğim hamile bir kedi kendisi.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7998559722419790733-170605784744174882?l=monteyn.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://monteyn.blogspot.com/feeds/170605784744174882/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://monteyn.blogspot.com/2011/05/sasha-grey-uzerine.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7998559722419790733/posts/default/170605784744174882'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7998559722419790733/posts/default/170605784744174882'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://monteyn.blogspot.com/2011/05/sasha-grey-uzerine.html' title='Sasha Grey Üzerine'/><author><name>monteyn</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03187474600345714216</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='28' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_hPtIqgS_Scs/SceXiLqsYJI/AAAAAAAAAAw/jXlO3WnbDVw/S220/montaigne.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/--SS1qFvZl-w/TeO9IERQv3I/AAAAAAAAAr0/JiHZxmMc5ts/s72-c/untitled.bmp' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7998559722419790733.post-8148709400418309653</id><published>2011-05-24T20:32:00.005+02:00</published><updated>2011-05-27T17:41:16.624+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='anan zaaa XD'/><title type='text'>Yedi Cüceler, Pamuk Prenses ve 3 Küçük Domuzcuk Üzerine</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/-nkOpFSZnxq8/Tdv6ZxryK_I/AAAAAAAAArs/Hb365NK8214/s1600/snow-white-and-the-seven-dwarfs-3.jpg"&gt;&lt;img style="display: block; margin: 0px auto 10px; text-align: center; cursor: pointer; width: 400px; height: 251px;" src="http://3.bp.blogspot.com/-nkOpFSZnxq8/Tdv6ZxryK_I/AAAAAAAAArs/Hb365NK8214/s400/snow-white-and-the-seven-dwarfs-3.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5610353081560738802" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;Sevgili dostlarım, gelin! Bugün size Serdar Ortaç'ın şarkılarında nasıl da maraton koşmuş astımlı bir mamut gibi nefes alıp, kötü olan kayıdı iyice rezil ettiğini anlatmayacağım. Nasıl ki, duygusalsal filmlerde babaanneden anneye, oradan genç oğlanın da kendi eşine verdiği nişan+nikâh(ssk+yol+yemek) yüzükler varsa, benim de yıllardır dinlemiş olduğum bir masalı sizlere aktaracağım! Yedi Cüceler, Pamuk Prenses ve 3 Küçük Domuzcuk!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bilen bilir efendim, Pamuk masalın sonunda Prens Bey'le evleniyor, fakat 7 cücenin başına ne geldiğini hiç merak etmediniz mi? "Ve sonsuza kadar mutlu yaşadılar"a nasıl inanılabilir? Anlatıyorum. Pamuk, kocasından izin alıp, arada sırada 7 cüceye sefer tasıyla yemek götürmeye devam eder. Ancak, lise arkadaşları gibi bir süre sonra ilişkileri yoldan çıkmaya ara sıra görüşmeye, sefer taslarının gidip gelmesi seyrekleşmeye başlar. Bilen bilir, Pamuk iyi biri olsa da, bu Kötü Kraliçe'nin hafiften Alman Disiplini'nden geçmiş biraz Kınalı Yapıncak gibi büyümüştür. Aynı zamanda Kül Kedisi, Pamuk ve Kınalı Yapıncak'ın dedeleri baba bir anne ayrı kardeş çocuğudur. Hepsinin kaderleri sonradan toparlanır bilirsiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Neyse, hikâyeye geri dönelim. Pamuk yaklaşık birbuçuk yıl Cüceler'e uğramaz, birden aklına gelir ve bunların yanına gitme kararı alır. Zaten Prens de Pamuk'dan sıkılmıştır, bütün gün "ay çok güzelim, bilmem ne güzelim" diye anlata anlata Prensin içine gına getirmiştir. Bu arada, Kötü Kraliçe de, nasıl Freaks filmindeki kötü kadın Horoz'a dönüştüyse, o da moog synthesizer'a dönüşmüştür. Efendim Pamuk yollara düşer, 7 cücenin evine gidince bir de ne görsün!!!(rhetorical question) 3 Tane domuzcuk yaşamaya başlamış evlerinde. "Acaba yanlış adrese mi geldim? Yoo 4.meşeden sağa dönünce Hansel ve Gretel'in 200 yıldır hapsedildiği evle D&amp;amp;R'ın arasındaki sokaktan girince çıkıyor işte!" der. Evet doğru gelmiştir! Ancak bu domuzcuklar ne aramaktadır?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;---------------0 ---------------- (hep bunu yapmak istemiştim çok özür dilerim)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Pamuk kapıyı tıklar. Domuzlardan bir tanesi uykucu gözlerle(uykucu göz ne demekse?) kapıyı açar. Adeta Memento'da karısını tanımayan adam gibi şöyle bir Pamuk'u süzdükten sonra birden gözleri parlar ve içeri davet eder. Pamuk da domuza karşı boş değildir.(Boş değildir derken yanlış anlaşılmasın, aralarında bir şey yaşanmayacak yani.) bir yerden tanıdık gelen bu yüze bakar. Sonra domuza sorar:"Kardeş burada Yedi Cüceler yaşardı, ne oldu onlara!" evde buz gibi bir hava esmektedir, adeta Selâmi Şahin esprisi yapılmış gibi bir moda hakimdir ortama şu anda. Domuzcuklar'dan bir tanesi lafa başlar:"Pamuk sen gittin gideli her şey çok değişti, Devletin özelleştirme politikasıyla madenlerimiz elimizden alındı. Adeta Apartheid yönetiminde yaşıyormuş gibiydik. Aramızdan dördü Doc(Bilgin), Grumpy(Somurtkan), Sneezy(Hapşırık), ve Dopey(Apçı), "Biz Amerikalı ebeveynlerimizi bulmaya gidiyoruz kardeşler, gelir misiniz?" dediler, Uykucu, Mutlu, ve Çekingen olarak biz gidemedik. Hepimizin isimlerinden de anlayabileceğin gibi kendimizce sebeplerimiz var bu hususta." der&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;--------  0 ------------&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu arada çaylar tazelenmiş, Pamuk da, evde az kalmış malzemelerle yiyecek bir şeyler hazırlamaya başlamıştır. Mutlu söze devam eder:"Bu dördü Amerika'ya gittikten sonra birkaç tane mektup aldık Doc'dan. Sirkte çalışmaya başlamışlar, Amerika'yı gezip ailemizi arıyorlarmış. Tabii buraya kadar her şey güzel. Ancak biz de sonradan öğrendik ki, bunların peşinden de devlet yekilileri geliyormuş. Yani kardeşlerimiz, Amerika'nın(yahudi+mason+laikçi) oyununa kurban gitmek üzeredirler. Devlet, cüceliği tedavi etme amacıyla çeşitli deneyler yapıyormuş ve bunu kardeşlerimize "Gelin çok iyi para var bu işte, hiçbir şey olmayacak" diye yutturmaya çalışmışlar ve yutturmuşlar da. 51'inci Bölge'ye götürecek kadar değerli görmedikleri için, kolpa bir laboratuvarda kemikleri adamantium'la kaplanan Wolverine'e verdikleri değeri vermeyip deneylere başlarlar. Biz tabii bu sırada olaydan kopmuş değiliz. Arada Doc'dan mektup geliyor, bazı değişiklikler olduğuna dair bünyelerinde, aradan 6 ay kadar sessiz bir dönem geçti. Kapıya iki tane takım elbiseli adam geldi, biz tabii olaydan habersiziz, "kimlikleri görebilir miyiz?" dedim, daha o an bayılmışım. Meğerse devlet elemanları 4'lüye yanlış uygulamalarda bulunmuşlar ve bazıları büyürken mesela Somurtkan aynı boyda kalmış. Apçı aralarında en uzun olanı(bu arada bölüyorum Gargantua esanslı olacak ama, çizgi filmde Apçı sanıyorum ki "hafif mal ama sevimli" ya da bazı kızların deyişiyle söyleyebileceğimiz gibi "yakışıklı değil ama sempatik" Disney karakterinin diğer filmlerde bulunması için bir blue-print oluşturuyor.) olmuş. Zaten Hapşuruk silik bir karakter onu siktir et, işte Bilgin de şöyle böyle biraz uzamış. Pamuk biliyorsun, hormonları yiyince vücutta fiziksel ve zihinsel değişiklikler oluyor, nasıl ki mesela Oz'da Bob Rebadow'un beyninde tümör çıkınca hücre arkadaşı Agamemnon Busmalis'i öldürmeye kalkışıyor, bunların da benzer şekilde zihinleri hormondan etkileniyor,ardından bu yüksek güvenlikli olmayan laboratuvardan kaçıp çete kuruyorlar. Sahte kimlik çıkartıyorlar, hep aynı kıyafetleri giymeye başlıyorlar soyisimlerini de Yıldırım'dan Dalton'a çeviriyorlar. Apçı Avarel, Hapşuruk Jack, Bilgin William, Somurtkan da Joe ismini alıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-------------------------***------------------(bu sefer farklı yaptım, daha doymadım)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Hükümet bunlarla başa çıkamayınca bizleri yakalayıp onlara karşı bir çete kurma planları yaptı. Tabii bize de hormon verecek değiller, pat üstümüze nükleer sıvılar dökmeler bilmem ne. Shredder ve Beyin nasıl Rocksteady ve Be-Bop'ı überdomuz yaptıysa bunlar da bizi überdomuz yaptı. Üstüne de iyi maaş bağladılar, ADAMLAR ÇALIYOR AMA HİZMET DE VERİYOR ARKADAŞ."der Mutlu&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu sırada şok olmuş Pamuk fark eder ki, çayın altını kapamayı unutmuştur. Şoku siktir edip çayları bardaklara doldurup domuzcuklara getirir. Şok olmaya devam ederken İnatçı devam eder:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Ya işte böyle, evet bizi kardeşlerimizin peşine takan bu devlet(yaa bu arada beynim sümük gibi oldu The Flamingos diye bir tane doo-wop grubu dinlerken. Onu dinlemesem bu kadar bozulmazdı. Bu masala da devam ederim bir ara. Alın size Pornolardan yapılmış klip&lt;br /&gt;&lt;iframe src="http://www.youtube.com/embed/DVBhVDXLpaI" allowfullscreen="" width="640" frameborder="0" height="390"&gt;&lt;/iframe&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7998559722419790733-8148709400418309653?l=monteyn.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://monteyn.blogspot.com/feeds/8148709400418309653/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://monteyn.blogspot.com/2011/05/yedi-cuceler-pamuk-prenses-ve-3-kucuk.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7998559722419790733/posts/default/8148709400418309653'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7998559722419790733/posts/default/8148709400418309653'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://monteyn.blogspot.com/2011/05/yedi-cuceler-pamuk-prenses-ve-3-kucuk.html' title='Yedi Cüceler, Pamuk Prenses ve 3 Küçük Domuzcuk Üzerine'/><author><name>monteyn</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03187474600345714216</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='28' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_hPtIqgS_Scs/SceXiLqsYJI/AAAAAAAAAAw/jXlO3WnbDVw/S220/montaigne.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/-nkOpFSZnxq8/Tdv6ZxryK_I/AAAAAAAAArs/Hb365NK8214/s72-c/snow-white-and-the-seven-dwarfs-3.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7998559722419790733.post-1356338978013583185</id><published>2011-05-24T00:47:00.008+02:00</published><updated>2011-05-24T02:04:41.621+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='öyle'/><title type='text'>@Bordeaux Üzerine</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/-he76C92zFEI/Tdrqk8EH4nI/AAAAAAAAArk/UzBtWUV2Bxw/s1600/Death-Grips-Ex-Military.jpeg"&gt;&lt;img style="display: block; margin: 0px auto 10px; text-align: center; cursor: pointer; width: 400px; height: 400px;" src="http://3.bp.blogspot.com/-he76C92zFEI/Tdrqk8EH4nI/AAAAAAAAArk/UzBtWUV2Bxw/s400/Death-Grips-Ex-Military.jpeg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5610054206162985586" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Geceleri kafamdan blog yazıp yazıp, buraya aktarmıyorum çok sevgili okurlar. Kendimce eğlenip, bazen kendime müzik tavsiye ediyorum mesela. "Bence hiç güzel değil bu şarkı" falan dediğim oluyor mesela, uyur uyanık haldeyken. Bazı zamanlar kafada çok güzel şarkı çalar, ya da şöyle kallavi bir resim görüp "ananı sikeyim ananı sikeyim çok güzel" diyip uyanırız ancak, benim şimdiye kadar yapabildiğim tek şey, bu şarkılardan bir tanesini uyanıp telefona kaydetmekti. Açıkçası gece aniden arayan Sezen Aksu tadı yakalamak için yaptım, hemen müzisyen arkadaşımı arayıp melodiyi mırıldandım. "Abi bu şarkı zaten Sezen Aksu'nun Erkek Güzeli" dedi. İşte o an fark ettim ki, bu ilham perisi denilen -ki peri'yi nedense dişi olarak tahayyül etmeme rağmen, Fairly Odd Parents'dan sonra bu görüşüm değişti diyebilirim- pis sadece Sezen Aksu'ya şarkı veriyor, geri kalan ilham meraklılarına sadece eski şarkıları ve "Özgür Buldum Remix" ya da "Ozan Çolakoğlu Remix" gibi versiyonlarını veriyor. Özgür Buldum Remix'i Dudu albümüne sahip olanlar bilirler. Ciddi anlamda çok yüksek sayıda New Order ve Depeche Mode saçma remiks isimleri duymuş olsam da "Özgür Buldum Remix" bunları tokatlayıp geçiyor sevgili dostlarım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Değerli okurlar, şimdi buraya diğer gamil hesabımdan bir fotoğraf yüklemek için dInternet Explorer'ı açmak durumunda kaldım. Ben bu internet explorer'ın kodlarını yazanların kaynatalarını sikeyim çok afedersiniz. Program açıldığı gibi mi kitlenir, bu adamlara "Welcome to my first Web-Page" html kodları yazmak bile haram olmalı. Oha harbiden program çöktü! Açacağı şey de kıytırık bir resim yani. Gözünü sevdiğim Chrome'u, senin ben minimalliğini yiyeyim. Hah henüz düzeldi, ve abartmıyorum bir 3 dakikadır bunları yazarak oyalanıyorum. Microsoft'dakilerin kaynatalarının çoğu nedense Twin Peaks'de yaşadığını hayal ettim, neden bilmiyorum. Ama umarım hepsi orada, herkesin birbirine yalan söylediği, adeta Mahallenin Muhtarları'ndan(Kandemir Konduk yazdı, Filiz Kaynak Yönetti) eksik olmayan entrikaların yaşandığı yerde yaşıyordur.&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/-jDMYGCnKCYs/TdrnAeNhqLI/AAAAAAAAArc/vOEWeVVqbMI/s1600/Screen%2Bshot%2B2011-05-18%2Bat%2B3_13_04%2BPM.jpg"&gt;&lt;img style="display: block; margin: 0px auto 10px; text-align: center; cursor: pointer; width: 422px; height: 106px;" src="http://3.bp.blogspot.com/-jDMYGCnKCYs/TdrnAeNhqLI/AAAAAAAAArc/vOEWeVVqbMI/s400/Screen%2Bshot%2B2011-05-18%2Bat%2B3_13_04%2BPM.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5610050281139185842" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Efendim, biliyorsunuz, bir süre önce facebook duvarımda komikli video ve marketten cips çalan martı gifleri paylaşılmadığı için kendisini kapamıştım. Ancak, sürekli bu site hakkında sosyal mesajlar veriyordum. Vay işte efendim, kimlik bilgilerimizi takip ediyorlar, yok işte Mark Zuckerberg Harvard 3.Yurdun camından işemiş bilmem ne, diye karalama kampanyaları yapıyordum. Açıkçası ne yalan söyleyeyim bunların hiçbirini yapmıyordum, isteyen istediği yere üye olur, bana mı kaldı amına koyayım onu engellemek. Ancak bu fotoğrafı benimle paylaşmış olan kadim dostum Joseph Stiglitz'e de anlattığım bir şey vardı. Ulan @Boston, @Nice, @San Tropez, @SoHo, @London yazmak elzemken, niye delikanlı biri çıkıp da @Yozgat, @Gerze, @Çankırı yazmıyor? Ya bu Boston, Nice, San Tropez illerine gidenlerin belirtmesi gereken çok önemli bir şey var, ya da Gerzeli vatandaş nerede olduğunu çevresine aktarmak istemiyor. Nedir bunların dertleri, falan diyordum, sonunda Emin Ekiz isimli vatandaş bu olaya bir el atıp, böyle bir akım başlatmış. Ben yalan atmayacağım şu an Bordeaux'dayım, zaten ben okuruma şimdiye kadar hiç yalan atmadım da. Burada gündüz hissedilen hava sıcaklığı 26C derece civarında seyrediyor, isteyen &lt;a href="http://www.accuweather.com/en-us/fr/aquitaine/bordeaux/quick-look.aspx?cityid=131913"&gt;bakabilir&lt;/a&gt;. Neyse değerli okurlar bu en üstteki resim de Death Grips'in ex military isimli öfkeli mix-tape'i, daha The Antlers'ın albümünden falan da bahsetmek isterdim ama siktiredin. Yeni çıkan albümleri tanıtmak benim görevim değil.&lt;br /&gt;&lt;iframe src="http://www.youtube.com/embed/trwgTrKu3zU" allowfullscreen="" frameborder="0" height="349" width="425"&gt;&lt;/iframe&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;P.S: Şarkıdaki sample'ı biliyorsunuz, seviyorsunuz.&lt;a href="http://www.goodevalue.com/wp-content/uploads/2009/01/hypnotoad.gif"&gt;Hypnotoad &lt;/a&gt;kafası&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7998559722419790733-1356338978013583185?l=monteyn.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://monteyn.blogspot.com/feeds/1356338978013583185/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://monteyn.blogspot.com/2011/05/bordeaux-uzerine.html#comment-form' title='3 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7998559722419790733/posts/default/1356338978013583185'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7998559722419790733/posts/default/1356338978013583185'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://monteyn.blogspot.com/2011/05/bordeaux-uzerine.html' title='@Bordeaux Üzerine'/><author><name>monteyn</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03187474600345714216</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='28' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_hPtIqgS_Scs/SceXiLqsYJI/AAAAAAAAAAw/jXlO3WnbDVw/S220/montaigne.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/-he76C92zFEI/Tdrqk8EH4nI/AAAAAAAAArk/UzBtWUV2Bxw/s72-c/Death-Grips-Ex-Military.jpeg' height='72' width='72'/><thr:total>3</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7998559722419790733.post-5570233944685880466</id><published>2011-04-28T23:25:00.004+02:00</published><updated>2011-04-29T00:05:23.826+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='öyle'/><title type='text'>Bebek Zırıltısı Dinlememek İçin Noise Dinlemeye Başlamak Üzerine</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/-H9maf2DTvWY/TbncxdUeRTI/AAAAAAAAAq0/awHW4q7DOKI/s1600/Steve-Irwin-Snake-1526.jpg"&gt;&lt;img style="display: block; margin: 0px auto 10px; text-align: center; cursor: pointer; width: 400px; height: 282px;" src="http://3.bp.blogspot.com/-H9maf2DTvWY/TbncxdUeRTI/AAAAAAAAAq0/awHW4q7DOKI/s400/Steve-Irwin-Snake-1526.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5600750353854121266" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Bu şakayı gerçekten de nasıl yapabildim bilmiyorum ama geçen gece uyumadan önce yine Timsah Avcısı'nı düşünüyordum o yüzden şimdi yaptım. Yatmadan önce yıkanmıştım, acaip çemen kokuyorum pastırma yediğim için geçenlerde. Kimsenin böyle bir dertten muzdarip olmasını istemem, mesela gül reçeli yediğim zaman da gül koksam delirirdim herhalde. Çünkü gül suyu katlanabilecek bir koku değil. Zaten gül reçeli de yemiyorum. Gülün yaprağı yenir mi ya, ilkokul 1'e giderken yenir teneffüste de, ya da el yumruk yapılıp üstüne gül yaprağı konup "laşk" diye vurup gül yaprağının patlayıp patlamayacağına bakılır bu kadar.(yalnız şu gül yaprağının patlamasında çok garip freudyen durumlar seziyorum ama girmeyeceğim bu rezalete.)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Neyse, biliyorsunuz önceden de birçok kez kara yolculuklarıyla ilgili nefretimi buraya dökmüştüm. Ancak, nasıl olur da otobüslerde zırlayan bebeklerden bahsetmem aklım hiç ermiyor. Bir saniye sol elim çok kötü oldu, sanırım karpal tünel sendromuna kurban gitti sol elim. Hasiktir yazarken acı çekiyorum. Karpal Tünel Sendromu demişken Er Ryan'ı Kurtarmakta Sniper'ı oynayan abimizi anmamak olmaz. Filmde bununla alakası olmasa da yine de anmak istedim çok seviyorum kendisini. Oynadığı filmlerin %70'inde falan görev adamını oynayan bu abimiz eğer Türk olsaydı adı mutlaka Samet olurdu. Fotoğrafını koyup bir tribute eyleyelim.&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/-53UQbtWmkIQ/TbnfzPuvaWI/AAAAAAAAAq8/xfF-Nqxl5bg/s1600/BarryPepper_Cohen_10817452.jpg"&gt;&lt;img style="display: block; margin: 0px auto 10px; text-align: center; cursor: pointer; width: 266px; height: 400px;" src="http://3.bp.blogspot.com/-53UQbtWmkIQ/TbnfzPuvaWI/AAAAAAAAAq8/xfF-Nqxl5bg/s400/BarryPepper_Cohen_10817452.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5600753683100821858" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Evet, konu bugün Noise, gürültü dinlemek diye çevirmek istemedim, tür olanından bahsettiğim için. Noise Müzik de denmiyor kendisine ne diyeceğimi bilemedim, ayı gibi bıraktım. Bu işin en önde bayrak taşıyanlarından Merzbow Japon bir abimiz, zaten bu kafa sikici işin büyük çoğunluğu Japonya'dan çıkıyor. Ancak bebek zırlamasından daha katlanılabilir olduğunu söyleyebilirim. Bu sikin ortaya çıkacağı daha Musique Concréte döneminden belliydi de bir insana da anlatamadım derdimi. Musique Concréte'e gerçekten Pierre Schaeffer bir dönem en iyi arkadaşım olmasına rağmen katlanamam. Zaten bu tip avant-garde mevzulardan pek hoşlanmıyorum, halihazırda buraya gelip avantgart mavantgart gibi kelimeler kullanırken kendi dönemi için önemli bir albüm, efendime söyleyeyim punk'ın oluşumuna çok önemli katkı sağlamış bir albüm vesaire diye sürekli övülen Velvet Underground &amp;amp; Nico albümünü çok uzun süre severek dinlemiştim. Sonradan bir arkadaşımın Godot'yu Beklerken için dediği gibi, bunun bana öğretilmiş bir sevme olduğunu düşünmeye başladım. Yani albüm için "aşmış ya, adamlar o dönemden punk'ı öngörmüşler" falan derken ben buna inanmıyor, sürekli okuduklarımın gazıyla bu albümü övüp duruyordum. Şimdi düşündüğüm zaman bu albümün ne Loaded'dan daha iyi olduğunu ne de öyle efsanevi olduğuna dair fikrim kuvvetleniyor. Kimsenin etkisinde kalmadan bu albümü dinlemiş olsaydım, ve Andy Warhol vesaire gibi isimleri bilmeseydim bu albüme on üzerinden en fazla altı verirdim. Peki bunu okuyan siz munis, iyi huylu, beni de pek sever mi onu bilmiyorum okurların bu yorumum umrunda olacak mı? Hayır!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;FAKAT!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Daha iyi bir dünya mümkün, lütfen önyargısız dinleyin albümü. Kötü albüm demiyorum ama bir bu albümün bir de Sgt. Peppers'ın inanılmaz derecede abartıldığına inanıyorum. Hele Revolver ve Abbey Road varken Sgt. Peppers'ın yarak yemesi gerektiğini düşünüyorum. Bir albümün nasıl yarak yiyebileceğini üstad Lovecraft gibi sizin hayal gücünüze bırakmak istiyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Of bebek zırlamasına nefretimi anlatacaktım, hırsım söndü muzlu albüme laf yetiştireyim derken. Bunları yazarken Boris'den Feedbacker'ı dinliyordum, bu kadar.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7998559722419790733-5570233944685880466?l=monteyn.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://monteyn.blogspot.com/feeds/5570233944685880466/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://monteyn.blogspot.com/2011/04/bebek-zrlts-dinlememek-icin-noise.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7998559722419790733/posts/default/5570233944685880466'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7998559722419790733/posts/default/5570233944685880466'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://monteyn.blogspot.com/2011/04/bebek-zrlts-dinlememek-icin-noise.html' title='Bebek Zırıltısı Dinlememek İçin Noise Dinlemeye Başlamak Üzerine'/><author><name>monteyn</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03187474600345714216</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='28' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_hPtIqgS_Scs/SceXiLqsYJI/AAAAAAAAAAw/jXlO3WnbDVw/S220/montaigne.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/-H9maf2DTvWY/TbncxdUeRTI/AAAAAAAAAq0/awHW4q7DOKI/s72-c/Steve-Irwin-Snake-1526.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7998559722419790733.post-2259822388138550311</id><published>2011-04-21T17:02:00.005+02:00</published><updated>2011-04-21T17:45:31.771+02:00</updated><title type='text'>Bedeni İçeride Yapmak Üzerine</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/-ZHS2mJSYs10/TbBQlL7CfiI/AAAAAAAAAqs/0YXasCi5oWI/s1600/pete-doherty-kate-moss-engaged-4-15-07.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 336px; height: 400px;" src="http://1.bp.blogspot.com/-ZHS2mJSYs10/TbBQlL7CfiI/AAAAAAAAAqs/0YXasCi5oWI/s400/pete-doherty-kate-moss-engaged-4-15-07.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5598062936607325730" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;span style="font-family:georgia;"&gt;"Ftaps, çopsss, tapssss, fşşşşşşşşşş"&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;span style="font-family:georgia;"&gt;Poşet İçindeki Top, İçeride yapılan bir beden eğitimi dersi, 1950'lerden beri&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:georgia;"&gt;"Beden dersini içeride yapmak" spor salonu olmayan okulların öğrencilerine şarkı söyletmesi ve diğer etkinliklerde bulunması konusunda yaşadığı deneyimleri anlatan bir Richard Rorty kitabı. Özellikle, sınıf içi "gün sonu eğlencesi oyunları" diyebileceğim, hırsız polis, dev cüce[ bu bûloğu takip edenler arasında umarım bu oyuna deve cüce diyen yoktur. Arkadaşım Deve-Cüce nedir? Cücenin zıttı Deve mi sence? Tamam 5'e gidiyor ve onbirbuçuk yaşında olabilirsin ama lütfen şu oyunun adını düzgün söyle. Ha yaşını buçuklu aktarmak ayrı bir delilik,  dokuzbuçuk yaşımdan sonra bıraktım. Bir de bu ekibin, Şişe Çevirmece oyununa Doğruluk mu Cesaretlik mi? diyenleri vardı ki, şimdilerde kullanılan "laikçilik" gibi grotesk(bu buraya uydu mu?), bir kelimenin temelini "cesaretlik" diyerek atmışlardır. Biliyorum ki İngilizcesi Truth or Dare olan bu oyunun çevirisi emperyal güçler tarafından tertemiz dimağlara zerk edilmeye çalışıldı, şu an 7'ye geçtiğim için kullanılıyor mu hala bilmiyorum. Ama yazıklar olsun!] gibi oyunlar bunlar arasında en popüler olanları. Ya da sınıfın güzel seslisine şarkı söylettirmek, bir de şunu belirtmek isterim ki bir hafta önce çok kötü dövdüğü öğrencisine Şol Cennettin Irmakları'nı ceza olarak söylettiren Fransızca öğretmenim vardı. Şol Cennetin Irmakları demişken:&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:georgia;"&gt;&lt;iframe title="YouTube video player" src="http://www.youtube.com/embed/90bzdse3p6U" allowfullscreen="" width="480" frameborder="0" height="390"&gt;&lt;/iframe&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:georgia;"&gt;(İslami kesimin öncelikle şöyle taşaklı bir aydına değil, fotoşoptan anlayan birine bir de tasarımcıya ihtiyacı var bu arada, yanayakıla düşündükleri sorunun çözümü budur. Üstünden uçan balonlar geçen arapça bir yazı aklıma Uzun Maltepe pakedini getiriyor. Bir de Şol Cennetin Irmakları demişken şu alıntıyı yapmazsam da çatlarım Çok öyle okunacak bir şey değil de neyse:&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="notranslate"&gt;&lt;div class="outer_page only_ie6_border" id="outer_page_123" style="width: 679px; height: 680px;"&gt;&lt;div class="page" id="page123" style="height: 56.38em; width: 56.31em; -moz-transform: scale(0.753607); -moz-transform-origin: left top; display: block;"&gt;&lt;div class="layer" style="z-index: 245;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;span style="font-family:georgia;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;      &lt;div class="inner_layer"   style=" ;font-family:georgia;font-size:0.1em;"&gt;&lt;p class="pl ff4"  style="left: 23.52em;  line-height: 1.21em; letter-spacing: -0.01em; top: 26.30em;font-size:11.16em;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;           Şol cennetin ırmakları, akar Allah &lt;span class="fourgen_highlight fourgen_highlight_selected"&gt;deyu deyu&lt;/span&gt;.&lt;br /&gt;Öğle namazında güneş, yakar Allah &lt;span class="fourgen_highlight"&gt;deyu deyu&lt;/span&gt;.&lt;br /&gt;Geç katıldı bu kervana, Allahım yakındır sana,&lt;br /&gt;Bir o yana bir bu yana, bakar Allah &lt;span class="fourgen_highlight"&gt;deyu deyu&lt;/span&gt;.&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;          &lt;/p&gt;         &lt;div class="ff16"  style="left: 22.39em;  top: 32.37em;font-size:10.77em;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;           490&lt;span class="ff4" style="left: 0.54em; font-size: 1.04em; margin-right: 0.54em; letter-spacing: -0.01em;"&gt;Burası Allah yapısı, açılsın cennet kapısı,&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;         &lt;/div&gt;         &lt;p class="pl ff4"  style="left: 23.52em;  line-height: 1.21em; letter-spacing: -0.01em; top: 32.33em;font-size:11.16em;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;           Bu imtihansa hepisi çakar Allah &lt;span class="fourgen_highlight"&gt;deyu deyu&lt;/span&gt;.&lt;br /&gt;Bu kervanda herkes yaya, rastlanmaz beye, ağaya,&lt;br /&gt;İnsan aklını duaya, takar Allah &lt;span class="fourgen_highlight"&gt;deyu deyu&lt;/span&gt;.&lt;br /&gt;Dualar bağlı toprağa, düşünce saplı batağa,&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;          &lt;/p&gt;         &lt;div class="ff16"  style="left: 22.39em;  top: 38.62em;font-size:10.77em;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;           495&lt;span class="ff4" style="left: 0.54em; font-size: 1.04em; margin-right: 0.54em; letter-spacing: -0.01em;"&gt;Gene camiden sokağa, çıkar Allah &lt;span class="fourgen_highlight"&gt;deyu deyu&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;Of şu yapıştırma olayından sonra font bozuluyor, deliriyorum. Toparlayamıyorum da. Neyse  beden diyordum, hay sikeyim şu an imleci görmeniz lazım iki satır yukarıda yanıp sönüyor, adeta bir Matrix, bir  The Net miydi neydi o Sandra Bullock'ın oynadığı internetli filmlerde başka birisi yazıyı yazıyormuş tadı yaşayıp kendi kendimi korkutuyorum. İnterntli film ise gerçekten de imdb'de ilk 50 listesi hazırlanması gereken çok önemli bir tür, lütfen dalga geçmeyiniz. Nasıl ki "çocuk ve köpeğin dostluğunu anlatan" film genre'ı varsa, bunun da olması lazım, ya da basketçi köpek? Şimdi abartmayayım ama söyle en az 16 tane falan basketçi köpek filmi izlemişimdir yani.  Bir de "Stand by Me" benzeri filmlerin de ayrı bir Genre'ı olması lazım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu yazıyı şimdiye kadar hiç yapmadığım bir şey yapıp bir blog tavsiye edip sonlandırıyorum:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;a href="http://gothsinhotweather.blogspot.com/"&gt;&lt;br /&gt;http://gothsinhotweather.blogspot.com/&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aşağıdaki boşluğu da silemiyorum. Bir Tutunamayanlar alıntısı uğruna ya rab! Ne Güneşler batıyor!!!!!&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;   &lt;/div&gt;   &lt;div class="layer scale_hack" style="z-index: 246;"&gt;          &lt;div class="middle_layer"&gt;                   &lt;/div&gt;   &lt;/div&gt; &lt;/div&gt;&lt;/div&gt;               &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7998559722419790733-2259822388138550311?l=monteyn.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://monteyn.blogspot.com/feeds/2259822388138550311/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://monteyn.blogspot.com/2011/04/bedeni-iceride-yapmak-uzerine.html#comment-form' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7998559722419790733/posts/default/2259822388138550311'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7998559722419790733/posts/default/2259822388138550311'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://monteyn.blogspot.com/2011/04/bedeni-iceride-yapmak-uzerine.html' title='Bedeni İçeride Yapmak Üzerine'/><author><name>monteyn</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03187474600345714216</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='28' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_hPtIqgS_Scs/SceXiLqsYJI/AAAAAAAAAAw/jXlO3WnbDVw/S220/montaigne.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/-ZHS2mJSYs10/TbBQlL7CfiI/AAAAAAAAAqs/0YXasCi5oWI/s72-c/pete-doherty-kate-moss-engaged-4-15-07.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7998559722419790733.post-3013016775676953498</id><published>2011-04-19T22:19:00.008+02:00</published><updated>2011-04-19T23:13:55.906+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='saçma'/><title type='text'>Tuxedo Cat denen Kedi Hayvanı Üzerine</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/-D1SnfBNA1wQ/Ta3w8n465PI/AAAAAAAAAqc/LW-RsgGTsKQ/s1600/sjff-01-img0413.jpg"&gt;&lt;img style="display: block; margin: 0px auto 10px; text-align: center; cursor: pointer; width: 400px; height: 281px;" src="http://4.bp.blogspot.com/-D1SnfBNA1wQ/Ta3w8n465PI/AAAAAAAAAqc/LW-RsgGTsKQ/s400/sjff-01-img0413.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5597394836181935346" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;Tuxedo Cat diyince doğrudan böyle bir resim aklımda canlandığı için, derhal paint ustalığımı gösterip bir görsel hazırladım. "This look shopped" resimlerine örnek olarak kullanılabilir ayrıca, GNU falan filan. Bir de copyleft olayı var ki hiç sormayın. Lan o nasıl bir saçmalık, tam karşıtını lap diye koymayın böyle, dikkatim dağılıyor gördükçe,Bandista'nın albümünde falan yazıyordur mutlaka. Neyse, efenm biliyorsunuz, internetin 34. kuralına göre eğer bir şey varsa onun pornosu da vardır, hatta google'da "Rule 34" diye aratınca şöyle bir göz gezdirdim sanırım bir uçak motoruyla halvet olan insan gördüm de korkup kapadım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Neyse, bu kuralların belirlendiği enstitüde yaklaşık 3 yıl yarı zamanlı olarak çalışmıştım, gerçekten de çok ağır bir iş. Her gün gelen binlerce Avatar'lı, Shemale Marge Simpson'lı kötü çizilmiş resimleri elimizden geçiriyorduk. İşte eski sene sonu raporlarını karıştırırken çok gizli verilerden yola çıkarak hazırlamış olduğum, "İnternetin İçindekiler" istatistiklerime rastladım.&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/-o2Gt0V1AKXw/Ta3yOdlyyfI/AAAAAAAAAqk/grkogL5Kz7Q/s1600/Continent.jpg"&gt;&lt;img style="display: block; margin: 0px auto 10px; text-align: center; cursor: pointer; width: 385px; height: 400px;" src="http://3.bp.blogspot.com/-o2Gt0V1AKXw/Ta3yOdlyyfI/AAAAAAAAAqk/grkogL5Kz7Q/s400/Continent.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5597396242166630898" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;Sizinle bunları paylaşmaktan onur duyarım.&lt;br /&gt;%43 Kedi(düşen %12, uyuyan %10, yavru %15, diğer %6)&lt;br /&gt;%30 Porno (burada pornonun detaylarına girmek istemiyorum)&lt;br /&gt;%20 Veri, Bilgi ( kişisel bilgiler de dahil buna facebook, eski sevgili fotoğrafları, komik videolar falan filan)&lt;br /&gt;%7 komik gif (marketten cips çalan martı, betona düşüp kafası yarılan adam vesaire)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gördüğünüz gibi internetin büyük çoğunluğunu kediler domine etmiş durumda. İngilizce'de Tuxedo cat denen türün siyah beyaz kedi olmasından ötürü şey yaptım, çok garip geldi o yüzden. Yoksa bugün komik bir anı anlatacaktım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Biliyorsunuz, alışveriş merkezlerine girerken metal dedektörleri oluyor. Bu arada orospu çocuğu Carrefour'a da buradan sesleniyorum, satın aldığım şeyleri bantlayıp, sıcak poşetle mühürleyip durma!!! Yavşak ya, kıçı kırık 70 sayfalık Kumarbaz çevirine kaldım sanki senin de, onu çalacağım. Zamanında Faust'un böyle 100 sayfalık bir çevirisinden okumuştum da Pamuk Prenses ve 7 Cüceler'de cücelerin madenden dönerken söyledikleri şarkıdaki gün batımı gibi bir arka plan kalmıştı aklımda da, sonradan normalini okudum, konu çok farklıymış. Ben daha Pastoral daha inek boku kokan bir yer hatırlıyormuşum meğer. Neyse, zaten televizyon çalamam, yani çalabileceğim şeyler, kepçe, patates soyma aleti, mini kaktüs, kedi maması(ana konuya geri dönüş!), probis falan, ki probisi de sevmem yani, damağımda kötü tat bırakıyor biraz. Neyse, mesele bu değil, sikişmişin çocuğu Carrefour'un kurumsal kimliğini zedelemek amaç burada!! Neyse, metal dedektörleri diyordum. Şimdi sanırım ben 5 yaşımda falan ilk defa Alışveriş Merkezi'ne gittim, zaten öyle doğru düzgün alışveriş merkezleri ben doğduğumda Fransa'da yoktu bundan 350 yıl öncesinden bahsediyorum. Yani Türkiye'dekilerin yurtdışına çıkıp da "Muzu taneyle alabiliyorsun canım, nasıl bir gelişmişlik!!" dedikleri ve Türkiye'de mayonezin normal tüketim maddesine dönüşmesinden çok önceki dönemler. Şimdi metal dedektörlerinden badana diye geçiyorum, bunların plasebo etkisiyle konmaya başladığını düşündüğüm için.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ancak o zamanlar Demolition Man'i izlemiş ve 3 tane deniz kabuğunun taharet musluğunun yerine nasıl geçebileceğini tahayyül etmeye çalışıyor bir yandan da ilk vintage fütüristik şiirlerimi yazıyor, nasıl Sylvester abimiz gibi hibernasyon olayına girip 20 30 yıl sonra uyanabilirim diye düşünüyordum. İşte bu filmde hatırladığım kadarıyla metal dedektörleri vardı, paso ötüp duruyordu. Bu arada şu an Godspeed You! Black Emperor'ın hep ertelediğim, dinlemekten kaçındığı F#A# Ke$ha albümünü ilk kez dinliyorum. Tebrik ediyorum Efrim Menuck'u canım benim. Neyse, alışveriş merkezine gireceğiz, hemen yakalanma amacıyla ellerimi iki cebime sokup sağ elimi silah şekline getirip, sol elimi de yumruk yapmak sûretiyle bombaya benzetip dedektörden heyecan fırtınasıyla geçtim. Fakat başarısız oldum, ancak bir 10 dakika sonra yürüyen merdivenlerin dış yüzüne tutunarak çıktığım için korku dolu anlar yaşamıştım. Lan 5 yaşında adamı niye yürüyen merdivenin yakınına koyuyorsunuz. Tabii ki dış çeperine asılacak. Neyse, bu da benim böyle bir anım, saygılar. Ha durun şarkı koymadan bitirmeyeyim, ya da ondan önce yine bir şarkıdan çıkıp haiku yazayım, çok sardı:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sarhoş bir denizciyle&lt;br /&gt;Sabahın körü&lt;br /&gt;Ne yapılabilir ki?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;iframe src="http://player.vimeo.com/video/7493178?title=0&amp;amp;byline=0&amp;amp;portrait=0" frameborder="0" height="227" width="400"&gt;&lt;/iframe&gt;&lt;p&gt;&lt;a href="http://vimeo.com/7493178"&gt;a-ha - the swing of things (1986)&lt;/a&gt; from &lt;a href="http://vimeo.com/user2013229"&gt;J. Christian Guerrero&lt;/a&gt; on &lt;a href="http://vimeo.com/"&gt;Vimeo&lt;/a&gt;.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;P.S: Komik gif yazıp, "betona düşüp kafası yarılan adam" demişim. Orada biraz garip olmuş. Şimdi  bütün betona düşüp kafası yarılanlardan özür diliyorum. Bir nefret suçu izledim. İşledim bile yazamadım. Ama olsun, hani "gif"i izledim ama hiçbir şey yapmadım. BU ŞİDDET PORNOGRAFİSİNE TEPKİSİZ KALDIM!!!1bir eins!1 yazıklar olsun hesabı düşünün onu.&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7998559722419790733-3013016775676953498?l=monteyn.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://monteyn.blogspot.com/feeds/3013016775676953498/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://monteyn.blogspot.com/2011/04/tuxedo-cat-denen-kedi-hayvan-uzerine.html#comment-form' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7998559722419790733/posts/default/3013016775676953498'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7998559722419790733/posts/default/3013016775676953498'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://monteyn.blogspot.com/2011/04/tuxedo-cat-denen-kedi-hayvan-uzerine.html' title='Tuxedo Cat denen Kedi Hayvanı Üzerine'/><author><name>monteyn</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03187474600345714216</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='28' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_hPtIqgS_Scs/SceXiLqsYJI/AAAAAAAAAAw/jXlO3WnbDVw/S220/montaigne.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/-D1SnfBNA1wQ/Ta3w8n465PI/AAAAAAAAAqc/LW-RsgGTsKQ/s72-c/sjff-01-img0413.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7998559722419790733.post-175639498560643973</id><published>2011-04-04T12:51:00.004+02:00</published><updated>2011-04-04T13:27:10.147+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sinir krizi'/><title type='text'>Dalai Lama Üzerine</title><content type='html'>&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/-oTviykD6Wuk/TZmp4zqFHpI/AAAAAAAAAqU/rb0Z17yX7Vg/s1600/14th_Dalai_Lama.jpg" onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 245px;" src="http://4.bp.blogspot.com/-oTviykD6Wuk/TZmp4zqFHpI/AAAAAAAAAqU/rb0Z17yX7Vg/s400/14th_Dalai_Lama.jpg" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5591687205761654418" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;"As human beings, we are all the same, there is no need to build some kind of artificial barrier between us."&lt;div style="text-align: center;"&gt;Dalai Lama'nın &lt;a href="http://twitter.com/dalailama"&gt;Twitter &lt;/a&gt;hesabından&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;Çıldıracağım ya hu, koskoca Dalai Lama bunu der mi? Aga Dalai Lama'sın sen bu tip muhabbetlerin modası geçmedi mi? Nasıl kullanıldığını bilmiyorum twitter denen ortamın, mesaj atılacak olsa cefakar Tibet'in, bu ruhani liderine çok ağır sözler söylerim. Sen de yalanmışsın Dalai Lama. Pek değerli okurlar bilen bilir bu adamın Nobel Barış Ödülü falan da var. Gerçi şimdi burada, Nobel Ödüllerinin en Tırtı(Dünyanın En Güzel Arabistanı) olan Barış Ödülü'nün tırtlığından bahsetmeye kalkışsam sayfalar almaz. Sakın yanlış anlamayın diğer Nobel Ödülleri'ne saygım sonsuz, saygım sonsuz değil de yani "Obüüü Orhon Pomuk da böylö yoptu do oldu zotön." seviyesinde değil. Anasını siktiğim Nobel Barış Ödülü'nü Obama'ya verdiler lan! Depeche Mode'un Playing the Angel'dan sonra Sounds of the Universe'ü çıkartması gibi. Bir sahil kasabasında oturup da, "Zaten bunlar Amerika'nın oyunları azizim!" diyerek rakı içen emekliden farksız davranıyoum sinirden. Yanlış anlaşılmayayım Obama'nın da çoluğu çocuğu var o da ekmek parası peşinde ama ben bir sene boyunca hiçbir şey yapmayarak ve thehungersite'dan her gün bir öğün yemek vererek dünya barışına daha çok katkıda bulundum. SİKEYİM! Çok sinirlendim. Ben de istiyorum lan Nobel! Bak sen fikre bak"Hepimiz aynıyız, aramıza duvarlar örmeyelim." En son ortaokulda(école normal supérieure'ün supérieur kısmı) Türkçe dersinde bunu yazıyordum:  "Elimizdeki tuğlalarla duvarlar değil köprüler inşa edelim!" bunu da nereden duyduysam artık. Kesin Hasan Pulur falan okurken denk gelmişimdir. &lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;Sinirden ellerim titriyor şu an. Birinden hayatı değiştirecek bir söz söylemesini beklediğimden değil, bu meseleyi bu kadar bayağı bir biçimde ele almasından sinirleniyorum. Tam ağlak sözler, hep bu New Age siki yüzünden. 90'ların başında The LAst of The Mohicans'la Kızılderili'lerin aşırı övülmesi akımına benzer bir durum. Bu Nobel Barış Ödülü'ne de para veriyorlar mı diğerleri gibi? Alıp, ödül parasını da gayrimenkula yatıracağım. Bildiğim kadarıyla ödül kazanan biri tarafından aday gösterilmek gerekiyor. Eğer tanıdığınız Nobel Barış Ödülü sahibi varsa mail'imden bana ulaşabilirsiniz.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;Ayrıca bugün için ben de bir söz söyleyeceğim: Bilgiye sahip olamayız,ancak bilgi olabiliriz. &lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;Dalai Lama olsam eşek gibi tutardı bu söz. Ben bile anlamının ne olduğunu bilmiyorum. Bu arada benim gibi Dalai Lama'dan nefret edenler var mı diye ararken bu hususta yazılmış bir &lt;a href="http://www.physicsroom.org.nz/log/archive/10/lama/"&gt;yazıya&lt;/a&gt; denk geldim. Uzun olduğu ve fotoğrafsız olduğu okumadım ama yine de aynı fikirleri paylaştığımıza eminim.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;P.S: Hasiktir değilmiş, yazıyı yazan kişi Yeni Zelanda Christchurch mensubu çıktı. Neyse, yine de yazıyı okumadım hala olabilir.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;P.S2: Bu arada Dalai Lama'nın gözlük çerçeveleri 30 yıldır aynı, adeta kutsallığını kanıtlar nitelikte.&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7998559722419790733-175639498560643973?l=monteyn.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://monteyn.blogspot.com/feeds/175639498560643973/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://monteyn.blogspot.com/2011/04/dalai-lama-uzerine.html#comment-form' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7998559722419790733/posts/default/175639498560643973'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7998559722419790733/posts/default/175639498560643973'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://monteyn.blogspot.com/2011/04/dalai-lama-uzerine.html' title='Dalai Lama Üzerine'/><author><name>monteyn</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03187474600345714216</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='28' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_hPtIqgS_Scs/SceXiLqsYJI/AAAAAAAAAAw/jXlO3WnbDVw/S220/montaigne.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/-oTviykD6Wuk/TZmp4zqFHpI/AAAAAAAAAqU/rb0Z17yX7Vg/s72-c/14th_Dalai_Lama.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7998559722419790733.post-206260452345580198</id><published>2011-04-03T23:32:00.006+02:00</published><updated>2011-04-04T13:29:46.427+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='öyle'/><title type='text'>Haiku Dark Side of the Moon Üzerine</title><content type='html'>&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;img src="http://3.bp.blogspot.com/-1A3fXU2QkL4/TZjpmg0-IuI/AAAAAAAAAqE/WjpoYX1zC5E/s400/pink-floyd-dark-side-of-the-moon.jpg" style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 400px;" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5591475785236882146" /&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;"Güven ruh gibidir terk ettiği bedene asla geri dönmez." isimli sosyal paylaşım sitesi iletisiyle girizgahımı yapmış bulunuyorum pek değerli okurlar. Biliyorsunuz ki, bu alemlerde gözümüz, kızların gönlünde özümüz var! Ay tamam ne bu böyle Yılmaz Morgül'ün twitter'ına döndü. Bugün, haikulardan bahsedeceğim biraz, sonrası işte ne olur bilemiyor insan. Biliyorsunuz Haiku 5-7-5 kalıbıyla yazılıyor ancak&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Sen bıraktın ya&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Bebişim neden gittin?&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Ağzıma sıçtın&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Haiku sayılmıyor pek, çünkü mevsimlere falan da referans içermesi gerekiyor. Zaten böyle ince işleri hiç anlamadığım için hiç bulaşmıyorum bu tip şeylere. Eğer ben de kiraz ağaçlarının gölgesinde büyüseydim o gazla ben de yazardım. Geçen gün dışarıda gezerken kiraz ağaçlarının çiçeklendiklerini ve hemen artlarındaki apartmanın duvarında "KAHROLSUN" yazdığını gördüm. Evet, sadece "KAHROLSUN" yazıyordu, hayata karşı isyanın bu kadar saf bir şekilde ortaya çıktığını ilk defa gördüm. Biz gençken "Kahrolsun Amerikan Emperyalizmi" falan duvarlara yazılar yazardık hatta Ah Nerede filmindeki devrimciyi oynayan genç benim. Aynı zamanda Hababam Sınıfı'nda da ilk filmlerde rolü biraz olup seri ilerledikçe geriye atılan kıvırcık saçlı yancı da benim.&lt;/div&gt;&lt;img src="http://3.bp.blogspot.com/-U_xPIXhF4Gk/TZjtLrN-6UI/AAAAAAAAAqM/A2eCvSDetnQ/s400/10056_1.jpg" style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 369px; height: 400px;" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5591479722216188226" /&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Neyse, mevzuya geçiyorum. Bugün The Dark Side of the Moon'u dinlerken aklıma şarkılarını haikuya dönüştürme fikri geldi. Ancak bildiğiniz gibi antoloji.com tadı yakalamamak için bûlokta şiir tipi şeyler paylaşmıyorum. Ayrıca nazım kelimesi yerine "şiir tipi" diyerek ne kadar da bu hususla alakam olmadığını gizlice göstermeye çalıştığım da dikkatli gözlerden kaçmamıştır umarım. Ayrıca, bûlok benim değil mi arkadaşım? İstersem cümleyi yarım&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Bu yüzden albümdeki 10 şarkıyı da içeren haikuları buraya geçireceğim. Yaklaşık bir saatte yazabildim, hatta şair tribine girip sigara bile içecektim, ancak bunu da yaparsam gerçekten de antoloji.com'dan "sevgisizgonul45" isimli bir nick almam gerekeceğini tahmin ettiğim için yapmadım. Bir çoğunu şarkı sözlerini düşünerek bir kısmını da, melodiye göre yazdım. Breath Reprise yok, normal 10 şarkılık sıralama. En azından Monteyn'i okuyorduk da, bir kere de The Dark Side of the Moon'u haikulaştırmadı, demezsiniz. Zaten ben okuruma bunu dedirteceğime, bir yaz boyunca sahil gitaristi olarak Akdeniz Akşamları'nı söylerim daha iyi.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;1.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Konuş benimle&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Saçma kelimelerle&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Fazla bağırma&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;2.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Koş tavşancık koş&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Yapılacak işler var&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Hayat bu zaten&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;3.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Kafam karışık&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Nereye gidiyorsun?&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Yürüme artık&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;4.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Zırrr alarm çaldı&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Ama güneş batıyor&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Yattım tembelce&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;5.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Nefes nefese&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Ölmekten korkmuyorum&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Kırmızı olmaz&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;6.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Yine azaldın&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Valideni sikeyim!&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Tamam geri dön :(&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;7.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Siyah ve mavi&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Yukarı ve aşağı&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Biz ve onlar var&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;8.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Leprikon bulup&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Gökkuşağına bindim&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Altın yiyorum&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;9.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Yoldan çıkmadan&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Çimdeki delilerle&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Deliriyoruz&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;10.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Ay karanlıktır&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Ayın karanlık yüzü&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Olmaz ki zaten&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;P.S: Buradan Oruç Aruoba'ya da sevgilerimi yolluyorum.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7998559722419790733-206260452345580198?l=monteyn.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://monteyn.blogspot.com/feeds/206260452345580198/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://monteyn.blogspot.com/2011/04/haiku-dark-side-of-moon-uzerine.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7998559722419790733/posts/default/206260452345580198'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7998559722419790733/posts/default/206260452345580198'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://monteyn.blogspot.com/2011/04/haiku-dark-side-of-moon-uzerine.html' title='Haiku Dark Side of the Moon Üzerine'/><author><name>monteyn</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03187474600345714216</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='28' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_hPtIqgS_Scs/SceXiLqsYJI/AAAAAAAAAAw/jXlO3WnbDVw/S220/montaigne.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/-1A3fXU2QkL4/TZjpmg0-IuI/AAAAAAAAAqE/WjpoYX1zC5E/s72-c/pink-floyd-dark-side-of-the-moon.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7998559722419790733.post-6619061681746508054</id><published>2011-03-30T13:14:00.009+02:00</published><updated>2011-03-30T14:06:20.425+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='inceleme'/><title type='text'>Göz Bantları Üzerine</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/-6UDhgLOAIkQ/TZMQ_3Z-SHI/AAAAAAAAAps/njq3c6GqyEw/s1600/20-039li-lohmann-rauscher-pro-ophta-junior-cocuklar-icin-kapatici-goz-bandi-mb42263_1011212_r1.jpg"&gt;&lt;img style="display: block; margin: 0px auto 10px; text-align: center; cursor: pointer; width: 257px; height: 202px;" src="http://3.bp.blogspot.com/-6UDhgLOAIkQ/TZMQ_3Z-SHI/AAAAAAAAAps/njq3c6GqyEw/s400/20-039li-lohmann-rauscher-pro-ophta-junior-cocuklar-icin-kapatici-goz-bandi-mb42263_1011212_r1.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5589830251887609970" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;Bugün çocuğumuza sağlık kisvesiyle nasıl işkence yapabileceğimize dair, acı ve büyük haplardan sonra ikinci sırayı paylaşan göz tembelliği için kullanılan göz bantlarından bahsedeceğim. Hatırladığım kadarıyla bir yazar, rüyalarınızı sakın kurguya çevirmeyin diyor bu yüzden dün akşam rüyamda gördüğüm göz bantlı kızdan size bahsetmeyeceğim. Ancak, ilkokula giderken bu eziyeti yaşayan birini tanıdığım için söylüyorum, çocuğumuzu adeta Black Swan'daki gibi yalnız başına yetiştirmek istiyorsak ilk yapacağımız şey bu bantlardan bir adet edinip baharın gelmesiyle beraber sokağa salmak oluyor. Zira Black Swan'ın bir önceki filmi Çirkin Ördek Yavrusu'nda neler olduğunu muhtemelen bir çoğumuz biliyordur. Gerçekten de çirkin olmasının yanı sıra, bir aşama daha atlatıp sevimli gibi durmasına rağmen yazlık beldelere giderken yol üstünde kavun ve dev ördek, kartal, işeyen melek gibi heykelleri aynı anda satan tezgahlar kadar çirkin duran, amblemli bantlardan alınabilir. Bu bantların bu arada McDonalds olanı da var, "eğlenceli çıkartmalar!" gibi görünse de yarayı kamufle etmek yerine badana diye ortaya çıkarıyor. Ayrıca kafama estiği zaman McDonalds'lardaki naylon bebek önlükleriyle yemek yiyorum. Bunu da çok çılgın olduğum için değil gerçekten de mal gibi ketçabı üstüme döktüğüm için yapıyorum. Ya da belki de sisteme karşı ironik bir başkaldırı ha? Kim bilir, ha kim bilir, [bunu Big Lebowski'de barda oturan kovboy şapkalı yabancı gibi söylediğim de göz önünde bulundurulsun lütfen!!!bironeeinsun1!(ayyy 3 dilde yazılan Kraftwerk albümleri gibi oldu yihu) ]&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/-uwtAe6Ek_Zg/TZMSwdz0pRI/AAAAAAAAAp0/uM3P-rVTVB4/s1600/rolloptik-cocuk%255B1%255D.jpg"&gt;&lt;img style="display: block; margin: 0px auto 10px; text-align: center; cursor: pointer; width: 340px; height: 400px;" src="http://3.bp.blogspot.com/-uwtAe6Ek_Zg/TZMSwdz0pRI/AAAAAAAAAp0/uM3P-rVTVB4/s400/rolloptik-cocuk%255B1%255D.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5589832186341926162" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;İşte dediğim şey şu yukarıdaki oluyor. Şahsen ben şu an 5'e gitsem önce isim takar sonra da tuvaletine kadar kovalayıp yakalarsam da eteklerini kaldırıp ağlatırdım. Aile terbiyesi almış bir monsieur olmama rağmen sonuç olarak ortama ayak uydurmak amacıyla beşinci sınıftayken millete labaratuvardan çaldığım civaları dağıtmam gibi yine bunu da yapardım malesef. Gün geldi hangimiz beşinci sınıf olmadık ki? Ahh o simit kokulu, eşek sucuğundan yapılmış tostlu günler. Ayrıca Les Diaboliques bizim okulda çekilmişti onu da belirteyim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Neyse, efenm benim çocuğumun göz tembelliği olsa kendisine Britanya'lı kadim dostlarımın da dediği gibi "badass motherfucker" ya da True Romance'in sonundaki Christian Slater gibi görünmesi için şu göz bandını takarım.&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/-Pr5j8Sq4sHw/TZMVZEdXMcI/AAAAAAAAAp8/SxoDvAez1ZY/s1600/eye-patches.jpg"&gt;&lt;img style="display: block; margin: 0px auto 10px; text-align: center; cursor: pointer; width: 400px; height: 320px;" src="http://1.bp.blogspot.com/-Pr5j8Sq4sHw/TZMVZEdXMcI/AAAAAAAAAp8/SxoDvAez1ZY/s400/eye-patches.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5589835082934727106" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Zaten eğer çocuğum olursa, kendisini korsan yetiştirmek için her şeyi yapacağım. Yeryüzündeki en onurlu mesleği icra edecek, tropikal papağanıyla beraber. Ha bu arada şey çocuğu şöyle yetiştireceğim falan demişken, şeyi okudunuz mu bilmiyorum burada anlatayım. Biliyorsunuz Moby diye bir abimiz var, hatta sahip olduğu bir su markası bile var New York'da rastlayabileceğiniz, (keza David Lynch de kahve üretiyor; Hülya Avşar'ın parfüm, Ron Jeremy'nin prezervatif piyasasında olması gibi)(tamam Ron Jeremy yalandı ama David Lynch ve Moby'de ciddiyim)(Hülya Avşar(aka Avşar Kızı)(Bu arada Avşar Kızı lakabı cidden şu yukarıda göz bantlı kıza 5. sınıftayken takabileceğim kadar gerizekalıca bir isim onu da belirtmek lazım) konusunda da keşke ciddi olmasaydım.)  Neyse işte Moby şöyle bir açıklamada bulunmuş( şimdi haberin orijinalinin nasıl olduğunu bilmediğim için APA'e göre alıntı yapamayacağım o yüzünden kaynak olarak şu an üstünde oturduğum Levh-i Arş'ı göstereceğim.) Eğer bir çocuğum olursa onu eşcinsel yetiştirmek için elimden gelen her şeyi yapacağım falan demiş, ben anlamadım nasıl bunu yapacak yalnız. Birkaç anahtar kelimeyle bu röportaja ulaşabileceğinize inanıyorum. Açıkçası bunu neden anlattığımı da bilmiyorum aman işte alın size benzer bir hususta geçen gün izlediğim bir video.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;embed id="VideoPlayback" src="http://video.google.com/googleplayer.swf?docid=5210589607318034090&amp;amp;hl=tr&amp;amp;fs=true" style="width: 400px; height: 326px;" allowfullscreen="true" allowscriptaccess="always" type="application/x-shockwave-flash"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;P.S: Röportajı yapan kadının antipatik olduğu su götürmez bir gerçek olduğu için ona da Avşar Kızı diyeceğim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;P.S2: Bu arada BOHREN &amp;amp; DER CLUB OF GORE 22 Nisan'da yeni albüm çıkarıyor. Devüller çelinsin.  Ha yine bu müzik mevzusunda bir şey söyleyeceğim, şeyi biliyorsunuz zaten Tron: Legacy'nin soundtrack'ini Daft Punk yaptı da Pİtchfork düşük not verdi hatta, sonra ben Pitchfork'a "Senin ananı bacını sikerim orospu çocuğu" falan da dedim, neyse işte bu albümün çeşitli insanlar tarafından remix eylenmiş hallerinin albümü çıktı, ya da çıkacak ve bu albüm güzel bir ap albümü. Hatta Moby demişken albümden Moby'nin remix'ini buraya koyalım da keyfimiz yerine gelsin&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;iframe title="YouTube video player" src="http://www.youtube.com/embed/jhTi7XKMS1Q" allowfullscreen="" frameborder="0" height="390" width="480"&gt;&lt;/iframe&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7998559722419790733-6619061681746508054?l=monteyn.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://monteyn.blogspot.com/feeds/6619061681746508054/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://monteyn.blogspot.com/2011/03/goz-bantlar-uzerine.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7998559722419790733/posts/default/6619061681746508054'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7998559722419790733/posts/default/6619061681746508054'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://monteyn.blogspot.com/2011/03/goz-bantlar-uzerine.html' title='Göz Bantları Üzerine'/><author><name>monteyn</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03187474600345714216</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='28' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_hPtIqgS_Scs/SceXiLqsYJI/AAAAAAAAAAw/jXlO3WnbDVw/S220/montaigne.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/-6UDhgLOAIkQ/TZMQ_3Z-SHI/AAAAAAAAAps/njq3c6GqyEw/s72-c/20-039li-lohmann-rauscher-pro-ophta-junior-cocuklar-icin-kapatici-goz-bandi-mb42263_1011212_r1.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7998559722419790733.post-416555264570518324</id><published>2011-03-17T03:12:00.004+01:00</published><updated>2011-03-17T04:26:08.362+01:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='öyle'/><title type='text'>Reductio ad Hitlerum Üzerine</title><content type='html'>&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;img src="http://2.bp.blogspot.com/-Iqu29-JqQgE/TYF9ahcQFZI/AAAAAAAAApU/hg3WhkM6beE/s400/shout-racism.jpg" style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 302px;" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5584882907523061138" /&gt;Son zamanlarda biraz halk arasında depresyon denilen durumla baş ediyourdum o yüzden canım hiç yazmak istemedi. Ayrıca doktorum bipolarsın dedi, bir de bilmiyorum buralara işte çeşitli psikolojik durumlar yerleştirip hava atmak istemiyorum. Hayır efendim bildiğiniz "Procrastination" denen durumdur bu, sikerim psikolojisini, ama bu durumdan yararlanacağımı düşünenler olursa yine de bir mail uzaktayım.(wink wink smiley)&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Şimdi, Chewbacca Defense'le beraber en sevdiğim hukuk durumlardan biri olan Reductio ad Hitlerum'dan bahsedeceğim. Aslında burada bahsedilenlerin büyük kısmını orta 2'deki en son ağız dalaşımda bırakmıştım, ancak yine de çok keyifli bir mevzuu olduğu için devam ediyorum. Öncelikle Reductio ad Hitlerum ve Godwin Kanunu'ndan bahsedelim. Efendim, olay şudur, Reductio ad Hitlerum aslında, mesela marquette'den peynir almaya gidiyoruz ve bize "Teyze peynirim çok iyi veriyim mi 300 gram?" diyen satıcıya "Ne teyzesi ayol ben senin kızın yaşındayım, ayrıca peynirin iyi olsa ne olacak Hitler'in de mandırası vardı. O da peynir yapıyordu!" diye cevap vermemiz gibi bir durum. Yani biraz yanlış aktardım, durun şöyle diyelim mesela çok yakın bir akrabamız denizaltı almış, gelip "Kenka denizaltıyla(sarı) gezelim&lt;/div&gt;&lt;div&gt; mi?" diyor biz de "Bre köpek bilmiyor musun ki İkinci Dünya Savaşı sırasında Almanya(Reich!) günde 3 denizaltı çıkarıyordu, bu yüzden denizaltına binmiyorum ve Ülker ürünleri tüketmiyorum, ayrıca anan kim olurdu bilirdin ama baban kim bilemezdin şerefsiz!!!" dememiz gibi bir şey oluyor bu durum. Godwin Kanunu ise yine Hitler'in bu meselesiyle ilgili, bu da herhangi bir İnternet tartışması zaman geçtikçe Hitler ya da Nazi örneği verilmesi örneğinin artmasıyla ilgili bir durum. Özellikle bir tane Wikipedia oyunu var, rastgele bir başlık seçip oradan en kısa şekilde Hitler'e ulaşmaya çalışıyorsunuz, en fazla 4 civarında oluyor bu, gerçi Almanya vesilesiyle falan da zaten neyse onu siktir edin, işte Godwin Kanunu ve Reductio ad Hitlerum bizi doğrudan Chewbacca Savunmasına doğru itiyor. (Burada durup South Park'ın Chef Aid bölümünü tekrar izleyeceğim ve ondan sonra yazacağım.) Chewbecca Savunması konu hakkında hiçbir bağlantısı olmayan bir şeyi öne sürerek, saçmalayarak haklı çıkmaya çalışmak oluyor, ben ad hominem'le karışık yapıldığı zaman en çok bunu seviyorum, bunu yapan insanlar tanıyorum bildiğiniz 12 yaşın üstünde falan "Madem öyle tabii ki Hegel'i aştığını iddia edebilir, sen edemez misin?" gibisinden bir şeyler zırvalıyorlardı. Neyse, niye bu konudan bahsettiğimden emin değilim.&lt;/div&gt;&lt;img src="http://4.bp.blogspot.com/-0Yr7E0OzxeE/TYF9q9f9R9I/AAAAAAAAApc/sC2Z7gDoyX4/s400/godwins-law1.png" style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 233px;" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5584883189932705746" /&gt;&lt;div&gt;Sanki bir durum beni etkilemiş de tartışmaya girmişim gibi olmuş, hayır hiçbir şey olmadı. Münazara topluluklarından da nefret ederim. Başkan olunca kapattıracağım! Ahayt tamam Hitler'le bağdaştırmayın hiçbir şey yapmayacağım. Bana ne şey işte, analitik düşünme ve şeyi artırıyor falan filan takılsınlar.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;P.S: él espiritu de la colmena ne kadar sarıysa, él laberinto del fauno da o kadar yeşil ve mavi arasında gidip geliyor.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7998559722419790733-416555264570518324?l=monteyn.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://monteyn.blogspot.com/feeds/416555264570518324/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://monteyn.blogspot.com/2011/03/reductio-ad-hitlerum-uzerine.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7998559722419790733/posts/default/416555264570518324'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7998559722419790733/posts/default/416555264570518324'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://monteyn.blogspot.com/2011/03/reductio-ad-hitlerum-uzerine.html' title='Reductio ad Hitlerum Üzerine'/><author><name>monteyn</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03187474600345714216</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='28' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_hPtIqgS_Scs/SceXiLqsYJI/AAAAAAAAAAw/jXlO3WnbDVw/S220/montaigne.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/-Iqu29-JqQgE/TYF9ahcQFZI/AAAAAAAAApU/hg3WhkM6beE/s72-c/shout-racism.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7998559722419790733.post-1423863875690247449</id><published>2011-03-04T03:21:00.011+01:00</published><updated>2011-03-04T04:44:17.655+01:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='haftanın modern talking klibi'/><title type='text'>John Coltrane Üzerine</title><content type='html'>&lt;img src="http://4.bp.blogspot.com/-C8FJXriwMcs/TXBZh8KGH6I/AAAAAAAAApE/BpcJg-5cdCY/s400/tumblr_lgsd6bU89a1qfw86ao1_500.jpg" style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 318px; height: 400px;" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5580058377931071394" /&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;"Dertli gönüllere giren, I'm the mighty Zeki Müren"&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;                                                                                             Zeki Müren&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;Bugün konumuz, Zeki Müren'in(aka Mesut Bahtiyar),(aka kimsesizlerin kimsesizi), (aka dertlilerin dertlisi) "Aşıkların Aşkıyım! Aşıkım!" sözünü A Love Supreme albümüyle kanıtlamış olan John Coltrane. Kendisi dinlediğim birisiydi, ancak bugün başıma &lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;gelen olay vesilesiyle kendisine farklı bir gözle bakmaya başladım. Gerçekten de sınavlardaki anlatım bozukluğu soruları gibi oldu bu, sanki artık umrumda değilmiş gibi oldu, hayır efendim John Coltrane 1971 yılında Aziz ilan edilmiş. Bildiğiniz, istesem şu an adına emperyal amaçlarla lise açarım mesela. Ama açmıyorum, keyif benim değil mi? Neyse, şimdi öncelikle ben bunu yeşil çuhayla kaplanmış kıraathane masasına sinek papaz atarken yorumlasam, "Zurnacıyı Aziz yapmışlar amınakoym!" derdim, ancak kazın ayağı öyle değil, aldığım eğitim sonucu bu yorumdan ziyade şimdiye kadar aziz olabilecek tipleri düşünüyordum. Çünkü bu herifin şarkıları ilahilerde falan kullandıldığı için de, "Blues Brothers 2000" kilisesinde oynanan ilahiler gibi düşünün. Ya aslında aziz değil tam, kutsanmış da, yavaş yavaş lobi çalışmlarıyla falan aziz de yaparız Coltrane Başkanımızı.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;Ancak tabii ki, benim de aziz adayım var. Öncelikle buna David Gilmour'u, sadece Comfortably Numb'la bile insanın kanının çekilmesine sebep olduğu için aday gösterecektim, ancak hayır dostlarım hayır değil.(İçimdeki 19.yüzyıl Rus Sosyetesi beyefendisine de hayır diyemiyorum. Eğer blog'daki hanım okurlarımıza ters bir şey yapan olursa bana haber versinler, beyaz eldivenimle o orospu çocuklarının suratlarına vurup düelloya davet edip, sonra da tip düelloya geldiğinde tanıdıklarıma kırdırtacağım. Çok kaypakça oldu ama serserilerle de ben mi uğraşacağım Katyuşa! Andrey'in adamları dururken!) Benim aziz adayım, tabii ki Modern Talking grubu olacak. Yani azizliğe toplu alım gerçekleşiyor mu?(Burada bir an aklıma toplu sünnet törenleri ve Dieter Bohlen'le Thomas Anders'in pelerinli hali geldi. Bir yandan da akşam için yoğurt kabı arıyorum Dieter'e allah kahretsin! Yani azizliğe kabul ve sünnet pek ortak olmasa da ne yapalım.) onu bilmiyorum, ama bir insan eğer Cheri Cheri Lady ve Atlantis is Calling(s.o.s for love) isimli iki şarkıyı yaptıysa bence Rock N' Roll Hall of Fame adaylığından &lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;çok azizliğe aday olmalı. Bu arada bir şey daha ekleyeceğim bir saniye, kopmayın konudan.&lt;/div&gt;&lt;img src="http://4.bp.blogspot.com/-REZ1bgat4Ss/TXBc2vjjwDI/AAAAAAAAApM/tm7UkvXtxGE/s400/nhds.jpg" style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 183px;" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5580062033860345906" /&gt;&lt;div&gt;Gördüğünüz gibi Thomas Anders'le Yanni, aynı kuaföre(Sude Kadın Kuaförü)ne gidiyorlardı ve aynı saç şekline sahiplerdi. Bu arada Yanni yaklaşık bir 5 yıl kadar önce bıyıklarını keserek beni çok üzdü onu da buradan belirtmek istiyorum eğer okuyorsa onu da söyleyeyim. Bana deseniz ki, yarın tamamen beynini alacağız hangi müziği rahatlıkla anlayabilirsin, hiç düşünmeden Yanni ve Kitaro derim sevgili dostlarım, en sağlam muzak şirketleri bile Yanni ve Kitaro kadar "şehrin stresinden uzaklaşmaya çalışan new age plaza insanı 90'ların başı mode on" tipi müzik yapamaz. Ha ben seviyorum Yanni'yi yani, hatta samimi söylüyorum şu an Yanni bıyığım var.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Hah geri dönüyorum, ben şimdiye kadar bir kez bile Cheri Cheri Lady'yi çalarken kapattırana denk geldim.  Bu bûloğa da "Haftanın Modern Talking Klibi" isimli ne idüğü belirsiz bir tag bile koydum yani onların azizliği artık bir Second Coming(Yeats'ciğim bir ara içelim ya) havası estirecek halkın da nazarında. Dieter Bohlen Almanya'da jüri üyeliği yapıyordu, yani bir nevî havari sayabiliriz onu dürüst olması bakımından ve ışık saçan gözlerinden. Yeter tamam, bu yazıyı da tabii ki güzide bir St. Modern Talking klibiyle bitiriyorum.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;iframe title="YouTube video player" width="480" height="390" src="http://www.youtube.com/embed/A5C8AC6V2KQ" frameborder="0"&gt;&lt;/iframe&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7998559722419790733-1423863875690247449?l=monteyn.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://monteyn.blogspot.com/feeds/1423863875690247449/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://monteyn.blogspot.com/2011/03/john-coltrane-uzerine.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7998559722419790733/posts/default/1423863875690247449'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7998559722419790733/posts/default/1423863875690247449'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://monteyn.blogspot.com/2011/03/john-coltrane-uzerine.html' title='John Coltrane Üzerine'/><author><name>monteyn</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03187474600345714216</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='28' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_hPtIqgS_Scs/SceXiLqsYJI/AAAAAAAAAAw/jXlO3WnbDVw/S220/montaigne.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/-C8FJXriwMcs/TXBZh8KGH6I/AAAAAAAAApE/BpcJg-5cdCY/s72-c/tumblr_lgsd6bU89a1qfw86ao1_500.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7998559722419790733.post-5675246547979895960</id><published>2011-03-02T02:43:00.004+01:00</published><updated>2011-03-02T03:36:00.239+01:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='uhrevi'/><title type='text'>James Brown'ın Ölümü Üzerine</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/-hulaEzKUV6o/TW2s_doeLHI/AAAAAAAAAo8/OVIiG5KGqMM/s1600/james_brown.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 302px;" src="http://3.bp.blogspot.com/-hulaEzKUV6o/TW2s_doeLHI/AAAAAAAAAo8/OVIiG5KGqMM/s400/james_brown.jpg" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5579305719668026482" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;James Brown 2006'da ölmüş! Bana hala dün gibi geliyor, 5 yıl olmuş lan! Eğer tekrar genç olsaydım, daha çok hata yapar, daha çok şey yapardım, ama şimdi 85'imdeyim ve biliyorum, ölüyorum. Oh bu Borges'e mal edilen şiiri de aradan çıkarmış olduk böylece. Efendim, Cemil Meriç(Fevziye ben galiba kör oldum), Henri Michaux(Garip, ben bu adamı da kör biliyordum, hiçbir yerde bulamadım.), Borges, ve Aldous Huxley fikrimce, otursalar çok güzel sohbet ederler, ardından da okey oynarlardı. Yaşarken karşılaşamadılar, hepsi hayatlarının bir döneminde kör oldu(Henri Michaux'dan kuşkulandım onu saymayabilirsiniz.) ancak Aldous Huxley'ninki gidip geliyor tam değil onunki. Zaten apçı o, gönül gözü açılmış da Algının Kapıları'nı yazmış. Bi ara LSD İşte bunlar ölüyor, kaybolan değerlerimiz yani. Ne bileyim, yine bir fikir belirtemedim bu konu hakkında. Lan ben bu adamları seviyorum, Cemil Meriç'i ise seviyor muyum acıyor muyum anlayamıyorum gerçekten. Bazı yazılarını okurken kahır olup, "Al Cemilciğim paltom senin olsun, param senin olsun zaten Mahmut Hoca'nın da dediği gibi okul dört duvar arasında bir yer değildir, hadi çocuklar taşıyalım Özel Çamlıca Lisesi'ni ormana!" diyesim geliyor. Neyse Cemal konumuz milli piyangoydu sen getirdin karadeniz akdenize, geri dönüyorum.&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Efendim, ex-drummer diye bir film var(aynı zamanda romanı da var), orada bohem bir yazara üniversiteli bir kız sanıyorum ki "Kral Leopold öldüğü zaman ne yapıyordun?" gibi bir soru soruyor, adam hatırlayamıyor sonradan hatırlıyor falan filan, işte ben de James Brown'ın öldüğü gün ne yaptığımı zerre hatırlamıyorum. Halbuki 2003 yılında albümünün çıkmasından iki hafta önce Gökhan Özen'in jetskiyle denizde mahsur kaldığını ve nerede olduğumu çok net hatırlıyorum aynı zamanda en uzun süren mastürbasyon orucumu 28 günle o gün bozmuştum, o yüzden hatırlıyor da olabilirim. Hayır Gökhan Özen'i falan düşünmedim lütfen saçmalamayın, çoğalan hasretim azalan umut, kaybolan bir ömrün yamacındayım adeta. Ayrıca tam ISIS dinlerken aniden Gökhan Özen dinlemeye başlayınca sarhoşluk sabahlarında ağzınızdan geçmeyen tat olur ya, işte tam olarak onun beyinde gerçekleşeni oluyor tam şu an bunu deneyimledim. Bilmem siz de karşılaşmış mıydınız ancak, tam o dönemler çok garip bir şekilde "Aslında Gökhan Özen sevmeyeceğini tahmin ettiğiniz ama Gökhan Özen hayranı olanı kız" fenomenine rastlanıyordu. Yani bilmiyorum siz rastladınız mı ancak ben şöyle kaba bir hesapla 3 ya da 4 tanesine rastlamıştım. Ha bu arada ISIS dinlemeyen varsa da, bana mail atsın onunla iki dakika bir şey konuşacağım. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;-Arkadaşım bir saniye gelir misin? Sen İrem'e asılıyormuşsun?&lt;/div&gt;&lt;div&gt;-Yok abi öyle bir şey...&lt;/div&gt;&lt;div&gt;-Konuşma lan! Senin ağzını yüzünü sikerim! Drşkk drufff" diyeceğim. Efendim ben bu dayaklardan hiç yemedim ancak genellikle atılan dayaklar benim gözlemlediğim kadarıyla İrem,Ezgi,Çağla ve Merve'lerin yakınları tarafından atıldı. Neden bilmiyorum, en çok bunların sevgilileri abileri kavgaya girmeye yatkın oluyor demek ki. Ayrıca bildiğiniz gibi Kayıp Zamanın İzinde 2 olarak yazmaya devam ettiğim kitabımın adını da "Arkadaşım Bir Saniye Gelir Misin?" olarak değiştirip okurların yüreğine korkuyla karışık merak salma kararı aldım. Umarım New York Times book Review'den "Karnınıza bir yumruk gibi kitap!"(kötü şakalar oluyor arada) ve The Guardian'dan da "Hey dostum bilirsin ya biraz eğleniyorduk ha" gibi yorumlar almam. Bu yazımı James Brown'ın Gedappa Geliyora şarkısının anısına yazdım. Güzel bir şarkıyla da bitireyim. Gidip Rocky IV ve Rambo'yu izleyeceğim.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;iframe title="YouTube video player" width="480" height="390" src="http://www.youtube.com/embed/4EjFjUW_xN8" frameborder="0" allowfullscreen=""&gt;&lt;/iframe&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7998559722419790733-5675246547979895960?l=monteyn.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://monteyn.blogspot.com/feeds/5675246547979895960/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://monteyn.blogspot.com/2011/03/james-brownn-olumu-uzerine.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7998559722419790733/posts/default/5675246547979895960'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7998559722419790733/posts/default/5675246547979895960'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://monteyn.blogspot.com/2011/03/james-brownn-olumu-uzerine.html' title='James Brown&apos;ın Ölümü Üzerine'/><author><name>monteyn</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03187474600345714216</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='28' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_hPtIqgS_Scs/SceXiLqsYJI/AAAAAAAAAAw/jXlO3WnbDVw/S220/montaigne.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/-hulaEzKUV6o/TW2s_doeLHI/AAAAAAAAAo8/OVIiG5KGqMM/s72-c/james_brown.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7998559722419790733.post-7926886327638857604</id><published>2011-02-22T01:27:00.004+01:00</published><updated>2011-02-22T02:02:15.139+01:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='öyle'/><title type='text'>Hindistan'da Trenin Üzerine İlk Çıkan İnsan Üzerine</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/-zLRolfo2ApM/TWMJgRHJsvI/AAAAAAAAAok/OB_AG1EXz44/s1600/india-train.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 239px;" src="http://4.bp.blogspot.com/-zLRolfo2ApM/TWMJgRHJsvI/AAAAAAAAAok/OB_AG1EXz44/s400/india-train.jpg" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5576311213568668402" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Hindistan'da yolcuların bir kısmı, filmlerde de görebileceğiniz gibi, trenin üstünde gidiyor. Açıkçası ben Hindistan'a gittim, gördüm o kadar da çok insan yok. İçlerindeki çocuk ruhundan ötürü böyle yapıyorlar. Mesela bir market arabasının içine oturmak, el arabasına binmek, evdeki koltuk döşeklerinden kale yapmak, traktör römorkunda ayakta gitmek gibi yeryüzündeki eğlenceli ve ekstrem olayları seven bir millet Hintli vatandaşlarımız. Burada yastıktan kale yapmanın da ne kadar tehlikeli olabileceğini anlatmak isterdim, ancak hepimizin anneannesinin, dedesinin evinde(sarayında) devasa bergére'lerin sert döşekleri olmadığı için bunun tehlikesini tam anlatamayacağım sanırım. Ancak bu kalenin yıkılmasını ben çok severdim, daha o zamandan içimdeki yapısökümcülük fırtınası başlamış demek ki. Sonradan pek değerli arkadaşım Derrida(ki &lt;a href="http://www.google.com.tr/images?hl=tr&amp;amp;q=derrida&amp;amp;um=1&amp;amp;ie=UTF-8&amp;amp;source=univ&amp;amp;sa=X&amp;amp;ei=uQZjTd7SB4Tssgb4jsi1CA&amp;amp;ved=0CD0QsAQ&amp;amp;biw=1366&amp;amp;bih=667"&gt;duckface&lt;/a&gt; fırtınasını başlatanlardan biridir)'yla bu konu hakkında birçok fikir teatisinde de bulunduk.&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Evet, bu trenin tepesine çıkan ilk abimiz kimdi? Ben bunu merak ediyorum. Tahminlerime göre bir arkadaşıyla trende otururken: &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;-Offf abi çok sıcak oldu muson muson terledim şerefsizim, ben tepeye çıkıyorum.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;-Lan manyak mısın kondüktör ağzımıza sıçar. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;-Siktirtme kondüktörünün bacısını!&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Şeklinde geçen bir diyalog ve, kondüktörün umrunda olmadığını görünce atlayan birkaç kovalak vesilesiyle bu moda başladı. Fakat bu moda o kadar hızlı yayıldı ki, muhtemelen vagonun tepesine çıkmanın ekmeğini yiyemedi o abimiz. Mesela "Abi vagonun tepesine mi, haha ya ben buldum onu!" falan diyememiştir. O bir şeyi ilk yapmış, ilk bulmuş olmanın keyfi ancak hemen piyasa olması sonucu bu durum içinde patlar. Ancak benim neden "içinde patlamak" kelimesini bu kadar ayıp bulduğumu hala anlayamamış durumdayım, yaklaşık 12 dakikadır bir kelimeye bir de Googlemaps'e bakıp duruyorum. Evet, yanlış okumadınız, Googletranslate değil, her açtığımızda kendi evimize zumladığımız Googlemaps'ten bahsediyorum.&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7998559722419790733-7926886327638857604?l=monteyn.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://monteyn.blogspot.com/feeds/7926886327638857604/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://monteyn.blogspot.com/2011/02/hindistanda-trenin-uzerine-ilk-ckan.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7998559722419790733/posts/default/7926886327638857604'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7998559722419790733/posts/default/7926886327638857604'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://monteyn.blogspot.com/2011/02/hindistanda-trenin-uzerine-ilk-ckan.html' title='Hindistan&apos;da Trenin Üzerine İlk Çıkan İnsan Üzerine'/><author><name>monteyn</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03187474600345714216</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='28' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_hPtIqgS_Scs/SceXiLqsYJI/AAAAAAAAAAw/jXlO3WnbDVw/S220/montaigne.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/-zLRolfo2ApM/TWMJgRHJsvI/AAAAAAAAAok/OB_AG1EXz44/s72-c/india-train.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7998559722419790733.post-9208936331871636613</id><published>2011-02-18T18:14:00.010+01:00</published><updated>2011-02-18T20:11:50.882+01:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='inceleme'/><title type='text'>The King of Limbs Üzerine</title><content type='html'>&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;img src="http://3.bp.blogspot.com/-yODKOGOqc8A/TV6pX09H1iI/AAAAAAAAAoE/TEPBW6Pe4FI/s400/king-of-limbs-001.jpg" style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 181px;" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5575079615548347938" /&gt;Pablo Honey'den sonra tamamen devinim halinde bir gruba dönüşen Radiohead'den, 60'ların The Beatles'ın olması gibi günümüzün de onlarla anılacağından falan bahsetmiştim bir yerlerde bir zamanlar. Mütevazi olmayacağım &lt;a href="http://www.lemonde.fr/culture/article/2011/02/14/le-nouvel-album-de-radiohead-sera-telechargeable-des-samedi_1479781_3246.html"&gt;Le Monde&lt;/a&gt;'da bahsettim tabii ki de. Hani bazı gruplar oluyor her albümde farklı işler çıkarmalarına rağmen imzalarını tanınabilir oluyor. Mesela erken dönem hipster bakış açısıyla buna Neutral Milk Hotel'in ilk ve ikinci albümü arasındaki fark gibi bir şey söylerdim, ama normal insan gibi davranırsam Atom Heart Mother ve The Final Cut'ın aynı gruptan çıkmış olduğunun anlaşılması gibi bir şeylerden bahsediyorum.&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Niye bunlardan bahsediyorum bilmiyorum, Radiohead de böyle diye galiba, neyse. 14 Şubat günü albümün yayınlanacağını öğrendiğimden beri kendimi CERN'deki ses geçirmez odalardan birine kapatıp tamamen yabancı seslerden uzaklaştım ve albümün bugün erken yayınlanmasıyla beraber de it gibi indirip dinlemeye başladım. Başkasının bilgisayarına indirmiştim, ve kullandığı ortam oynatıcı(AYYYT! ORTAM OYNATICI!!!) shuffle modda olduğu için ilk dinlememi karışık bir şarkı listesiyle deneyimlemiş oldum. Halbuki Radiohead şarkı dizme sikine en çok önem veren gruplardan biri, misal In Rainbows'u karışık dinleyince, amatör elden çıkmış iyi kabarmamış bir kek yer gibi hissediyor insan. Zaten iyi kabarmamış kekin sahibine bu durumu açıklamak gerçekten çok zor, hatırlarım da bir gün Teyzem geleneksel bir Türk tatlısı olan baklava yakmıştı da, bunu yüzüne söylediğim zaman odasına kendisini kitleyip "Gerizekalı yaaa, bırak gerizekalı yaa dışarı çıkmıycam işte konuşmak istemiyorum!" gibi iğrenç trip atan kız arkadaş moduna girmişti. Ondan sonra sakallarımı ve saçlarımı keseceğime ve tertemiz bir insan olacağıma söz verinceye kadar odasından dışarı çıkmamıştı. Saçları üçe vurdurup suratımı da parlatınca, yaktığı baklavayı elbirliğiyle çöpe atmıştık, henüz üç numaraya vurulmuş kafam henüz çirkin PVC pencereyle kaplanmamış(3 yıl içerisinde kaplandı) arka balkonda rüzgarı yedikçe sızlıyordu. İşte albümü böyle karışık modda dinleyince o henüz üç numaraya vurulmuş kafa sızlamasını hissettim -sizin de bildiğiniz- güvercin ürkekliğindeki yüreğimde.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Öncelikle birçok yerde rastlayacağınızı bir şeyi söyleyeyim ki, albüm The Eraser döneminde çıkan işleri çokça andırmakta. Bu arda eğer The Eraser'ın plağı kimsede varsa aynı CD'deki gibi booklet'inin açılıp açılmadığını söyleyebilir mi? Eğer öyle genişçe açılıyorsa, plağını da alacağım.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;img src="http://1.bp.blogspot.com/-ZziwOLFAtw8/TV6tbQdXiyI/AAAAAAAAAoU/3dj_YzWE9hA/s400/IMGP3082.jpg" style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 266px;" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5575084072517471010" /&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Neyse meselenin kaynağına gidiyoruz. Kaynağına mı? Neresi? Ayağa kalktı. Kahramanca sallanıyordu. "Meselenin dibine gidiyoruz. kaynağına gidiyoruz. Kerhaneye!(264) Öncelikle şunu söyleyeyim ki, her şarkıdan çıkacak sample'lar mutlaka milyon tane insan tarafından sample'lanacak, kafa patlatan baslarla yoğrulup günümüz apçı müziği dubstep haline getirilecek. Sonra şu sürekli tekrar eden sekans işinden ben biraz sıkıldım bu yüzden açılış şarkısı Bloom'u sevmeme rağmen, siyah bir kartona gri pastel boyayla çiçekler çizerken midemin bulanması gibi bir durum hissettim. Özellikle şu sürekli tekrarlayan davul ritmi, çiçeklerin saplarını çok ince hissetiriyor, evet aynen böyle oluyor. Ama güzel bir şarkı, sonuçta boru değil Radiohead anasını satıyım.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;İkinci şarkı Morning Mr. Magpie doğrudan ambiyans olarak ilk şarkının devamı gibi, tabiî ilerledikçe bu mesele yavaşça değişiyor. Açıkçası bana eşek diyebilirsiniz ama bu şarkıda Thom Yorke'un mırıldanmaları The Clock'taki mırıldanmalarına çok benziyor. O yüzden bu şarkı bana yeni bir soluk aldırdı diyemem. İlk şarkıyla birlikte ele alıp hoş bir ikili olarak görüyorum bunları.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Little by Little, bu şarkı güzel doğrudan dinleyin, sikik sikik yorum yapamam. Sevmezsen gel değiştirelim abla, ben evde kendi çocuğuma da aynısından dinletiyorum çok memnunum. Ders çalışsın diye bilgisayar da aldım. Ya o değil de bu Nigel Godrich de iyice, grubun George Martin'i haline geldi.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Neyse, her şarkıdan bahsedeceksek bu iş uzun, bu yüzden Feral'ı geçiyorum. Lotus Flower ilk klibin çekildiği parça tam olarak az sonra dinleyip, bunun doğrudan In Rainbows'un da bir parçası olabileceğini siz de görebileceksiniz. Yalnız, Thom Yorke'un çaça dansının aksine ben bu şarkıda ağırdan tulum oynayıp göbek ata ata terlerimi silmek istiyorum, neden bilmiyorum. Ritm olarak da tutmuyor.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;iframe title="YouTube video player" width="640" height="390" src="http://www.youtube.com/embed/AdFy8oLmnEo" frameborder="0" allowfullscreen=""&gt;&lt;/iframe&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;"Aman tanrım, bu şapka kimin şapkasıydı, ıssss hatırlayamıyorum bir saniye" diyorsanız aşağı kimin şapkasından giydiğini koyuyorum Thom Yorke'un. Evet Wimpy'nin.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;img src="http://1.bp.blogspot.com/-CyicwoKgnNk/TV6zHwodWCI/AAAAAAAAAoc/OdvMAu7Os3c/s400/wimpy2.jpg" style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 361px; height: 400px;" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5575090334626306082" /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Albümde en sevdiğim şarkılardan biri de Lotus Flower'dan sonra gelen Codex, zaten isminin içinde x geçen her kelime karizma skill'ine +1 kattığı için(x-mas hariç) şarkıyı bu yüzden de sevebilirdim, ancak bu şarkı sanıyorum ki, bulutlu bir günde yapılan uçak yolculuğunda alttaki bulut halısını görmek gibi bir şey. İşte diğer şarkılar hakkında da bir şey demeyeceğim onlar da güzel, dinleyin. Sonuçta Elvis Costello'nun da bir röportajında dediği gibi:"Writing about music is like dancing about architecture..."(Musician Magazine No.60, p.52)&lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7998559722419790733-9208936331871636613?l=monteyn.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://monteyn.blogspot.com/feeds/9208936331871636613/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://monteyn.blogspot.com/2011/02/king-of-limbs-uzerine.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7998559722419790733/posts/default/9208936331871636613'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7998559722419790733/posts/default/9208936331871636613'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://monteyn.blogspot.com/2011/02/king-of-limbs-uzerine.html' title='The King of Limbs Üzerine'/><author><name>monteyn</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03187474600345714216</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='28' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_hPtIqgS_Scs/SceXiLqsYJI/AAAAAAAAAAw/jXlO3WnbDVw/S220/montaigne.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/-yODKOGOqc8A/TV6pX09H1iI/AAAAAAAAAoE/TEPBW6Pe4FI/s72-c/king-of-limbs-001.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7998559722419790733.post-6339960820646475153</id><published>2011-02-10T20:28:00.005+01:00</published><updated>2011-02-10T21:13:05.828+01:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='saçma'/><title type='text'>Andie MacDowell Üzerine</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/-xXgyFtJKUJA/TVRFiSQYLaI/AAAAAAAAAn0/-cC-mRRuo88/s1600/Another_Green_World.jpg"&gt;&lt;img style="display: block; margin: 0px auto 10px; text-align: center; cursor: pointer; width: 400px; height: 391px;" src="http://4.bp.blogspot.com/-xXgyFtJKUJA/TVRFiSQYLaI/AAAAAAAAAn0/-cC-mRRuo88/s400/Another_Green_World.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5572155094282546594" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;-Ateşe tapan bir kimseden satın alınan bir inek,  yeni sahibine kendisini sağdırtmazsa, yeni sahibi ateşe tapanların kılığına girebilir.&lt;br /&gt;-Bravo! Yaşayın Hoca Efendi!&lt;br /&gt;-N'oluyor? Ne demekmiş bu? Açıklayınız!&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;Harf Devrimi 2005&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;Efendiler! Bu yazıyı Antonio Carlos Jobim dinlerken yazıyorum. Bu yüzden çeşitli zeka geriliği semptomları tespit edebilirsiniz. Hayır, Antonio Carlos Jobim dinleyen gerizekalıdır demiyorum, ancak dinledikçe zekayı gerilettiğini kendi üzerimde deneyerek tespit ettim. Bugün kadim dostlarımdan birine daha kendisinin Wave isimil güzide albümünü tavsiye etmiştim ki, aynen şunu belirttim kendisinin şarkıları hakkında:"Antonio Carlos Jobim dinlerken, technicolor vesilesiyle renklendirilmiş James Bond filmlerindeki zenginler gibi hissediyorum. Her an henüz sevişilmiş bembeyaz nevresimli yatağımdan çıkıp deniz kenarındaki malikanemde 1 kasa martini içecekmişim gibi düşünüceye dalıyorum. Bir rahatlık var, ancak bir yandan da dünyayı ele geçirme planlarım ve göz, el gibi eksik uzuvlarımın yerine siyah kaplanarak kötülüğümü perçinleyen protezlerimle yine huzurluca Martini'mi yudumlayamıyorum." Bunun yanı sıra Bond filmlerinde şimdiye kadar haşat edilmiş Aston Martin'lerin James Bond'u aslında astarı yüzünden pahalı bir ajan haline getirdiğini biliyor muydunuz? Adam her filmde o güzelim, şu an nedense hepsini ya Starbucks Yeşili ya da 60'lar Fütürizm Metalik Grisine boyanmış olarak hatırladığım Aston Martin'lerin anasını sikiyor. Ayrıca uğramışken buradan Pussy Galore'a da el sallıyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdi konuya geliyorum, Andie MAcDowell yaşlanmayı engelleyici ürünlerin tanıtımlarını sanıyorum ki 1983'ten beri yapmakta. Bir türlü yaşlanamamasının sebebini şimdi siz değerli okuyucularıma açıkladığım zaman, eminim siz de çok şaşıracaksınız. Kendisi hakkında biraz araştırma yaptım ve tam ismine ulaştım: "&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Ro&lt;/span&gt;s&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;a&lt;/span&gt;l&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;i&lt;/span&gt;e A&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;nd&lt;/span&gt;erson MAc&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;D&lt;/span&gt;owell" gelin şimdi altı çizilmiş harfleri buraya yazalım: r-o-a-i-n-d-d peki bir de bu anlamsız olan harflerin başka bir kelimenin anagramı olabileceğini eminim birçok iyi niyetli insan düşünmemiştir. Hemen söyleyeyim: &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Android&lt;/span&gt; evet!!! Şahsen kendisini kıskanmıyorum ve umrumda dahi değil, hatta Peder Monteyn'e kendisinin Marlee Matlin olmadığını uzun süre boyunca kanıtlayamam dışında bir derdim yok. Ancak tek isteğim, bir kamuoyu açıklaması yapması ve biz şu kirlenmiş, şu aşağılık, demeyeceğim, bir saniye burada çok klasik bir şey kullanmak istiyorum sıkı durun: modern hayatın çarklarında kendine yabancılaşmış! insanların suratına "Evet androidim, işte maskemi çıkarıyorum. Artık maskelerden kurtulalım" falan diye 80'ler New Age bokuna girmesini istiyorum. Kendisi St. Elmo's Fire diye bir gençlik filminde oynamıştı döneminin gençliğiyle bazısı bu ekibe Brat Pack de diyor, ancak benim kabul ettiğim bir tane ekip var o da Rat Pack olur dememi bekliyorsanız yanılıyorsunuz, Humphrey Bogart'la alakaları olduğu için ben bir karıncayı bile incitmemiş, Monteyn Usta, çeker vururum onları. Hiç birini adamdan sayamam. Gelmişken bu arada Brian Eno'nun mükemmel albümü Another Green World'den güzide şarkı St. Elmo's Fire'ı koymadan şu yazıyı bitirmek istemiyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;iframe title="YouTube video player" src="http://www.youtube.com/embed/k6n9s1e8EXs" allowfullscreen="" width="480" frameborder="0" height="390"&gt;&lt;/iframe&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;P.S: St. Elmo's Fire işte, şu gemilerin direklerinde elektrik mevzusundan ortaya çıkan parlak ışıklar falan filan. Merak edenler için diyorum çok detaylı bir okumaya yönlendirecek bir özelliği yok. Ya o değil de bu albümde I'll Come Running diye bir şarkı var, bir ara sürekli bayıla bayıla sokakta "Ayl kamraningtutaaıyorşuuz" diye gezdiğimi bilirim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;P.S2:Anlayamadığım diğer bir konu ise "Andie MacDowell'ı kıskanmıyorum" diye yazmam. Adeta kıskançlık kokularını bastırmak için  yazılmış bir cümle gibi duruyor. Vallahi kıskanmıyorum :/ Tamam o Revitalist, Revigen, Rogain bir şey kullanarak genç kalsın aga. Ayrıca kullandığım son iki ticari ismin normalde saç dökülmesine iyi geldiğinden şüpheleniyorum ancak, yenilenmeyle ilgili bunlar geldiği için şey yaptım.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7998559722419790733-6339960820646475153?l=monteyn.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://monteyn.blogspot.com/feeds/6339960820646475153/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://monteyn.blogspot.com/2011/02/andie-macdowell-uzerine.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7998559722419790733/posts/default/6339960820646475153'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7998559722419790733/posts/default/6339960820646475153'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://monteyn.blogspot.com/2011/02/andie-macdowell-uzerine.html' title='Andie MacDowell Üzerine'/><author><name>monteyn</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03187474600345714216</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='28' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_hPtIqgS_Scs/SceXiLqsYJI/AAAAAAAAAAw/jXlO3WnbDVw/S220/montaigne.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/-xXgyFtJKUJA/TVRFiSQYLaI/AAAAAAAAAn0/-cC-mRRuo88/s72-c/Another_Green_World.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7998559722419790733.post-7507558647771949985</id><published>2011-02-09T17:54:00.008+01:00</published><updated>2011-02-09T19:43:51.750+01:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='inceleme'/><title type='text'>Atlar Üzerine</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_hPtIqgS_Scs/TVLKA1RP5kI/AAAAAAAAAnk/BbQkAT_b0gI/s1600/SEIN046_LG1.jpg"&gt;&lt;img style="display: block; margin: 0px auto 10px; text-align: center; cursor: pointer; width: 324px; height: 400px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_hPtIqgS_Scs/TVLKA1RP5kI/AAAAAAAAAnk/BbQkAT_b0gI/s400/SEIN046_LG1.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5571737804658959938" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Atlar güzel hayvanlar. Tamam şimdi gerçek konuya geçiyorum. İngilizce'de şöyle bir söz vardır "Approximately 68 horses are copulating in my head" akşamdan kalmalığı anlatmak için kullanılır. Bazı dillere "Kafamda atlar sikişiyor." diye geçmişliği de var sanırım, tam bir bilgim yok. İşte bu at hayvanları yerine kedilerin kullanılması gerekiyor sevgili dostlarım. Daha mart gelmedi, ancak kedi hayvanları o kadar çok kızışmışlar ki, şato çevresindekileri elimden gelse mektebe kendi ellerimle götüreceğim. Dün gece rüyamda bir kedinin -çok afedersiniz biliyorsunuz böyle ahlaksızlıklara karşıyım. Hani  burs veren kurumların bağışçıları olur ya nemrut tipli. İşte en az onlar kadar terbiyeliyim- anüsümü yaladığını gördüm. Sesleri rüyalarıma dahi giriyor artık. Lan bebek isa ve bakire meryem kahretsin, az önce bol miktarda kahve içtiğim için şimdi taşikardi oluştu ve çok heyecanlı yazıyorum mantıklı düşünemiyorum; halbuki blogun konsepti çerçevesinde hiçbir şey anlatmamayı ilke edindiğim için yine bir şey anlatmayacağım. (a show about nothing)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aslında gelin, anlatacağım. Önceden de insan yavrularından biraz bahsetmiştim, ancak bazı insanlar gelip, "Monteynciğim, çocuğumun vaftiz babası olur musun?" diyorlar, ben de genellikle "Siktir git oradan görmüyor musun? Yazının başlığı "atlar üzerine"  şurada ağız tadıyla bir Godfather göndermesi yaptırmadın. Nasıl bir de şakayı açıklamamı bekliyorsun!" falan diyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdiye kadar hiçbir bebekle oynamadım ve sevgi gösterisinde bulunmadım. Açıkçası bebeklere karşı bir nefretim yok, sadece ortak nokta bulmakta zorlandığım için aramızdaki ilişki ortaokul arkadaşınla 9 sene sonra görüşen insanın "bi ara içelim abi ya" demesi gibi bir şey, ancak bu bile değil. Bebeğe "Bi ara içelim abi" desem ne cevap alacağımı kestiremiyorum. Evet, sevimli varlıklar, ancak bunun tamamen biz normal insanların(bebeklik,çocukluk ve ergenlik yavaş yavaş gerileyip yok olan bir sarhoşluk) onlarla ilgilenmesi için çeşitli oyunlarla kafalarının ve gözlerinin büyük olduğunu biliyor muydunuz? Muhtemelen bilenleriniz vardır, bu büyük kafa, büyük gözler falan onlara bakmaya itip duygularımızı sömürüyor başka da bir özellikleri yok. Evet biliyorum "Daha 3 yaşında ama internete giriyor abisi." ancak bu benim o kadar umrumda olmayan bir olay ki, şu an siz bu cümleyi okurken "umrumda" mı yoksa "umurumda" mı diye yazılır, orada ses düşmesi olur mu gibi olaylara daha çok önem veriyorum. Açıkçası konuşurken  "Abi ya The Final Cut'ı dinlemiş miydin?" diyemeyeceğim birisi benim canımı sıkıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Evet, çocuk ve bebeklere saygı duyuyorum, ancak çocuk/bebek sevmeyen birine zorla "al telefonu" diye verilince açıkçası benim esrik ve güvercin ürkekliğindeki yüreğimde eski sevgilimle bir buçuk yıl aradan sonra konuşurmuş gibi gergin bir his oluşuyor. Eminim, birçok bûlok'ta da şu "bilgisayarla oynasın mı?" konusundan bahsedilip şakası yapılmıştır. Ancak, şunu demek isterim ki, bir tane bile çocuğun herhangi bir araba yarışı oyununu dahi doğru düzgün becerdiğini göremedim,değişen renklerin saykedelik etkisi serotonin salgılanması için kimyasallar gönderiyor. Nelerden bahsediyorum ya hu, zaten 10 gündür yazmıyorum. Hayır şu yüzden yazmıyorum, Sorbonne'dan, Şatoma geri döndüm 10 gündür hiçbir çocuk kuleme yollanmasın diye bilgisayarı iki yıl önce siktirettim, 4 bir yanı kitaplarla kapladım. Bir tane güzel ve dikkat çekici bir poster dahi bulunmuyor. Hatta uzaklaşmaları için size kulemin duvarlarına astığım haritaları sayacağım "güneş sistemi,dünya, avrupa, fransa, everest, mezopotamya" gördüğünüz gibi ben de yahudi/amerikan/mason çıktım ve dünya üzerindeki çeşitli emellerimi şu an adını bilmediğim ancak içinde ahşap gemi bulunan filmlerde kaptanların altın bir pergele benzeyen aletinden kullanarak haritalar üzerinde çeşitli çizimler yapıyorum. Bir de sekstantım vari onu neden kullanıyorum bilemiyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_hPtIqgS_Scs/TVLN9QVr3AI/AAAAAAAAAns/MFRhq3aBTz4/s1600/Sextant.jpg"&gt;&lt;img style="display: block; margin: 0px auto 10px; text-align: center; cursor: pointer; width: 301px; height: 400px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_hPtIqgS_Scs/TVLN9QVr3AI/AAAAAAAAAns/MFRhq3aBTz4/s400/Sextant.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5571742141252361218" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;Önümüzdeki yazıda: "Genco Erkal'ın Nazım Hikmet'ten yediği ekmeği kimse yemedi üzerine" ciddiyim mirasçıları bile teliflerden falan bu kadar kazanmıyordur. Neyse, yapsın o da güzel. Ya durun neşeli müzik koyayım buraya da:&lt;br /&gt;&lt;iframe title="YouTube video player" src="http://www.youtube.com/embed/aQCBdKFauvg" width="480" frameborder="0" height="390"&gt;&lt;/iframe&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7998559722419790733-7507558647771949985?l=monteyn.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://monteyn.blogspot.com/feeds/7507558647771949985/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://monteyn.blogspot.com/2011/02/atlar-uzerine.html#comment-form' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7998559722419790733/posts/default/7507558647771949985'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7998559722419790733/posts/default/7507558647771949985'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://monteyn.blogspot.com/2011/02/atlar-uzerine.html' title='Atlar Üzerine'/><author><name>monteyn</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03187474600345714216</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='28' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_hPtIqgS_Scs/SceXiLqsYJI/AAAAAAAAAAw/jXlO3WnbDVw/S220/montaigne.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_hPtIqgS_Scs/TVLKA1RP5kI/AAAAAAAAAnk/BbQkAT_b0gI/s72-c/SEIN046_LG1.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7998559722419790733.post-4355294995983008743</id><published>2011-01-29T18:17:00.011+01:00</published><updated>2011-01-29T20:19:23.790+01:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='öyle'/><title type='text'>Şu Anda Bu Şarkıyı Benden Başka Kim Dinliyor Üzerine</title><content type='html'>&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_hPtIqgS_Scs/TURd_CJfTII/AAAAAAAAAnY/27xTPIGDw3w/s1600/playloud.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5567678376826588290" style="display: block; margin: 0px auto 10px; width: 400px; height: 295px; text-align: center;" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_hPtIqgS_Scs/TURd_CJfTII/AAAAAAAAAnY/27xTPIGDw3w/s400/playloud.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Bu konuda yalnız olmadığıma dair çeşitli kamuoyu araştırmalarında bulunmuştum. Şu an benimle beraber kaç(klavyenin e harfi bozuk arada atlayabilir kelimelerde) kişi şu şarkıyı dinliyordur. Acaba gelecekteki özel arkadaşım(az önce valide hanımla bir telefon konuşması başımdan geçtiği için bu tip jargon kullanmamı mazur görün lütfen. ) dinliyor mudur diye düşünüyorum bazen. Bu "aha işte öyle az bilinen bir topluluk ki, kesinlikle bu şarkılarını sadece ben dinliyorumdur"dan ziyade, alelade bir şarkı için geçerli olan bir durum. Onların neler düşündüğünü görmek istiyorum, böyle de hümanizma(Hasan Âli Yücel serisinde aynen böyle yazmış Sabahattin Eyüboğlu) dolu biriyim.&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;Sonra geçenlerde yine Like A Rolling Stone dinleyip, bir yandan da In the Name of the Father'daki gibi(bu arada hiç e kaçırmıyorum, adeta hayat memat meselesi haline geldi bu olay)(gördüğünüz gibi asonansa aliterasyona boğdum bir önceki cümleyi "E be Köylü Kızı, der Memoli" aklıma içinde en fazla "e" harfi içeren cümle olarak bunun gelmesi ise gerçekten de Tayfun Güneyer'in sonunda ahını aldığımı gösteriyor.) bacaklarımı yere vura vura oynuyor "abe kaynana naaptın, naptın, naptın bizeeee" diye şarkıyı söylüyordum ki, birden bayılmışım! Tamam bayılmadım, daha geçen gün bununla dalga geçtim zaten. Neyse mesele şu ki, benim dedemin babası Papaz(ciddiyim!) adı Aziz(Azis değil!), adına sokak falan var hatta Bordeaux'da, neyse efendim kendisinden kalma bir adet cevşen vardı. Delisin filmini hatırlayanlar olacaktır, şemsiyenin içinden çıkıyor paralar(there's always money in the banana stand!) aynı şekilde cevşenle oynarken patlattım. İçinde 22 Ocak 2011 17.38'de Like A Rolling Stone'u dinleyenler diye, biyografi yüklü bir liste çıktı. Oradan seçtiğim 3 kişi hakkındaki bilgiyi buraya yazmaktan çekinmiyorum.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;Sirkka Leonen(d.1963): Finlandiya'da sol eli çikolatadan doğan ilk çocuk. Axe Reklamlarını yazan adamın bir akrabası olabilir. 5 yaşındayken baş parmağını yemeye kalkışıyor ve baş parmağının ancak Ramazan Bayramları'nda ve Noel'lerde çocuklara dağıtılabilecek çok kalitesiz pralinden yapıldığını öğrenip depresyona giriyor. 5 yaşında girdiği bu ilk depresyonunu atlatmasında büyük oranda Yalvaç Ural şakaları yardımcı oluyor(Sonradan bunun geçici bir çözüm olduğu, Yalvaç Ural'ın daha derin yaralar açtığı anlaşılacaktır) Depresyonu atlattıktan yıllar sonra 12 yaşındayken çikolatalı mamullere karşı bir nefret geliştiriyor, bir sabah uyandığındanda sol elini kesip, bir kasede eritip şampanya bardağı şeklinde tekrar donduruyor. Bildiğiniz gibi şampanya bardağı aslen Kral Louis'lerden bir tanesinin yavuklusunun memesi şeklindedir. Şol sebepten henüz gelişme yolundaki memelerine wonderbra etkisi yapması amacıyla elinden parçaları sütyene yerleştiriyor.(Burada Felatun Bey ve Rakım Efendi kokusu yayıp araya girmek istiyorum ki, ben sütyen kelimesinin kesinlikle ve kesinlikle "Süt"le bir bağlantısı olduğunu yıllarca düşünmüş bir insanım. Memeye karşı da öyle sakin duygular besleyen biriyim.) 20 yaşında AMATEM'de tanıştığı bir çocuğun "Sirkko yooo, boksono Mr. Tambourine Man oslundo torbocu bü odom hokkundoymuş!" demesi sonucu Bob Dylan dinlemeye başlıyor. Keçi hakkındaki bilgisi sadece Best of(Unutulmayanlar)lardan ibaret. Benimle aynı anda bu şarkıyı dinlerken, Turgut Özal'ı düşünüyordu.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;Oliver Cromwell(d.1949): Moby'nin Herman Melville'in çok uzaktan akrabası olması gibi, gerçek Oliver Cromwell'in çok uzaktan akrabası olan Oliver, Keçinin popüler olduğu zamanlarda gençliğini yaşadığı için daha 14 yaşındayken çevresinden Dylan hakkında haberi oldu. 1966'daki Royal Albert Hall olayında(Vaka-i Judas!) arkadaşını fiştikleyerek "Judas!" dedirten ezik kendisidir. Konsere girmek için 18 yaş sınırı bulunmasına rağmen Manchester Endüstri Meslek Lisesi'nin duvarından(tel de var!) atlayarak kaçan Oliver'ın pantolonu duvarın üstündeki paslı tellere sürtünürken biraz yırtılmış, akşam eve döndüğünde annesi kendisini babasına şikayet etmekle tehdit ettiği için, erkenden yatmış "Allahım ve Bebek İsa lütfen annem, babama pantolonumun yırtttığımı söylemesin" diye diye yatağın başında elleri bitişik uyuyakalmıştır. Rüyasında İsa kılığına girmiş Dylan'ın üstünde "Biz de kendi çapımızda sansasyon yaratıp rızkımızı kazanmaya çalışıyoruz Oliver" yazan bir adet gül vermesi sonucu uyandığında menisküs olmuş dizlerini umursamadan kendisini Rolling Thunder Revue'ye kadar her konserde takip etmiş ve bir adet gül atmıştır. Ancak çok parası olmadığı için kötü yerlerden satın aldığı koltuklar vesilesiyle hep arkadan attığı güller Dylan'a ulaşamamış, kendisi de bir ömür boyu vicdan azabıyla yaşamıştır. Benimle aynı anda şarkıyı dinlerken, kedisinin(Isis) ölümünü izliyordu.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;Dilan Yıldız(d.1979): Hayatında yaşadığı en büyük heyecan üstünde "Ölüm Tehlikesi" yazan elektrik trafosuna 3 saniye dokunduktan sonra koşarak uzaklaşmak. Yaptığı şeyin yasadışı olduğundan korkması bir yana, şimdi konuşsak dahi elektriğin o anda takip edeceğine dair korkusunu yenemediğini inkar etmeyecektir. Taşrada doğdu, ilkokula giderken siyah önlük giyen kuşağın bir neferi olmaktan hayatı boyunca gurur duydu. Sohbeti açıldığı zaman siyah önlüğü sürekli övdü. Üniversitede bir arkadaşının Bob Dilan diye ismi telaffuzu sonucu adamla tanıştı. Zira Bob Daylın da diyenler vardı, bu en azından kendi ismini söyleyen biriydi. Ya işte bu da bir şeyler yapıyordu, sikerim içim sıkıldı, sanki postmodern roman yazıyoruz anasını satıyım. Bakın 40 dakikadır bilgisayar başındayım, samimi söylüyorum, şu ana kadar çok keyif alıyordum. Aklıma "bildungsroman" kelimesi geldi, sürekli gülüyorum. Böyle roman türü nasıl olur, içim bulanıyor. Suya batırılmış, poşet gibi anasını satıyım. Hayır Almanca'ya en son da 12 yaşımdayken "geburstag"ı duyduğumda gülmüştüm neden böyle oldu anlamadım. İyice ucuzladım. Gülmeyin! Oyun oynamıyoruz burada acı çekiyoruz! I kalp INTIHAL&lt;br /&gt;eyorllamam bu kadar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;P.S: Ya o değil de, Soylu Optik Manisa'ya giden varsa bana ulaşabilir mi? Millet viral miral diye geziyor. Adamlar viralin kralını yaptılar be!&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7998559722419790733-4355294995983008743?l=monteyn.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://monteyn.blogspot.com/feeds/4355294995983008743/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://monteyn.blogspot.com/2011/01/bu-sarky-benden-baska-kim-dinliyo-su.html#comment-form' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7998559722419790733/posts/default/4355294995983008743'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7998559722419790733/posts/default/4355294995983008743'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://monteyn.blogspot.com/2011/01/bu-sarky-benden-baska-kim-dinliyo-su.html' title='Şu Anda Bu Şarkıyı Benden Başka Kim Dinliyor Üzerine'/><author><name>monteyn</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03187474600345714216</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='28' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_hPtIqgS_Scs/SceXiLqsYJI/AAAAAAAAAAw/jXlO3WnbDVw/S220/montaigne.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_hPtIqgS_Scs/TURd_CJfTII/AAAAAAAAAnY/27xTPIGDw3w/s72-c/playloud.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7998559722419790733.post-1658202430297159929</id><published>2011-01-19T12:03:00.007+01:00</published><updated>2011-01-19T12:45:37.659+01:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='inceleme'/><title type='text'>Lesotho Üzerine</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_hPtIqgS_Scs/TTbIzBd4VdI/AAAAAAAAAnA/P16O-diTS2o/s1600/Lesotho-Map.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 370px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_hPtIqgS_Scs/TTbIzBd4VdI/AAAAAAAAAnA/P16O-diTS2o/s400/Lesotho-Map.jpg" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5563855168555472338" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;"Ne işin var, coğrafyada arasan bulamayacağın bir Arjantin'de, Brezilya'da, Şile'de!"&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-tab-span" style="white-space:pre"&gt;               &lt;/span&gt;Rousseau, 2010 &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;Şili'deki insanların "Pardon bir saniye geçebilir miyim?" "Aaa sıkıştırmayın canım!" diyerek gezdikleri bilinen bir gerçek. Hatta, şol sebepten en ünlü fortçular da genellikle Şili'den çıkıyor. En azından denize kıyısı olan bu güzide ülkenin, komşularından Bolivya geçenlerde Peru'yla anlaşma yapıp 99 yıllığına Peru'dan denizli(Nazmi Konu oğlu Sinan Konu'dan) arsa  kiraladı. Peki ya denize kıyısı olmayan diğer ülkeler ne olacak sevgili dostlarım. "Aaa ben İstanbul'dan başka yerde yaşayamam" "Denizsiz yerde yaşayamam kuzum" diyenlerimiz bir gün Lesotho'ya gitmek durumunda kalırsa ne olacak? Lesotho ve Vatikan haricinde çevreden tek ülkeyle sınırlandırılmış başka ülke bilmiyorum.(ayrıca şu an Ferahfeza Ayin dinliyorum, kasabın şu sert metal cisimle vurduğu kırmızı et gibi oldum.)(Ferahfeza demişken buradan başta Ahmet Hamdi Tanpınar olmak üzere, tüm Proustseverler Cemiyeti'ne üye olan yazarlara selamımı yolluyorum. Kayıp Zamanın İzinde 2'yi yazdığım zaman Monteynperverler Cemiyeti Bağcılar Şubesi'nden içeri bir adım bile atamayacağınızı bilin. Bakalım masalarını yeşil çuhayla güzelce kaplayıp, kaymasın diye ilkokul sırası örtü kaydırmayıcı mandal kullandığım, nikotinsiz nargile eşliğinde okey oynayan arkadaşlarınızı gördüğünüz zaman da o sikişmişin çocuğu Proust'un fan klübüne üye olmaya devam edebilecek misiniz?)Swaziland'ın en azından Mozambik'le komşuluğu var. Halbuki Lesotho "landlocked" kavramını tamamen yanlış anlamış bir memleket. Coğrafya dersleri de pek keyifsiz geçiyor olsa gerek "Komşumuz: Güney Afrika Cumhuriyeti. Bu kadar"Bazı dış mihraklar Lesotho'nun jeopolitik önemini kıskanmakta arkasından konuşmakta, gözlerini ülkeye dikmektedir. Fakat şerefli Lesotho Ordusu(toplam asker sayısı:7 falan 3 tanesi Kral'ın özel muhafızı) her türlü dış mihraka karşı ulusunu savunacaktır. Ayrıca unutmadan başlıca gelir kaynağı su ve elmas" bir dönemlik coğrafya dersi bu kadar, geri kalan derslerde öğrencilerin test çözmesine izin verilecektir. Bu arada ülkenin boyutu değil mesele, Andorra ve Liechtenstein falan da küçük ama troll gibi bi ülkenin içinde çıkıntılık yapmıyorlar. Neyse, buradan tüm Lesotho halkına saygılarımı sunup, milli marşlarıyla bu yazıyı sonlandırıyorum.&lt;div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;object width="560" height="340"&gt;&lt;param name="movie" value="http://www.youtube.com/v/0ttxqUIh--c?fs=1&amp;amp;hl=en_US"&gt;&lt;param name="allowFullScreen" value="true"&gt;&lt;param name="allowscriptaccess" value="always"&gt;&lt;embed src="http://www.youtube.com/v/0ttxqUIh--c?fs=1&amp;amp;hl=en_US" type="application/x-shockwave-flash" allowscriptaccess="always" allowfullscreen="true" width="560" height="340"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;/object&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7998559722419790733-1658202430297159929?l=monteyn.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://monteyn.blogspot.com/feeds/1658202430297159929/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://monteyn.blogspot.com/2011/01/lesotho-uzerine.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7998559722419790733/posts/default/1658202430297159929'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7998559722419790733/posts/default/1658202430297159929'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://monteyn.blogspot.com/2011/01/lesotho-uzerine.html' title='Lesotho Üzerine'/><author><name>monteyn</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03187474600345714216</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='28' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_hPtIqgS_Scs/SceXiLqsYJI/AAAAAAAAAAw/jXlO3WnbDVw/S220/montaigne.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_hPtIqgS_Scs/TTbIzBd4VdI/AAAAAAAAAnA/P16O-diTS2o/s72-c/Lesotho-Map.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7998559722419790733.post-2677465325664490123</id><published>2011-01-18T03:19:00.012+01:00</published><updated>2011-01-18T05:10:46.987+01:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sinir krizi'/><title type='text'>Discovery Channel Üzerine</title><content type='html'>&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;img src="http://4.bp.blogspot.com/_hPtIqgS_Scs/TTT7U_numYI/AAAAAAAAAmo/9tLqkZT_PGU/s400/Ads%25C4%25B1z.png" style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 171px;" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5563347777803426178" /&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;Bir zamanlar hayvanlı, denizli(kameranın yarısının denizaltını, diğer yarısının da denizüstünü göstermesi kadar güzel bir şey çok az var. Ayrıca split-screen uygulamasının tek başarılı olduğu alan da kesinlikle bu tip belgesellerde oluyor. Yarış oyunlarında yarak gibi oluyorlar mesela.) belgesel izlettiren bir kanal olan Discovery Channel'ın birçok alt kanala bölünmesiyle ana kanalının tamamen çöpe döndüğünü görmek biraz da olsa kalbimi kırıyor. Demiyorum ki günün her saati safaride aslanların çiğ et yiyişini izleyelim. Ama ben eğer kutup ayısı yavrusu vatandaş yerine, programda kurtçuk, kalp kapakçığı, koç taşağı, balina siki yemekle övünen bir insan izliyorsam, Benim adım Fransız Monteyn! Ben bu oyunu bozarım" demek istiyorum.(Fransız Monteyn biraz Panter Emel gibi oldu, beklediğim Tatar Ramazan sertliğine ulaşamadı.)&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;div&gt;Ayrıca suratımda bu yazıyı yazarken oluşmuş ifadeye "headbang yapan metalci suratı"(bkz.yukarıdaki fotoğraf)(yalnız simitçi bıyıkları çok fena olmuş, durun aşağı paint'te bıyıkları düzeltip koyayım)(paint varken asla photoshop'a ihtiyaç duymuyorum. görüldüğü gibi hiç belli olmuyor rötüştan sonra) diyorum kaşlarım çatık ve çenem büzüşmüş durumda, arkada da Barbar Konan'ın müziği çaldığı için her an elime kesici bir alet(kilit patlatmak için yedigün şişesinden kesilmiş yeşil renk plastik parçası olabilir onlar çok keskin) alıp Discovery Channel'ın binasını basacağım ve pastacıların götüne krem şanti sokacağım. Yarın Le Monde'da okursunuz "Cinnet Geçiren Fransız Aydını M.M.(436)  DC binasına kesici aletle dalıp 4 adet dövmeciye barkod dövmesi yaptı" diye.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Bu dünyadaki en sevimli hayvan tembel hayvan ancak, kedi ve köpeklerin mason/yahudi/amerikan olmasından ötürü insanların evlerine daha fazla girdiği bir gerçek.İşte gelip bana zaten çok nadir gördüğüm tembel hayvan yerine dövmeci insan dişisi(tek meziyeti seksi olması bu arada. çünkü her bölüm aynı zaten) göstermelerini istemiyorum. Başka yollarla da ona ulaşabiliyorum günümüz teknolojisi vesilesiyle o tip görüntülere. How its Made? haricinde kanalda şu an işe yarayan kaç belgesel var. Ya hu MTV'nin yaptığı bir programın(Sürüşümü Pezevenkle) aynısını yapıyor bu kanal artık. Nerede o yayın ilkelerine bağlılık! Yazıklar olsun! &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;img src="http://2.bp.blogspot.com/_hPtIqgS_Scs/TTT8JkblbdI/AAAAAAAAAmw/KI-c5vTp7lI/s320/Ads%25C4%25B1z.png" style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 137px;" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5563348681037802962" /&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;İkinci bir konu da, şu American Choppers mı neyse artık baba-oğul motosiklet tamircileri var.(Hep projeleri son dakikaya yetiştiriyorlar bu arada, sorumsuz üniversite öğrencileri gibi işletmeleri var. Eğer kavga etmeseler ve program olmasa dükkanın kapısına çoktan kilit vurulmuştu. Hatta  gırtlağa orta parmakla fiske atıp "tıp tıp" sesi çıkartarak açız mimiklerini yapıyorlardı şu an.) Ulan böyle bir ilişki yok, adamlar demek Çankırı'da falan doğmuş olsalar Flash TV'ye "Babam ağzımı bujiyle yardı Yalçın Abi!" diye çıkacaklar. O yüzden -kendilerinin bu blog'u okuduklarını biliyorum- gelin Paul Teutul Sr. ve Jr. insanları, baba-oğul arasında kırgınlık olmaz. Buraya İbrahim Gök'ün şiirkolik.com sitesi için yazmış olduğu "Baba ile Oğul" şiirinden bir kıtayı içeren fotoğrafınızı koyuyorum.&lt;/div&gt;&lt;img src="http://1.bp.blogspot.com/_hPtIqgS_Scs/TTT-d73vnfI/AAAAAAAAAm4/hQ3zXmK-ulQ/s400/Paulsr.jpg" style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 359px;" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5563351229950565874" /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7998559722419790733-2677465325664490123?l=monteyn.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://monteyn.blogspot.com/feeds/2677465325664490123/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://monteyn.blogspot.com/2011/01/discovery-channel-uzerine.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7998559722419790733/posts/default/2677465325664490123'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7998559722419790733/posts/default/2677465325664490123'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://monteyn.blogspot.com/2011/01/discovery-channel-uzerine.html' title='Discovery Channel Üzerine'/><author><name>monteyn</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03187474600345714216</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='28' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_hPtIqgS_Scs/SceXiLqsYJI/AAAAAAAAAAw/jXlO3WnbDVw/S220/montaigne.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_hPtIqgS_Scs/TTT7U_numYI/AAAAAAAAAmo/9tLqkZT_PGU/s72-c/Ads%25C4%25B1z.png' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7998559722419790733.post-4408825589610512753</id><published>2011-01-13T15:34:00.011+01:00</published><updated>2011-01-13T18:34:02.789+01:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='inceleme'/><title type='text'>Osman Cavcı ve Ferdi Tayfur Üzerine</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_hPtIqgS_Scs/TS8YogBtriI/AAAAAAAAAmQ/9V7yEOpZRuE/s1600/osman%252Bcavc%25C4%25B1.jpg"&gt;&lt;img style="display: block; margin: 0px auto 10px; text-align: center; cursor: pointer; width: 400px; height: 266px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_hPtIqgS_Scs/TS8YogBtriI/AAAAAAAAAmQ/9V7yEOpZRuE/s400/osman%252Bcavc%25C4%25B1.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5561691148896808482" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Yüksek lisans tezimi "Osman Cavcı ve Acıbademlilik", doktora tezimi ise "Her Ayna klibinde tecavüze uğrayan kadınlar ve 90'lar Türkiyesi için post-yapısalcı feminist okuma" üzerine yazdım. Her zaman söylemişimdir, Osman Cavcı'yla aynı zaman diliminde yaşamaktan gurur duyarım. Arkadaş çevremde de bunu belirtirim, çünkü "Osman Cavcı Türkiye'nin namusudur!". Fransa için Sergeciğim neyse Türkiye vatandaşları için de Osman Cavcı öyledir. Kendisinin Acıbademli'yi oynadığı televizyon filminde Rafet El Roman'ın eski eşi şu an hatırlayamadığım ama Almanya'ya kaçan insan oynuyordu. Seslendirmişler kendisini, dublaj dünyası gerçekten de inanılmaz abzürtlüklere boğulmuş durumda. Geçenlerde Turist Ömer Arabistan'da filmini izlemeye kalkışmış ancak Turist Ömer'i bir devlet memuru ciddiyetiyle seslendirmiş adamı duyunca "Burası bir eğitim müessesi, ticarethane değil. Ben eğitimciyim, tüccar değil. BEN EĞİTİMCİYİM." diyerek kapatmaya çalışırken bayılmışım. Uyandığımda krem rengi bir halı üzerinde yatıyordum, ve kendi kendime "Acaba böyle sıkıcı ve kötü öykülerin başlamasına vesile olan cümleler kurmama sebep olan etken nedir?" diye düşünüyordum. Çünkü bayılıp çok garip bir yerde uyanma olayının birçok kişi ekmeğini yediği için biz Uluslararası Fransız Aydınları Komitesi olarak artık bunları öykü olarak kabul etmiyoruz Fransa'da. Aslında yattığım bu krem rengi halı da, gayet kuledeki odamın halısı, ben bayılınca Peder Monteyn beni omzunda odaya taşımış.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdiye kadar eğlenme amacıyla birçok aksiyonu tatbik etmiş biriyim. Curcunel olsun, Disneyland Paris'teki birçok atraksiyon olsun, efendime söyleyeyim, otoerotik asfiksi ya da en basitinden chateau'daki hizmetçilerle çeşitli gizli münasebetlere girip Seymen Ağa gibi çocuk yapıp hizmetçileri başkasıyla evlendirme gibi ahlaksızlık seviyesine varan durumlar bunlar. Ancak hiçbiri Peder Bey'in omuzlarında gezdirdiği dönemler kadar keyif verici olamadı, googlescholar'ın (ve birçok sevdiğim insanın misal Sir Isaac Newton'ın)da belirttiği gibi "Standing on the shoulders of giants" hissi tam olarak buna yorulabilir. Hayao Miyazaki'nin "Laputa: Castle in the Sky" filminde bir tane dev robot hanımkızımıza saldırıyor, işte aynı o devi kontrol ediyormuş gibi neşelenmekteydim Peder Bey'in omuzlarındayken, şimdi "biz büyüdük ve kirlendi dünya" dememek için zor tutuyorum kendimi ama onun yerine konserve yaprak sarması şu an aklımdan geçmekte bulunduğu için onu demeyeceğim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_hPtIqgS_Scs/TS8aoHMX33I/AAAAAAAAAmY/r009odbVPHo/s1600/ferditayfur.jpg"&gt;&lt;img style="display: block; margin: 0px auto 10px; text-align: center; cursor: pointer; width: 250px; height: 224px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_hPtIqgS_Scs/TS8aoHMX33I/AAAAAAAAAmY/r009odbVPHo/s400/ferditayfur.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5561693341253885810" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;Seslendirme müessesinin en önemli insanlarından biri olan Ferdi Tayfur'u, müzik yapan Ferdi Tayfur sandığım için yıllarca Ferdi Tayfur'un da bir Hakan Peker, Nilüfer ya da Tolga Abi gibi hiç yaşlanmayanlar kabilesinin başındaki kişi olduğundan korkmuştum. Sonradan öğrendiğim kadarıyla müzisyen Ferdi Tayfur'un babası bu adamı sevdiği için oğluna aynı ismi vermiş. Aynı zamanda sinemaya gönül vermiş olan Laurel ve Hardy'yi seslendiren Ferdi Tayfur'un Leblebici Horhor Ağa'da oynamış olmasından ötürü kendisini çok kıskanıyorum. Eski bir filmde oynama şansı verilse mutlaka Leblebici Horhor Ağa'da oynardım, filmin fotoğraflarını ne zaman görsem gözlerini belerte belerte bakan Leblebici Horhor Ağa'ya stüdyodaki görevlinin ağzına sıçan Christian Bale gibi tekmeyle dalardım. Ayrıca Ferdi Tayfur'un bu kadar Hollywood tipli çıkması biraz da olsa bozdu beni. Zaten tam bu dönemlerde Dünya'daki briyantin stoğunun büyük bir kısmı Hollywood'a gönderiliyor diye biliyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;object width="480" height="360"&gt;&lt;param name="movie" value="http://www.dailymotion.com/swf/video/x3xflr?width=480&amp;amp;theme=none&amp;amp;foreground=%23F7FFFD&amp;amp;highlight=%23FFC300&amp;amp;background=%23171D1B&amp;amp;start=&amp;amp;animatedTitle=&amp;amp;iframe=0&amp;amp;additionalInfos=0&amp;amp;autoPlay=0&amp;amp;hideInfos=0"&gt;&lt;param name="allowFullScreen" value="true"&gt;&lt;param name="allowScriptAccess" value="always"&gt;&lt;embed type="application/x-shockwave-flash" src="http://www.dailymotion.com/swf/video/x3xflr?width=480&amp;amp;theme=none&amp;amp;foreground=%23F7FFFD&amp;amp;highlight=%23FFC300&amp;amp;background=%23171D1B&amp;amp;start=&amp;amp;animatedTitle=&amp;amp;iframe=0&amp;amp;additionalInfos=0&amp;amp;autoPlay=0&amp;amp;hideInfos=0" allowfullscreen="true" allowscriptaccess="always" width="480" height="360"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;/object&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;i&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: rgb(0, 0, 0); font-style: normal; -webkit-text-decorations-in-effect: none; "&gt;P.S: En üstteki fotoğraftaki ablanın kot pantolonunun belinden yola çıkarak filmin 1995 yılında çekildiğini derhal tahmin edebiliyorum. Arka koltukta da doksanlar zayıfı oturuyor.&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7998559722419790733-4408825589610512753?l=monteyn.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://monteyn.blogspot.com/feeds/4408825589610512753/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://monteyn.blogspot.com/2011/01/osman-cavc-ve-ferdi-tayfur-uzerine.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7998559722419790733/posts/default/4408825589610512753'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7998559722419790733/posts/default/4408825589610512753'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://monteyn.blogspot.com/2011/01/osman-cavc-ve-ferdi-tayfur-uzerine.html' title='Osman Cavcı ve Ferdi Tayfur Üzerine'/><author><name>monteyn</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03187474600345714216</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='28' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_hPtIqgS_Scs/SceXiLqsYJI/AAAAAAAAAAw/jXlO3WnbDVw/S220/montaigne.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_hPtIqgS_Scs/TS8YogBtriI/AAAAAAAAAmQ/9V7yEOpZRuE/s72-c/osman%252Bcavc%25C4%25B1.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7998559722419790733.post-446241191376346485</id><published>2011-01-10T13:55:00.013+01:00</published><updated>2011-01-11T14:57:20.758+01:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='inceleme'/><title type='text'>Çin Yelpazesiyle Mangal Yelleyen Adam Üzerine</title><content type='html'>&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_hPtIqgS_Scs/TSsFs529QAI/AAAAAAAAAmA/i1GmgXJjfH4/s1600/Codex-seraphinianus-abbeville.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5560544433922719746" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 400px; CURSOR: hand; HEIGHT: 285px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_hPtIqgS_Scs/TSsFs529QAI/AAAAAAAAAmA/i1GmgXJjfH4/s400/Codex-seraphinianus-abbeville.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Başlıktakine benzer saçma resimler aklıma geldiği zaman telefona kaydediyorum. Telefonla aramızda bireysel twitter ilişkisi gelişmiş durumda. Mesela sarhoş olduğum zaman "like a soul sister and soul brother"(meta fetişizmi?)(Telefon da bok gibi ha, cebime sokarken tuşları kopuyor,The Fly filminde yavaş yavaş dökülen Jeff Goldblum-kendisinden çok korkuyorum, bence ruhunu şeytana satmış olabilir- gibi parçalara ayrılıyor)[Allah kahretsin Geena Davis aka "Sana Gülüm diyemem gülün ömrü az olur"la 3 yıl evli kalmış. Ben de diyorum adamı neden hiç sevmiyorum. İyi Geceler Öpücüğü diye bir filmi vardı kendisinin, hatırlayanlar olacaktır. Eski ajan yeni ev hanımınıydı. O filmi izlediğimde deliler gibi aşık olmuş, hatta "Bence Geena Davis'le beş dakika konuşabilsem bana aşık olur, zaten çok komikli biriyim" falan diye düşünmüştüm. Sanıyorum ki ilkokuldaydım, ve İngilizce'de kurabildiğim en karmaşık cümle "What did you do last Summer" başlıklı ödeve "I went to my chateau then I swim in my lake" falan yazmaktı. Fransızca'dan başka bir dille ilk defa karşılaşıyordum(12 yaşımda Türkçe öğrendim)]yazmışım, üstüne telefon cevap vermiş "ikinci lig oyuncuları süper kahraman yardımcıları gibi", ya da "baloncuk çıkaran oyuncakların tekrar doldurulduğunda aynı randımanı verememesinin üzücülüğü" vesaire vesaire. Büyük bir kısmını ne zaman yazdığımı bile hatırlamıyorum. Yaklaşık 120 tane böyle henüz çözülmeyi bekleyen metin ve sayı karmaşası var. İşte bu işin ustası olan adamdan Luigi Serafini ve bu düzen kendi kendine oluşmuş olabilir mi, diye düşündürten kitabı Codex Seraphinianus'dan bahsedeceğim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Düzen kendiliğinden oluşmuş. Kitap başka bir dünya'daki canlılardan, araçlardan, bitkilerden, fizik, kimya ve mimariden bahsediyor. Ancak, bunu kendi oluşturulmuş alfabesinde anlattığı için, resimlere bakıp "off kimbilir neler anlatılıyor acaba" diye okuyanın içinden geçirmeyi amaçlıyor. Çünkü Serafini Abimiz, asemik alfabeye boğup, zaten okuyanı resimli kitaba bakan çocuk merakına düşürmek istiyor. Harflerin hiçbir anlamı olmadığını 2009 yılında açıklaması ise orospu çocukluğundan başka bir şey sayılamaz doğal olarak. Kitap ilk baskısını 1981 yılında yaptıktan sonra, pek çok insan dili  çözmeye niyetleniyor zaten. Bu arada bu dünyanın sayı sisteminin 21 tabanında olduğu bulunuyor mesela. Ayrıca aşağıdaki fotoğraf da tripofobisi olanları biraz rahatsız edebilir.&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5560546096629248050" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 446px; CURSOR: hand; HEIGHT: 295px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_hPtIqgS_Scs/TSsHNr7FcDI/AAAAAAAAAmI/QcjemB8puvI/s400/codex06.jpg" border="0" /&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;Hep merak etmiştim bu derdin ne olduğunu, kelebekler hariç başka bir şeyden aktif olarak korkmuyorum zaten. Ancak, bu yazacağım şeyi çeken bilir, özellikle pek sevgili dostum Debussy de bundan muzdaripdi. Tripofobi(Britanyalılar Trypophobia diyor), boşluklardan, yanyana duran böyle birçok aynı şeyden bünyenin çok fena olması durumu. Korku değil lan bu, bak şimdi düşündükçe şey oluyorum, böyle o cisimleri yakıp yok etmek, anasına bacısına sövmek istiyorum. Buraya fotoğraf yerleştirmeyeceğim bûloğu açtıkça tiksinmeyeyim diye, link koyacağım isteyen bakabilir.&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;-açmayın delikler!- &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;a href="http://farm1.static.flickr.com/66/208262843_d18d17e059.jpg"&gt;http://farm1.static.flickr.com/66/208262843_d18d17e059.jpg&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_CekzWgoQ4ew/TLVZaoOlhQI/AAAAAAAAACo/lwNAZR6kzJc/s1600/surinam_toad_eggs2.jpg"&gt;http://3.bp.blogspot.com/_CekzWgoQ4ew/TLVZaoOlhQI/AAAAAAAAACo/lwNAZR6kzJc/s1600/surinam_toad_eggs2.jpg&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;a href="http://img237.imageshack.us/i/trypophobia.jpg/sr=1"&gt;http://img237.imageshack.us/i/trypophobia.jpg/sr=1&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;-açmayın delikler!-&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Her yerim kaşınıyor be, bilgisayarın ekranını yumruklayacaktım az kalsın sinirden. Neyse öyle.&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7998559722419790733-446241191376346485?l=monteyn.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://monteyn.blogspot.com/feeds/446241191376346485/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://monteyn.blogspot.com/2011/01/cin-yelpazesiyle-mangal-yelleyen-adam.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7998559722419790733/posts/default/446241191376346485'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7998559722419790733/posts/default/446241191376346485'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://monteyn.blogspot.com/2011/01/cin-yelpazesiyle-mangal-yelleyen-adam.html' title='Çin Yelpazesiyle Mangal Yelleyen Adam Üzerine'/><author><name>monteyn</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03187474600345714216</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='28' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_hPtIqgS_Scs/SceXiLqsYJI/AAAAAAAAAAw/jXlO3WnbDVw/S220/montaigne.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_hPtIqgS_Scs/TSsFs529QAI/AAAAAAAAAmA/i1GmgXJjfH4/s72-c/Codex-seraphinianus-abbeville.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7998559722419790733.post-1671984067479155540</id><published>2011-01-07T02:38:00.009+01:00</published><updated>2011-01-09T16:22:45.702+01:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='inceleme'/><title type='text'>Ben Babağın Lanet Yaptı Üzerine</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_hPtIqgS_Scs/TScOImPbfNI/AAAAAAAAAlw/NuVbebC5PH8/s1600/Hardcore_Will_Never_Die_But_You_Will.jpg"&gt;&lt;img style="display: block; margin: 0px auto 10px; text-align: center; cursor: pointer; width: 417px; height: 415px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_hPtIqgS_Scs/TScOImPbfNI/AAAAAAAAAlw/NuVbebC5PH8/s400/Hardcore_Will_Never_Die_But_You_Will.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5559427805879172306" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Normalde biliyorsunuz, garip bir şekilde bazı insanlar "taşaklarını" gibi arama sonuçlarıyla bu bûloğa bir şekilde ulaşabiliyor, ya da "biz onu bir regaip gecesi yanımıza alınca mı şaşırdınız" gibi şeylerle. Fakat ilk defa bu kadar Shakespeare(kendisiyle bizzat tanışmış arkadaşlarım var.) kokan bir arama görüyorum. "Ben babağın lanet yaptı" cümlesi, google translate'i akla getirse de, kendisi aynı zamanda Kibar Feyzo'nun directors cut'ında bulunan bir cümle, bunu çok az bilen kişi var. Adile Nachitte'in "Dur o parayla öküz alırız!!!" dediği yerden sonra gelen sahnede Feyzo, bir gece Gülo'nun evinin önünde cikciklemeye(ben aşk kuşuyum) çalışırken;  babasının hayaletini görüyor, ve babası buna yavaşça gelip "Ben Babağın lanet yaptı." diyor yani demek istiyor ki, "Ben babanım, Gülo'yla evlenmezsen üzerimden lanet kalkmayacak ve doğal olarak Erdal Özyağcılar da evlenemeyecek." Tabii bu karmaşık sahnenin eklenmesinin gereksiz  bulan Atıf Yılmaz çıkartıyor sahneyi. Öncelikle ilk istediği şey bu sahnenin bazı sinema insanları tarafından "hmm bu hamlet olarak da okunabilir" falan demiş olacağından korkması. Slovenya'ya gidip konu hakkında bizzat Zizek'le konuşuyor, "Abi valla bana sorma ben zaten her şeyi cinselliğe falan bağlıyorum, Hamlet mamlet taklaya gelirsin" diyince sahneyi filmden atıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Zizek'in bir röportajında bu adama "Başkan sana Zizek mi diyelim, jijek mi? diye soruyorlar bu da "Valla kafanıza göre takılın doğru söyleme çalışanları duydukça paranoyalardan paranoylara koşuyorum" diyor. İşte tam burada yıllardan beri "emirkusturika" diye ismini söylediğim insana "kusturitza" diyenleri ağır yaraladığım zamanlar aklıma geliyor.(cebimde her daim bir adet köstekli saat ve bir arkadaşımın hediye ettiği Sivas Çakısı taşıyorum.)(köstekli saat kayboldu galiba da "kusturitza" diyenler için çakı hala cebimde) Sen belki Kusturitza diyor olabilirsin aga, benim zerre sikimde değil, ancak ben yanlış biliyormuşum gibi gizliden düzeltmeye çalışırcasına "kusturitza kusturitza" diyerek suratıma suratıma tükürme lütfen. Fransızca kolaylıklar dili olduğu için Montaigne'den Monteyn'e çevirdim mesela zor olmasın insanların söylemesi diye. Özel olarak herkesin yanlış bildiği isimli bir yönetmen bulup suratlarına doğru düzelteceğim. Bir saniye kesin İzlanda'dan çıkar bu. İşte buldum: &lt;b&gt;Friðrik Þór Friðriksson&lt;/b&gt;. Bu akşamdan tezi yok bütün filmlerini izleyip kendisini her ortamda öveceğim. Şimdi nereye bağlayacağım için İzlanda dedim ona geilyorum. İskoçya'ya tabii ki. Birbirlerine çok yakınlar sonuç olarak. İşte İskoçya menşeili güzide Post-Rock gruplarından Mogwai, yeni albümünü çıkardı. Yine uzun isimli şarkılar içeriyor albüm, zaten yaptıkları müziğin güzelliğinden sual olunmuyor, Hawk is Howling biraz yarak gibi albümdü, ama bu resmen güzel bir albüm olmuş. Yani şöyle 2 hafta dinlenir mesela kafaya estikçe. Şarkı şarkı inceleyecek değilim. Hazır gelmişken albümdeki en huzurlu parçayı da buraya yerleştirmezsem olmaz, hafiften "A cheery wave from stranded youngsters" kokan bu şarkının adı "Letters to the Metro". Bence metro istasyonunda bekleyip, dünyanın sanki bütün yükü üzerindeymişçesine garip triplere girenler bu şarkıyı isminden dolayı da beğenebilirler. Ardından cama kafalarını dayayıp çok önemli varoluşsal sorulara mutlaka cevap da verebilirler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;&lt;object width="480" height="385"&gt;&lt;param name="movie" value="http://www.youtube.com/v/PBTax_2Qh10?fs=1&amp;amp;hl=en_GB"&gt;&lt;param name="allowFullScreen" value="true"&gt;&lt;param name="allowscriptaccess" value="always"&gt;&lt;embed src="http://www.youtube.com/v/PBTax_2Qh10?fs=1&amp;amp;hl=en_GB" type="application/x-shockwave-flash" allowscriptaccess="always" allowfullscreen="true" width="480" height="385"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;/object&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7998559722419790733-1671984067479155540?l=monteyn.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://monteyn.blogspot.com/feeds/1671984067479155540/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://monteyn.blogspot.com/2011/01/ben-babagn-lanet-yapt-uzerine.html#comment-form' title='6 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7998559722419790733/posts/default/1671984067479155540'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7998559722419790733/posts/default/1671984067479155540'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://monteyn.blogspot.com/2011/01/ben-babagn-lanet-yapt-uzerine.html' title='Ben Babağın Lanet Yaptı Üzerine'/><author><name>monteyn</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03187474600345714216</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='28' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_hPtIqgS_Scs/SceXiLqsYJI/AAAAAAAAAAw/jXlO3WnbDVw/S220/montaigne.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_hPtIqgS_Scs/TScOImPbfNI/AAAAAAAAAlw/NuVbebC5PH8/s72-c/Hardcore_Will_Never_Die_But_You_Will.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>6</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7998559722419790733.post-4611370913707883124</id><published>2011-01-06T19:51:00.011+01:00</published><updated>2011-01-07T02:37:05.635+01:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='öyle'/><title type='text'>Rüyada İdiopati Görmek Üzerine</title><content type='html'>&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;Melekli fotoğraf koyup, altına da kötü şiirimi yazarım istesem bu soyut gibi değil gibi başlıkla, ama yapmıyorum. Çünkü gelin dostlarım, aranızda tıp doktoru olmayanlara  bir şey anlatacağım . Ya da doktor yakını annesi akrabası vesairesi olmayanlara. Belki ben bilmiyorum, böyle bir uygulama vardır. Doktor annesi tanıdıklarım, her konuda tıbbi önerilerde bulunabiliyor. Sanıyorum ki mezuniyete gidildiği zaman üniversite senatolarının aldığı bir kararla doktor yakınlarına, çevrelerine bulundukları "aa cipralex al çok iyi", "hmm ay migrene kesin zomig ya da avmigran" tavsiyeleri vesilesiyle Honoris Causa tıp diploması veriliyor. Bir de uzmanlık alanı çok geniş spektruma yayılmış.(nasıl nasıl şimdi geniş spektrumlu akraba derim acımam. Bugün zaten buna benzer rezalet bir durumla Marquette'de karşılaştım. Elektrikli ısıtma cihazının üstüne "geniş spektrumlu anti gribal ısıtıcı" yazmışlar. Bir koşu şatoma gidip, alev silahımı alıp "vozzzz" diye hepsini yaktım. Yeryüzünde sahip olunabilecek en sağlam iki silahtan biri bence alev silahı,(diğeri dostluğun gücü falan değil minigun) ya da kadim dostum Britanyalılar'ın da dediği gibi flamethrower denen silah bence. İnsana, hem hayalet avcısı tipi katıyor, hem de The Pianist'teki hastane sahnesini aklına getirip, İkinci Dünya Savaşı'nda çekilen çilelerle ilgili fikirler oluşturabiliyor.&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;img src="http://3.bp.blogspot.com/_hPtIqgS_Scs/TSYUeKXyVBI/AAAAAAAAAlg/oSL7A7hX8UE/s400/images.jpg" style="display: block; margin: 0px auto 10px; text-align: center; cursor: pointer; width: 270px; height: 187px;" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5559153298448208914" border="0" /&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size:78%;"&gt;Bill Murray Lise 1'deyken. (Bir insan ancak  lise 1'deyken bu kadar ince boyunlu ve zayıf  olabiliyor.) (Kendisinin teknik lise çıkışlı olduğunu ise hiç bilmiyordum.)&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Şimdi, anlatacağım mevzuya geliyorum. Rüyada idiopati falan görmedim, 20 dakika önceye kadar kendisi hakkında bir bilgim de yoktu. Eğer konuyu yanlış aktarırsam birileri uyarabilir. TDK mesela çok yanlış aktarıp "kapan duygu" ismini koymuş. Keşke Elif Şafak'a kitap ismi olarak önerseymiş bunu, daha uygun olurmuş. Olay şudur, apse, dediğimiz olay mesela tıbben tam sebebi açıklanamayan bir durum. Tıp işte bu açıklayamadığı olaylara böyle bir isim vermiş. Yalnız arayınca, cevval ve esrik şiirli bûloklarda bu konunun aşkla falan bağdaştırılıp çok kötü bir şiire dönüştürüldüğüne denk gelemedim, o yüzden şimdi, bu bûlokta konuyla ilgili kötü bir şiir yazma ve aynı zamanda altına ya da üstüne, bilek kesmeli fotoğraf koyma kararı aldım.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;img src="http://3.bp.blogspot.com/_hPtIqgS_Scs/TSYfxf013fI/AAAAAAAAAlo/GOJGN0JIiog/s400/intihar.png" style="display: block; margin: 0px auto 10px; text-align: center; cursor: pointer; width: 340px; height: 272px;" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5559165725252640242" border="0" /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;İdio(t)pati(?)(m)&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Bugün doktordaydım...&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Aylardan beri süren kalp ağrısı se(n)bebiy(ş)le...&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Ağrının sebebini bulamadı...&lt;/div&gt;&lt;div&gt;İdiopatiye boğulduk...&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Aşk kırıklığıydı belki de!!ünlembir1!&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Ya da gönül sürçmesi...&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;object width="480" height="385"&gt;&lt;param name="movie" value="http://www.youtube.com/v/2vVOiEgkTkU?fs=1&amp;amp;hl=en_US"&gt;&lt;param name="allowFullScreen" value="true"&gt;&lt;param name="allowscriptaccess" value="always"&gt;&lt;embed src="http://www.youtube.com/v/2vVOiEgkTkU?fs=1&amp;amp;hl=en_US" type="application/x-shockwave-flash" allowscriptaccess="always" allowfullscreen="true" width="480" height="385"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;/object&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;P.S: "Aşk kırıklığı" şeyine gülerken biraz altıma kaçırmış olabilirim bilmiyorum.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;P.S2: Halihazırda tıp falan demişken "proton pompası inhibitörü" kelimesini ilk defa cümle içinde kullanıp ufak mutluluklarla hayatı yaşanılır kılacağım. "Dün, eczacıyla tartışırken cebime bir kutu proton pompası inhibitörü etkili ilaç attım."&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7998559722419790733-4611370913707883124?l=monteyn.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://monteyn.blogspot.com/feeds/4611370913707883124/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://monteyn.blogspot.com/2011/01/ruyada-idiopati-gormek-uzerine.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7998559722419790733/posts/default/4611370913707883124'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7998559722419790733/posts/default/4611370913707883124'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://monteyn.blogspot.com/2011/01/ruyada-idiopati-gormek-uzerine.html' title='Rüyada İdiopati Görmek Üzerine'/><author><name>monteyn</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03187474600345714216</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='28' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_hPtIqgS_Scs/SceXiLqsYJI/AAAAAAAAAAw/jXlO3WnbDVw/S220/montaigne.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_hPtIqgS_Scs/TSYUeKXyVBI/AAAAAAAAAlg/oSL7A7hX8UE/s72-c/images.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7998559722419790733.post-8112927351509353884</id><published>2011-01-04T13:15:00.005+01:00</published><updated>2011-01-04T14:07:55.601+01:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='uhrevi'/><title type='text'>Beklenmedik İzleyici Artışı Üzerine</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_hPtIqgS_Scs/TSMW9nasvRI/AAAAAAAAAlY/I7Z5DrZo21w/s1600/1006--5-Eksen.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 253px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_hPtIqgS_Scs/TSMW9nasvRI/AAAAAAAAAlY/I7Z5DrZo21w/s400/1006--5-Eksen.jpg" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5558311612914122002" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Bilseydim, çok önceden Chuck Lorre'u aşağılardım ya hu, demek patlama yaşatacak olay Chuck Lorre'a bir şeyler demekmiş, ulan seks tutuyor diye, seksli şeyler de anlatmıştım(blogun içinde lütfen aramayın, seksli dediğim kamyonu devirmek falan yani) da artma olmamıştı, bilsem Chuck Lorre'a her yazıda lanet yağdırırdım, kendime de kurşun döktürürdüm.(isa siki) Burada bir bit yeniği olduğundan şüphelendiğim için şimdi nasıl olmuş da bu olay gerçekleşmiş diye araştırmaya başlayacağım, kendimin bir dakikasını sizin ise 1 saniyenizi alacak bu olay. &lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Ha kurşun dökmek demişken, tabii Türkiye Büyükelçiliği'nde bulunduğum sıralarda kurşun döktürmüşlüğüm oldu, sanıyorum ki bir erken dönem Black Sabbath, efendime söyleyeyim, böyle cadılı madılı ambiyans istiyorsa genç metal grupları, kurşun döktürmelerini tavsiye ediyorum.(Genç Metal gruplarına tavsiyeler kitabım yakında raflarda olacak. Hatta bir tane örnek vereyim kitaptan:" Evet gençler benim de metal yaptığım bir zaman oldu. Kurulma aşamasındaki bir grubun yapmaması gereken ilk şey Megadeth-Metallica tartışması bana kalırsa. Çünkü günlük hayatta yaşarken kimsenin sikinde olmayan bu olay, Duke Ellington mı, yoksa Brian Eno mu karşılaştırması kadar can sıkıcı bir şey. Ayrıca bu tartışmadan sonra Dave Mustaine gelip de, "çok sağol kardeşim, beni o pislere karşı çok içten korudun haklı olan da sensin." demeyecek. Hatta gelmemesi normal bir şey, mesela yine 15 yaşlarndayım, enstrüman sahibi olmak için çeşitli hayallerim var. Flea o zamanlar bana kalırsa en iyi bas gitar çalan insan olduğu için, şu ağza takılan maskelerden takıp, kafamı sıfıra vurdurduğum fotoğrafımla beraber "Abiciğim yap bi güzellik ölümcül hastalığa tutuldum, bir tane gitarını yolla bari." gibi mektup atıp planlıyordum. Ha bunu yapmadım mı sanıyorsunuz? 14 yaşımdayken benzerini Levent Yüksel fan sitesinde bir forumda "Abi bas gitarımın teli koptu, seni çok seviyorum, evimin adresi bu, çok fakirim lütfen bir takım gitar teli yollar mısın?" yazmışlığı olan bir insanım, uluslararası çalışmamamın tek sebebi aklımın başına biraz da olsa gelmesi.) bir teyzenin evinde, çıkan şekillere antropomorfik anlam yüklenmesinden tutun, kaynayan metalin yapısından ötürü kabarcıklar çıkarması vesilesini "hıı bak göz varmış göz" denmesine kadar her türlü pislik bu evlerden çıkıyor. O zaman ben de ortaokul din öğretmenim(lyceé de normale supérieuere)(ben normale değil supérieure kısmında okudum)(bu tip şakaları sadece babalar ve emekli öğretmenler yapar sanardım, meğerse her erkekte hortlamaya yatkın bir hastalıkmış, "orta yaşlı erkek kötü şaka sendromu") Muesluem Guellue'nün dediği bir şey söylüyorum bu başkasına laf atan teyzelere "Gıybet yapmak, ölü kardeşinizin çiğ etini yemek eşdeğer tutulmuştur." Hadi bakalım şimdi, komşu Hatice teyzenin gözü olsa bile üstünde maçan sıkıyorsa konuş şimdi. Zaten demiştim, zorunlu din dersi yüzünden şu yaşıma(463) geldim hala bazı geceler altıma kaçırıyorum&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Hahım, herbokubilenadam şey yapmış, çünkü yaptığım hesaplara göre normalde 59'uncu izleyiciden 60'a geçmek en az iki ay alacak, 100'üncü kişiyi gördüğü zaman muhtemelen göt kıllarım tel kadayıf olmuş, okuyan insanlara "yavrum içlik giymeyi unutma", "para durumun nasıl", ya da "aman olaylara karışma" gibi şeyler söylüyor olacaktım. Kendisine teşekkür ediyor, hatta bir adet şarkı yolluyorum. &lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;object width="480" height="385"&gt;&lt;param name="movie" value="http://www.youtube.com/v/H1pPT-6gFQo?fs=1&amp;amp;hl=en_US"&gt;&lt;/param&gt;&lt;param name="allowFullScreen" value="true"&gt;&lt;/param&gt;&lt;param name="allowscriptaccess" value="always"&gt;&lt;/param&gt;&lt;embed src="http://www.youtube.com/v/H1pPT-6gFQo?fs=1&amp;amp;hl=en_US" type="application/x-shockwave-flash" allowscriptaccess="always" allowfullscreen="true" width="480" height="385"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;/object&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;P.S:Bu arada, yeni yıllı, listeli yazı yazamadım, geçen seneki gibi "Golden Hacı Kokusu Awards" veremedim, Taner Yıldız'a falan. Neyse, 2010 yılının en iyi albümü My Beautiful Dark Twisted Fantasy bence, hip-hop'a dair önyargısı olanlara şarkılardaki sample'ların King Crimson'ın 21st century schizoid man'inden tutun, Gil Scott-Heron'a kadar gittiği ve bilinçli sözlerle döşendiğini belirtmek isterim. Ayrıca 2011'den de beklendim bacağımın atmaması, amınakoym yine bacağım atmaya başladı. Bizimkiler'deki Taktak Sedat'ın "tak" demesi yerine bacağının o sıklıkta kasılıp attığını düşünün.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;object width="480" height="385"&gt;&lt;param name="movie" value="http://www.youtube.com/v/tiqufC2BbzA?fs=1&amp;amp;hl=en_US"&gt;&lt;/param&gt;&lt;param name="allowFullScreen" value="true"&gt;&lt;/param&gt;&lt;param name="allowscriptaccess" value="always"&gt;&lt;/param&gt;&lt;embed src="http://www.youtube.com/v/tiqufC2BbzA?fs=1&amp;amp;hl=en_US" type="application/x-shockwave-flash" allowscriptaccess="always" allowfullscreen="true" width="480" height="385"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;/object&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;P.S2: Fotoğraftaki  alet "Krom Beş Servolu Motion Kontrollü Islak Mendil Paketleme Makinesi" ağza takılan maskelerden ararken buna denk geldim. Eğer satın almak isteyeni, ihtiyacı olan okur varsa diye linkini &lt;a href="http://www.ormepms.com/index.php?option=com_content&amp;amp;view=article&amp;amp;id=68&amp;amp;Itemid=196&amp;amp;lang=tr"&gt;buraya &lt;/a&gt;yerleştiriyorum.&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7998559722419790733-8112927351509353884?l=monteyn.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://monteyn.blogspot.com/feeds/8112927351509353884/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://monteyn.blogspot.com/2011/01/beklenmedik-izleyici-arts-uzerine.html#comment-form' title='4 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7998559722419790733/posts/default/8112927351509353884'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7998559722419790733/posts/default/8112927351509353884'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://monteyn.blogspot.com/2011/01/beklenmedik-izleyici-arts-uzerine.html' title='Beklenmedik İzleyici Artışı Üzerine'/><author><name>monteyn</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03187474600345714216</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='28' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_hPtIqgS_Scs/SceXiLqsYJI/AAAAAAAAAAw/jXlO3WnbDVw/S220/montaigne.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_hPtIqgS_Scs/TSMW9nasvRI/AAAAAAAAAlY/I7Z5DrZo21w/s72-c/1006--5-Eksen.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>4</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7998559722419790733.post-4753334694003480160</id><published>2010-12-28T15:25:00.007+01:00</published><updated>2011-01-06T23:35:44.813+01:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='öyle'/><title type='text'>Lipstick Traces Üzerine</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_hPtIqgS_Scs/TRoD5FrYbrI/AAAAAAAAAlQ/ujBEba5LE3k/s1600/n1467381056_279910_175751.jpg"&gt;&lt;img style="display: block; margin: 0px auto 10px; text-align: center; cursor: pointer; width: 400px; height: 300px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_hPtIqgS_Scs/TRoD5FrYbrI/AAAAAAAAAlQ/ujBEba5LE3k/s400/n1467381056_279910_175751.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5555757369626488498" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Resmi ben yapmadım, ucuz goth'lukta tavan yapmış. Bunu çizenin en sevdiği yönetmen Tim Burton ve en sevdiği film şalalalal Christmas değilse samimi söylüyorum, bilek kesmeli kanlı youtube videosu hazırlayıp, arkaya da Güllü'den Ağlamam Ondan'ı koyacağım. Birkaç tane şey yazdım ama yayınlamadım, onları sonra yayınlarım,böylece Geleceğe Dönüşteki gibi garip bir zaman anlayışına geçmiş oluruz.(Bir Donnie Darko değil, zamanın mahvolması konusunda doğal olarak)Sanıyorum ki, Lineer olmayan zaman anlayışını insana daha 6 yaşlarındayken verebilecek tek film Geleceğe Dönüş olabilir. Marty'nin alternatif zamana gidip de annesinin silikonlu ve Beef'in karısı olarak görmüş halini bazen kabus olarak görmüşlğüm var. Doğrudan Beef'le evlenmiş olarak hem de, biraz kasılırsa Ödipal bir şeyler çıkacak o yüzden "anaya laf yok, anaya laf yok" yazıp bu konuyu geçiştirmeye çalışıyorum şu an. &lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Bakın hatta şimdi güçlü bir duygu ortaklığı kurup az önceki cümleleri unutturmaya çalışacağım, bu meselenin benzerine Naomi Klein'ın Şok Doktrini kitabında da rastlayabiliyoruz.(zaten paragraf ayırarak yapısal olarak bozdum bile.) Yıl 2010 oldu hala uçan kaykay piyasada yok!ünlembir1! Çok basit ya, çok basit. Bütün yolları mıknatıs kaplayacağız, sonra da uçan kaykayın altına aynı kutuptan mıknatısları yapııştıracağız. Bu kadar. Bunu yapamayan zihniyeti kınıyorum. Çok mu zor? I have a dream! Ayrıca I have a dream demişken sadece ben mi bu ahlaksızlığı yapıyorum bilmiyorum ama Martin Luther King Jr.'ın adını kısaltma olarak MLK yazdıkları zaman Melek, ya da Malak diye içimden okuyorum. Asla düzeltemeyeceğim bir şey, tıpkı enseyle alnı günlük konuşmada karıştırmam gibi. Düşününce ikisinin de alakası yok ama hızlı hızlı "are you çekindırılıst" şeklinde sorulduğu an doğrudan karıştırıyorum. Aslında birkaç haftadır şöyle kallavi bir Chuck Lorre'a nefret kusma yazısı yazmak istiyorum, sonuç olarak Two and a Halfman, The Big Bang Theory, Will &amp;amp; Grace gibi şimdiye kadar beni bir kere olsun güldürmeyi başaramamış dizilerin yaratıcısı bu kişinin buna hakkı var bence. Dizilerinin %60'ında gülme efektinden hiçbir şey duyulamadığı için çok güzel hareketler bunlar isimli kolpalığın sahnede gülen oyuncu kalitesizliğinde geçiyor zaten. Saplantılı karakterlere eloğlunun "catchphrase"(eloğlundan kastım kadim dostum Britanyalılar olur yani, o kadar da uzak değil, bir Manş Tüneli ötede) dediği şeyleri 400 bölüm boyunca tekrar ettirmek -kapıyı çalarken ismi söyleyip tekrar tekrar kapıya vurmak, two and a halfman'de sürekli laf sokan temizlikçi- gibi şeylerin en son 1990'ların başında komikliğini yitirdiğini düşünüyorum. Tek bir istisna Cosmo Kramer'ın kapıdan girmesi olabilir. Ama zaten Seinfeld gülme efekti olup da komik olabilen tek dizi olduğu için onu ayrı yere koyuyorum. Yaptığı tüm işler için şuna benzer bir şey hissediyorum:&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;object width="480" height="385"&gt;&lt;param name="movie" value="http://www.youtube.com/v/69l55iDnpmA?fs=1&amp;amp;hl=en_US"&gt;&lt;param name="allowFullScreen" value="true"&gt;&lt;param name="allowscriptaccess" value="always"&gt;&lt;embed src="http://www.youtube.com/v/69l55iDnpmA?fs=1&amp;amp;hl=en_US" type="application/x-shockwave-flash" allowscriptaccess="always" allowfullscreen="true" width="480" height="385"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;/object&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Ayrıca bazı The Big Bang Theory fanlarının "bak göndermeleri anlıyorum ehehe" davranışları inanılmaz sinir bozucu bir şey olduğu için, kafalarına Gerçek Kesit'in(ya da Fıkralarla Türkiye)(Nasiiii!!! Vışşşş!! Neyyy!!!) tüm sezonlarının DVD setlerini atmak istiyorum. Sonuç olarak beğeneni izleyeni olan bu Chuck Lorre yapımı dizinin yarak gibi olduğuna kanaat getirdiğim için youtube'da videoları görünce "report abuse"a basarak kurtuluyorum genellikle. Ya böyle saçmasapan şeyleri geçelim, o değil de The Clash'in Sandinista albümünü dinliyorum, pek büyük bir The Clash hayranı değilim, beğenmediğim için değil, alışamadığım için dinlemiyorum. Yoksa Guns of Brixton gibi şarkılarına bayılıyor, söylüyor, ve ağızla "dömdöm diyuf diu" diyerek enstrümanlarını da taklit ediyorum. Neyse, şeye geleceğim elemanlar 6 pounddan fazla albüm satmamak için şarkıların telif haklarından vazgeçiyorlar ve piyasaya 5.99'a 3lplik albüm satıyorlar. Nasıl fiyatı böyle kurtarabilmişler anlamıyorum satarken "Abla bize gelişi bu! Ben kendi çocuğuma evde dinletiyorum bu albümü!" falan diye bir pazarlama yöntemi benimsemiş de olabilir bir yerde. Belki de punk etiği tabii, Greil Marcus'a sormak lazım eheh. Alın güzel şarkı&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;object width="640" height="385"&gt;&lt;param name="movie" value="http://www.youtube.com/v/xA4T2PFkiJU?fs=1&amp;amp;hl=en_US"&gt;&lt;param name="allowFullScreen" value="true"&gt;&lt;param name="allowscriptaccess" value="always"&gt;&lt;embed src="http://www.youtube.com/v/xA4T2PFkiJU?fs=1&amp;amp;hl=en_US" type="application/x-shockwave-flash" allowscriptaccess="always" allowfullscreen="true" width="640" height="385"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;/object&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7998559722419790733-4753334694003480160?l=monteyn.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://monteyn.blogspot.com/feeds/4753334694003480160/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://monteyn.blogspot.com/2010/12/lipstick-traces-uzerine.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7998559722419790733/posts/default/4753334694003480160'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7998559722419790733/posts/default/4753334694003480160'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://monteyn.blogspot.com/2010/12/lipstick-traces-uzerine.html' title='Lipstick Traces Üzerine'/><author><name>monteyn</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03187474600345714216</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='28' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_hPtIqgS_Scs/SceXiLqsYJI/AAAAAAAAAAw/jXlO3WnbDVw/S220/montaigne.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_hPtIqgS_Scs/TRoD5FrYbrI/AAAAAAAAAlQ/ujBEba5LE3k/s72-c/n1467381056_279910_175751.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7998559722419790733.post-7983648293918142032</id><published>2010-12-17T06:22:00.011+01:00</published><updated>2010-12-17T08:38:25.128+01:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='öyle'/><title type='text'>Dev Anketin Sonuçları Üzerine</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_hPtIqgS_Scs/TQsEjoNxRBI/AAAAAAAAAk8/YakUtAKagto/s1600/eiffel-tower-marry-_676203c.jpg"&gt;&lt;img style="display: block; margin: 0px auto 10px; text-align: center; cursor: pointer; width: 400px; height: 248px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_hPtIqgS_Scs/TQsEjoNxRBI/AAAAAAAAAk8/YakUtAKagto/s400/eiffel-tower-marry-_676203c.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5551535975801373714" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;2010 yılında yaptığım iki dev anketten biri olan "Geceleri çorapla mı uyuyorsunuz?" , birkaç gün önce sonuçlandı. 13 kişinin katıldığı bu anket bûloğun en son "En iyi James Bond kimdir?" anketinden beri takip eden insan sayısında zerre artış olmadığını kanıtlarcasına tokat gibi yüzüme vurdu. Zaten geçen sefer de 13 oy vardı ama 8'ini falan ben vermiştim.  Bu sefer tarafsız bir anket oldu. Katılanları demografik olarak ayırdığım zaman yaş grubunun 16-65 arasında değiştini görüyorum, genellikle erkekler ve kadınların katıl... ay bu tip şakaları şey yapamayacağım şimdi. &lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Neyse, çorapsız uyuyanlar çoğunluktaymış. O zaman yatağın içindeyken çorabın ayaktan çıktığı andaki özgürleştirici deneyimi bilirler. Böyle nasıl desem ayağın yorgana ilk değişinde "et ete değecek arkadaş, et ete değecek" diyerek coşuyorum. Böyle anlatınca yorganla sevişiyormuşum gibi durdu, şu dünya üzerinde Berlin Duvarı'yla evlenmiş&lt;a href="http://www.telegraph.co.uk/news/newstopics/howaboutthat/2035996/Woman-married-to-Berlin-Wall-for-29-years.html"&gt; kadın&lt;/a&gt; varken, benim yorganla sevişmeme laf söylenmesi hiç hoş değil bence, yukarıdaki fotoğrafta da Eiffel Kulesi'yle evlenmiş benim kumalarımdan birini görüyorsunuz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Zaten çorapla yatınca cinler geliyormuş ha-ha, yani ben tabii bilemem.(yaz geceleri mahallede korku öyküsü anlatan çocuğun, öykü bitirdikten sonra gizem skill'ine +4 koyan bir cümledir aynı zamanda. "Abi tabii keçikız böyleymiş, bilemem tabii." Be amınakoduğum pisi senin yüzünden ben eve her gece depar atarak dönüp, apartman ışığının süresinin kısalığı vesilesiyle zamanın göreliliğini öğrendim. Vay efendim, Keçikız'ı tarlada bilmemne yapıyor da, ondan sonra eve yarısı keçi, yarısı insan bebek bırakıyor. Zaten bu bi kere şu an adını hatırlayamadığım ama muhtemelen "Bamsı Beyrek Oğlu Bumin Kağan Nasıl Periyi Sikti" gibi bir Dede Korkut öyküsünde işlenmiş bir şey, bana gelip "aga valla ben bilemem doğruymuş diyorlar diye kanıtlamaya çalışıyorsun.)  Ortaokulda anlatılan öykülere göre yaşasak zaten her şeye cinler geliyor. Küvet bir atın girebileceğinden daha büyük olursa, cin de sizinle banyo yapıyor falan. Hayır dirhem olsun, arşın olsun bu eski ölçü birimlerini az çok anlayabiliyorum ama bir ölçü birimi olarak "at" pek de ciddiye alınabilecek bir şey değil. Sonuç olarak yarıştırılırken Happy Hour, Mr.Lawyer, Kayapınarlı, Undostres, gibi isimler verilen hayvanlar. Bildiğin haskan İngiliz atına "Gelinağam" isminin verildiği oluyor, hayvana yazık. Bundan daha sekizyüz yıl önce William Wallace'ı taşıyan adama "Abdülçakar" demek de neyin nesi? Bir saniye başka hurafe neler vardı; şey vardı gece tırnak kesince cinler geliyormuş.(burada Gogol'dan "keratin besin değerleri" diye bir şey arattım, acaba tırnakla beslenebilir mi arkadaşlar diye ama bulamadım.) Gece şarkı söyleyince geliyor, ulan manyağa bak. Tamam biz de biliyoruz bazı şarkıcılar crossroads muhabbeti vesilesiyle şeytanla anlaşma yaptıkları martavalını okuyorlar, ancak gece konser verilmesinin sebebi bu değil. Özellikle Bob Dylan- The Freewheelin Bob Dylan albümleri arasındaki dağlar kadar farktan ötürü ve biyografisinde de bahsettiği kadarıyla Dylan da bunun gibi ruhani bir deneyim yaşamış falan da, bıraksınlar yani bu Faust ayaklarını.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hem zaten semavi dinler bu konuda görüş birliğinde değil diye biliyorum, Hristiyanlar ve Yezidiler falan Şeytan bir melektir diyor(çok farklı bakış açılarıyla tabii ki),[bir de Cradle of Filth de diyor bunu(bu şakayı kendime yaptım ve gülüyorum şu an, kınamayın lütfen)(archangel darkangel lend me thy light! asadasdşlk kıçımın satanic mantrası)], İslam Cin'den falan diyor. Hayır anlamadım bu konuya nereden geldik, az kalsın ciddi fikir belirtecektim yazıda. Aphex Twin dinleyince bir iç dünyaya yöneliş gerçekleşiyor diyeceğim de o da ayrı bir manyak, adamın tankı varmış, tankla geziyormuş diye şeyler duyuyorum. Tabii bu en az Lucky Strike kurulduğunda esrarlı bir tane sigara koyuyormuş pakede söylentisi kadar sahte de olabilir. Çok da önemli değil. Karlheinz Stockhausen'a posta koymuş bir insan sonuç olarak. Zaten sanıyorum ki kendisi belki hiç ilgilenmese bile Iannis Xenakis'le bağlantısını kurmak daha kolay olur. Keza, Xenakis de bildiğim kadarıyla görsel garip notasyonlar kullanıyor falan filan.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;object width="250" height="40"&gt; &lt;param name="movie" value="http://listen.grooveshark.com/songWidget.swf"&gt; &lt;param name="wmode" value="window"&gt; &lt;param name="allowScriptAccess" value="always"&gt; &lt;param name="flashvars" value="hostname=cowbell.grooveshark.com&amp;amp;widgetID=23312384&amp;amp;style=metal&amp;amp;p=0"&gt; &lt;embed src="http://listen.grooveshark.com/songWidget.swf" type="application/x-shockwave-flash" flashvars="hostname=cowbell.grooveshark.com&amp;amp;widgetID=23312384&amp;amp;style=metal&amp;amp;p=0" allowscriptaccess="always" wmode="window" width="250" height="40"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;/object&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7998559722419790733-7983648293918142032?l=monteyn.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://monteyn.blogspot.com/feeds/7983648293918142032/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://monteyn.blogspot.com/2010/12/dev-anketin-sonuclar-uzerine.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7998559722419790733/posts/default/7983648293918142032'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7998559722419790733/posts/default/7983648293918142032'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://monteyn.blogspot.com/2010/12/dev-anketin-sonuclar-uzerine.html' title='Dev Anketin Sonuçları Üzerine'/><author><name>monteyn</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03187474600345714216</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='28' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_hPtIqgS_Scs/SceXiLqsYJI/AAAAAAAAAAw/jXlO3WnbDVw/S220/montaigne.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_hPtIqgS_Scs/TQsEjoNxRBI/AAAAAAAAAk8/YakUtAKagto/s72-c/eiffel-tower-marry-_676203c.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7998559722419790733.post-4514400319836868452</id><published>2010-12-14T02:31:00.013+01:00</published><updated>2010-12-17T08:29:29.582+01:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sinir krizi'/><title type='text'>Goodreads Üzerine</title><content type='html'>&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;img src="http://2.bp.blogspot.com/_hPtIqgS_Scs/TQbJVnJrkBI/AAAAAAAAAks/MeHW6PtEEFo/s400/goodreads.jpg" style="display: block; margin: 0px auto 10px; text-align: center; cursor: pointer; width: 400px; height: 265px;" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5550344963904737298" border="0" /&gt;Az önce Bach(Brandenburg Concerti-Nr. 2 in F Major-Allegro) dinleyip, bir yandan da şarabımdan yudumluyordum. Ancak şu olayı gördükten sonra: "Baban kimdi bilemezdin şerefsiz!" falan diyorum huzurum bozuldu. Anaya bacıya küfür etmeyeyim diyorum, ama illaki beni Doğuş kıvamında "bunların sülalesi böyle" dedirtecekler. Yukarı basınca resim büyür galiba, büyümezse çok da fifii şu güzel ahlâkımı şu muhammedüleminliğimi bozmayayım diyorum ama illaki yaptıracaklar bunu. &lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Yukarıda Goodreads'in en iyi kitaplar listesi var. En iyi 4 kitap Twilight Serisi'nin kitapları sıralama olarak 1-3-4-2. Böyle bir şey yok, eminim bazı forumlarda aynen şu muhabbet geçti "hadi twilight'a oy verip goodreads'de birinci yapıyoruz, %100 çalışıyor!!1bir!" Bu sitede bu kadar mı 11 yaşında insan var diyeceğim, ama geçen sene uçakta bir matematik öğretmeninin de bunları okuduğunu öğrenince şimdi şaşkınlığım biraz daha azaldı. Gerçi matematik öğretmeni olsa ne olacak lan, ne saçma bir şey söyledim. Benim matematik öğretmenlerim alüminyum(aleminyon) tencere kapağıyla masaya vurarak We Will Rock You söylemiş insanlardı zaten. Demiyorum ki, gelsin Stephen Hawking gibi olsun,(fizikçi tamam bravo)(stephen hawking'in çocuk kitapları var bu arada, tekrar takdir ediyorum kendisini helal olsun.) ama ne bileyim şunun şurasında medeni insanlarız yani, Suç ve Ceza'yı bu listede 18. sıraya düşürenlerin, Dosto(a.s) şu an yaşasa kumar borcundan kurtulduğu gibi kiralık katil tutar hepsinin götünü kestirirdi.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Zaten Shawshank Redemption'ı listelerde bir numaraya yükselten bir internet toplumundan bahsediyoruz burada. Shawshank Redemption ne lan!! Godfather'ı nasıl ikinciliğe düşürülür. Ama neden durduk yere sinirleniyorum ki boşuna, bir Casablanca gibi, bir Maltese Falcon gibi filmler görüyorum listelerde, Humphrey Bogart kadar abartılmış bir oyuncu yok yeryüzünde, belki James Stewart, bir boka yaramazlar ya, James Stewart'ı geçenlerde Harvey'de izledim. Senin ben o hayali arkadaşa ortaokul müsameresinde oynar gibi davranışını sikeyim James Stewart!(birgün herhangi birinizle görüşürsek size birebir James Stewart'ın Harvey'deki performansını yapabilirim, en son Anasınıfında tatlı arı'yı oynamış olmama rağmen) Asker olup da Amerikan Halkı'nın o milli birlik ve beraberliğe en ihtiyaç duyduğu yıllarda oyunculuk yapmasaydı ancak sandalye bacağı falan olurdu, ya da arkada gazete okuyan adam. Kendisi aynı zamanda çok saygıdeğer Hitchcock'un filmlerinin içine sıçmakla da tanındı. Tek iyi performansı belki Rear Window'da, belki ama yani, emin olamıyorum ondan. İnsan ağzında sürekli metal top yuvarlıyormuş gibi konuşur mu lan? Humphrey Bogart'a değinmek bile istemiyorum, zira hepimiz biliyoruz ki kendisi bir kertenkeleydi, yıllarca takım elbise ve trençkot giydirerek normal insan diye yutturmaya çalıştılar.&lt;/div&gt;&lt;img src="http://2.bp.blogspot.com/_hPtIqgS_Scs/TQbOx9facGI/AAAAAAAAAk0/3E43TogitzE/s400/Ads%25C4%25B1z.png" style="display: block; margin: 0px auto 10px; text-align: center; cursor: pointer; width: 400px; height: 326px;" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5550350948495945826" border="0" /&gt;&lt;div&gt;Hatta Humphrey Bogart'ın yine oynadığı Treasure of the Sierra Madre diye bir film var, orada kendisini kıraathane sahibi olarak izleyebilirsiniz. Evet yeryüzündeki ilk kıraathane sahibi kertenkele kendisi oluyor. Klasik dönem Hollywood'da kim var derseniz, bir saniye düşünmeden Henry Fonda derim, ki kendisinin taşaklarını burada izleyebilirsiniz. Tam 2.06'daki surat ifadesine dikkat!&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;object width="480" height="385"&gt;&lt;param name="movie" value="http://www.youtube.com/v/Pyp34v6Lmcc?fs=1&amp;amp;hl=en_US"&gt;&lt;param name="allowFullScreen" value="true"&gt;&lt;param name="allowscriptaccess" value="always"&gt;&lt;embed src="http://www.youtube.com/v/Pyp34v6Lmcc?fs=1&amp;amp;hl=en_US" type="application/x-shockwave-flash" allowscriptaccess="always" allowfullscreen="true" width="480" height="385"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;/object&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;U JELLY BOGART?&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;p.s: Tabii ki yeryüzündeki en iyi oyuncu Daniel Day-Lewis, ben sadece klasik dönemden bahsettim. Bunlardan bir sonraki kuşağın da en sevdiğim oyuncusu Paul Newman, yalnız işte bu 30ların sonlarıyla 40ların sonları arasında doğan kuşak çok kazık. Robert de Niro diyebilirim. Bence bu p.s gereksiz oldu. Ama okuyan varsa ne yapabilirim yani, p.s'leri öylesine koyuyorum, anlamı ne? post scriptum mu?&lt;/div&gt;&lt;div&gt;kesin öyledir. durun bakayım bir saniye. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;He valla öyleymiş. Hamiş yazamıyorum, Hamiş, İsrailloğullarına gönderilmiş bir peygamber gibi duruyor. Ya da nasıl desem böyle, güneşin doğumu sırasında üstüne tavuk tüyü atarak onu eski westernlerdeki gibi tavuk tüyüyle kaplamak gibi bir his uyandırıyor içimde bu kelime. Yani mesela, "Ben dün hamişledim." diyen biri, güneşi petrole bulayıp tavuk tüyü püskürtmüştür bence. Ya sikerim ne saçmalıyorum tamam bitti.&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7998559722419790733-4514400319836868452?l=monteyn.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://monteyn.blogspot.com/feeds/4514400319836868452/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://monteyn.blogspot.com/2010/12/goodreads-uzerine.html#comment-form' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7998559722419790733/posts/default/4514400319836868452'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7998559722419790733/posts/default/4514400319836868452'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://monteyn.blogspot.com/2010/12/goodreads-uzerine.html' title='Goodreads Üzerine'/><author><name>monteyn</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03187474600345714216</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='28' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_hPtIqgS_Scs/SceXiLqsYJI/AAAAAAAAAAw/jXlO3WnbDVw/S220/montaigne.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_hPtIqgS_Scs/TQbJVnJrkBI/AAAAAAAAAks/MeHW6PtEEFo/s72-c/goodreads.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7998559722419790733.post-5164680108357238429</id><published>2010-12-11T11:50:00.008+01:00</published><updated>2010-12-11T13:04:38.845+01:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='inceleme'/><title type='text'>Arko Traş Sabunu Üzerine</title><content type='html'>&lt;img src="http://1.bp.blogspot.com/_hPtIqgS_Scs/TQNYogCxD-I/AAAAAAAAAkE/6ARcBG7ChpE/s400/arkotras.jpg" style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 162px; height: 312px;" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5549376618670133218" /&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;Bu traş sabunu sadece berberlere ve 45 yaş üzerinde çok sert sakallı amcalara satılıyor. Sanayi ve Ticaret Bakanlığı'nın getirdiği düzenleme böyle, elden bir şey gelmez. Mesela şimdi gidip almaya kalkışsam biliyorum ki, Sanayi ve Ticaret Bakanlığı'nın adamları beni sinsice takip edip, sabunu satın aldığım dükkandan çıkarken simsiyah bir GMC(amblem kırmızı olmalı!!1bir!1) vana atıp kaçıracaklar. İşte bu aşağıdakinden, hatta eminim beni takip ederken, donut  da yerler, kahrolası federaller!&lt;/div&gt;&lt;img src="http://1.bp.blogspot.com/_hPtIqgS_Scs/TQNaT3eoPbI/AAAAAAAAAkM/d_OdN2lI3Eg/s400/17180653.jpg" style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 300px;" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5549378463207013810" /&gt;&lt;div&gt;Hatta, Arko Traş Sabunu Adamı'nın kullandığı traş dalgasının da fotoğrafını koyayım, nasıl olsa onu da 45 yaşına kadar sadece vitrinlerde ve çeyiz bohçalarında açılan traş takımlarında görebilirim. Zaten o kutulardan olsa bir tane, ah ulan o aynalı çeyiz takımına bitiyorum. Ben o aynalı kutuların hiç kaloriferli evde kullanıldığına tanık olmadım. Yatak odası kışın buz gibi olan sobalı evlerdeki yeni evlenmiş gençlerin çeyizlerinde oluyor sadece o, aynalı "Erkek Özel Bakım Seti" Bir toplumsal çıkarımın daha sonuna böylece sonuna geldik sevgili okurlar. MIT'de falan okuyorsanız eğer gidip Noam Chomsky'ye, "Bırak wikileaksi falan da, aga sen bu aynalı traş takımlarının belli gelir kesiminin çeyizlerinde 1991-2003 arasında popüler olması ve aynı gelir kesimin düğünlerinde kullanılan sim/topuz korelasyonu hakkında ne düşünüyorsun." diye sorabilirsiniz. Ya da Fransa'ya gelip bana sorun fark etmez.&lt;/div&gt;&lt;img src="http://4.bp.blogspot.com/_hPtIqgS_Scs/TQNj5RW5yvI/AAAAAAAAAkU/8Sr0OwVWS00/s400/ESKI-MODEL-JILETLI-TRAS-MAKINESI__18585448_0.jpg" style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 251px;" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5549389001413741298" /&gt;&lt;div&gt;P.S: Bu arada, dün akşam yıllardır beklettiğim Ran'ı izliyordum. Filmde Yaşlı Amcanın  soytarısını oynayan bir tane tip var Kyoami diye. Filmin Başında giydiği kıyafet, Alman Milli takımının 80'lerden 90'ların başına kadar kullandığı ve benim "Jürgen Klinsmann Forması" olarak adlandırdığım formanın yerel öğelerle o çilekeş Hokkaido kadının gözyaşlarıyla, acılarıyla işlenmiş versiyonu. Buyrun bakın:&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;img src="http://3.bp.blogspot.com/_hPtIqgS_Scs/TQNnN6iyNxI/AAAAAAAAAkc/gUwzJjNRIqA/s400/ran.jpg" style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 330px;" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5549392654601697042" /&gt;&lt;div&gt;P.S2: Arko Traş Sabunu Adamı'nı, Ören Bayan Bayanı'yla başgöz edeceğim.&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7998559722419790733-5164680108357238429?l=monteyn.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://monteyn.blogspot.com/feeds/5164680108357238429/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://monteyn.blogspot.com/2010/12/arko-tras-sabunu-uzerine.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7998559722419790733/posts/default/5164680108357238429'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7998559722419790733/posts/default/5164680108357238429'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://monteyn.blogspot.com/2010/12/arko-tras-sabunu-uzerine.html' title='Arko Traş Sabunu Üzerine'/><author><name>monteyn</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03187474600345714216</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='28' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_hPtIqgS_Scs/SceXiLqsYJI/AAAAAAAAAAw/jXlO3WnbDVw/S220/montaigne.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_hPtIqgS_Scs/TQNYogCxD-I/AAAAAAAAAkE/6ARcBG7ChpE/s72-c/arkotras.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7998559722419790733.post-8983294230392959018</id><published>2010-12-10T01:53:00.005+01:00</published><updated>2010-12-10T02:30:32.509+01:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='öyle'/><title type='text'>Florasan ve Enerji Tassaruflu Ampuller Üzerine</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_hPtIqgS_Scs/TQGBm_KI-LI/AAAAAAAAAj8/J2-yTvjG-t8/s1600/Ads%25C4%25B1z.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 260px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_hPtIqgS_Scs/TQGBm_KI-LI/AAAAAAAAAj8/J2-yTvjG-t8/s400/Ads%25C4%25B1z.jpg" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5548858722686138546" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Bir odadayken diyelim masa başında lambam var ve bana yetiyor. Sonra içeri giren biri çtap diye "lüzumsuz ise söndür" çıkartması yapıştırıp ilkokul fantazyası yaptığım lambayı açıyor.(ilkokullu değil oha, ilkokul) Her halükarda nefret ediyorum, sarı ışık köy düğünlerinde le toilette d'extérieur'e falan gidildiği zaman insanın tüm enerjisini, Turist Ömer Uzayda filminde insanların vücutlarını yalayarak tuz emen canlıların alması gibi yavaş yavaş sömürüyor. Eğer florasansa veya diğer şu butt-plug şeylere benzeyen enerji tasarruflu ampulse önce hafif karanlık olup sonra sizin mutsuzuğunuzla beslenerek artan aydınlığı vesilesiyle kendimi Sayıştay'da çalışıyormuşum gibi hissetiriyor, zaten enerji tasarruflu ampullerin satılmaması için böyle bir strateji izlendiğinden emin gibiyim. Ya da bilmiyorum, belki de bilinçaltına hitap etsin diye, yukarıda zaten ne kadar benzediklerini görebilirsiniz bu rezaletin.&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Kıraathanelerde(bizim orada Kıraathanelere girenler günlük kitap özetlerini önce kıraathane sahibine aktarıyor ondan sonra içeri girebiliyor.) bızırdayan florasan,çalışmakla çalışmamak arasında kalmış bir fan(her kıraathanede mutlaka bulunması gerekiyor bundan, çevresi hafif sararmış, pervanesi kırmızı, kapının üstündeki cama monte edilmiş) ve dumanaltı ortamdan başka bir şey demek değil bence beyaz ışık. Rezalet bir şey. En iyisi bilardo masası üzerinde bulunan kumarhane ışıkları bana kalırsa. Yeşil çuha ve kumar oynayan köpekler ışıklandırmasının mükemmel çiftleşme dansını izler gibi oluyorum, ister bilardo masasının tepesinde olsun, ister normal masaların üstünde olsun. Gittiğim bir bilardo salonu vardı, yazın ventilateur yerine mutfaktan söktüğü aspirateur'ü çalıştırıyordu. Eğer tam önüne geçerseniz, tuvalette pantolonunuz ıslanırsa kurutma cihazına doğru abanma hareketi yerine, bilardo oynamaktan terlemiş -çok afedersiniz ama- kıç kurutabiliyordu. Zaten her alışverişmerkezibenzinci WC, 00,yüznumara(buradaki yüz numara ve çift sıfır işte fransızcadan geçerken yanlış tanımlanmış falan o yüzden 100 numara denmiş vesaire vesaire)sına bir tane aspiratör konması gerekiyor bunun için OPET'le konuşacağım yeni proje başlatsınlar, sen eğer bidét(aka taharet musluğu)yi kpışşşşşşst diye birden fışkırtıp her yeri batıran bir sisteme sahipsen bunu da müşterilerine sağlamak zorundasın sayın benzincialışverişmerkezci. Diyojen Sendromlu değiliz gezelim öyle.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7998559722419790733-8983294230392959018?l=monteyn.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://monteyn.blogspot.com/feeds/8983294230392959018/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://monteyn.blogspot.com/2010/12/florasan-ve-enerji-tassaruflu-ampuller.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7998559722419790733/posts/default/8983294230392959018'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7998559722419790733/posts/default/8983294230392959018'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://monteyn.blogspot.com/2010/12/florasan-ve-enerji-tassaruflu-ampuller.html' title='Florasan ve Enerji Tassaruflu Ampuller Üzerine'/><author><name>monteyn</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03187474600345714216</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='28' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_hPtIqgS_Scs/SceXiLqsYJI/AAAAAAAAAAw/jXlO3WnbDVw/S220/montaigne.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_hPtIqgS_Scs/TQGBm_KI-LI/AAAAAAAAAj8/J2-yTvjG-t8/s72-c/Ads%25C4%25B1z.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7998559722419790733.post-987921506007014628</id><published>2010-12-08T02:30:00.010+01:00</published><updated>2010-12-08T17:27:54.041+01:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='uhrevi'/><title type='text'>Paolo Conte'nin Yeni Albümü Nelson Üzerine</title><content type='html'>&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;img src="http://4.bp.blogspot.com/_hPtIqgS_Scs/TP7f1nBtUPI/AAAAAAAAAjs/crhbxSUBm0Q/s400/Paolo-Conte-Nelson-2010-Front-Cover-48216.jpg" style="display: block; margin: 0px auto 10px; text-align: center; cursor: pointer; width: 400px; height: 362px;" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5548117903069237490" border="0" /&gt;Paolo Conte, birkaç ay önce yeni albümünü çıkardı, bence dinlemeyenler kendilerine pek iyilik yapmıyorlar. Burada yasadışı linkini paylaşacak değilim, sonuç olarak Fransa'ya C'est Beau isimli şarkıyı kayıt için kuleme gelmişliği var. Yaşını başını almış bu saygıdeğer adamın albümünü çalarken elinizi vicdanınızın üzerine koyun ve bunu nasıl yapabildiğinizi düşünün.(vicdanın tam olarak nerede olduğunu bilmiyorum)(uuu mesajlı gibi oldu ha)(yok lan valla bilmiyorum)(bu arada parantezleri okuyanlara hediye olarak &lt;a href="http://www.youtube.com/watch?v=KicHwAJ-VL8"&gt;şu&lt;/a&gt; şarkıyı yolluyorum) O da torunlarına el öptürüp Krismıs Bayramı'nda o da bebek İsa'nın hayrına harçlık vermek istemez mi? Noel Ağacının altına Evde Tek Başına 3'teki uzaktan kumandalı ve kameralı arabadan koymak istemez mi? Bence ister, sonuç olarak onun da yavruları var, kendisi avukat aynı zamanda biliyorsunuz, ama 15 yıl önce falan Milano Barosu'ndan emekli oldu, şimdi eğri oturup doğru konuşalım İtalya'da bir emekli avukat maaşı 350€'yu ya buluyor ya bulmuyor, bunun ev kirası, stüdyo masrafları, doğalgaz faturası derken Paolo Reis'e ortalama 170€ falan kalıyor.&lt;div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;object width="480" height="385"&gt;&lt;param name="movie" value="http://www.youtube.com/v/QqPxZ_JPfyU?fs=1&amp;amp;hl=en_US"&gt;&lt;param name="allowFullScreen" value="true"&gt;&lt;param name="allowscriptaccess" value="always"&gt;&lt;embed src="http://www.youtube.com/v/QqPxZ_JPfyU?fs=1&amp;amp;hl=en_US" type="application/x-shockwave-flash" allowscriptaccess="always" allowfullscreen="true" width="480" height="385"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;/object&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;P.S: Şarkı çok güzel de içinde "feliçita" geçiyor, şarkıda feliçita geçince, birden soğuyorum güzelim eserden. Bir akrabam bunları dinliyor, summer hits ve slow hits, lounge hits(en ortalama plaza insanı müziği) kafasında d&amp;amp;r'da en çok satılan yabancı albümler gibi müzik koleksiyonu var, sürekli orada bir feliçitalar duyuyorum o yüzden. Aşağı da kulemi koydum.&lt;/div&gt;&lt;img src="http://1.bp.blogspot.com/_hPtIqgS_Scs/TP7jBo12wTI/AAAAAAAAAj0/UwkZuH85ov4/s400/Montaigne8.jpg" style="display: block; margin: 0px auto 10px; text-align: center; cursor: pointer; width: 400px; height: 300px;" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5548121408249708850" border="0" /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;P.S2: bunlar mesela bu haftanın en çok satanlarından. Kesin aldı bu albümlerden birini &lt;a href="http://www.dr.com.tr/Product.aspx?pid=0000000313226"&gt;1&lt;/a&gt; , &lt;a href="http://www.dr.com.tr/Product.aspx?pid=0000000326216"&gt;2&lt;/a&gt; , &lt;a href="http://www.dr.com.tr/Product.aspx?pid=0000000325872"&gt;3&lt;/a&gt;. Ha bir de evinde 30 tane falan best of Julio Iglesias, collection julio iglesias albümü var, yeter ya, adamı zengin ettin tamam oğlunu sana verecek söz.&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7998559722419790733-987921506007014628?l=monteyn.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://monteyn.blogspot.com/feeds/987921506007014628/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://monteyn.blogspot.com/2010/12/paolo-contenin-yeni-albumu-nelson.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7998559722419790733/posts/default/987921506007014628'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7998559722419790733/posts/default/987921506007014628'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://monteyn.blogspot.com/2010/12/paolo-contenin-yeni-albumu-nelson.html' title='Paolo Conte&apos;nin Yeni Albümü Nelson Üzerine'/><author><name>monteyn</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03187474600345714216</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='28' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_hPtIqgS_Scs/SceXiLqsYJI/AAAAAAAAAAw/jXlO3WnbDVw/S220/montaigne.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_hPtIqgS_Scs/TP7f1nBtUPI/AAAAAAAAAjs/crhbxSUBm0Q/s72-c/Paolo-Conte-Nelson-2010-Front-Cover-48216.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7998559722419790733.post-1177935096508103731</id><published>2010-12-04T07:23:00.006+01:00</published><updated>2010-12-04T08:22:06.731+01:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sinir krizi'/><title type='text'>Dövme Üzerine</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_hPtIqgS_Scs/TPneviB2ZFI/AAAAAAAAAjU/EGUXorjW9F4/s1600/zaaaXD.jpg"&gt;&lt;img style="display: block; margin: 0px auto 10px; text-align: center; cursor: pointer; width: 400px; height: 300px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_hPtIqgS_Scs/TPneviB2ZFI/AAAAAAAAAjU/EGUXorjW9F4/s400/zaaaXD.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5546709324253258834" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Geceleri yatarken tişörtümü içime dolduruyorum. Ayrıca sabah kalktığım zaman tecavüze uğramadığımı da kanıtlıyor, eğer derseniz ki tekrar doldurmuş olabilirler, yatakta tişörtü altınıza giydiğiniz pijamaya vesaireye doldurmamışsınızdır demektir bence. Lastik kızlar gibi oluyorum şorta tişört doldururken. Aslında durun, geceleri çorap giyip yatanla, çorapsız yatan oranı nedir merak ediyorum, bu konuda bir anket yapayım. Konu bugün dövme, öncelikle bu fotoğrafı bulduğum sitedeki barkod dövmeyle ilgili tanımı alalım: "Barkod envanter ve fiyat kontrolü yapan bir ürün üzerinde dikey bir dizi okumak için optik bir tarayıcı kullanarak çalışan bir sistemdir.  Çok kısa süre içinde yaygınlaşan barkod kullanımı, alışveriş merkezlerinde ve marketlerde sıkça görülmektedir. Bir barkod dövmesi, herkezin aynı giyindiği, aynı müziği dinlediği, ve aynı ürünleri kullandığı kültüre karşı bir protestodur. Barkod dövmesi tasarımı, eşyaların kültürüne karşı bir ifade, çeşitliliğin kutlaması ve bireyin benzersizliğini temsil etmektedir." Öncelikle yaptığı bu yapısökümcü liseli çözümleme için hakkını vermek isterdim, ancak şunu "herkez" diye yazanlara, üzerinde "herkes" yazan asker kolyesi yapıp öndişlerinin arasına kaktığım için tam hakkını veremeyeceğim. Evet barkod dövmesi özellikle Hitman Codename 47 çıktığı dönemde çok meşhurdu, erken ikibinler, 7-11 yaş arasındaki okuyucularım bilmiyordur diye yazıyorum, onlardan büyük olanlar zaten konuyu deneyimlemişlerdir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir akrabam, var sağ kolunda " İnandığın gibi yaşamazsan, yaşadıklarına inanmaya başlarsın." yazıyor, hem de arapça harflerle, yani sağ kolu Ömer Ulusoy'un kafası gibi. Ömer Ulusoy'un dövmesi bence bekaret yemini gibi bir şey hiç şansın yok ya, hiç şansın yok.&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_hPtIqgS_Scs/TPniEeC5PUI/AAAAAAAAAjc/cRt74qxRbQ8/s1600/klcnm7.jpg"&gt;&lt;img style="display: block; margin: 0px auto 10px; text-align: center; cursor: pointer; width: 400px; height: 255px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_hPtIqgS_Scs/TPniEeC5PUI/AAAAAAAAAjc/cRt74qxRbQ8/s400/klcnm7.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5546712982496034114" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;Kolu o kadar çok kararmış ki, zaten azıcık yamulunca garip anlamlara dönüşen arap harflerinin kolunda muhtemelen gün içerisinde "çalışırsam olur, çalışmazsam olmaz"a falan dönüşüyordur. Böyle iddialı dövmeler yaptıracak götü nereden buluyor insanlar anlamıyorum. Hadi, Kaliforniya'da yaşasan sarhoşken bir dövmecide götüne yaptırdığın kelebek dövmesini sabah görünce hafif Hollywood tadı alabilirsin belki de, ayık kafayla onu yaptıranı anlamıyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Buraya, iddialı sözlü mahalle abisi dövmesi yaptıracaklar için birkaç tane yazayım, buradan seçip alırlar. "Ya olduğun gibi görün, ya da göründüğün gibi ol.", "Sonunu düşünen kahraman olamaz.", "sevdiklerin kadar iyisin, nefret ettiklerin kadar kötü","geçmişe bakan geleceği göremez.", "aslanlar önde, sırtlanlar inde ölürler" gördüğünüz gibi genellikle aristo mantığı çevresinde dönüyor iddialı mahalle abisi dövmeleri. İsteyene daha fazla bu sözlerden tedarik ederim, etmek isteyenler asla dövmeci olamaz. Buyrun gördüğünüz gibi, görenler asla tamamen göremezler. Sürekli bir şeyi başaramama, sürekli bir şeyi tercih edip diğerini kaybetmek içeren sözler. Ama hayat da yaptığımız tercihler değil mi zaten. Ahahha, tamam vurmayın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Neyse, bir de karın bölgesine yaptırılan Latince dövmeler var. Şimdi bir şey yazayım mesela: "Liberta Corporum Deus"  anlamı var mı yok mu bilmiyorum ama yazdırsam dövme olur, insanlar da sorar. Latince zaten o dönemde dövme yaptırma amaçlı bulunmuş bir dil olduğu için -ki Jül Sezar'ın da 13 dövmesi olduğu bilinmektedir- kafamız rahat. Sanmayın ki bu adamlar normal hayatta Latince konuşuyorlardı, Vatikan'ın resmi dili de Latince ama kaç kişi Latince konuşuyor orada bir tane gördünüz mü? Yok arkadaşım, Latince yarı ünlü pop yıldızlarının dövme yaptırıp röportajlarında "Aaa çok anlamlı Hayat bir sahnedir anlamına geliyor, aslında hepimizin oyun oynadığına, maskelerin ardına gizlendiğine inanıyorum." gibi saçmasapan şeyler söyleyip kafa ütülemesi için Mason-Yahudi-Amerika ortaklığında Büyük Roma İmparatorluğu'nu merkez kullanarak uydurulmuş bir dildir. Aksini ispat edebilecek varsa belgelerle gelsin.(Kılıçdaroğlu hariç)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;P.S: David Lynch, yeni single çıkarttı. O da apçı müziği yapıyor. Önceden Danger Mouse ve Sparklehorse'la bir şey yapmıştı da, şimdi yalnız başına takılıyor. Adamı dj set'in arkasında düşünemiyorum. Dev hi-fi kulaklıklardan bir tanesi kulağında, diğeri aşağıda, sürekli bir şeylerle oynuyor. Ha dj'ler de sürekli bir şeyle oynuyor, oynamayın abi bırakın şarkıyı çalsın işte, çevirmeyin şu düğmeleri. İki dakika farklı ritm vermeseniz de olur. Ondan sonra sistemi yeniledim, süper ses kartı aldım bilmemne. E sürekli döndür düğmeyi, kanala orgazm olan kadın sesi ekle, yok gizli ritmler ekle birden çek ondan sonra, amınakoydun zaten ses kartının.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;object width="480" height="385"&gt;&lt;param name="movie" value="http://www.youtube.com/v/RPmTRKB5Bdg?fs=1&amp;amp;hl=en_GB"&gt;&lt;/param&gt;&lt;param name="allowFullScreen" value="true"&gt;&lt;/param&gt;&lt;param name="allowscriptaccess" value="always"&gt;&lt;/param&gt;&lt;embed src="http://www.youtube.com/v/RPmTRKB5Bdg?fs=1&amp;amp;hl=en_GB" type="application/x-shockwave-flash" allowscriptaccess="always" allowfullscreen="true" width="480" height="385"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;/object&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:courier new;font-size:180%;"&gt;&lt;span style="font-size:8pt;"&gt;&lt;span style=""&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7998559722419790733-1177935096508103731?l=monteyn.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://monteyn.blogspot.com/feeds/1177935096508103731/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://monteyn.blogspot.com/2010/12/dovme-uzerine.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7998559722419790733/posts/default/1177935096508103731'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7998559722419790733/posts/default/1177935096508103731'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://monteyn.blogspot.com/2010/12/dovme-uzerine.html' title='Dövme Üzerine'/><author><name>monteyn</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03187474600345714216</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='28' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_hPtIqgS_Scs/SceXiLqsYJI/AAAAAAAAAAw/jXlO3WnbDVw/S220/montaigne.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_hPtIqgS_Scs/TPneviB2ZFI/AAAAAAAAAjU/EGUXorjW9F4/s72-c/zaaaXD.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7998559722419790733.post-6150361975180145004</id><published>2010-12-01T18:27:00.004+01:00</published><updated>2010-12-04T08:25:45.312+01:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='uhrevi'/><title type='text'>Melik Duyar Üzerine</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_hPtIqgS_Scs/TPaF1v4VT3I/AAAAAAAAAjI/nV3nDVCmQbg/s1600/melikreyiz.jpg"&gt;&lt;img style="display: block; margin: 0px auto 10px; text-align: center; cursor: pointer; width: 177px; height: 422px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_hPtIqgS_Scs/TPaF1v4VT3I/AAAAAAAAAjI/nV3nDVCmQbg/s400/melikreyiz.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5545767149585649522" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;Poster iti&lt;br /&gt;Dançın diye zindan demirlerine zincirle vurmak&lt;br /&gt;Mor sele kurban gitmek&lt;br /&gt;Uçuruma düşen Kâzım&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Unutmadık, unutturmayacağız." Mega Hafıza Tekniklerini Öğrenenler&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;embed id="VideoPlayback" src="http://video.google.com/googleplayer.swf?docid=" hl="en&amp;amp;fs=" style="width: 400px; height: 326px;" allowfullscreen="true" allowscriptaccess="always" type="application/x-shockwave-flash"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7998559722419790733-6150361975180145004?l=monteyn.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://monteyn.blogspot.com/feeds/6150361975180145004/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://monteyn.blogspot.com/2010/12/melik-duyar-uzerine.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7998559722419790733/posts/default/6150361975180145004'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7998559722419790733/posts/default/6150361975180145004'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://monteyn.blogspot.com/2010/12/melik-duyar-uzerine.html' title='Melik Duyar Üzerine'/><author><name>monteyn</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03187474600345714216</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='28' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_hPtIqgS_Scs/SceXiLqsYJI/AAAAAAAAAAw/jXlO3WnbDVw/S220/montaigne.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_hPtIqgS_Scs/TPaF1v4VT3I/AAAAAAAAAjI/nV3nDVCmQbg/s72-c/melikreyiz.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7998559722419790733.post-5428846095758942059</id><published>2010-11-29T20:32:00.003+01:00</published><updated>2010-11-29T20:43:47.196+01:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_hPtIqgS_Scs/TPQABj5F89I/AAAAAAAAAi4/Z01MisSVmBw/s1600/68734.gif.jpg"&gt;&lt;img style="display: block; margin: 0px auto 10px; text-align: center; cursor: pointer; width: 303px; height: 325px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_hPtIqgS_Scs/TPQABj5F89I/AAAAAAAAAi4/Z01MisSVmBw/s400/68734.gif.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5545057068014498770" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;Bugün George Harrison öleli dokuz yıl oluyor. Döneminin neredeyse tüm müzisyenleriyle dost olmasını çok seviyorum. O yüzden şu an Travelling Wilburys videosu mu koysam ne yapsam diye düşünüyordum, ama onun yerine geçenlerde denk geldiğim başka bir şeyi koyacağım. Neredeyse herkes var videoda. The Beatles elemanlarının solo albümlerinden de en çok All Things Must Pass'i dinlemişimdir galiba.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;object width="480" height="385"&gt;&lt;param name="movie" value="http://www.youtube.com/v/0ITrQXES8kU?fs=1&amp;amp;hl=en_GB"&gt;&lt;param name="allowFullScreen" value="true"&gt;&lt;param name="allowscriptaccess" value="always"&gt;&lt;embed src="http://www.youtube.com/v/0ITrQXES8kU?fs=1&amp;amp;hl=en_GB" type="application/x-shockwave-flash" allowscriptaccess="always" allowfullscreen="true" width="480" height="385"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;/object&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;P.S: Seksenlerdeki basçılarda omuzda hayvan besleme merakını bir türlü anlayamadım. Bir de Steinberger Bass merakı&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_hPtIqgS_Scs/TPQCKRptjXI/AAAAAAAAAjA/z6GlW7To5gI/s1600/steinberger.jpg"&gt;&lt;img style="display: block; margin: 0px auto 10px; text-align: center; cursor: pointer; width: 400px; height: 400px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_hPtIqgS_Scs/TPQCKRptjXI/AAAAAAAAAjA/z6GlW7To5gI/s400/steinberger.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5545059416760225138" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;En sevmediğim enstrüman türü, hangi cin fikirlinin aklına gelmiş onu da anlamıyorum. "bak sapı şimdi tersten yapıyoruz, dipten akort falan", yok muydu lan koca firmada akıllı biri, adamı derhal kovsun işten.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7998559722419790733-5428846095758942059?l=monteyn.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://monteyn.blogspot.com/feeds/5428846095758942059/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://monteyn.blogspot.com/2010/11/bugun-george-harrison-oleli-dokuz-yl.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7998559722419790733/posts/default/5428846095758942059'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7998559722419790733/posts/default/5428846095758942059'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://monteyn.blogspot.com/2010/11/bugun-george-harrison-oleli-dokuz-yl.html' title=''/><author><name>monteyn</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03187474600345714216</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='28' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_hPtIqgS_Scs/SceXiLqsYJI/AAAAAAAAAAw/jXlO3WnbDVw/S220/montaigne.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_hPtIqgS_Scs/TPQABj5F89I/AAAAAAAAAi4/Z01MisSVmBw/s72-c/68734.gif.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7998559722419790733.post-2697261339639907695</id><published>2010-11-27T09:14:00.009+01:00</published><updated>2010-11-27T15:54:03.220+01:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='uhrevi'/><title type='text'>Steve Jobs Üzerine</title><content type='html'>&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;img src="http://3.bp.blogspot.com/_hPtIqgS_Scs/TPDAh3dl6EI/AAAAAAAAAio/vf5-GibZ49I/s400/android%2Bvs%2Biphone%2Bflash.jpg" style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 314px;" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5544142829349365826" /&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;Unutmadan bundan bahsetmek istiyorum, geçen gün Apple'ın sitesine girdim. Devasa boyutta The Beatles itunes'da reklamı var. Zaten biz bunları &lt;a href="http://monteyn.blogspot.com/2010/10/oasis-uzerine.html"&gt;kitaplarımızd&lt;/a&gt;a yazdık, neyse zannımca Steve Jobs Kayseri asıllı. Bir insan bu kadar mı çakal olabilir arkadaş, her şeye posta koyuyor. Sonra tükürdüğünü yalıyor falan, biliyorsunuz bu firmanın çeşitli cihazları normalde flash'ı desteklemiyor. Bu adam da, yieaa zaten makineyi yoruyor pilini şey yapıyor, zaten gereksiz bir şey falan diye çıkıp konuştu. Bush'un kafasına ayakkabı atan gazeteci gibi bir insan da kafasına "yarramiyeaaao" diye flash kutusu atmadı, anlayamıyorum. Ha benim firmaya ait bir adet elma amblemli çıkartmam var, o kadar. Eğer bir sosyal paylaşım ağına bir şey yazarsam(facebook değil; baktım duvarımda komikli videolar fotoğraflar, ceviz yerken sırt üstü düşen sincap, efendime söyleyeyim kapı kolunu açan kedi, cips çalan martı gibi şeyler paylaşılmıyor, vurdum kilidi birkaç hafta önce. Yoksa güzel bir icat ama benim arkadaşlarım hayırsız, aydın milleti komikli şey paylaşmıyor. Şimdi gidip Rousseau'nun duvarında Boys Anılar klibi nasıl paylaşabilirim segili okurlar?)sent from my iphone yazıyorum son cümleye zengin göstersin diye bir de.&lt;div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Neyse, Le Qournasse D'orient Steve'in "Ya zaten The Beatles'ın üç beş şarkısı var, bana kalsa mesela Yesterday çok güzel yani, o olsa yeterli yani, zaten onu da alırız yakında." dememesi de bir başarı, tabii ilk postayı adamlar koyduğu için sus pus oldu. Şimdi de "yapılan büyük anlaşmalar sonucu çok önemli şeyler oldu, evet pamuk demir doğrudur" falan bir gaz var. Neyse, bu yazıyı Gerçek Kesit'ten bir sahneyle bitiriyorum.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;object width="480" height="385"&gt;&lt;param name="movie" value="http://www.youtube.com/v/i83H8PaSpEY?fs=1&amp;amp;hl=en_US"&gt;&lt;param name="allowFullScreen" value="true"&gt;&lt;param name="allowscriptaccess" value="always"&gt;&lt;embed src="http://www.youtube.com/v/i83H8PaSpEY?fs=1&amp;amp;hl=en_US" type="application/x-shockwave-flash" allowscriptaccess="always" allowfullscreen="true" width="480" height="385"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;/object&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;P.S: Firmaya saygım var, ama adamla tanışsak inanıyorum ki hiç sevmeyeceğim biri çıkacak. Ayrıca videodaki terminatör müziğini tüm sevip de sevilemeyenlere yolluyorum, bir de Yalçın Küçük'e&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;img src="http://4.bp.blogspot.com/_hPtIqgS_Scs/TPD5F14KkeI/AAAAAAAAAiw/AC-ojyWPls8/s400/800px-flag_of_south_korea_svg-full.jpg" style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 266px;" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5544205020050395618" /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;P.S2: Bu bayrağın güncel meselelerle alakası yok. Bayrağı gördükçe hep aklıma ne manaya geldiğine bakmak geliyordu ama sürekli unutuyordum, geçenlerde baktım. Aramızda çektiğim bu acıyı çekenlerin var olabileceğini düşünüyorum, bu çevredeki çizgiler, I Ching dediğimiz(ben demiyorum kütüphanede görmüştüm bir iki kere Haruki Murakami ararken.) olay bu çizgileri bir şekilde tutturuyoruz bir prosedürü var onun.  Ne tip bir çizgiyse önümüzdeki değişimlere dair genel bir bilgi veriyor gibi bir şey, yani eşekçe tanımı böyle, isteyen bakabilir mevzuya derinlikli olarak. Uzak Doğu milletleri de değişim sikine takık olduğu için bayrakları da böyle, sol üsttekinden başlayarak saat yönünde gök/cennet, su, toprak/yer, ateş anlamlarına geliyor. Off nasıl anime izleme eylemini aşağılayasım var ama hiç iştahım yok şu an. Sanmayın Uzak Doğu Kültürü'ne bir antipatim var, aksine birçok olaylarının ve başta Haruki Murakami(gerçi biraz Amerikan duruyor ama olsun), Yasunari Kawabata olmak üzere yazarlarının da hastasıyım, mimarisinin de; ayrıca Fransa Büyükelçisi sıfatıyla bulunduğum sırada daha birçok mevzusuna da hasta olmuştum. Animeden kastım filmler ya kısa diziler değil, 300 bölümlük dizilerden falan bahsediyorum. Eğer aranızda, bağlamam çift tezene, anime izlerim izlemem sana ne? diyen olursa, saygıyla karışık bir üzüntüye gark olurum. Gözlerine yazık, otuzbir çeken cüce kalıyormuş gibi bir şehir efsanesi yayacağım "anime izleyen uyurken burnunda dev bir balon inip şişiyormuş" diye. 300 bölüm düşünün, &lt;a href="http://en.wikipedia.org/wiki/The_Young_and_the_Restless"&gt;Yalan Rüzgar&lt;/a&gt;ı(a.s) 9530 bölüm zaten. Onunla dalga geçip "obüü yoo yolon rüzgoru vordu nö komüktü" gibi garip muhabbetler edenler var, ulan her bölümde nasıl heyecan yaşıyorsun aga ben anlamıyorum, adam girdiği dövüşlerin %93ünü falan ilk karşılaşmada yenmek zorunda yani. Geri kalan %7 de yenemediği için değil ha; 30 bölüm sonra aynı adamı çıkartıp onu da yenecek. Öyle gözleri dönmüş ki, sonunu bile bile izliyor 300 bölüm, ciddiyim 300 bölüm izliyor, sırf Britanya'lıların cliffhanger dediği şey yüzünden izliyor. Mesela 100 bölümden fazla bir Anime'yi izleyen insanın zekasının gerileyeceğine inandığım için diyaloğa girmemeyi tercih ediyorum. Keza ağzını şaplatarak yiyenlerin de istisnasız olarak sevmediğim insanlar olduklarını fark edince şaşırmam gibi bunu da fark ettiğimde çok şaşırmıştım.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;P.S3: Bildiğim birkaç ismi araştırırken pokemonun 673'ten fazla bölümü olduğunu öğrendim, ne diyeyim ki yani, izleyen var yapıyorlar.(Gerçekten çok yaratıcı bir bitiriş cümlesi, geçenlerde duyduğum "çalışırsam olur, çalışmazsam olmaz."la pragmatizm konusunda başabaş gidiyorlar.)&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7998559722419790733-2697261339639907695?l=monteyn.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://monteyn.blogspot.com/feeds/2697261339639907695/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://monteyn.blogspot.com/2010/11/steve-jobs-uzerine.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7998559722419790733/posts/default/2697261339639907695'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7998559722419790733/posts/default/2697261339639907695'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://monteyn.blogspot.com/2010/11/steve-jobs-uzerine.html' title='Steve Jobs Üzerine'/><author><name>monteyn</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03187474600345714216</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='28' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_hPtIqgS_Scs/SceXiLqsYJI/AAAAAAAAAAw/jXlO3WnbDVw/S220/montaigne.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_hPtIqgS_Scs/TPDAh3dl6EI/AAAAAAAAAio/vf5-GibZ49I/s72-c/android%2Bvs%2Biphone%2Bflash.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7998559722419790733.post-844375814501217578</id><published>2010-11-24T17:51:00.006+01:00</published><updated>2010-11-24T18:13:58.723+01:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='haftanın modern talking klibi'/><title type='text'>Gaudi Üzerine</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_hPtIqgS_Scs/TO1DPD3t-rI/AAAAAAAAAiQ/eJrJz1GVWrw/s1600/Sagrada_Familia_01.jpg"&gt;&lt;img style="display: block; margin: 0px auto 10px; text-align: center; cursor: pointer; width: 400px; height: 269px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_hPtIqgS_Scs/TO1DPD3t-rI/AAAAAAAAAiQ/eJrJz1GVWrw/s400/Sagrada_Familia_01.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5543160642379053746" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;Antoni Gaudi diye bir herif var, zamanının ünlü mimarlarından kendisini 1926 yılında kaybettik. Yukarıda yarım bıraktığı &lt;a href="http://en.wikipedia.org/wiki/Sagrada_Fam%C3%ADlia"&gt;Sagrada Familia&lt;/a&gt; isimli kiliseyi görüyorsunuz. Durun bir tane de farklı açıdan resmini koyayım.&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_hPtIqgS_Scs/TO1Ejar3jXI/AAAAAAAAAiY/s-iIYNNCcyw/s1600/sagrada_familia1.jpg"&gt;&lt;img style="display: block; margin: 0px auto 10px; text-align: center; cursor: pointer; width: 300px; height: 400px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_hPtIqgS_Scs/TO1Ejar3jXI/AAAAAAAAAiY/s-iIYNNCcyw/s400/sagrada_familia1.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5543162091612376434" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;Herif 1926'da öldüğünde kilisenin daha çeyreği tamamlanmış halde kalıyor, araya İspanya İç Savaşı falan da girince kimse sallamıyor mekanı, şimdilerde Gaudi'nin ölümünün 100. yılına yetiştirmeye çalışıyorlar. Neyse bu yarım kalmış inşaatı göstermişken bir de şu aşağıdakini göstereyim dedim. Bir kısmınızın gördüğünü tahmin ediyorum. Mimarı falan da ölmedi bu arada, herkes yaşıyor. Durduk yere Olacak O Kadar duyarlılığı yaptım, pıyyy. O zaman cümleyi de o kafayla bitireyim, eee başımızdakiler böyle oldukça daha çoook bina yarım kalır. Tabii bu söz beni bağlamıyor, Fransa'da öyle bir sorun yok.&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_hPtIqgS_Scs/TO1F2Bz67bI/AAAAAAAAAig/j_zu1vR101g/s1600/kafes.jpg"&gt;&lt;img style="display: block; margin: 0px auto 10px; text-align: center; cursor: pointer; width: 400px; height: 232px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_hPtIqgS_Scs/TO1F2Bz67bI/AAAAAAAAAig/j_zu1vR101g/s400/kafes.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5543163510864407986" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7998559722419790733-844375814501217578?l=monteyn.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://monteyn.blogspot.com/feeds/844375814501217578/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://monteyn.blogspot.com/2010/11/gaudi-uzerine.html#comment-form' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7998559722419790733/posts/default/844375814501217578'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7998559722419790733/posts/default/844375814501217578'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://monteyn.blogspot.com/2010/11/gaudi-uzerine.html' title='Gaudi Üzerine'/><author><name>monteyn</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03187474600345714216</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='28' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_hPtIqgS_Scs/SceXiLqsYJI/AAAAAAAAAAw/jXlO3WnbDVw/S220/montaigne.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_hPtIqgS_Scs/TO1DPD3t-rI/AAAAAAAAAiQ/eJrJz1GVWrw/s72-c/Sagrada_Familia_01.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7998559722419790733.post-3955738114854866976</id><published>2010-11-24T15:11:00.012+01:00</published><updated>2010-11-24T16:16:20.006+01:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='saçma'/><title type='text'>Yamuk Bacaklılar Nasıl Pantolon Giymeli Üzerine</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_hPtIqgS_Scs/TO0lGzRxUAI/AAAAAAAAAiI/Xw98U9Mv-Lw/s1600/House_of_dolls_cover.jpg"&gt;&lt;img style="display: block; margin: 0px auto 10px; text-align: center; cursor: pointer; width: 215px; height: 350px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_hPtIqgS_Scs/TO0lGzRxUAI/AAAAAAAAAiI/Xw98U9Mv-Lw/s400/House_of_dolls_cover.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5543127515137134594" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Valla ben de bilmiyorum nasıl pantolon giymeli, ama kadınsa kalçayı ortaya çıkaran bir şey giymesini tavsiye ediyorum. Bûloğa bunu arayıp giren olmuş, ben de artık halkın isteklerini göz önünde bulundurma kararı aldım. Yani zaten yamuk bacak nasıl oluyor, içe patel mi? Yoksa aynen (  )  şu şekilde(aynı zamanda bir Sigur Ros albümü, adamlar yamuk bacaklara albüm yapmışlar vay canına) olan bacaklardan mı? Eğer öyleyse bol siyah pantolon giymelerini öneriyorum, mümkünse kalça kısmı dar olsun. Neyse, şimdi konuya geliyorum, geçen gün Fatih Akın'ın "Yaşamın Kıyısında" isimli filmini izliyordum, yine bu bahsettiğim "BAKIN MESAJ VERİYORUM HAHAHA" meselesinden ötürü filmin pek bir numarası yok, estetik rezil olmuş, ayrıca şu farklı hayatların kesişmesi sikinden de bi vezgeçemediler, Magnolia var lan zaten, neyse burada film eleştirecek değilim. Tuncel Curtis oynuyor onun için kısaca bir şeyden bahsedeceğim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu Tuncel Curtis denen adam biliyorsunuz, 50'lerde İngiltere'ye gidiyor bir süre orada yaşıyor, bakallık yapıyor, zaten o dönemde yaşadıklarını Fransa'ya uyarlayıp İBrahim Bey ve Kuran'ın Çiçekleri isimli film çekilmiştir.  İngiltere'nin bakkal ihtiyacı doğu ülkelerinden karşılanıyor. İngiliz bir hanımefendiyle evlenip nikahına alıyor, ve çocukları Kevin doğuyor. Tabii çocuk iki isimli olacak ananelere göre, ilk isim olarak Tuncel illaki Faysal da Faysal diye diretiyor, karısı tatlı dille "Bak Tuncel, İslamofobi denen şeyin yükselişine 10 bilemedin 15 yıl kaldı, çocuğu yakma" diyor, tabii ki bunu anlayışla karşılamayan Tuncel "amaan ne haliniz varsa görün be, ben gidiyorum" diyip kapıyı vurup çıkıyor, gidiş o gidiş, önce boşanma kağıtları eve geliyor, 15-20 yıl sonra da Almanya'da çektiği bazı filmlerin haberleri geliyor, karısı Deborah ve oğlu küçük Ian'a. Evet dostlarım bildiniz. Ian Curtis, Tuncel Curtis'in has be has oğludur, hatta ses tonundan da bunu teyit edebilirsiniz. Ancak işin en üzücü yanı, kendisinin intiharının çeşitli hurafelere dayandırılmış olmasıdır, aslen baba eksikliğiyle büyümüş olan Ian, ap,esrar, oroyin ne bulduysa içmiş, pide gibi kafayla şarkılar yazıp Joy Division* yani, Neşe Tümen'i isimli grubu kurup çeşitli şarkılar söyleyip bu baba eksikliği vesilesiyle intihar etmiştir. Grubun son şarkısı Decades de "seni on yıllardır görmüyorum" gibi bir anlam taşır, babası için yazılmıştır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*Joy Division İkinci Dünya Savaşı sırasında, Yahudi kadınların toplama kamplarında zorla fahişe olarak çalıştırıldıkları mekana verilen isimlerden biri. Tabii bunun gerçek mi yoksa kurgu mu olduğu tam olarak belli değil, çünkü terim ilk olarak The House of Dolls diye bir kitapta geçiyor ve bunu var olup olmadığı belli olmayan bir günlüğe dayandırıyor. Bu demek değil ki, kadınlara tecavüz edilmemiş, Ahmedinejad mıyım lan ben?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;P.S: &lt;a href="http://missdistimi.blogspot.com/2010/11/mim-goes-to.html"&gt;Mademoiselle Schizoide&lt;/a&gt; "mimlemek" denilen bûlogculuk cemaatinde verilen "+rep emeğe saygı" gibi bir şey vesilesiyle beni mimlemiş, teşekkürler. Çeşitli sorular var ancak bunlar Marcel Proust'un meşhur ettiği sorular olduğu ve şu an Kayıp Zamanın İzinde 2'yi yazmakta olduğum ve tam bir cilt daha fazla yazıp Proust'a geçirmeye çalıştığım için cevap veremeyeceğim sanırım, ancak nefret ettiğim sesin ergen erkeğin heyecanla bir şey anlatmaya çalıştığı sesi olduğunu hiç düşünmeden söyleyebilirim. Orada bu soru yok ama en sevdiğim sayı 72, sesi de her zaman 72'de tutuyorum, her yere 72 yazmak istiyorum. Bu kadar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;P.S2: Sigur Ros demişken, buyrun en sevdiğim şarkısı kendilerinin, 2.45'den sonra gözlerinizi kaparsanız, uçağın kalkışı sırasındaki o hayvani gücü hissedeceksiniz zihninizde:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;object width="480" height="385"&gt;&lt;param name="movie" value="http://www.youtube.com/v/nKHN8N190Jg?fs=1&amp;amp;hl=en_GB"&gt;&lt;param name="allowFullScreen" value="true"&gt;&lt;param name="allowscriptaccess" value="always"&gt;&lt;embed src="http://www.youtube.com/v/nKHN8N190Jg?fs=1&amp;amp;hl=en_GB" type="application/x-shockwave-flash" allowscriptaccess="always" allowfullscreen="true" width="480" height="385"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;/object&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7998559722419790733-3955738114854866976?l=monteyn.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://monteyn.blogspot.com/feeds/3955738114854866976/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://monteyn.blogspot.com/2010/11/yamuk-bacakllar-nasl-pantolon-giymeli.html#comment-form' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7998559722419790733/posts/default/3955738114854866976'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7998559722419790733/posts/default/3955738114854866976'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://monteyn.blogspot.com/2010/11/yamuk-bacakllar-nasl-pantolon-giymeli.html' title='Yamuk Bacaklılar Nasıl Pantolon Giymeli Üzerine'/><author><name>monteyn</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03187474600345714216</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='28' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_hPtIqgS_Scs/SceXiLqsYJI/AAAAAAAAAAw/jXlO3WnbDVw/S220/montaigne.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_hPtIqgS_Scs/TO0lGzRxUAI/AAAAAAAAAiI/Xw98U9Mv-Lw/s72-c/House_of_dolls_cover.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7998559722419790733.post-5475683593579244477</id><published>2010-11-23T11:26:00.004+01:00</published><updated>2010-11-23T11:47:48.072+01:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='öyle'/><title type='text'>Taksim Üzerine</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_hPtIqgS_Scs/TOubNBtryHI/AAAAAAAAAiA/vuvx65sYN5E/s1600/slash_saul_hudson.jpg"&gt;&lt;img style="display: block; margin: 0px auto 10px; text-align: center; cursor: pointer; width: 295px; height: 400px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_hPtIqgS_Scs/TOubNBtryHI/AAAAAAAAAiA/vuvx65sYN5E/s400/slash_saul_hudson.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5542694414510180466" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Mekan olanı değil, insan olanı üzerine. Yıllardır adı Taksim olan bir gitarcıyı beğenip övüyoruz, abi o November Rain nasıldı ya, falan filan diye, fakat Burçin- Gitarımla Türküler Söyledim'i, efendime söyleyeyim bir Sarp- Siyahın Matemi gibi isimleri hor görüyor, çevresinde çember olup Yumurcak'ın mahalle arkadaşları gibi itekleyip duruyoruz, yazıklar olsun.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Adamın adı Kovakafa lan! Mesela Erik Satie kendine Orgcu Serseri deseydi, ya da Wagner kendine Kaçak Gönül ismi koysaydı ciddiye alınmayacaktı, ne üzücü. Ayrıca onların da şarkı isimleri uzun misal: "Hoho! Hoho! Hohei! Schmiede, mein Hammer, ein hartes Schwert! Hoho! Hahei! Hoho! Hahei! Einst färbte Blut dein falbes Blau" oha lan insan id3 tag'i hiç düşünmez mi, onu bırak anası babası da adamı düzgün müzik yapıyor sanıyor, sorsalar "canım bi saniye gelir misin?  şu senin o damar şarkının adı neydi?" d,ye "Hoho! Hoho! Hohei! Schmiede, mein Hammer, ein hartes Schwert! Hoho! Hahei! Hoho! Hahei! Einst färbte Blut dein falbes Blau" mu diyecek? En azından bir kısaltma bulması lazım, günümüzdeki halefleri de aynı hatayı yapıyor, mesela geçen gün otobüsle yolculuk ederken Leonard Cohen- Famous Blue Raincoat yazan şarkının hemen altında şu şarkıyı gördüm: " Murat Boz- Hayat Sana Güzel (Club-Miix- DjYunus) 2010 Kopmalıqq&lt;span id="eow-title" class="long-title" dir="ltr" title="MURAT BOZ-  HAYAT SANA GUZEL ( CLUB - MiiX- DJYunus ) 2010 KOPMALIK !!!"&gt;" benim müzikçalarımın hafızası zaten şarkıyı kaldıramayıp çöktü.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ayrıca, Leonard Cohen- Blue Moon diye bir şarkı gördüm, şu yanlış isimlendirme meselesinden ötürü parmak aralarını kağıt kesiği atmak istiyorum bazı insanların. Bundan bir önce gördüğüm bir saçmalık da Lemon Tree'nin The Beatles'a ait olduğu gibi bir şeydi. Neyse, şarkının adı Woke up this Morning, Alabama 3'den, zaten adamla sesi nasıl karışıyor anlamıyorum, adam arada kendinden geçtiğinde uu beybi çekecek neredeyse, alın şarkı:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;object width="480" height="385"&gt;&lt;param name="movie" value="http://www.youtube.com/v/AG90DBEC43A?fs=1&amp;amp;hl=en_GB"&gt;&lt;/param&gt;&lt;param name="allowFullScreen" value="true"&gt;&lt;/param&gt;&lt;param name="allowscriptaccess" value="always"&gt;&lt;/param&gt;&lt;embed src="http://www.youtube.com/v/AG90DBEC43A?fs=1&amp;amp;hl=en_GB" type="application/x-shockwave-flash" allowscriptaccess="always" allowfullscreen="true" width="480" height="385"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;/object&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7998559722419790733-5475683593579244477?l=monteyn.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://monteyn.blogspot.com/feeds/5475683593579244477/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://monteyn.blogspot.com/2010/11/taksim-uzerine.html#comment-form' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7998559722419790733/posts/default/5475683593579244477'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7998559722419790733/posts/default/5475683593579244477'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://monteyn.blogspot.com/2010/11/taksim-uzerine.html' title='Taksim Üzerine'/><author><name>monteyn</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03187474600345714216</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='28' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_hPtIqgS_Scs/SceXiLqsYJI/AAAAAAAAAAw/jXlO3WnbDVw/S220/montaigne.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_hPtIqgS_Scs/TOubNBtryHI/AAAAAAAAAiA/vuvx65sYN5E/s72-c/slash_saul_hudson.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7998559722419790733.post-2517189698704148464</id><published>2010-11-13T09:41:00.007+01:00</published><updated>2010-11-13T16:13:13.139+01:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='inceleme'/><title type='text'>Şimdi Uyuyayım Sabah Erkenden Kalkar Çalışırım Üzerine</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_hPtIqgS_Scs/TN5Rcdi3bkI/AAAAAAAAAh4/pDIpl9nqbJ8/s1600/graph.png"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 400px; height: 309px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_hPtIqgS_Scs/TN5Rcdi3bkI/AAAAAAAAAh4/pDIpl9nqbJ8/s400/graph.png" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5538954141121343042" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Evet, dostlarım zamanında ben de öğrenci oldum, o sefaleti bilirim. Bugün de sizinle Dünya'nın en büyük yalanlarından biri, yani "Şimdi uyuyayım yarın sabah erkenden kalkar çalışırım." üzerine konuşacağım. Bunun diğer bir versiyonu da gece 2'de, "Beni bir saat sonra uyandır."dır, bildiğiniz gibi uyanmaz, ve sizi bundan sorumlu tutmaya çalışır; böyle durumlarda hiç düşünmeden dövüp sokağa atın bu insanı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gördüğünüz gibi saat 10 civarında uyuyanlar istikrarlı bir başarı sağlayarak %40'a kadar uyanabilme ihtimali tutturuyorlar, bu insanlar önceden çalışmış belki sabah tekrar için uyanıp sınavda yardıracak insanlardır. Tabii ki bu istatistikleri DPT'den aldım, çünkü bu yalanı söyleyenlere ağır nüfus planlaması uygulamayı ve hatta vazektomi ve benzeri yöntemler uygulamayı düşündüklerini biliyorum.(Bana kalsa lobotomi uygulasınlar derim) Ancak, bu demek olmuyor ki mesela, saat 3'te yatan biri 5.30'da kalkıp çalışamaz! Her zaman istisnalar vardır, London School of Economics'de bize bunu "outliers" diye öğretmişlerdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Saat 11'e geldiğinde artık uyusa da uyanma oranı düşmüştür, zaten 11'de yatacak kişi muhtemelen 12'ye kadar çeşitli çevrimiçi sosyal ağlarda sürtüp "canım çok tatlı çıkmışsın", "karşim, çok güzel günlerdi keşke geri dönebilsek :/" gibi yorumlar yazarak kendi hayatını sikmeye bir adım daha yaklaşır, tebrik ederim. Bunların aynı zamanda saat 3'e kadar oyun oynayanları, sabaha kadar online mesajlaşanları ve bu mesajlaşmalar esnasında "hehe yarın da sınavım var sıçtım" diye kendiyle dalga geçtiğini, efendime söyleyeyim sarkastik olduğunu sananları var ki, EVET SIÇTIN GERİZEKALI! diyecek arkadaşıyla konuşmak yerine saçmasapan insanlarla konuştuğu için kafasına dank etmeyecektir muhtemelen.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Saat 12'ye geldiğinde 650 sayfalık kitabın daha 18'inci sayfasında olduğunu gören insanın içini dert kaplar, ve "Eski sevgilinin, yeni sevgilisiyle çektirdiği fotoğrafını görmek" şeklinde adlandırabileceğim o, götten boyna doğru yukarı çıkan tutuşmaya benzer bir şey yaşamaktadır. Artık geri dönüş yoktur sevgili dostlarım, bu andan itibaren attığı "sabah erken kalkarım" yalanı sadece vicdanını biraz da olsa rahatlatmak içindir, ama başarısızlık kapıdadır sefalet kapıdadır, yazıklar olsundur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Saat 1 ve ondan sonrası için de böyle diyenler olmasına rağmen onlardan bahsetmek dahi istemiyorum, çünkü kuracakları cümleler şuna benzerdir "Cevap 16 mıydı?", "Nasıl, Balinese Cock Fight olur lan!", "Hayır anlamıyorum Hitler'in o döne.. Neyse artık", "Aga bir kere Graduate Cyclinder haaaa doğruu" işte bu cümleleri kuranlar şüphesiz ki, yanmadan yanacaklardır, tasavvufi anlamda değil gerçek anlamda.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7998559722419790733-2517189698704148464?l=monteyn.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://monteyn.blogspot.com/feeds/2517189698704148464/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://monteyn.blogspot.com/2010/11/simdi-uyuyaym-sabah-erkenden-kalkar.html#comment-form' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7998559722419790733/posts/default/2517189698704148464'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7998559722419790733/posts/default/2517189698704148464'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://monteyn.blogspot.com/2010/11/simdi-uyuyaym-sabah-erkenden-kalkar.html' title='Şimdi Uyuyayım Sabah Erkenden Kalkar Çalışırım Üzerine'/><author><name>monteyn</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03187474600345714216</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='28' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_hPtIqgS_Scs/SceXiLqsYJI/AAAAAAAAAAw/jXlO3WnbDVw/S220/montaigne.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_hPtIqgS_Scs/TN5Rcdi3bkI/AAAAAAAAAh4/pDIpl9nqbJ8/s72-c/graph.png' height='72' width='72'/><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7998559722419790733.post-8284013396262197262</id><published>2010-11-13T07:19:00.004+01:00</published><updated>2010-11-13T07:51:02.806+01:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='haftanın modern talking klibi'/><title type='text'>Electronic Üzerine</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_hPtIqgS_Scs/TN4ufY_0N4I/AAAAAAAAAho/3iqLrs5CtrU/s1600/47001_486799960766_207897965766_7448086_3116740_n.jpg"&gt;&lt;img style="display: block; margin: 0px auto 10px; text-align: center; cursor: pointer; width: 400px; height: 400px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_hPtIqgS_Scs/TN4ufY_0N4I/AAAAAAAAAho/3iqLrs5CtrU/s400/47001_486799960766_207897965766_7448086_3116740_n.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5538915708533225346" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Pardon, Electronic elemanları Johnny Marr'ı ve Bernard Sumner'ı koyacaktım yukarı ama yanlış fotoğrafı seçtim, bu da çok "bilirdim gözlerin gülmezdi" tipi bloglara yakışan bir fotoğraf ama önemli değil. Belki de, belki de içimizdeki spirallerdir beni bu hale getiren, ya da değil miydi aslında kusursuz güzellik ve fibonnaci sayıları. HAYIR DEĞİLDİ! YETER ARTIK RETORİK SORULAR YÜZÜNDEN ŞİİR ÖLDÜ BE! 2004 civarı Fibonacci sayılarını övme hastalığı başlamıştı, ben hiç matematikten anlamadığım ve popüler olandan uzak kalmayı büyük marifet sanıp Da Vinci Şifresini okumadığım için Fibonacci sayıları yerine bana popülermiş gibi gelmeyen Iron Maiden ve Metallica'yı övüyordum, öyle yani.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Neyse, bu adamları geçen sene dinliyordum, bir tanesi biliyorsunuz zaten The Smiths'in ve şimdilerde Modest Mouse'un elemanı, aynı zamanda Christopher Nolan sevenler için söylüyorum, Inception'ın müziklerine de katkıda bulunmuş biri; diğeri de Joy Division ve New Order elemanı. Zaten Bernard Sumner denen sikişmişin çocuğunu hiç sevmediğimi belirtmiştim belki de önceden "Aga adam o sözleri sanatsal amaçla yazıyor sandık biz, valla bunalımda değil sanıyorduk" tipi yorumlarından ötürü. İkinci albümlerinde Karl Bartos da katılıyor, bir insanın adı Karl Bartos ise bana kalırsa doğrudan orduya girip hemen yükselip general mertebesine varmalı ve başarıdan başarıya koşmalıdır, fakat kendisi Kraftwerk elemanı olup başarıdan başarıya koşmuş.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu insanevlatlarının müzikleri, daha çok New Order ayarında olmasına rağmen, Johnny Marr'ın gitarının öne çıktığı bir çok parça da var, garip bir şey böyle grubun oluşması hep şaşırtmıştı beni aslında. Dinlemeden önce, "aha her an kulaklarım zevkten patlayabilir" diye heyecanla başlamıştım, ancak ortalama erken dönem gitarlı elektronik müzik yapan grupla, yine başlangıç dönemi Madchster müziği gibi bir şeyle karşılaşıp heyecanımı yitirmiştim, ama iyi şarkıları var yani. Sabah sabah aklıma geldi, söyleyeyim dedim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;object width="480" height="385"&gt;&lt;param name="movie" value="http://www.youtube.com/v/g9dXWgYKutY?fs=1&amp;amp;hl=en_GB"&gt;&lt;param name="allowFullScreen" value="true"&gt;&lt;param name="allowscriptaccess" value="always"&gt;&lt;embed src="http://www.youtube.com/v/g9dXWgYKutY?fs=1&amp;amp;hl=en_GB" type="application/x-shockwave-flash" allowscriptaccess="always" allowfullscreen="true" width="480" height="385"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;/object&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;P.S: Bu Manchester gruplarında şarkı söylerken elleri arkaya bağlama hastalığı var galiba, Happy Mondays de böyleydi, Liam Gallagher'da da böyle, bir afralar tafralar. Sanırım bu elemanların çoğunluğu uzun dönem askerlik yapınca elleri arkaya bağlamaya alışmış, bütün Manchester kökenli elemanlara bir adet Casio F91 yollayacağım. Şol gruplar rivayet olunur ki Bristol Sound, sallanmayan mikrofon sehpası hediye edilecek.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7998559722419790733-8284013396262197262?l=monteyn.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://monteyn.blogspot.com/feeds/8284013396262197262/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://monteyn.blogspot.com/2010/11/electronic-uzerine.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7998559722419790733/posts/default/8284013396262197262'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7998559722419790733/posts/default/8284013396262197262'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://monteyn.blogspot.com/2010/11/electronic-uzerine.html' title='Electronic Üzerine'/><author><name>monteyn</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03187474600345714216</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='28' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_hPtIqgS_Scs/SceXiLqsYJI/AAAAAAAAAAw/jXlO3WnbDVw/S220/montaigne.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_hPtIqgS_Scs/TN4ufY_0N4I/AAAAAAAAAho/3iqLrs5CtrU/s72-c/47001_486799960766_207897965766_7448086_3116740_n.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7998559722419790733.post-7273680971312139718</id><published>2010-11-12T17:19:00.004+01:00</published><updated>2010-11-12T18:09:30.532+01:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='öyle'/><title type='text'>Scarlett Johansonn'ı Güzel Bulan Beni Güzel Bulmasın</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_hPtIqgS_Scs/TN1puH9J5DI/AAAAAAAAAhg/8v-PG2rFd_Q/s1600/michel-de-montaigne.jpg"&gt;&lt;img style="display: block; margin: 0px auto 10px; text-align: center; cursor: pointer; width: 374px; height: 400px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_hPtIqgS_Scs/TN1puH9J5DI/AAAAAAAAAhg/8v-PG2rFd_Q/s400/michel-de-montaigne.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5538699357866026034" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;İçki masasındaki kişisel ızdıraplarımı açıklayacağım yazıdır.&lt;br /&gt;Bir arkadaş çevrem var, ne zaman otursak İrlanda'yı övüyoruz, İrlanda'nın bana tek yararı Oral-B diş iplerini üretmesi olmasına rağmen, vay efendim, Joyce, Beckett(kendisinin Paris'e gelmesini sağlayan benim), Oscar Wilde, Danyal Day-Lewis derken kendimizi kaptırıp "abi ben İrlandalı'nın taşağını yiyeyim, şurada bir İrlandalı olsa da bizi sıradan geçirse"ye vardırıyoruz, tabii ki bu noktaya vardığımızda anlıyoruz ki fazla içmişiz o yüzden derhal İrlanda'yı övmeyi bırakıyoruz, fakat ben "Pollitika ve Din tartışmamaya yemin ettim!" dediğim için içki muhabbeti sona eriyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Trollük müessesine karşı kendimi geliştirmek için sarhoşken din ve politika tartışmama kararı aldım(!) Bunu başardığım gün zaten erermişim gibi geliyor. Hayır işin kötü yanı, diyelim ki karşıdaki daha donanımlı(muhtemelen politika alanındadır yediğim ayar sayın dostlarım, Noel'in yaklaşmasıyla yavaştan Türkiye'ye hacca gitme kararı aldım, Aya Nikola kilisesini tavaf edeceğim. Gerçi genel olarak hiçbir şey bilmiyorum iki konuda da İlhan İrem gibi biriyim aslında.Işık ve Sevgiyle) insandan ayarı yedikten 46 dakika sonra cevap aklıma geliyor ve onu söylemek istiyorum ama artık iş işten geçmiş olduğu için bir 16 dakika falan konuyu tekrar oraya çekmeye çalışıyorum, ama bakıyorum söyleyeceğim saçmalığa, daha ağır ayar gelecek bu yüzden öyle gecenin içine ediliyor. Geceleyin uyumadan önce de vicdan azabı içerisinde "allah kahretsin keşke deseydim, harf devrimi reöreöreöröe"dir diye falan diye çıldırıyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Diğer bir mesele, masanın çok erken sarhoş olanını çekmek, ki kabir azabı denilen şey bence budur. Tamam salaklıkları komik olabilir ama fikir belirtirken "bakhhh, bakhhh, bi saniyye Sarkozy şimdi yanlış yaptı yani, çok şey olunca, hiç olmadı" cümleleri kurması gerçekten de çekilir gibi değil. Fakat hepimiz herhangi bir masanın erken sarhoş olanı olabiliriz, vücut her an kelek atmaya hazırdır, bu yüzden en azından sarhoş olmaya başladığımı anlarsam derhal masaya deklare ediyorum bunu ki, sonrasına günah çıkartabilmek kolay olsun. Fakat, bu erken sarhoş olanın bir de sevdalısından ayrıldığını düşününüz, işte masayı tetikleyen derhal &lt;a href="http://themeyhane.com/"&gt;themeyhane.com&lt;/a&gt;'un açılmasına sebep olan ve masanın sızana kadar dertlenip "çok aşığın var diyorlar"dan girip, "kış güneşi"yle hafiften popa kayması(kış güneşi'ne sözüm yok on numara şarkı, hatta her mp3 çalar gibi kendi mp3 çalarımda da bulunan "KARIŞIK" isimli klasörümde bulunmaktadır bu şarkı, benim, müzik dosyasını "oynax" diye isimlendiren arkadaşlarım da var) ve EĞER RAKI İÇİLİYORSA KAHIR MEKTUBU AÇILACAK! Progresifderbederlik genre'ına ait olan bu eseri ezbere bilen tabii ki de birçok müdavim vardır. Hepsine saygılarımı iletiyorum, ardından gelen Sorma'yla bünyeye zehir zerkedilip o civarlarda gezilir işte, ne gerek vardı böyle şarkı listesi oluşturmaya. Derseniz, tabii ki bu masanın ambiyansı aklınıza gelsin diye söylediğim bir oyundur, Kurt Vonnegut'un mezar taşında Tanrı'nın varlığını kanıtı için gerekli olan tek şey müziktir yazınız demiş olduğu için yazıyorum. Ha bak var mı yok mu tartışmaya girmiyorum, yeminliyim çünkü. Zaten bilmiyorum, konu hakkında yorum yapmayı uygun bulmuyorum. Neyse, az çok herkesin bir yarası olduğu için herkesin aşka gelmesi işten bile değil, ben böyle durumlarda derhal cep telefonumu bir arkadaşıma veriyorum mesela, çünkü hem mesajın bir boka benzememesi hem de atıyorum Ayla'ya gieceğine Ayhan'a gitmesi ihtimali olduğu için yormuyorum kendimi, bütün dertlerden kurtuluyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir de, sadece o anda akıldan geçen düşünceyi arkadaşa mesaj atmak var ki bence o da çok saçma "altın madalyon olmayacaktı işte o, pembe giyilecekti" gibi mesajlar. Bunlar bir gece önce olanları hatırlatacak kilit cümleler işlevi de görmektedir aynı zamanda. Bu arkadaşlara atılanları silmiyorum ama o kafayla gönül mevzuulu mesajları sarhoşken derhal siliyorum ki, sabah kalktığımda hem gelen garip cevaplardan bir şey anlamayayım hem de rezil olayım diye. Sarhoşken ayıklığıma adeta komplo kuruyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Meze sikicilerden, sevdiği müziği dinletmeye çalışanlardan(rakı sofrasında Blind Guardian açmak mesela, ya da ne bileyim Burzum falan), art arda 53 tane Ahmet Kaya şarkısı dinlemeye kasanlardan(bu da garip bir sosyolojik olgu aslında), bahsetmek dahi istemiyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Saygılar&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Monteyn&lt;br /&gt;Fransız Aydını&lt;br /&gt;Chateau de Montaigne&lt;br /&gt;Bordeaux, France&lt;br /&gt;Tel: +33 (0)9 69 36 39 00&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7998559722419790733-7273680971312139718?l=monteyn.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://monteyn.blogspot.com/feeds/7273680971312139718/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://monteyn.blogspot.com/2010/11/scarlett-johansonn-guzel-bulan-beni.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7998559722419790733/posts/default/7273680971312139718'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7998559722419790733/posts/default/7273680971312139718'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://monteyn.blogspot.com/2010/11/scarlett-johansonn-guzel-bulan-beni.html' title='Scarlett Johansonn&apos;ı Güzel Bulan Beni Güzel Bulmasın'/><author><name>monteyn</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03187474600345714216</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='28' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_hPtIqgS_Scs/SceXiLqsYJI/AAAAAAAAAAw/jXlO3WnbDVw/S220/montaigne.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_hPtIqgS_Scs/TN1puH9J5DI/AAAAAAAAAhg/8v-PG2rFd_Q/s72-c/michel-de-montaigne.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7998559722419790733.post-850691648842888434</id><published>2010-11-06T00:51:00.004+01:00</published><updated>2010-11-06T01:27:30.464+01:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='öyle'/><title type='text'>Ebeveyn Sansüründen Mağduriyet Üzerine</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_hPtIqgS_Scs/TNSY2RuSXOI/AAAAAAAAAhQ/QFSI5K0GiNE/s1600/images.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 251px; height: 201px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_hPtIqgS_Scs/TNSY2RuSXOI/AAAAAAAAAhQ/QFSI5K0GiNE/s400/images.jpg" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5536217900183084258" /&gt;&lt;/a&gt;Şimdi bu olay, ben daha 5-6 yaş civarlarındayken yaşanıyor. O zamanlar ilk ereksiyon dönemlerimdi konuyu anneme sormuş, bunun sıcaktan olduğu gibi kısa sürede atılabilecek en kaliteli yalandan bir cevap almıştım. Sonradan bunun sıcaktan mıcaktan olmadığını uydu yayını ve çanak antenin(venus tv) ülke sınırlarına bir kanser gibi yayılmasıyla anlayacaktım, ama iki üç yıl daha vardı.( Bundan üç dört yıl sonrasında evdeki cinsel sağlık ansiklopedisine dadanıp vajinismus olsun, döl yolu iltihaplanması olsun öğrenmiştim. Bu da Fransız Aydınlığının bir parçası sayın dostlarım, eğer Fransız Öpücüğü varsa, erken cinsel bilinçlenen insanlar vesilesiyle var.) Bu arada şu an bunu yazarken Omar Souleyman dinliyorum, siz de dinleyin acaip kafası var. &lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;object width="480" height="385"&gt;&lt;param name="movie" value="http://www.youtube.com/v/hAplNxqpmJ4?fs=1&amp;amp;hl=en_US"&gt;&lt;param name="allowFullScreen" value="true"&gt;&lt;param name="allowscriptaccess" value="always"&gt;&lt;embed src="http://www.youtube.com/v/hAplNxqpmJ4?fs=1&amp;amp;hl=en_US" type="application/x-shockwave-flash" allowscriptaccess="always" allowfullscreen="true" width="480" height="385"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;/object&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;(adam ağır düğün orgcusu!!)&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Neyse, olaya geri dönüyorum, tabii artık o yaşlarda insanda karşı cinsin de var olduğuna dair bilinç oluşuyor. Anasınıfında Merve'yle falan takılmaya çalışıyorum yani, takılmaktan kastım peluş oyuncakla oynamaktır saygısever okurlar. Şimdi kızlarda mevzunun farklı olduğunu biliyorum fakat tam olarak ne olduğunu bilmiyorum. İşte bir gün cesaretimi toplayıp Valide Hanım'a bunu sordum. "Erkeklerin pipisi, kızların kutusu olur" dedi, ve o an kafamda canlanmış olan kadın cinsel organı resmini yukarı aynen koydum.(hayır bush ya da saddam değil!) Validenin bana yelek örmessi için gittiğimiz tuhafiyecilerdeki Ören Bayan iplik kutusu aklıma geldi, altın rengi falan, ama delirmek üzereyim o yaşta "nasıl ören bayan kutusu ulan sığmaz ki!" diye düşüne düşüne filmlerdeki çamaşır makinasını izleyen çocuklara döneceğim artık, hayır çamaşır makinasında da merdaneliden otomatiğe henüz geçmişiz, birkaç yaş büyük olsam o merdanenin kaynar suyu içerisinde haşlanacağım demek ki. Ne zaman pazara çıksak düğmecilerin, iplikçilerin önünde donup kalıyorum, altıma kaçırmamın üzerinden 4-5 yıl geçmiş olsun, küçükken baba dayağı yemiş rastalı gençler gibi psikolojim bozulacak o yaşta yine gerileyip altıma işemeye başlayacağım, o derece. Bir insan organı nasıl bu kadar enigmatik olabilir, kutuna koyayım falan diye düşünüyorum. Artık çileden çıktım, gezmelere gidiyoruz, kız bebeklerin bezleri değiştiriliyor, humber humbert damgası yememek için bakamıyorum. Gel zaman git zaman, bir gün konu hakkındaki malumatımı anneme belirttim, bir ara bir düğmecide "anne kutu buna mı benziyor diye" sormuşluğum da var. Neyse, işte o da anladı artık zihnen ve bedenen normal gelişmem mümkün değil gerçeğini göstermezse, böyle yine bir altın günündeyiz, paşa çayımla hafiften demleniyorum, odaya annemle beraber birkaç insan geldi, işte bez değişirken o anda gördüm. Beynimden vurulmuşa döndüm! Nasıl olmaz lan! dedim, ellerim titriyordu, tom ve jerry'yi bir kenara bırakıp misafir terliklerimi çıkardım ve halıda secdeye varıp dünya üzerine işte o an ciddi ciddi düşünmeye başladım. Zaten çok uzun bir süre benden gerçek mevzunun saklandığına inandım o sağlık ansiklopedilerini bulana kadar. Hele bir de biliyorsunuz Alien'ın ağzından yarusu çıkıyor ya, bir de Alien'ı izlemiştim o dönem ona göre yani durumun vahametini anlayın. Demem o ki bu durumu küçükken ebeveyn sansüründen mağdur olduğum için önümüzdeki hafta, valide hanıma dava açıyorum, şatoların hepsini elinden alacağım onun.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;P.S: Sonradan Valide Hanım, deer hunter amblemi olan ve bir geyiğin arkasındaki adamlı esprili genç tişörtümdeki adamın pipisine ütü basacaktı.&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7998559722419790733-850691648842888434?l=monteyn.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://monteyn.blogspot.com/feeds/850691648842888434/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://monteyn.blogspot.com/2010/11/ebeveynin-sansurlerinden-magduriyet.html#comment-form' title='5 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7998559722419790733/posts/default/850691648842888434'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7998559722419790733/posts/default/850691648842888434'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://monteyn.blogspot.com/2010/11/ebeveynin-sansurlerinden-magduriyet.html' title='Ebeveyn Sansüründen Mağduriyet Üzerine'/><author><name>monteyn</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03187474600345714216</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='28' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_hPtIqgS_Scs/SceXiLqsYJI/AAAAAAAAAAw/jXlO3WnbDVw/S220/montaigne.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_hPtIqgS_Scs/TNSY2RuSXOI/AAAAAAAAAhQ/QFSI5K0GiNE/s72-c/images.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>5</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7998559722419790733.post-6806839568821784370</id><published>2010-11-03T12:33:00.006+01:00</published><updated>2010-11-03T14:32:53.708+01:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='öyle'/><title type='text'>von wegen von wegen von wegen</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_hPtIqgS_Scs/TNFMHWApq4I/AAAAAAAAAhA/Sofg-DQsVnA/s1600/image_IDP.a4d.jpg"&gt;&lt;img style="display: block; margin: 0px auto 10px; text-align: center; cursor: pointer; width: 400px; height: 305px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_hPtIqgS_Scs/TNFMHWApq4I/AAAAAAAAAhA/Sofg-DQsVnA/s400/image_IDP.a4d.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5535289106066156418" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Bu arada, Kretek yazıyor ya, bazı karanfilli sigaraların üstünde. Boşnakça bir kelime olduğundan şüpheleniyordum ki, hiç alakası yokmuş &lt;a href="http://en.wikipedia.org/wiki/Onomatopoeia"&gt;onomatopoetic&lt;/a&gt; kelimeymiş. Nasıl biz korkunca bünyeden "yusuf yusuf" diye ses geliyorsa, bu sigaralar da yanarken "kretek kretek" diye yandığı için öyle isim koymuşlar. Mesela, Fransızcası da "les kreteque". Neyse, bir bu bir de az önce, &lt;a href="http://en.wikipedia.org/wiki/I_Ching"&gt;I Ching&lt;/a&gt;'e benzeyen bir şeye denk geldim Vikikaynak'ta, adı "&lt;a href="http://tr.wikisource.org/wiki/Irk_Bitig"&gt;Irk Bitig&lt;/a&gt;". Birbirlerini andırıyorlar sanırım. Cemil Meriç gibi, Hinde vereceğim, Çine vereceğim kendimi yemin ederim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;object width="640" height="385"&gt;&lt;param name="movie" value="http://www.youtube.com/v/-4jFuKiCF2M?fs=1&amp;amp;hl=en_GB&amp;amp;rel=0"&gt;&lt;param name="allowFullScreen" value="true"&gt;&lt;param name="allowscriptaccess" value="always"&gt;&lt;embed src="http://www.youtube.com/v/-4jFuKiCF2M?fs=1&amp;amp;hl=en_GB&amp;amp;rel=0" type="application/x-shockwave-flash" allowscriptaccess="always" allowfullscreen="true" width="640" height="385"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;/object&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7998559722419790733-6806839568821784370?l=monteyn.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://monteyn.blogspot.com/feeds/6806839568821784370/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://monteyn.blogspot.com/2010/11/von-wegen-von-wegen-von-wegen.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7998559722419790733/posts/default/6806839568821784370'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7998559722419790733/posts/default/6806839568821784370'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://monteyn.blogspot.com/2010/11/von-wegen-von-wegen-von-wegen.html' title='von wegen von wegen von wegen'/><author><name>monteyn</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03187474600345714216</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='28' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_hPtIqgS_Scs/SceXiLqsYJI/AAAAAAAAAAw/jXlO3WnbDVw/S220/montaigne.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_hPtIqgS_Scs/TNFMHWApq4I/AAAAAAAAAhA/Sofg-DQsVnA/s72-c/image_IDP.a4d.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7998559722419790733.post-647387794643359086</id><published>2010-11-03T08:27:00.011+01:00</published><updated>2010-11-03T14:50:19.009+01:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='inceleme'/><title type='text'>Politik Sanat Üzerine</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_hPtIqgS_Scs/TNEX0RKqjJI/AAAAAAAAAg4/wfwExoAzX-4/s1600/5083151341_c7af565fcd_z.jpg"&gt;&lt;img style="display: block; margin: 0px auto 10px; text-align: center; cursor: pointer; width: 300px; height: 400px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_hPtIqgS_Scs/TNEX0RKqjJI/AAAAAAAAAg4/wfwExoAzX-4/s400/5083151341_c7af565fcd_z.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5535231603743820946" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Öncelikle şunu belirteyim, devam eden yazıyı yaklaşık 12 saniye içerisinde çürütebilecek insanlar var olabilir, ama onlara "hmm haklısın" dedikten sonra, sığ fikirlerimin zerre değişmeyeceğini tahmin ediyorum.&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Vladimir Nabokov, Lolita'nın sonunda (sonunda falan değil aslında, sonradan sonuna eklenmiş) "Lolita Adlı bir Kitap Üzerine" deyu deyu bir makale yazıyor çok önceden tabii, o zamanlar Solgun Ateş yoktu, ay yeter şu şakadan da. Neyse efendim, o makalede şöyle bir cümle geçiyor:" Benim için bir sanat eseri, kabaca "estetik mutluluk" diyebileceğim şeyi sağladığı sürece varolur." Çok da iyi çok da güzel söylemiş, işte bu yazının devamında karmaşık şekilde anlatmaya çalışıp muhtemelen başaramayacağım şey, politize olmuş sanatın genellikle bu estetik zevki mahvettiğidir. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Mesela bir gün biri gelip bana şöyle dese, "Marcel Duchamp'ın günlükleri bulunmuş! Aslında Fountain için açık açık "Ulan Dünya'nın içine sıçtınız be!" demek istiyormuş adam!" dese hiç düşünmeden bu dalganın bulunduğu yerlere bilet alır ve hatırladığım kadarıyla 8 tane reprodüksiyonu olan bu eseri balyozla kırarım. İşi çok dengeli bir şekilde ortaya koymak çok zor bir durum, Benim Üniversitelerim'i okurken, resmen Gorki'nin göz kırpıp dil çıkardığını "yaaaani anlarsın yaaa" dediğini hissedebiliyordum, ama buna rağmen yapıtın akışını mahvedecek düzeye varmıyor bu olay. Bu da tabii ki Gorki'nin ustalığından kaynaklanıyor sanırım, zaten otobiyografik eseri ben olsam bokunu çıkarırdım: "Rusluk'tan aldığım tadı başka hiçbir şeyden alamadım, belki bilardo, ama yok lan Rusluk daha iyi"(umut sarıkaya'ya +rep, emeğe saygı) yazardım.&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_hPtIqgS_Scs/TNFiEDgbgdI/AAAAAAAAAhI/9qDcjvbgkMo/s1600/1288704164903.jpg"&gt;&lt;img style="display: block; margin: 0px auto 10px; text-align: center; cursor: pointer; width: 326px; height: 400px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_hPtIqgS_Scs/TNFiEDgbgdI/AAAAAAAAAhI/9qDcjvbgkMo/s400/1288704164903.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5535313238815375826" border="0" /&gt;&lt;/a&gt; Roman boyunca, bazen Sovyet Dönemi propaganda filmleri kadar neşeli şekilde çalışmayı tasvir ettiği bölümler hariç, gerçekten de bu dengeyi sağlayabiliyor, estetiği dağıtmıyor. Ya da The Road'da, yazarın kurgu kalitesine, edebi gücüne bakmayıp, aslında "Bakın işte, Dünya'ya böyle davranmaya devam edersek sonunda olacak budur diyor Cormac McCarthy:/" diye yorumlamak, Şevval Sam'ın çektiği komik Nükleer karşıtı videoluktur. Peki yaptıkları, sanatının önüne geçen ne vardır? Bandista vardır efendim, zaten uzun süredir taallukatlarına sövdüğüm ve tamamen vasat altına hitap eden bu topluluktan tekrar bahsetmek istemiyorum. İsteyen her kişiye "3 dakika içerisinde bandista şarkı sözü yazma kılavuzu"nu 12 kupona veriyorum zaten. Müzikleri herhangi bir ska, veya balkan, klezmer karışımı gruplardan birini alıp üstüne söyleyin. Hiç yormanıza gerek yok beste için.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Özellikle tiyatroda şuursuzca yapılınca, oyun tamamen Levent Kırca havasına bürünüyor tüm estetik değerini yitiriyor, işte ona üzülüyorum. Geçen gün Kafkas Tebeşir Dairesi'ni izliyorum, tam kızın hasta numarası yapan oğlanla evlendiği, ufak düğünün gerçekleştiği yerde baştan Çav Bella(aslala bislas beybi) çalınarak oyundaki yabancılaştırma öğesi olan Kaymakam rahatsız ediliyor sonra "öhöm" diye ses gelince düğün şarkısına geçiliyor falan filan. İşte bu olurken kanım çekildi, resmen akış bu kadar sekteye uğratılabilir, oyundan bu kadar tiksindirilebilir, az kalsın yarısında çıkmak üzereydim, ki sinirli bir ekşisözlük yazarı olmadığımı fark edip izlemeye devam ettim. Belki de Bono 'yu bile bu yüzden sevimsiz buluyor olabilirim, şimdi fark ettim. Peki bunu müzikte kim kaliteli yapıyor derseniz, artık dilimde tüy bittiği için artık kendisinden bahsetmeyeceğim. Ki o da zaten bu tip şeylerin, bir süre sonra kuraklaştığını fark edip tamamen o kökü reddedip "Another Side.."la beraber 16 kilo taşaklı dönemine geçmiştir.  Ha, mesela bu taraklarda bezi olmayan Leonard Cohen 92 yılında gidip "I've seen the future, its murder"(mükemmel bir şarkı bu arada, ayrıca Cohen resmen şarkıyla dilli milli sevişiyor yorumlarken, o ayrı bir konu) diyor, fakat bakın Cohen'in sesinden değil bir de kendiniz söyleyin, sözün pek bir değeri olmadığını fark edeceksiniz. Ha şarkının kendisi güzel zaten, ama ah o sözler, ah. Aga senin işin o değil, bu mesela gelip benim hiç ilgilenmediğim bu konu hakkında halâ kasıp yazmaya devam etmeme benziyor. Ha bu arada "ama niye öyle diyorsun adama, aşk da aslında politika değil midir?" falan diyen olursa, önce kendimi sonra da onu vururum, bir kere soru kalbına bakar mısınız? "x de aslında y değil midir?" Bunu diyenin e-mail adresini hiç düşünmeden ifşa ederim sessizligin_sesi@hotmail.com, kesin budur. Ay içim bulandı.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Neyse, işte öyle lütfen sanatçılar politik olayım derken maymun olmasınlar, şeker de yiyebilsinler. Estetik değeri göz ardı edip sonunda, üniversite öğrencisi politik dergisi kıvamında kelime oyunlarının mahkumu olmasınlar.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;P.S: Bob Dylan ilk altı albümünü mono yayınladı. Bunun çok tatlı reklamını aşağı koyuyorum. Özellikle, sondaki o orijinal columbia reklamı mükemmel. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;embed src="http://c.brightcove.com/services/viewer/federated_f9/10172910001?isVid=1&amp;amp;publisherID=59121" bgcolor="#FFFFFF" flashvars="videoId=640568779001&amp;amp;playerID=10172910001&amp;amp;domain=embed&amp;amp;" base="http://admin.brightcove.com" name="flashObj" seamlesstabbing="false" type="application/x-shockwave-flash" allowfullscreen="true" swliveconnect="true" pluginspage="http://www.macromedia.com/shockwave/download/index.cgi?P1_Prod_Version=ShockwaveFlash" width="486" height="412"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Bir de "buuuut" diyince ballad of a thinman'in başlaması&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7998559722419790733-647387794643359086?l=monteyn.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://monteyn.blogspot.com/feeds/647387794643359086/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://monteyn.blogspot.com/2010/11/politik-sanat-uzerine.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7998559722419790733/posts/default/647387794643359086'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7998559722419790733/posts/default/647387794643359086'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://monteyn.blogspot.com/2010/11/politik-sanat-uzerine.html' title='Politik Sanat Üzerine'/><author><name>monteyn</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03187474600345714216</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='28' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_hPtIqgS_Scs/SceXiLqsYJI/AAAAAAAAAAw/jXlO3WnbDVw/S220/montaigne.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_hPtIqgS_Scs/TNEX0RKqjJI/AAAAAAAAAg4/wfwExoAzX-4/s72-c/5083151341_c7af565fcd_z.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7998559722419790733.post-172756894922808922</id><published>2010-10-29T04:08:00.013+02:00</published><updated>2010-10-29T19:30:21.856+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='saçma'/><title type='text'>Keytar Üzerine</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_hPtIqgS_Scs/TMotQyxcaNI/AAAAAAAAAgg/mBWHOQ6qOiI/s1600/Keytar.jpg"&gt;&lt;img style="display: block; margin: 0px auto 10px; text-align: center; cursor: pointer; width: 168px; height: 589px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_hPtIqgS_Scs/TMotQyxcaNI/AAAAAAAAAgg/mBWHOQ6qOiI/s400/Keytar.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5533284858708388050" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;Bu aletin adını henüz öğrenebildim, peymacun gibi ismi var. Keytar ismi, Babil Kulesi'nde tuğla yerleştirenlere kap kap su taşıyan bir adam gibi bir şey. Keytar vesilesiyle Gülpembe'yi de tekrar dinlemiş oluyorum. O klipte de dağda bayırda keytarla gezen Barış Manço, sanırım Do the Right Thing'deki Radio Raheem gibi bu aletin pil emeceğini tahmin edememiş olsa gerek. En az 12 adet büyük pillerden gerekiyordur mutlaka, onun yerine, git motosiklet aküsü bağla daha iyi. Şatoda bembeyaz bir org var bizim, o da öyle çünkü. Öyle çirkin bir beyaz ki, sanki Spandau Ballet son provasını yapıp evden çıkıp gitmiş kimse bir daha dokunmamış gibi. Bizi Miller sessiz. Ahanda buldum keytar pil sokamacını, tahmin ettiğim gibi 12 pil gerekiyor, hayır Sony yapsa belki az giderdi de, Yamaha'ya bu konuda güvenmem. Hem motoksiklet hem de piyano yapan bir firma sonuç olarak.&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_hPtIqgS_Scs/TMozeID2UKI/AAAAAAAAAgo/GSdATAkpLGA/s1600/BHY005.jpg"&gt;&lt;img style="display: block; margin: 0px auto 10px; text-align: center; cursor: pointer; width: 298px; height: 245px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_hPtIqgS_Scs/TMozeID2UKI/AAAAAAAAAgo/GSdATAkpLGA/s400/BHY005.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5533291684830793890" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;Neyse, efendim az önce klibi izleyip moda girerken aklıma şu geldi. Sağda gördüğünüz resim bana kalırsa Rocky IV'ten sonra dünyanın en güzel filmi olan Baba Bizi Eversene'ye ait. Şu Creedence Clearwater Revival, albüm kapağına denk geldikçe, filmin bu kısmını açıp Dere Boyu Kavakları izliyorum. Soldaki, İngiliz muadiliyle aynı stüdyoda kaydedilmiş gibiler. Tipler birebir aynı zaten. 70'ler salaş rock'çısı. O dönem fotoğraflarında sanırım, kültür bakanlığının bütün fotoğraf stüdyolarına dağıttığı ortak bir kimyasal kullanılıyor; ne zaman bir evde eski fotoğraflar çıksa, zamanın herhangi bir siyahbeyaz fotoğrafına şüpheyle yaklaşıp "aha şu çimlerin arkasındaki sakallı peder manuel mi!", ya da "abaovv şu geniş şapka takan suratı belli olmayan valide josephine değil mi, şu en arkada soldan üçüncü" deyu şüpheleniyorum.&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_hPtIqgS_Scs/TMo2khxP0SI/AAAAAAAAAgw/yaZ4WTa_EX8/s1600/cosmos+factory.jpg"&gt;&lt;img style="display: block; margin: 0px auto 10px; text-align: center; cursor: pointer; width: 650px; height: 405px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_hPtIqgS_Scs/TMo2khxP0SI/AAAAAAAAAgw/yaZ4WTa_EX8/s400/cosmos+factory.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5533295093346193698" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;Pek değerli arkadaşım Coleridge, geçenlerde Mosfilm ve Toho'dan bahsederek artistlik yaptığımı, halktan koptuğumu ima etti, işte ona tokat gibi cevabım. Ulan tabii halktan kopacağım, açıp bakıyor musun bi bakalım Denemeler'i adam nerede yazmış diye, bir kulenin ikinci katında duvara çatır çatır  Heraclitus, Seneca ve Tutunamayanlar'dan sevdiğim sözleri işledikten sonra(hmm böyle olunca unforgiven klibi gibi oldu çok özür dilerim siz pek değerli okurlar) tuğla gibi kitap yazdım. Sonra gitti Sabahattin Eyüboğlu seçmece yapıp kesti biçti. Aferin Sabo, tümünün yayınlanması için yıllar geçti Türkçe'de, halbuki bir sayfayla belki bir kişiyi daha kurtarabilirdim(oscar schindler kafası)! Bu yüzüğü de alın, bu monokl'u da alın, lütfen dünyanın tüm çiçekleri diyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;object width="480" height="385"&gt;&lt;param name="movie" value="http://www.youtube.com/v/sI_LVtatBsU?fs=1&amp;amp;hl=en_GB"&gt;&lt;param name="allowFullScreen" value="true"&gt;&lt;param name="allowscriptaccess" value="always"&gt;&lt;embed src="http://www.youtube.com/v/sI_LVtatBsU?fs=1&amp;amp;hl=en_GB" type="application/x-shockwave-flash" allowscriptaccess="always" allowfullscreen="true" width="480" height="385"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;/object&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;P.S: Ayrıca, "lalalala" diyerek gelen abi cidden sinir bozucu hiç düşünmeden bacaklarını kırarım onun. SUS KIRARIM BOYNUZUNU İBLİS! Lala çeken, klibin başında Burhan Çaçan'ın ezan okuması gibi elini kulağına götürüyor!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;P.S2: Sanırım bir Muz Cumhuriyeti'nde içki fiyatları zamlanmış, vay be, torbacılar lobi mi yapıyor ne yapıyorsa artık. Ha bunu yapanın taallukatını sikeyim o ayrı bir konu. Devlet eliyle uyuşturucuya yöneltiliyor insanlar. Ne garip.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;P.S3: Birileri Gogol'da "bülent ersoy'un götten yiyişi" diye arayarak siteye ulaşmış. "ismail türüt'e doğuda yapılan şaka"dan daha kötüsü ne olabilir diye merak ederken bununla karşılaşmam hevesimi kırdı.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7998559722419790733-172756894922808922?l=monteyn.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://monteyn.blogspot.com/feeds/172756894922808922/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://monteyn.blogspot.com/2010/10/keytar-uzerine.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7998559722419790733/posts/default/172756894922808922'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7998559722419790733/posts/default/172756894922808922'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://monteyn.blogspot.com/2010/10/keytar-uzerine.html' title='Keytar Üzerine'/><author><name>monteyn</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03187474600345714216</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='28' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_hPtIqgS_Scs/SceXiLqsYJI/AAAAAAAAAAw/jXlO3WnbDVw/S220/montaigne.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_hPtIqgS_Scs/TMotQyxcaNI/AAAAAAAAAgg/mBWHOQ6qOiI/s72-c/Keytar.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7998559722419790733.post-7732776065535454438</id><published>2010-10-25T21:44:00.009+02:00</published><updated>2010-10-26T08:52:12.335+02:00</updated><title type='text'>Metal Yorgunluğu Üzerine</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_hPtIqgS_Scs/TMZo_xWhq8I/AAAAAAAAAgQ/B-Yb_6raMbw/s1600/liselidetected.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 238px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_hPtIqgS_Scs/TMZo_xWhq8I/AAAAAAAAAgQ/B-Yb_6raMbw/s400/liselidetected.jpg" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5532224637060099010" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Dün akşam şu yazıyı yayınladım: "Umarım bu yazı böyle rezil kalmaz ama Blondie'yi Sarı Çıyan olarak çevirme kararı aldım. Kendi kendime de gülüyorum hala. Neyse, yazarım yazı diye umuyorum. Niye utanmadan buraya yazdığımın bile farkında  değilim. Ama görsem "seni sarı çıyan seniii" diye kızar küfür bile ederim belki. yazıklar olsun." Bunu yazarken sarhoş değildim, çok garip, hala da neden yazdığımı anlayamıyorum. Halbuki her şey Atomic'i(Harika Pazar soundtrack vol.1 - track 01) dinlememle başladı. Kendimi devcileyin bir, küçük şeylerden mutlu olmasını bilen insan olarak buldum, hatta bir an en sevdiğim filme Amelie yazmayı düşündüm, derhal gidip ellerimi bulaşık deterjanıyla yıkamak için lavabo başına gidip, tam şişesini elime alınca "ptpffff" diye her yeri köpük saçışıyla neşelenip el çırptım, sonra şatonun önüne bağladığım midillileri rengarenk boyayıp doğaya bıraktım. Doğada o renkle hayatta kalmaları mümkün olmadığı için, çoğu şatodan ayrılışının 12nci dakikasında, etoburlara kurban oldu.&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Evet, dünün saçmalığını aştıktan sonra bugün, metal yorgunluğundan bahsedeceğim. Bu olay, bir adet atacın,ya da yeni çorapları birlikte tutmaya yarayan metal zımbırtı da olabilir, bızıklana bızıklana bir süre sonra kırılması olayıdır. Hani önce rengi değişir, siz içinizden "aha kafası yarıldı" dersiniz ve ataç veya metal zımbırtı kırılır. O metal zımbırtı da bana, her zaman çok daha önemli işler için kullanabilecek bir şey gibi gelmişti. Belki MacGyver için hala öyledir bilmiyorum ya da David Hasselhoff için, kim bilebilir ki? Kimbilir nasıl da şaşıracak çarıklılar!!!&lt;/div&gt;&lt;div&gt;-Bana bak çarıklı sensin!&lt;/div&gt;&lt;div&gt;-Bana mı dedin?&lt;/div&gt;&lt;div&gt;-Evet, sana, sana, sana, hepinize be. Rezil iğrenç yaratıklar. Hiç mi ,insanlık yok sizde ha? Nedir bunlar ha, nedir!!! Nasıl yollarsınız bu pislikleri o tertemiz insanlara? Onlar kitap istiyor, okul istiyor, okumak istiyor. Onlara yardım elinizi uzatacağınıza bir de utanmadan, sıkılmadan alay ediyor, küçük görüyorsunuz!!! Aslında alay edilecek küçük görülecek birileri varsa o da sizlersiniz. Hiçbir işe yaramayan asalak gibi yaşayan sizler!!!! &lt;a href="http://www.swfcabin.com/swf-files/1285851386.swf"&gt;Utanacağınızı bilsem yüzünüze tükürmek isterdim ama ondan da anlamazsınız ki siz&lt;/a&gt;!!!! &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Efendim, sinirlendim ve Çalışkan Ahmet cinneti geçirdim. Hala David Hasselhoff'la dalga geçen insanlar var. Zizek diyor ki, gidip de Stephen King'le dalga geçen insanın Freud'u anlaması mümkün değildir. İşte bu şekilde, bir MacGyver, bir David Hasselhoff ve 80lerde kuzeni(sonradan değil, benzerlikleri -aynı zamanda göğüs kılları da- azalıyor) olduğu bariz olduğu belli olan George Michael'la dalga geçenlerin de, 80ler partisi düzenleyenlerin de, bu insanlarla adeta alttan alta dalga geçenlerin de careless whisper'ı anlaması mümkün değildir. Part-time lover, ve easy lover'dan sonra yeryüzündeki en iyi şarkı Careless Whisper değilse nedir? Sorarım size? Ayrıca, başındaki şu klasik gitar girişli olanı asıl yüreğimizi parçalayan  yeri ban... tonight the music seems so louud..... but now who's gonna dance with meeee!!! Şarkı devam ederken en gaz yeri geldiği anda Faulkner olsam, yine de gelip o kısmını yazmam lazım. Neyse, işte metal yorgunluğu bunun gibi bir şey, içten içe dalga geçilen 80lerle bir sorunu olan varsa konuşabiliriz . Ha modası yarak gibiydi onu herkes biliyor, ama bir dönemin de bu kadar üstüne gidilmez ki! Neyse, zaten Blondie'de çok az da olsa 80ler sayılır. Böylece konuyu bağlamış olduk. Abuşların 80ler partilerine de kafam girsin. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;P.S: Fotoğraf açılacak mı bilmiyorum, ancak bu insan bitirdiği okulu "Hogwarts School of Witchcraft and Wizardy" - Gryffindor olarak yazmış, ve 12 yaşından çok daha büyük, sadece haber vermek istedim. Bunu ironik olarak yapmıyor, ciddi ciddi yazmış. Ha benim facebook hesabım yok, ama geçen hafta kapadım, baktım duvarımda kedili video, uyuyakalan bebek videosu ve eski filmlerden sahneler paylaşılmıyor, vurdum kilidi hesaba.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;P.S2: Meursault diye bir topluluk var. Arcade Fire sevenlerin, bu grubu seveceğinden şüpheleniyorum. En azından adı için bir şans verebilirsiniz. Ama çok da yüksek bir beklentiniz olmasın. Gerçi banane ya, blog'a koyduğum dalga 12 kere indirilmiş. Meursault'yu da siktiredin anasını satıyım.&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7998559722419790733-7732776065535454438?l=monteyn.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://monteyn.blogspot.com/feeds/7732776065535454438/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://monteyn.blogspot.com/2010/10/umarm-bu-yaz-boyle-rezil-kalmaz-ama.html#comment-form' title='3 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7998559722419790733/posts/default/7732776065535454438'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7998559722419790733/posts/default/7732776065535454438'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://monteyn.blogspot.com/2010/10/umarm-bu-yaz-boyle-rezil-kalmaz-ama.html' title='Metal Yorgunluğu Üzerine'/><author><name>monteyn</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03187474600345714216</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='28' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_hPtIqgS_Scs/SceXiLqsYJI/AAAAAAAAAAw/jXlO3WnbDVw/S220/montaigne.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_hPtIqgS_Scs/TMZo_xWhq8I/AAAAAAAAAgQ/B-Yb_6raMbw/s72-c/liselidetected.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>3</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7998559722419790733.post-5851769328210927525</id><published>2010-10-24T02:00:00.006+02:00</published><updated>2010-10-24T02:54:14.789+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sinir krizi'/><title type='text'>Oasis Üzerine</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_hPtIqgS_Scs/TMN-1V0fskI/AAAAAAAAAgI/0tebHtLOeD4/s1600/Opie.png"&gt;&lt;img style="display: block; margin: 0px auto 10px; text-align: center; cursor: pointer; width: 147px; height: 319px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_hPtIqgS_Scs/TMN-1V0fskI/AAAAAAAAAgI/0tebHtLOeD4/s400/Opie.png" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5531404222196593218" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_hPtIqgS_Scs/TMN7dO0bCfI/AAAAAAAAAgA/OYUMIqP4AdI/s1600/seagull.gif"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/a&gt;"İstesem bir tane daha Live Forever yazabilirim." Noel Gallagher&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"He benim Noel'im, he benim gözüm" Monteyn&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"İnan sana değil kastım cahille sohbeti kestim." Hüseyin Karakuş&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Abi biraz ayıp olmuyor mu sence?" Monteyn&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Oasis gibi, unuttuğum ve sinirlenmemem gereken bir grup hakkında neden yazıyorum? Çünkü Oasis'in Grooveshark'ta şarkısı yok. The Beatles'ın itunes'da bulunmaması gibi bir şey. "Bizim şarkılarımız 1 dolardan daha değerlidir" gibi bir mantık var. Vay canına! Bir saniye hemen Amazon'dan Sgt.Peppers'ın normal fiyatına bakıyorum....(yine birkaç yazı önceki laylalaayay diye marketten cips çalan martı gif'ini burada kafanızda oynatabilirsiniz.) 12 dolar. Yani şarkı başına 0.92 sent düşüyor! Gerizekalı götü kalkıklık prensibi deniliyor sanırım buna. Az çok Grup Beatles'la ilgilenmiş biri olarak, böyle bir kararı alan insanın ekonomik zekasının Family guy'da Peter'ın şirketinde çalışan Opie abimiz kadar olduğuna inanıyorum. Oasis ya, bildiğiniz Wonderwall'u yapan insanlar. Şu aşağıdaki videonun varlığına sebep olan insanlar!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;object type="application/x-shockwave-flash" data="http://www.collegehumor.com/moogaloop/moogaloop.swf?clip_id=1904510&amp;amp;fullscreen=1" width="640" height="360"&gt;&lt;param name="allowfullscreen" value="true"&gt;&lt;param name="wmode" value="transparent"&gt;&lt;param name="allowScriptAccess" value="always"&gt;&lt;param name="movie" quality="best" value="http://www.collegehumor.com/moogaloop/moogaloop.swf?clip_id=1904510&amp;amp;fullscreen=1"&gt;&lt;embed src="http://www.collegehumor.com/moogaloop/moogaloop.swf?clip_id=1904510&amp;amp;fullscreen=1" type="application/x-shockwave-flash" wmode="transparent" width="640" height="360" allowscriptaccess="always"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;/object&gt;&lt;div style="padding:5px 0; text-align:center; width:640px;"&gt;See more &lt;a href="http://www.collegehumor.com/videos"&gt;funny videos&lt;/a&gt; and &lt;a href="http://www.collegehumor.com/pictures"&gt;funny pictures&lt;/a&gt; at &lt;a href="http://www.collegehumor.com/"&gt;CollegeHumor&lt;/a&gt;.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bildiğim kadarıyla Grup Beatles'ın telif hakları Jikael Mackson(Persepolis)daydı, artık Thriller'ı kaydederken P.Y.T'nin kayıtları sırasında Paul McCartney'yi apladı mı, kokainledi mi ne yaptı bilmiyorum. Neyse, şimdi ölünce kime geçti o haklar? Şurada 54 kişilik dev bir topluluğuz, herkes 1,000'er avro atsa, kafadan Strawberry Fields Forever'ı satın alırız, gerekirse Tuzla'da yayın yapan garip radyolarda çaldırtırız. Düşünsenize ya, nerede çalınsa doğrudan hakları elimizde, istersek çaldırmayabiliriz. Çalan olursa "Olm seni enişteme siktirticem" diye gözdağı verebiliriz. 54 kişi bir odada toplanıp "Strawberryfieldsforeverperverler Derneği" olarak Strawberry Fields Forever dinleyip Sek Pamukşekerli Süt içebiliriz! Ve, son zamanlarda halam sayın Jacqueline Monteyn'e giderek benzeyen Paul McCartney gelse, ona bile dinletmeyebiliriz. Belki Ringo Starr'a olabilir. Grup Beatles'ın en kötü şaka yapan adamına üzülüyorum. Tam bu British Invasion dönemindeki röportajlarını izledikçe şaka anlayışlarının çok afedersiniz ama yarak gibi olduğunu görüyorum. Aynı dönemden Bob Dylan'ı bunun tam tersi olarak örnek vermeme bile gerek yok gerçekten. Bu yazıda adı geçsin diye sadece Bob Dylan'ın adını yazdım. Belki birkaç kere daha yazarım, yakınlarda yeni bir bootleg çıkardı zaten, iki gözüm.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;P.S: Bu yukarıdaki videoyu bana ilk gösteren kadim dostum Adam Smith'e teşekkür ederim.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7998559722419790733-5851769328210927525?l=monteyn.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://monteyn.blogspot.com/feeds/5851769328210927525/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://monteyn.blogspot.com/2010/10/oasis-uzerine.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7998559722419790733/posts/default/5851769328210927525'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7998559722419790733/posts/default/5851769328210927525'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://monteyn.blogspot.com/2010/10/oasis-uzerine.html' title='Oasis Üzerine'/><author><name>monteyn</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03187474600345714216</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='28' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_hPtIqgS_Scs/SceXiLqsYJI/AAAAAAAAAAw/jXlO3WnbDVw/S220/montaigne.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_hPtIqgS_Scs/TMN-1V0fskI/AAAAAAAAAgI/0tebHtLOeD4/s72-c/Opie.png' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7998559722419790733.post-1927735571318119205</id><published>2010-10-22T19:21:00.005+02:00</published><updated>2010-10-22T19:59:12.735+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='inceleme'/><title type='text'>Mosfilm ve Toho Üzerine</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_hPtIqgS_Scs/TMHIQWp1hyI/AAAAAAAAAfw/rhpCq9h-eZE/s1600/Mosfilm_logo.jpg"&gt;&lt;img style="display: block; margin: 0px auto 10px; text-align: center; cursor: pointer; width: 400px; height: 326px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_hPtIqgS_Scs/TMHIQWp1hyI/AAAAAAAAAfw/rhpCq9h-eZE/s400/Mosfilm_logo.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5530922000672196386" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;Bu iki logoyu buraya, içinizden "Ulan 3 saat 17 dakika nasıl geçer şimdi", "Adam resmen dikkatle filmi izliyor, ben de izleyeyim bari", ve sonunda dışınızdan "Boşver ya, uyuyalım artık, yarın devam ederiz filme" deyişleriniz gelsin diye koyuyorum. Sonradan Toho Godzilla'yı falan çekti ama, Mosfilm asla taviz vermedi. Bana kalırsa, özellikle Mosfilm'de çalışan, yapımcısından ışıkçısına, çaycısından kostüm sorumlusuna kadar herkesin günlük konuşmalarının sadece "Hmm evet Heidegger konusunda haklısın, ama bir de şöyle düşün istersen.", ya da "Bilmiyorum Shichinin no Samurai biraz kısa olmuş sanırım, bence en az 1 saat daha uzun olmalı, daha derin açıklamalıydı ilişkilerini." şeklinde geçtiğine inanıyorum.&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_hPtIqgS_Scs/TMHJZ-juXXI/AAAAAAAAAf4/tl-3Mx4HxgQ/s1600/g-toho.jpg"&gt;&lt;img style="display: block; margin: 0px auto 10px; text-align: center; cursor: pointer; width: 400px; height: 316px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_hPtIqgS_Scs/TMHJZ-juXXI/AAAAAAAAAf4/tl-3Mx4HxgQ/s400/g-toho.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5530923265514429810" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;P.S: Uzun film olarak da yeryüzünde içimi bayan tek film Apocalypse Now galiba. Redux'ını izlemiştim filmin, ve insanlara Wagner sevgisi aşılaması dışında pek bir numarası olmadığına inanıyorum "Çok çirkinsin keşke ölsen" diyorum Apocalypse Now'a. Bir de Martin Sheen'in, en çok Charlie Sheen'e benzediği filmi olabilir bilmiyorum. Zaten Charlie Sheen evlat olsa sevilmeyecek bir insan benim gözümde. Ha bir de ineği kesme olayı vardı, aklımda kalmış, bir de Laurence Fishburne'ün sübyan hali. Büyük bütçeli Vietnam filmlerinde şu sıralamayı tercih ederim Platoon(cCc Willem Dafoe cCc) &gt; Full Metal Jacket &gt; The Deer Hunter &gt; Apocalypse Now(allah belasını versin, filmin bütün kopyalarının yeryüzünden kaybolması için her gece buda heykelinin önünde mum yakıyorum.)&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7998559722419790733-1927735571318119205?l=monteyn.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://monteyn.blogspot.com/feeds/1927735571318119205/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://monteyn.blogspot.com/2010/10/mosfilm-ve-toho-uzerine.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7998559722419790733/posts/default/1927735571318119205'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7998559722419790733/posts/default/1927735571318119205'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://monteyn.blogspot.com/2010/10/mosfilm-ve-toho-uzerine.html' title='Mosfilm ve Toho Üzerine'/><author><name>monteyn</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03187474600345714216</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='28' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_hPtIqgS_Scs/SceXiLqsYJI/AAAAAAAAAAw/jXlO3WnbDVw/S220/montaigne.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_hPtIqgS_Scs/TMHIQWp1hyI/AAAAAAAAAfw/rhpCq9h-eZE/s72-c/Mosfilm_logo.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7998559722419790733.post-3951185721626526675</id><published>2010-10-22T14:26:00.007+02:00</published><updated>2010-10-22T15:23:48.675+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='öyle'/><title type='text'></title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_hPtIqgS_Scs/TMGDmRWlMYI/AAAAAAAAAfo/uYguHkglNK0/s1600/9392025_a0ab72c007_o.jpg"&gt;&lt;img style="display: block; margin: 0px auto 10px; text-align: center; cursor: pointer; width: 400px; height: 349px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_hPtIqgS_Scs/TMGDmRWlMYI/AAAAAAAAAfo/uYguHkglNK0/s400/9392025_a0ab72c007_o.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5530846510904062338" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Size, kaset çeker gibi, kendi elcağızlarımla karışık albüm hazırladım. Gerçi kasede heavy metal çekmişliğim de var, fakat bunlar heavy metal değil. Son zamanlarda dinlediğim bazı insanlar falan var. Bugün sanırım yazı da yazarım. Ayrıca albümdeki şarkıları birbirlerine uyumlu olacak şekilde sıraladım, tamamını tersten dinleyince "satan is my lord" diye bilinçaltına mesaj veriyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.mediafire.com/?bgz9aot0583wm7k"&gt;http://www.mediafire.com/?bgz9aot0583wm7k&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7998559722419790733-3951185721626526675?l=monteyn.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://monteyn.blogspot.com/feeds/3951185721626526675/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://monteyn.blogspot.com/2010/10/size-kaset-ceker-gibi-kendi.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7998559722419790733/posts/default/3951185721626526675'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7998559722419790733/posts/default/3951185721626526675'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://monteyn.blogspot.com/2010/10/size-kaset-ceker-gibi-kendi.html' title=''/><author><name>monteyn</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03187474600345714216</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='28' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_hPtIqgS_Scs/SceXiLqsYJI/AAAAAAAAAAw/jXlO3WnbDVw/S220/montaigne.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_hPtIqgS_Scs/TMGDmRWlMYI/AAAAAAAAAfo/uYguHkglNK0/s72-c/9392025_a0ab72c007_o.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7998559722419790733.post-5116825909719082096</id><published>2010-10-20T10:46:00.009+02:00</published><updated>2010-10-20T12:56:19.798+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='saçma'/><title type='text'>Paris Komünü, Lenin ve Lady Gaga Üzerine</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_hPtIqgS_Scs/TL6ybCLIxZI/AAAAAAAAAfg/93Miv65_MeY/s1600/lenin-embalmed-404_676456c.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 277px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_hPtIqgS_Scs/TL6ybCLIxZI/AAAAAAAAAfg/93Miv65_MeY/s400/lenin-embalmed-404_676456c.jpg" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5530053569967342994" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;O zamanlar daha Stalin yoktu. Aaaa olur mu efendimiz...&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Hasss, pardon şeyi karıştırdım, evet ne diyordum bugün Paris Komünü'nden, o grup seksin şişelerden çılgınca aktığı, ahlaksızlık dolu gecelerimizden bahsedeceğim. Ahlaksızlık olan tabii ki grup seks değil çok sevgili okur, ahlaksızlık olan grup seksin bade olup şişelerden akması, aklıma youtube'da izlediğim pseudo-lsd triplerini getiriyor böyle saçmasapan imgeler simgeler. Adeta bir Hunter S.Thompson kafası, bir gonzo habercilik tirpleri, ne oluyor böyle.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;O zamanlar komün bir şekilde yaşıyoruz biz, Ursula K. LeGuin bir yandan not tutuyor, biz de diyoruz ki ona, yazar olamazsın demedim, bak yine olursun ama hobi olarak olursun. Aslında dedim ki gelin iki ay değil de, bu Komün'ü üç aylar kafasında yaşayalım, fakat bir allahın kulu dinlemedi, o zamanlar ağır allahsız olduğumuz için bunu önceden hesap edemedim.(Bu şakayı şu anda Muş Bulanık'ta vatani görevini yapmakta olan bacanağıma yolluyorum) Bir yandan da bir yüzyıl kadar önce Bastille'e insanlar akın ettiğinde içerisinde Leonardo DiCaprio'nun maske takan versiyonundan başka kimseyi bulamamışlardı deyu deyu ağlıyorum. Eğer iki hafta önce gitselerdi Rabelais oradaymış ancak onu da salıvermişler iyi huydan. Bu iki ay içerisinde şunu diyebilirim ki, çok bol yeşil erik yemiştim diye hatırlıyorum. Haşır huşur, şöyle tuza bana bana ağızdan suları aka aka. Evet, şu iki paragraflık anlamsız girizgah'tan sonra mevzuuya giriyorum.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Derler ki, Ekim Devrimi'nin altmışikinci veyahut altmışüçüncü günü, Lenin, Bergama'dan çalgıcı grubu çağırtıp "benim agam yanlış yapmaz" diye diye oynamış. Ey sevgili okur bu eğer gerçekten olduysa, şu andan itibaren hayatımdaki tek amacım Moskova'ya gidip Lenin'in mumyalanmış kel alnına "htp pükh" diye 10 avro yapıştırmak olacak. Ya hu böyle saçma bir şeye asla inanamıyorum ve dahi inanmak istemiyorum. Hayır kendisi hakkında pek bilgim yok, iyi giyiniyor, sanırım biraz solculuk durumları var asla converse giymiyor falan ama adam devrim yapmış ya hu! Çıkıp da "Ohh be Paris Komününe nasıl da geçirdik ama!" diye kutlama yapar mı sizce? Halk yapar, o ayrı, şimdi burada kitlenin nasıl kendi aklı olduğundan falan bahsedip ortama bir Birikim kokusu yaymak istemiyorum, ne güzel eyleniyoruz şurada.(evet eyleniyoruz, ne oldu yalnış mı? bence deyil çünkü)&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Bu konuyu burada bitirirken ikinci çok önemli bir konudan bahsetmek istiyorum. Aylardır zor tutuyorum kendimi, ama artık Lady Gaga'dan bahsetmemin zamanı geldi. Hepiniz biliyorsunuz ki, gerizekalı tanımına tam anlamıyla oturan davranışlara sahip. O da ekmeğini kazanmak için kendi çapında her klibinde softcore porno çekiyor ne yapsın. Fakat, kendisine kıyafet önerim var, "lady gagacığım lütfen ölü köpek yavrusu ve kayıp ruhlardan dikilmiş bir kıyafet giy lütfen" çünkü, dikkat çekmemek için yapmadığı bir bu kaldı sanırım.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;P.S: Bu yazının tamamını Dark City soundtrack'inde Anita Kelsey'nin söylediği "The Night has a Thousand Eyes"ı dinleyerek yazdım. Peki bundan bana ne? diyecek olan okurlara şunu demek isterim ki, filmin directors cut'ında Jennifer Connelly'nin kendi sesinden dinliyoruz, ve sanmıyorum ki bir insan Anita Kelsey'nin sesinden tercih etsin o şarkıyı Jennifercığımdan dinledikten sonra. Mal yönetmenin neden filmi sinemalara o şekilde yolladığını anlamak mümkün değil. Ayrıca Matrix'le beraber çıktığı için yalan olmuş güzelim film. Halbuki Kiefer Sutherland yine dünyayı kurtarıyor anasını satıyım. 24 hala devam ediyor mu ya? Kurtlar Vadisi oldu o da iyice.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;P.S2: Az önce istatistiklerden gördüğüm kadarıyla bloga iki kişi Gogol'dan, "ismail türüte doğuda yapılan kamera şakası" kelimelerini aratıp girmiş. Onlar bana bir mail atarlarsa, çıkışta bir şey konuşacağım onlarla. Sinirim bozuldu şimdi demek "bülent ersoy'un galatasaray'ın yeni stadına vinçlerini kiralaması" yazılsa da gelecek blog. Bu arada gerçekten vinçlerini kiralamış o ayrı konu tabii. Ben isterim ki, mesela korelasyon, ya da entropi kelimeleri aratılınca gelsin blog, ama malesef sonuç olarak aldığım şey "ismail türüte doğuda yapılan kamera şakası" oluyor.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;P.S3: Moskova falan demişken, bir iki kişi mail atsın trans-siberian ekspres yapacağız onlarla. Bilet ücretlerini herkes kendisi ödüyor, bende tarhana çorbası falan var. 3 hafta boyunca 60 yıllık tren koltuğunda basur olacağız, Dersu Uzala'nın torunlarına Kapitaaaağınn Kapitağııın uyursan ölürsün diye camdan bağıracağız ve çişimiz gelince yarım litrelik şişenin içine işeyip camdan sallayacağız. Öyle, "Vay ben Interrail yaptım, Roma çok güzel, gittim ispanyada Manu Chao'yla haplanıp ev soydum. Yok efendim Cypress Hill elemanlarıyla esrar içip güldüm, vay efendim Prag'da Bally çekip Kafka'nın evini yaktım" muhabbetleri bitsin. Maçası yiyen, transsiberian ekspres yapacak.&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7998559722419790733-5116825909719082096?l=monteyn.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://monteyn.blogspot.com/feeds/5116825909719082096/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://monteyn.blogspot.com/2010/10/paris-komunu-lenin-ve-lady-gaga-uzerine.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7998559722419790733/posts/default/5116825909719082096'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7998559722419790733/posts/default/5116825909719082096'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://monteyn.blogspot.com/2010/10/paris-komunu-lenin-ve-lady-gaga-uzerine.html' title='Paris Komünü, Lenin ve Lady Gaga Üzerine'/><author><name>monteyn</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03187474600345714216</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='28' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_hPtIqgS_Scs/SceXiLqsYJI/AAAAAAAAAAw/jXlO3WnbDVw/S220/montaigne.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_hPtIqgS_Scs/TL6ybCLIxZI/AAAAAAAAAfg/93Miv65_MeY/s72-c/lenin-embalmed-404_676456c.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7998559722419790733.post-8779810513819196020</id><published>2010-10-13T11:58:00.005+02:00</published><updated>2010-10-13T12:23:33.646+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sinir krizi'/><title type='text'>Pınar Krem Peynir'i Boykot Üzerine</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_hPtIqgS_Scs/TLWDvJGt-BI/AAAAAAAAAfY/cM_oPcjPXIc/s1600/pi_productimage_14.jpg"&gt;&lt;img style="display: block; margin: 0px auto 10px; text-align: center; cursor: pointer; width: 261px; height: 260px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_hPtIqgS_Scs/TLWDvJGt-BI/AAAAAAAAAfY/cM_oPcjPXIc/s400/pi_productimage_14.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5527468963588339730" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Monteyn, 499 yaşında, mağdur...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Osman, 23 yaşında, gençliğini krem peynir yiyemeden geçiriyor...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Putin, 58 yaşında, ömrünü KGB'de Yaşar Holding'i çökertebilmek için geçirdi, şimdi Rusya Başkanı&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Pınar Krem Peynir'i boykot ediyorum, şu memlekette malzemeden çalmak durumuyla en çok karşılaşılan durum Pınar Krem Peynir vesilesiyle oluşuyor, Alman kruvasanlarındaki dolgu malzemelerinden bile bu kadar çalınmıyor! Yazıklar olsun! Öyle demeyin dostlar bu bir zihniyetin bu Ye Ha PE(Yaşar Holding Partisi) zihniyetinin bir göstergesidir, sanıyor musunuz ki "pınar köfteleeeeeer" diye detone sürtone ya da neyse kafamızı siken bu kuruluş köftelerdeki baharattan çalmayacak? O köftede tüyü bitmemiş yetimin hakkı var sayın Yaşar Holdingoğlu!!!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Peynirin yarısı hava be Yaşar Holdingoğlu!!! Çaldığın peynirlerle üniversite bile açtın! Yazıklar olsun! IMKB'de hisse senedinin değeri düşsün! Hani mesela eskiden oyun makinalarının kutularının üstüne mükemmel grafikli görseller yerleştirirlerdi ve biz de çocuk aklımızla buna kanarak makinayı alıp dikdörtgenler prizması oyunlar oynardık ya, işte krem peynir olsun, labne peyniri olsun, beyaz peynir olsun yapılan bu çakallığa katlanamıyorum! Olm ben peynirin anavatanından geliyorum, o kocaman yuvarlak ve delikli çizgi film peynirlerinin içinde büyüdüm lan! Ama işte sıla hasretiyle yaşıyoruz, arada Valide Hanım, Pierre Cargo'yla düzgün peynir yolluyor da yiyebiliyoruz. Başlatıığm bu boykot çağrısını listedeki herkese yollayın diye aşağıya bir adet tweety kuşu koyuyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;_________________ ,,:cc,,,;.&lt;br /&gt;________________cc$$$$$$$$$$$$$cc&lt;br /&gt;______________ cc$$$$$$$$$$$$$$$$$$cc&lt;br /&gt;_____________c$$$$$$$$$$$$$$$$$$$$$$$$c&lt;br /&gt;___________,c$$$$$$$$$$$$$$$$$$$$$$$$$$$$$&lt;br /&gt;__________,c$$$$$$$$$$$$$$$$$$$$$$$$$$$$$$$&lt;br /&gt;_________,d$$$$$$$$$$$$$$$$$$$$$$$$$$$$$$$$$$,&lt;br /&gt;________,$$$$$$$$$$$$$$$$$$$$$$$$$$$$$$$$h$$$?&lt;br /&gt;_______,$$$$$u$$$$$$$$$$$$$$$$$$$$$$$$$$$$$$$$&lt;br /&gt;_______j$$$$$$$$$$$$$$$$$$$$$$$$$$$$$$$$$$$$b$&lt;br /&gt;______ $$$$$$$$$$$$$$$$$$$$$$$$$$$$$$$$$$$$$$$&lt;br /&gt;_______$$$$$$$$$$$$$$$$$$$$$$$$$$$$$$$$$$$$$$$&lt;br /&gt;_______?$$$$$$$$$$$$$$$$$$$$$$$$$$$$$$$$$$$$$$?&lt;br /&gt;________?$$$$$$mmmmm?$$$$$$$$mmmmm?$$$$$$$$$$?&lt;br /&gt;_________?$$$$$$mmmm.$$$$$$$$,mmmm$$$$$$$$$$$?&lt;br /&gt;__________$$$,m?;;;?$$$$$$$$$$?m?,,??,$$$$$$$?&lt;br /&gt;_________ ?$$$$,&lt;(   ?) $$$$$$$$$$(?&gt;)&gt;$$$$$?&lt;br /&gt;__________?$$$, &lt;(   ) $$$$$$$$$$(&gt; )&gt;$$$$?&lt;br /&gt;___________?$$$$$.?-?$$$$$$$$$$$,?-?,$$$?&lt;br /&gt;_____________$$$$$$$$$$$????$$$$$$$$$?&lt;br /&gt;___________$$$$$$$$$           $$$$$$$$$$b&lt;br /&gt;____________$$$$$$$$$$$c,,,,c$$$$$$$$$$$$&lt;br /&gt;____________??$$$$p?? ?$$$$$$???$$$$???&lt;br /&gt;___________________$$$$$&lt;br /&gt;__________________$$$$$$c&lt;br /&gt;________________,$$$$$$$?c&lt;br /&gt;_______________?l$$$$$$$$$$$:$&lt;br /&gt;_______________?$$$$$$$$$$$d?&lt;br /&gt;________________?$$$$$$$$$$f&lt;br /&gt;________________??$c???3$f&lt;br /&gt;________________ccc   ccc&lt;br /&gt;________________,,,,,.   ..,,,,,.-&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Artık tweety kuşu sizi gördü, bu yazıyı mailinizdeki on kişiye yollamazsanız ömrünüz boyunca, aldığınız peynirlerin yarısı boş çıkacak. Yok, siz de boykota katılırsanız Yaşar Holding'i çökerteceğiz, %100 çalışıyor!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;P.S: O değil de "tweety kuşu" nedir?&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7998559722419790733-8779810513819196020?l=monteyn.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://monteyn.blogspot.com/feeds/8779810513819196020/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://monteyn.blogspot.com/2010/10/pnar-krem-peyniri-boykot-uzerine.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7998559722419790733/posts/default/8779810513819196020'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7998559722419790733/posts/default/8779810513819196020'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://monteyn.blogspot.com/2010/10/pnar-krem-peyniri-boykot-uzerine.html' title='Pınar Krem Peynir&apos;i Boykot Üzerine'/><author><name>monteyn</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03187474600345714216</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='28' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_hPtIqgS_Scs/SceXiLqsYJI/AAAAAAAAAAw/jXlO3WnbDVw/S220/montaigne.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_hPtIqgS_Scs/TLWDvJGt-BI/AAAAAAAAAfY/cM_oPcjPXIc/s72-c/pi_productimage_14.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7998559722419790733.post-3229034215117200619</id><published>2010-10-10T17:18:00.010+02:00</published><updated>2010-10-13T03:35:39.856+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='saçma'/><title type='text'>Sarhoşa, Sarhoş Muamelesi Yapmak Üzere</title><content type='html'>&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;img style="TEXT-ALIGN: center; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 400px; DISPLAY: block; HEIGHT: 167px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5527331991467637378" border="0" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_hPtIqgS_Scs/TLUHKUMUuoI/AAAAAAAAAfI/HSaq44ZG7M0/s400/metaglika.jpg" /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Sanırım, yıl 1956 falan Malcolm X'le konşuyoruz, "abi" dedi, "bence bir sarhoşa yapılacak en kötü şey, ona sarhoş muamelesi yapmaktır!" Konu üzerine biraz düşündükten sonra hak verdim kendisine, körkütük sarhoş bile olsam bana fazladan iyilik yapan veya "sen sarhoşsun" diyene tekme tokat girmek isteğiyle yanıp tutuşuyorum dostlar. Hayır, sarhoşluk kötü bir şey diye falan değil, bana ne de, burada araya girip iyilik yapmaya, şakalar güzellikler komiklikler yapmaya çalışana giren çıkan nedir çok merak ediyorum? Ha bazen ben de bu tip oyunlara geliyorum ama benimkinin sebebi, sış mihraklar(evet sış mihraklar), mason locası ve yahudiler.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Neyse, Malcolm X diyorduk, yıllarca bu adamın X'i sırf karizmasına karizma katılsın diye koyduğunu sanmıştım, "çakallll" demiştim. Sonra bir iki yıl önce kendisi hakkında bir şeyler okuyorum, meğerse adamın ideolojik bir düşüncesi varmış Public Enemy'deki Terminator X gibi şuursuzca ismi seçmemiş. Meğerse, Afrika'dan gelirken kaybolmuş ve Amerikalılar tarafından değiştirilmiş soyismini hiçbir zaman bilemeyeceği için X koymuş. Ayrıca yeryüzündeki en güzel gözlük çerçevelerini kullanması da cabası, keşke Denzel Washington gibi ekmek suratlı biri canlandırmasaydı kendisini. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Ya, neyse az önce aylar önce Uçankamon'la konuştuğumuz vikipedayi tartışma sayfalarının öğreticiliğine bakıyordum. Şu, aşağıda bulunan fotoğraf mesela, Pink Floyd sayfasının tartışması, ve resmen "ebenin amı pink" yazıyor. Şimdi merak ediyorum, tartışmadan kasıt burada bildiğimiz, ortaokuldaki gibi birbirine laf sokmayı kastedildiğini anlamış olanlar var mıdır diye. "Haha aynaya bak pink, hıhıhı sensin o sensin o"&lt;img style="TEXT-ALIGN: center; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 400px; DISPLAY: block; HEIGHT: 209px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5527330511977999986" border="0" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_hPtIqgS_Scs/TLUF0MqgbnI/AAAAAAAAAew/jWzENdNfex4/s400/Ads%C4%B1z.png" /&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;p&gt;Hayır, internet aleminde internet yorumculuğu mesleğini icra edenler artık alıp başlarını gitmişler, nefret kendi çapında meslek olmuş, tartışmaların %62'si "adresini ver seni de kızkardeşini de sikeyim"e bağlanıyor, %38'i de "hayko cepkin ermeni", bu yani başka bir şey görmedim. Neyse, zaten Vikipedayi'nin en çok tartışılmasından şüphelendiğim pink floyd ve metallica sayfalarına girdim, Pink'le uğraşan olmamış(by the way which one is pink?), fakat Metallica tartışmasında şöyle bir yazı var dostlar: &lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p&gt;"selam duygu&lt;/p&gt;&lt;p&gt;ben kuzenim sayesinde metalica dinlemeye başladım... we şimdi çok severek dinliyorum... ben dinledikçe rahatlıyorum... şarkıar dinlendikçe eskir ama metalica da böyle birşey görmedim(şimdi gelen yere dikkat!) KARŞI ÇIKANLARA KARŞIYIM)&lt;/p&gt;&lt;p&gt;İlk olarak şu şakayı yapmak istiyorum, sen yanlış grup dinlemişsin Metalica, aslında gürcü halk müziği yapan bir topluluk onun için rahatlamışsın. Oh kafam rahatladı, şimdi konuya geliyorum, öncelikle müzik denince aklıma metallica ve pink floyd gelmesi gerçekten de garip, ama mesela nasıl ki internetin olup olmadığını anlamak için ilk olarak google'a giriyorsak, bir siteden bir şey indirmeye karar verdiysem ilk olarak metallica ve pink floyd'a bakıyorum, dertler benim, çile benim ama hayat sizin sizin olsun çok sevgili okurlar. Hem, mesela The Editors'ın sayfasına girseydim tartışma maddesi olacak mıydı? Durun bir saniye bakıyorum... (lalala burada şu an wikipedia'ya girdiğimi düşünün pijamalarım falan var. Yok ya pijama giymiyorum, önceden de bahsetmiş olduğum &lt;a href="http://www.baylanwatermeters.com/sistemler.php"&gt;Baylan Su Sayaçları&lt;/a&gt; (evet tam o adamın sırtındakinin aynısı) tişörtümü giyiyorum zaten) hah pardon The Editors sayfası bile yokmuş zaten, aman önemli değil. Şuraya geliyorum, "karşı çıkanlara karşıyım" bence "no wave" hareketinin emarelerini içinde taşıyan bir laf, off çevrenizde yapısökümcü falan varsa uğraşsın bununla şimdi deliremem bununla. Ayrıca duygu kim? &lt;/p&gt;&lt;p&gt;Daha, anlatacağım birkaç şey vardı da, yaklaşık 12 saattir yemek yemiyorum, o yüzden size neşe dolu bir fotoğrafla veda ediyorum. 1910 Davos bobsleighci gençliği.&lt;img style="TEXT-ALIGN: center; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 400px; DISPLAY: block; HEIGHT: 378px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5527337227344540258" border="0" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_hPtIqgS_Scs/TLUL7FWp8mI/AAAAAAAAAfQ/zeqJeLBKclE/s400/Bobfahrer_Davos.jpg" /&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;p.s: sağdan ikinci Heidi'nin dedesi, soldan ikincisi de sonradan Türkiye'ye kaçarak adını Mandrake olarak değiştiriyor.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7998559722419790733-3229034215117200619?l=monteyn.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://monteyn.blogspot.com/feeds/3229034215117200619/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://monteyn.blogspot.com/2010/10/sarhosa-sarhos-muamelesi-yapmak-uzere.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7998559722419790733/posts/default/3229034215117200619'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7998559722419790733/posts/default/3229034215117200619'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://monteyn.blogspot.com/2010/10/sarhosa-sarhos-muamelesi-yapmak-uzere.html' title='Sarhoşa, Sarhoş Muamelesi Yapmak Üzere'/><author><name>monteyn</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03187474600345714216</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='28' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_hPtIqgS_Scs/SceXiLqsYJI/AAAAAAAAAAw/jXlO3WnbDVw/S220/montaigne.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_hPtIqgS_Scs/TLUHKUMUuoI/AAAAAAAAAfI/HSaq44ZG7M0/s72-c/metaglika.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7998559722419790733.post-5850118654029072176</id><published>2010-10-07T14:52:00.007+02:00</published><updated>2010-10-07T16:13:55.638+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='öyle'/><title type='text'>Merkatan Sakarcı Üzerine</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_hPtIqgS_Scs/TK3NaqAi6MI/AAAAAAAAAeg/K2sufzAFf44/s1600/Ahmet_Mithat_Efendi.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 258px; height: 400px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_hPtIqgS_Scs/TK3NaqAi6MI/AAAAAAAAAeg/K2sufzAFf44/s400/Ahmet_Mithat_Efendi.jpg" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5525298175690336450" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Pek değerli arkadaşım Jeanne D'arc, son iki yazımda bulunan iki adet hatayı tespit edip bana yolladı, "merkatan" ve "sakarcı", daha ilk okuyuşumda içimden "hihhih" diye gülmeme sebep olan bu hataları, bilerek yapmış, cin gibi okurları bu unutulmuş Osmanlı aydınından bahsedeceğimin ipuçlarını vermek istemiştim. &lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Merkatan Sakarcı bana kalırsa Beşir Fuad'dan sonraki en önemli Osmanlı aydınıdır. Beşir Fuad'ın ilk pozitivist Osmanlı Aydını sayılmasının yanı sıra bundan yıllar önce Mirc'leşmelerimizden de bildiğim kadarıyla utangaç ama konuşunca çok neşeli bir insandır. Özellikle kendini öldürmesi esnasında deneyimlerini "and she's buying a stairway to heaven" diye yazması(ki sonradan Jimmy Page, Alistair Crowley'yle bir yazlıkta arkadaş gruplarıyla kibrit kutusu vesilesiyle Beşir Fuad'ın ruhunu çağıracak ve Stairway to Heaven'ı yazacaktır.), adeta Tanrı'nın varlığından kıllandığı için gidip kendini volkanın içine atan şu an adını hatırlayamadığım filozofa benziyor. Tek farkları, Beşir Fuad'ın takım elbise giyip, köstekli saat kullanması ve belli aralıklarla fesini kalıplatmasıdır.(belki üniversitede öğrenci evine de çıkmış olabilir bilmiyorum.)&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Merkatan Sakarcı'yı da, Bülent Başkan'ın "Unutulmaya Yüz Tutmuş Osmanlı Aydınları" ansiklopedisinin 362. sayfasında rastlamıştım, o maddeyi buraya birebir geçiriyorum.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Merkatan Sakarcı(17??-1883): Musevi bir ailenin baştan üçüncü ve sondan ikinci çocuğu olarak dünyaya gelen Merkatan Sakarcı'nın anılarına dayanarak soğuk bir Pera sabahında doğduğunu öğreniyoruz. Hafızasının doğuştan itibaren işlediği gerçeğini kimseden saklamayan ve "ah şu geniş hafızam benim başıma ne belalar açtı mon ami" diyerek bütün eserlerine epigraf yazan bu Osmanlı aydını, II. Mahmut'un devrimleri sırasında Evropa'da eğitim görmüştür. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Okuduğu Üniversite'de hafızası gibi ileri görüşlülüğüyle de kendini kanıtlayan Merkatan'ın 12 Teşrinievvel 1808 tarihli günlüğünde şöyle bir cümle dahi geçmektedir: " Şol şehr-i Paris çok tres bien'dir ve nazarımca, Seine(Sen) suyunun kenarına bizim Galata'daki gibi bir kule dikilmesi vaciptir." Sonradan Oryantalizm meraklısı bir mimar olan Gustave Eiffel, Sakarcı'nın anılarını okurken aklına bu fikir gelir ve Eyfel kulesi olarak bilinen kuleyi tasarlamaya başlar. Kulenin anteninde Gustave Eiffel'in kendi elleriyle "beni affet Monsieur Sakarcı" yazdığı, ve ölüm döşeğindeyken "ahh galata" diyerek son nefesini verdiği rivayet edilir.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;II. Mahmut'un kendi elleriyle yazıp, devrimler de onun da payı olması vesilesiyle yolladığı bir mektupla Konstantiniyye'ye geri dönen Merkatan, 12 yıldır ayak basmadığı bu şehrin değişiminin pek farkına varamadan çeşitli olaylardan ötürü tekrar yurt dışına kaçmak durumunda kalır. Bunlardan başlıcası Paris'te gece hayatının çok canlı olduğu bilinen Sakarcı'nın Frenk bir fahişe'den kapıp tüm Pera ve dahi Bayezıt kerhanelerine dağıttı rivayet edilen Frengi hastalığıdır. Sırf bu yüzden Jön Türk'ler yurtdışına çıkarken "Asla Frenk bir kadınla sevişmeyeceğim" diye kağıt imzalamışlar, ve bu Attila İlhan'a kadar böyle devam etmiştir, Attila İlhan hepsinin hırsını çıkartmıştır.(bkz. İlhan, Attila) Bu hastalığın kökeninin Sakarcı olduğunun tespit edildiği gecenin tutanaklarına "Konstantiniyye Fahişeler Loncası" defterlerindeki şu kayıttan rastlıyoruz:&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Mama: Ahh kuzum, bu Frengi bizi mahvetmiştir.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Güzel Elizabet: Pek saygıdeğer anneciğim bu hastalığa kapılmadan önce kimle yattığımızı açıklayalım.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Elanora: Ahh işte bu namümkün Elizabet, biliyorsun ki bizim meslekte kimle yattığını söylemek meslek ahlakına ters düşer.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Elizabeth: 15 yaşında da Elanora hanım, ağzını yırtaaarım hop hop hop.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Elanora: O kurnadan bu kurnaya çirkef sıçraaadı&lt;/div&gt;&lt;div&gt;O kurnadan bu kurnaya çirkef sıçradı,&lt;/div&gt;&lt;div&gt;32 yaşında frijit hanım&lt;/div&gt;&lt;div&gt;En son yattığın Uygur Hakanııım hop hop hop&lt;/div&gt;&lt;div&gt;(bağırışmalar, küfürler, saç çekişmeler)&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Mama: Kesin, tamam kocakarılar. Hepiniz kağıda yazacaksınız kimle yattığınızı bu şekilde herkesin sırrı kendine kalmış olacak.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Oy Sonuçları: 326 Merkatan Sakarcı &lt;/div&gt;&lt;div&gt;12 Agop Sansaryan( sonradan yapılan araştırmalarda Merkatan Sakarcı'nın bu ismi mahlas olarak kullandığı ortaya çıkar)"&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Bunun sonucunda Fransa'ya geri dönen Merkatan'ın annesine yazdığı mektuplar da Tanzimat Yayınevi'nin, Büyük Yazarlarımız serisindeki "Valide Hanım'a Nameler" isimli kitabı, Osmanlı'daki ilk kitap olur. Sonradan Şemsettin Sami bu kitabı okuyup edebi açıdan değersiz bulup "Taaşuk-u Talat ve Fitnat"ı yazacaktır, ancak bu da Namık Kemal'in İntibah'ına kadar kimsenin sallamayacağı bir roman olaracaktır. Günümzde ilk roman ve ilk edebi roman diye ayrılmasının da sebebi de budur.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;İşte o mektuplardan biri: "Pek değerli Valide Hanım, sizi m, yoksa Peder Bey'i mi daha çok seviyorum diye sorduğunuz zamanlarda, hep ikinizi de çok sevdiğimi söylemiştim, bu benim içekapanık olmamdan ve Peder Bey'den korkmamdan kaynaklanmaktadır. Aslında ömrüm boyunca sizi daha çok sevdim, eğer Yom Kippur'a kadar evdeki altın yedi kollu şamdanı bana yollayabilirseniz çok memnun olurum, almam gereken bazı ders kitapları var da.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Sevgiler,&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Biricik Oğlunuz Merkatan"&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;İşte dini değerleri hiçe sayan bu hain evlat, eldeki tek şamdanı satar ve kumara yatırır, ancak kafası çalışmaktadır, bu sırada henüz popüler olan haritacılık ilmini kendine meslek edinir ve Evropa'yı dolaşır, bu sırada kendi ismini verdiği Merkatan projeksiyonunu icad eder, ancak Hollandalı Kartograf Gerardus Mercator'a olan borcunu ödemek için tüm haklarını ona devreder, günümüzde Merkator Projeksiyonu olarak bilinen tekniği ilk bulan kişi de Merkatan Sakarcı'dır.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Kendisi, Konstantiniyye'de yarattığı karmaşa unutulduktan sonra geri döner ve kendini gıda sektörüne adar. Kıbrıs'ta Rimbaud'yla bazı aşk maceraları da yaşayan Sakarcı 1883 yılında afyon komasından "amann kızlar, cicimler" diyerek titreyerek ölür. Türbesi Beyazıt'da değildir, cesedinin nerede olduğunun bilinmemesi için 1 hafta evde kokuşması için bekletmiş, şişmiş haliyle boğaza attırtmıştır. Cesedin Üsküdar'da karaya vurduğu ve 1 hafta içerisinde kargalar tarafından parçalandığı ve fahişelerin adına okuduğu "boyun devrilsin", "erkekliğin kurusun" gibi belalar vesilesiyle cesedinin karaya vurduğu yerin lanetlendiği, lanetlenen yere Harem Otogarı'nın kurulduğu rivayet olunur."&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;P.S:&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;object width="480" height="385"&gt;&lt;param name="movie" value="http://www.youtube.com/v/FaegsOZGsuo?fs=1&amp;amp;hl=en_US"&gt;&lt;param name="allowFullScreen" value="true"&gt;&lt;param name="allowscriptaccess" value="always"&gt;&lt;embed src="http://www.youtube.com/v/FaegsOZGsuo?fs=1&amp;amp;hl=en_US" type="application/x-shockwave-flash" allowscriptaccess="always" allowfullscreen="true" width="480" height="385"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;/object&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7998559722419790733-5850118654029072176?l=monteyn.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://monteyn.blogspot.com/feeds/5850118654029072176/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://monteyn.blogspot.com/2010/10/merkatan-sakarc-uzerine.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7998559722419790733/posts/default/5850118654029072176'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7998559722419790733/posts/default/5850118654029072176'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://monteyn.blogspot.com/2010/10/merkatan-sakarc-uzerine.html' title='Merkatan Sakarcı Üzerine'/><author><name>monteyn</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03187474600345714216</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='28' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_hPtIqgS_Scs/SceXiLqsYJI/AAAAAAAAAAw/jXlO3WnbDVw/S220/montaigne.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_hPtIqgS_Scs/TK3NaqAi6MI/AAAAAAAAAeg/K2sufzAFf44/s72-c/Ahmet_Mithat_Efendi.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7998559722419790733.post-5242259151556340312</id><published>2010-10-05T16:15:00.005+02:00</published><updated>2010-10-05T17:19:22.922+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='öyle'/><title type='text'>Enerji Üzerine</title><content type='html'>&lt;div style="TEXT-ALIGN: center"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_hPtIqgS_Scs/TKs1fPjFUrI/AAAAAAAAAeQ/TocrM9N7oVU/s1600/pendel.jpg"&gt;&lt;img style="TEXT-ALIGN: center; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 400px; DISPLAY: block; HEIGHT: 299px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5524568178765943474" border="0" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_hPtIqgS_Scs/TKs1fPjFUrI/AAAAAAAAAeQ/TocrM9N7oVU/s400/pendel.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Enerj... eneeeeerjiiii.. enerjiiiiii diyerek dans etmekteyim şu an. Halbuki şarkı dinlemiyorum, zaten yazı yazarken dans etmek yürürken sakız çiğnemek kadar zor bir şey, neyse efendim. Olay şudur ki, yıllardır mıknatıslar üzerinde araştırma yapıyorum, ya hu şu, kendiliğinden sallanmaya başlayınca dönen kuş olsun, efendime söyleyeyim, bir kalemin sürekli oynaştığı(oynaşan kalem evet, sürekli sahibinin elinde "ayy canım ne kadar yumuşak ellerin varmış" falan diyor.) manyetik masa aksesuarları olsun, bunlardan enerji elde edilmemesine akıl sır erdiremiyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Onu geçtim, yapın dev Foucault sakarcı altına lunapark gondolları gibi tekerlek koyun, sürttükçe enerji üretilsin, illaki bir rönesans insanı olarak her şeyi ben mi yapayım. Bakın projeyi yukarı yerleştirdim. Gelip de "ay şukadarcık enerjiden ne olur demeyin sevgili dostlar, çöller ne güne duruyor, her yeri Foucault Sarkacı Enerji Santralleriyle donatalım işte, enerji sıkıntısına çözüm bulabilmek için, tepelerine de güneş panelleri yerleştiririz sarkacın bağlı olduğu tavanların buyrun size enerji. Fizik kanunları falan diye lütfen gelmeyin, her şeyi uygun. Aylardır bu projeyi Coyote'nin Roadrunner'ı, Tom'un da Jerry'yi alt etmek için çizdiği planları çizdiği mavi kağıtlara çiziyorum. Hatta öyle garip ki, kağıtların içine flash uygulaması yüklendiği için mesela Jerry'yi falan çizdiğiniz zaman beklenen hareketini gösteriyor ve nasıl yenebileceğimiz ortaya çıkıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdi tek korkum Çakal Willy ve Tom'un her zaman yenilmiş olması, acaba benim de planlarım da suya düşer mi diye bazı geceler titriyor, vücut kıllarımdaki oynamaları yanağıma cinlerin dokunduğuna kanaat getirerek korkudan daha fazla uyuyamıyorum. Tom ve Jerry konusunda bir şey diyemem ikisini de çok sevmiyorum, fakat Çakal Willy bir idoldür, bir neslin yüreğini yakmıştır. Dostlarım!!!! Hiç mi dikkatinizi çekmedi, Willy dostumuzun yıllarca açlıkla baş ettiği, her pazar kiliseye sadece şu mayalı ekmekten kağıdı yemek, ve bir yudum şarap içmek için gittiği? Eğer bugün bu çizgi film devam etmiyorsa 60'larda 70'lerde bir toplululuğun çıkıp da&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;" Değerli Looney Tunes Çizerleri&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Biz çakal Willy'nin durumuna çok üzüldüğümüz için hayır pakedi topladık aramızda, bir miktar pirinç, biraz un, birkaç paket makarna da var. Ayrıca İclal ablaya da söyledik, o da Willy'nin mağarasını tekrar döşeyecek, gerçi "ay yüzlüm"ün çalacağı bir video olacak ve STV'de yayınlanacak bu program ancak o şerrrrefsiz Roadrunner'a nispet olması vesilesiyle bunu yapıyoruz. Ayrıca Roadrunner'ın değerli dostumuz Willy'nin yemeklerini çalmaması için diğer bir çizgifilmde koyunları koruyan gözleri görünmeyen Çobanköpeği arkadaşımızla SSK+Yol+yemek parasına anlaştık.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Saygılarımızla&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çakal Willyperverler Idaho Bölge Başkanlığı" yazmamasından ötürüdür.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Peki, sen okur!!!! Sen kendini biraz da olsa suçsuz hissetmiyor musun? O Roadrunner denen haysiyetsizin "Roadrunner'lar yerçekimi nedir bilmezler!!" diyerek fizik kanunlarını bile sallamamasını içine nasıl sindirebiliyorsun? Koskoca yerçekimi kanunu lan? Gerekirse dava açardık!(şu yaptığım şaka vesilesiyle çok özür dilerim ama ben biraz yine de gülümsedim bu şakaya, eğer biraz da gülümseyeniniz olursa ona Powerade'in mavi renklerinden hediye edeceğim, gülerken su veya mineral kaybına uğramış olabilirsin canım gülen arkadaşım) Şimdi burada Adorno olsa, Roadrunner'ın yaratılmış bir ihtiyaç olduğundan, aslında Willy'nin gerekse başka hayvanları yiyebileceğinden, fakat Acme isimli firmanın Roadrunner'ın bir arzu öğesi haline getirmesinden bahsetmez miydi? Bence bahsederdi. Acme dediğimiz şey zaten bugünün Apple'ı gibi bir şeydir. Süsleyip püsleyip, sikindirik bir kuşu arzunun nesnesi haline getiriyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İsterseniz gelin, gerçekte Roadrunner'ın nasıl bir hayvan olduğuna bakalım.&lt;img style="TEXT-ALIGN: center; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 400px; DISPLAY: block; HEIGHT: 300px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5524572725387499250" border="0" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_hPtIqgS_Scs/TKs5n5CIlvI/AAAAAAAAAeY/HDnH9Ptm8y0/s400/geococcyx.jpg" /&gt;&lt;br /&gt;&lt;p&gt;Öyle, süsleyip püsleyip işe yaramaz bir hayvanın peşinden koca bir ömür geçirten Acme Co.ya dava açma kararı aldım. Çakal Willy mi? O artık New Mexico, Karasu Dinlenme Tesisinde günde 3 parça bayat etle geçirmekte ömrünün geri kalanını, eğer bir gün yolunuz düşerse uğrayın. Bob Dylan'ın Woody Guthrie'ye uğrayıp onun şarkılarını öğrenmesi gibi, belki de Çakal Willy abimiz de kendi şarkılarını söyler...&lt;/p&gt;&lt;p&gt;P.S: Oynar Mısın Benimle? bitirişi yaptım, benimle oynar mısın benimle, oynar mısın benimle, umutlaaa ve neşeyleee. Ayrıca bir ara toplanıp Baby TV izleme gecesi yapalım, halüsinatif maddeler benden. Kişi başına 18 kilo jelibon!&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7998559722419790733-5242259151556340312?l=monteyn.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://monteyn.blogspot.com/feeds/5242259151556340312/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://monteyn.blogspot.com/2010/10/enerji-uzerine.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7998559722419790733/posts/default/5242259151556340312'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7998559722419790733/posts/default/5242259151556340312'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://monteyn.blogspot.com/2010/10/enerji-uzerine.html' title='Enerji Üzerine'/><author><name>monteyn</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03187474600345714216</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='28' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_hPtIqgS_Scs/SceXiLqsYJI/AAAAAAAAAAw/jXlO3WnbDVw/S220/montaigne.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_hPtIqgS_Scs/TKs1fPjFUrI/AAAAAAAAAeQ/TocrM9N7oVU/s72-c/pendel.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7998559722419790733.post-6166739711616285593</id><published>2010-09-25T16:07:00.005+02:00</published><updated>2010-09-25T16:58:12.465+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='inceleme'/><title type='text'>Sek Pamukşekerli Süt Üzerine</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_hPtIqgS_Scs/TJ4GqIDfolI/AAAAAAAAAeA/oy7friCnJA8/s1600/image001.jpg.scaled.1000.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 167px; height: 489px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_hPtIqgS_Scs/TJ4GqIDfolI/AAAAAAAAAeA/oy7friCnJA8/s400/image001.jpg.scaled.1000.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5520857513989218898" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Bugün markete girdiğimde, içime bir huzur doğmuştu, normalde markette kasada kimsenin suratına bakmamak için kafayı yer, koştura koştura da çıkarım. Evet, hatta "ohaaa adama bak sıçıyor" diye düşünmelerinden korktuğum için kağıt havlu satın alırım tuvalet kağıdı almak yerine. Aslında bunun temel sebebi teyzemin ben daha 9 yaşındayken markete hijyenik ped aldırmaya yollamasından ileri geldiğine inanıyorum. Elimde masmavi bir paketle kasaya vardığımda kasadaki kız "kesh hehshs" diye baktı, öyle demeyin dostlar her ne kadar Fransa da olsa burada da böyle insanlar çıkıyor. Utancımdan yerin dibine girmiş, asla geçmeyecek bir travmayla yüzleşmiştim, bu yüzden artık geceleri uyurken bazen altıma kaçırıyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Neyse, ben alışverişimi yapmış çıkarken, süt ve benzeri şeylerin konduğu reyona yöneldim. Sanırım Pınar'ın arka planı kırmızı ve üstünde kırılmış çikolata resmi olan çikolatalı sütünden beri aromalı süte dadanmamıştım. Arada sırada kampanyaya girdiği zamanlar havuç ve elmalı Ülker Hero Baby alıp, Valide Hanıma özellikle şatoda yedirtiyordum. Yerken ağzımdan bir kısmını kaçırıp kaşıkla ağzımdan sildirtiyordum. Sonra suratımın yarısı zaten havuç ve elma ekstratına dönüşüyordu. Ama üstünde soylu ailemizin arması olan ve altında "sev öpme beni" yazan önlük vesilesiyle diğer akan mamaların robdöşambrıma gelmesini engelliyordum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Reyona dönelim; işte tam bu sırada pesbembe(buraya fotoğrafını koyacağım, çektim zaten, şimdilik bu arkadaşları koydum, üstlerine basarsanız büyüyeceklerinden şüpheleniyorum.) minderbob resmi olan bir sütle karşılaştım. Çilekli olduğuna neredeyse emin olacağım bu sütün üstünde resmen "Pamukşekerli Süt" yazıyordu. Demek son 33 yıldır, arzuhalcilerime yazdırdığım dilekçelerimin karşılığını almış pamukşekerli süte kavuşmuştum. Bu benim için aşağıda göreceğiniz en yenilmez süper şeyler gibi.(allah allah kafa iyice ilkokul 5 seviyesi betimlemesine düştü, napalım pamukşekerli sütü siz içmediniz ben içtim! Aynaya bak aynaya bak!!! Sensin o!! sensin!!)&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_hPtIqgS_Scs/TJ4IIY-arSI/AAAAAAAAAeI/saH0NdwKBPQ/s1600/invalid.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 400px; height: 387px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_hPtIqgS_Scs/TJ4IIY-arSI/AAAAAAAAAeI/saH0NdwKBPQ/s400/invalid.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5520859133439028514" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Bazooka yerine belki minigun da olabilirdi bilemiyorum. Ya da raptor'un bir gözü, terminatör kırmızısı falan. Aman pamukşekerli sütü aldım reyondan ve derhal buzluğa attım, zira sütün içmem gereken ideal bir soğukluğa ulaşması gerekiyor. 10 dakika kadar bekledikten sonra, ellerim titreyerek ve adeta ihrama yeni girmiş bir hacı heyecanıyla(oha!) buzdolabına yönelip sütü açtım. İlk yudumun nasıl olduğunu isterseniz ben betimlemeyeyim de sayın dostum Rimbo betimlesin, evet Rimbo söz sende.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Teşekkürler Monteyn'im evet, Monteyn o sırada sütten ilk yudumu aldığı anda suratında beliren sırıtışı, arkadaş grubuyla ilk defa porno izleyen ergenle eşdeğerdi. Monteyn söz tekrar sende canım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir şey değil Rimbo'cuğum fakat "canım" falan bunlar hiç olmuyor, aramızdaki yaş farkını biraz hesaba katar mısın lütfen. 21 yaşında şiiri bırakacağına göre daha 1 yılın var, gerçi çoktan bırakmışsın gibi ayıca bir betimleme yaptın zaten, yürü git ancak Verlen pisi paklar seni. Neyse dostlar, sütten ilk aldığım yudumla beraber, resmen Barbie reklamlarındaki ülkeye girmiş gibi hissettim. Ancak şöyle bir şey var, mesela balici arkadaşım var, çok kısa kafası sürüyor demişti. İşte onun gibi bir şey, çünkü ilk yudumdan sonrası pek bir şeye benzemiyor. Cappy'nin piyasaya sürdüğü şu özel serinin, Pez şekerli olanları gibi bir şey yani.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonra merkatan içindekilere baktım, bir süre bulamadım ve "Acaba bu da Powerpuff Girls gibi şeker, sevgi, diğer güzel şeyler ve bilinmeyen o x maddesinden yapılmış olabilir mi?" diye şüphelendikten bir süre sonra buldum. İçindekilerde "doğala özdeş pamukşeker aroması" diye bir tanımla karşılaştım. Kafamda doğrudan, bizim eski memleketteki o bahar kokulu taze pamukşekeri çiçeklerinin açtığı pembe-mavi-sarı ağaçlar geldi. Birçok çocuk daha çiçek dönemindeki pamukşekerleri yiyerek karınlarını bozuyordu, Endüstri Meslek'teki pamukşekeri ağaçlarına dalıyorlar, bütün süt dişlerini çürütene kadar henüz olmuş yeni yeni rengi yeşilden sarıya,pembeye ya da maviye dönmüş bu pamukşekerlerini yiyorlardı. Her mahallenin despot amcası bu bitkileri kışın reçel yapmak için ağaca dalan çocuklara merdaneli çamaşır makinası sopasıyla dalıyordu. Öyle yani dostlar, pek de matah bir şey olmamış ürün ama fantastik bir şey.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7998559722419790733-6166739711616285593?l=monteyn.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://monteyn.blogspot.com/feeds/6166739711616285593/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://monteyn.blogspot.com/2010/09/sek-pamuksekerli-sut-uzerine.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7998559722419790733/posts/default/6166739711616285593'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7998559722419790733/posts/default/6166739711616285593'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://monteyn.blogspot.com/2010/09/sek-pamuksekerli-sut-uzerine.html' title='Sek Pamukşekerli Süt Üzerine'/><author><name>monteyn</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03187474600345714216</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='28' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_hPtIqgS_Scs/SceXiLqsYJI/AAAAAAAAAAw/jXlO3WnbDVw/S220/montaigne.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_hPtIqgS_Scs/TJ4GqIDfolI/AAAAAAAAAeA/oy7friCnJA8/s72-c/image001.jpg.scaled.1000.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7998559722419790733.post-1509970791881830215</id><published>2010-09-24T16:39:00.006+02:00</published><updated>2010-09-24T17:50:56.697+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='inceleme'/><title type='text'>Grinderman 2 Üzerine</title><content type='html'>&lt;p&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_hPtIqgS_Scs/TJy4z29D9GI/AAAAAAAAAdw/LK1dXKuISIc/s1600/grinderman2+(1).jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5520490444313850978" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 400px; CURSOR: hand; HEIGHT: 400px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_hPtIqgS_Scs/TJy4z29D9GI/AAAAAAAAAdw/LK1dXKuISIc/s400/grinderman2+(1).jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;10 gündür bu herifleri dinliyorum. Uzun zamandır ayı gitarlı yeni albüm dinlememiş arada sırada bu garage rock revival olaylarındaki grupların albümlerine tekrar geri dönüyordum. Özellikle The Raconteurs'ün Consolers of the Lonely'si çok yardımcı oldu. Jack White da deli danalar gibi yan proje yapıp yapıp duruyor zaten, şu The Kills'deki ablayla The Dead Weather'ı kurdu da biraz daha rahatladı. Her gün her gün grup mu kurulur? Lisede mi okuyorsun ki, iki günde bir grup değiştiriyorsun arkadaşım? En azından iyi isimler buluyor gruplarına da ağzına yüzüne girmiyorum. &lt;/p&gt;&lt;p&gt;Mesela benim Peştamal(La Pechtamalle) diye grubum vardı, bu tip bir isme sahip olunca zaten, herkes konserinize gelmeden önce sizin çalacağınız grupları tahmin edebiliyor. Hemen listeyi vereyim: Muse, Audioslave, Cake, Duman(dikkat çekip herkese söyletmek amacıyla), Wonderwall(Oasis değil, tabii ki wonderwall. Wonderwall çalmayan ortalama bar grubuna zaten "Ortalama Bar Grupları Federasyonu" tarafından yeterlilik sertifikası verilmiyor. Üniversitede Tutunamayanlar'ı okumamak gibi bir şey, ya da ne bileyim entelektüel ortamlarda kimsenin bilmediği bir sinemacının falan adını zikretmemek gibi bir şey. Böyle durumlarda, hiç çaktırmadan "Ya hu siz Kâzım Kosher'i tanıyor muydunuz?" mükemmel İranlı bir sinemacı, zaten biliyorsunuz İran Sineması bir ekoldür, mesela Çakıllı Gündüzler diye bir filmi var, çekimler falan süper" diyebilirsiniz. Dikkatinizi çekerim, filmin konusu hakkında bir bilgi yok, "çekimler süper, açılar falan tabii" diyip geçiştirilebilir. Gece klüplerinde "baslar çok tatlıymış yalnız" falan demek de yine buna giriyor.)System of a Down, falan filan(mail atarsanız grup eklerim buraya daha) ha bir de grupta biraz böyle daha farklı müzik meselelerinde takılanların bulduğu garip isimli bir grubun az bilinen güzel bir şarkısı da olmalı. &lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Neyse, yan projeler demişken işte bu derbeder abimizin de hacı Warren Ellis(bu adam hasidik yahudi olacak biraz daha kasarsa)(bizim orada bir tane şarapçı var gündüz vardiyasında tekerlikli sandalyeyle, geceleri de asayla geziyor aynı ona benziyor zaten pis herif. Yalnız bir adet şarapçı kabanı lazım ona durun belki öyle fotoğrafı vardır.) ve Martyn Casey(gerçekten de basları çok tatlı çalıyor yalnız. Bir kere No More Shall We Part'taki Gates to the Garden'ı dinleyiniz lütfen, öyle güzel bas yürüyüşleri var ki, RHCP'nin Otherside klibindeki o tellerin üstünde geziyorsunuz resmen.), ve Jim Sclavunos'u alıp birkaç yıl önce Grinderman'i kurup "go tell the women we are leaving" falan dediler. Fakat gördüğüm kadarıyla çoğu aile saadeti içerisinde yaşıyorlar. Son serseriliklerin senin de be Nick'im, yakında sen de Leonard Cohen gibi beyefendi gibi takılmaya başlarsın. Gördüm zaten bıyıkları kesip insana benzemişsin. Zaten yengenin seni o halde eve nasıl soktuğunu anlamak mümkün değil. Warren Ellis evli mi bilmiyorum, yalnız arada Kumkapı'da keman çaldığını gördüm yan proje olarak. "Romanika 1: Agam Agam, Gagam Gagam"ın booklet'inde "Kemanlar: Kansız Warren" diye geçiyor çünkü.&lt;br /&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5520505798735970642" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 400px; CURSOR: hand; HEIGHT: 297px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_hPtIqgS_Scs/TJzGxmokQVI/AAAAAAAAAd4/jSIx4Hi75dc/s400/3934250541_1fc7b609f6_z.jpg" border="0" /&gt;Evet ikinci albüme geliyoruz. Bu albüm 1967'de çıkmış olsaydı Velvet Underground &amp;amp; Nico'nun yaptığı etkiyi yapabilirdi. Mesele öyle devrimci olması falan değil, şarkıların gerçekten de o albümdekileri andırması. Bu arada Ajdar'ın Çikita Muz şarkısıyla Velvet Underground &amp;amp; Nico albüm kapağına selam çaktığından şüphelendiğimi anlatmış mıydım hatırlamıyorum. Bir kere şarkı sözlerini yazan o ellere kurban olurum. Nick Cave bu işi iyi kıvırıyor zaten:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="-webkit-border-hor
